09:53 01 Haziran 2020
Canlı Yayın

    'Ekonomik kaygılar Merkel'i topu eyaletlere atarak aşamalı normalleşmeye yöneltti'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Yücel Özdemir'e göre, Almanya yaşlı nüfusu ve vaka sayısına karşın koronavirüs krizini iyi yönetti, ama ekonomik kaygılar Merkel'i topu eyaletlere atarak normalleşmeye yöneltti. Özdemir, aşırı sağın yeni hareketlenme için sokağı kullanmaya çalıştığı görüşünde. Özdemir, krizde puan kazanan Merkel'in bir dönem daha kalma ihtimalini de aktardı.

    Koronavirüs pandemisi dünya çapında 'düşüşe geçmiş' gibi görünürken, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere sıkı tedbirler aşamalı biçimde kaldırmaya başlanıyor. Dikkatler, krizin başından beri pandemiyi yönetim biçimi nedeniyle ilgi odağı olan, vaka sayıları yükselse de kayıp sayısını düşük tutmayı başaran Almanya'daki 'normalleşme' sürecinde. Nisan sonunda yavaş yavaş tedbirleri hafifleten Almanya'da son veriler vaka sayısındaki artışa işaret etse de ülkede 11 Mayıs itibarıyla büyük mağazalar başta olmak üzere hayatın pek çok alanında 'normalleşme' adımları atıldı. Durum eyaletler arasında farklılık gösteriyor. Hafta sonu Berlin başta olmak üzere pek çok kentte koronavirüsün komplo olduğu ve özgürlüklerin kısıtlanmasıyla anayasanın ihlal edildiği yolunda gösteriler de düzenlendi.

    Gelişmeleri Evrensel Gazetesi Almanya temsilcisi Yücel Özdemir ile konuştuk.

    'Merkel topu eyaletlere attı'

    Yücel Özdemir, Almanya'da koronavirüs vakalarının sayısının diğer ülkelerdeki gibi yüksek olduğunu ancak ülkede hatırı sayılır bir yaşlı nüfus da bulunmasına karşın ölümlerin dizginlenmiş olmasının önemli bir fark yarattığını belirtti. Normalleşmenin başlamasından sonra virüs bulaştırılması oranında bir artış gözlenmesine karşılık sürecin devam ettiğini belirten Özdemir, Merkel'in eyalet başkanlarıyla görüşmesi sonrasında eyaletlerin durumlarına göre önlemlerin gündeme geldiğin aktarırken, belli kriterler üzerinden bir anlaşma sağlandığını vurguladı:

    “Toplam vaka sayısı yüksek, bugünkü rakamlara göre 171 bin 879 kişi koronavirüse yakalanmış. Ama bunlar arasında ölenlerin sayısı 7569. Diğer Avrupa ülkeleriyle kıyasladığımızda en önemli fark ölen sayısının az olması. Robert Koch Enstitüsü yüzde 4.3 olarak açıklamıştı. Yaşlı bir nüfusun olduğu Almanya’da ölüm sayısının az olduğunu söyleyebiliriz. Son günlerde önlemler r sayısı dediğimiz bir kişinin virüsü bulaştırma oranı nedir, önlemler yumuşatılmaya başladığında 0.7 civarındaydı. Ama dün itibariyle Robert Koch Enstitüsü’ne göre 1.1’e kadar çıktı. Acaba şimdi yeni bir dalga mı gelecek, yeni önlemler mi almak lazım hafiften konuşuluyor. Ama diğer taraftan da aşamalı olarak bir normalleşme süreci başladı. 20 Nisan’da ilk olarak dükkanlar, 800 metrekarenin altındaki küçük işletmeler açılmaya başladı. En son 6 Mayıs’ta Başbakan Angela Merkel ile eyalet başbakanları önemli bir toplantı yaptı. Toplantı öncesinde eyalet başbakanları daha fazla işletmenin açılması konusunda Merkel’e epey baskı yaptı. Merkel de tabiri caizse ‘Artık eyaletler ne yapıyorsa yapsın’, çünkü Almanya Federal sisteminde pek çok yetki eyaletlerde olduğu için topu eyaletlere attı. Bir şekliyle başından itibaren gelinen süreç kontrollü bir süreç olarak devam etti. Bir uzlaşmayla oldu. Kimi zaman Bavyera eyaleti daha sert önlemlere gitse de genel olarak bir uyum vardı ve birlikte hareket ediliyordu. 16 eyalette koronavirüsün yayılma hızı, ölüm oranları birbirinden farklı. Örneğin en yüksek olan Bavyera idi, binlerce insan hayatını kaybetmişti. Ama en kuzeydeki Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde sadece 500 kişi virüse yakalandı ve 30 kişi öldü. Eyaletler arasında vaka ve ölü sayılarında çok büyük farklılık olunca özellikle az olan eyaletler ‘Bizde her şey normal’ dediler. Sayılara bakınca ‘Bize farklı bir imtiyaz tanınsın’ dediler. Merkel de tek bir kriter koydu: ‘Nüfusu 100 bin kişi olan yerlerde 50 kişiden fazla koronavirüse yakalanmış kişi olmayacak’. Bu 100 bine 50 kriteri aşıldığı takdirde tekrardan önlemler alınacak ve bu çerçevede bir anlaşmaya varıldı. Yapılan açıklama bir iki kasabanın dışında bu kriterlere uyuyor görünüyor. Bu durumda normalleşme, dükkanların açılmasına karar verildi. Önümüzdeki haftalardan itibaren oteller, restoranlar, spor alanları açılacak. Bugünden itibaren açık havada takımların antrenman yağmasının önü açılıyor. Bundesliga’da 16’sında maçlara seyircisiz oynamaya başlayacak. Okullar zaten peyderpey açılmıştı. Ama bugün itibariyle Kuzey Ren-Vestfalya’da ve diğer eyaletlerde kreşlere giden öğrenci sayısı artacak. Okullara giden çocuk sayısı artacak ve hedef yaz tatilinden önce Almanya’da okulları eskisi gibi olmasa bile büyük kısmının açılmasını sağlamak olarak belirleniyor."

    'Oteller, restoranlar sıkı kurallarla açılabildi'

    Özdemir, özellikle oteller, restoranlar gibi mekanların açılması için sıkı hijyen ve sosyal mesafe kuralları getirildiğini söylerken, bu sektörde de kapasitenin yüzde 50'nin üzerine geçilemeyeceğini, müşterilerin telefon ve adreslerinin alınması gibi uygulamaların da devreye sokulduğunu aktardı:

    "Bu yerler açılırken hijyen kuralları kriterleri var. 1.5 metre mesafe olacak, herkesin maske takması zorunlu artık. Bu kurallara uymayanlara değişik cezalar var. Örneğin en çok tartışma konusu olan restoranlardı. Restoran sahiplerinin artık iflası yaklaşmıştı ve onlar bu durumun değiştirilmesini istiyorlardı. Eyalet hükümetleri bu çağrıyı yaptılar. Çünkü bu sektöre çok çalışan insan var. Ama orada da şimdi bir kriter belirlendi. Yüzde 50 kapasitenin üzerine geçilmeyecek müşteri sayısında. Arada mesafe olacak 1.5 metre. Giden müşteriler çıktıktan sonra isim adres ve telefonlarını vermek zorundalar. Daha sonra bir durum olduğunda ulaşılabilsin diyerek. Her şey eskisi gibi olmadı, çok daha kontrolü bir süreç yaşanıyor. Tabii burada eyaletten eyalete fark var. Kuzey Ren-Vestfalya’da bugün başladı. En yüksek vaka sayısına sahip olan Bavyera eyaleti daha sonra başlayacak, 31 Mayıs’a kadar aşamalı olarak restoranlar, lokantalar açılacak. En tartışmalı olan berberler 4 Mayıs’ta başlamıştı çok yoğun güvenlik önlemleri çerçevesinde. Böylece her eyalet kendi durumuna göre okullar, restoranlar ve diğer alanları açmaya başlayacak.”

    ‘Bilimsel bir şeyi inkar ediyorlar, yeni bir sağ hareket için sokaklar kullanılıyor’

    Koronavirüs pandemisini inkar edenler ve aşı karşıtları Almanya'da da eksik olmazken, hafta sonunda düzenlenen gösterileri yorumlayan Özdemir, bu grupların bilimsel bir gerçeği inkara kalkıştıklarını belirtti. Çoğunlukla aşırı sağcı grupların başlattığı bu protestolara mart ortalarından bu yana karantinada kalma psikolojisi içerisinde katılanların da bulunduğunu anlatan Özdemir, aşırı sağın sokağı kullanarak bir hareketlenme yaratmaya çalıştığına dikkat çekti. Protestolar için Alman anayasasındaki haklarının ellerinden alındığı gerekçesininin çok sık kullanıldığını belirten Özdemir, sadece AfD ve aşırı sağcılar değil gösterilere işlerini kaybetmiş göçmen kökenlilerin de katıldıklarını kaydetti:

    “Almanya hafta sonundan itibaren bunu yoğun bir şekilde tartışıyor. Bugün Der Spiegel’de bunla ilgili 3 sayfalık analiz yazısı vardı. İlk başta küçük eylemlerdi, 200 kişiyle başlamıştı. Stuttgart’ta bu hafta sonu 10 bin kişi bir araya geldi, Berlin’de 1200, Münih’te 3 bin kişi. Bu eylemciler sürece korona diktatörlüğü diyorlar. Yani korona döneminde alınan uygulamaların Alman anayasasını rafa kaldırdığını, hükümetin diktatörlüğe dönüştüğünü söyleyerek önlemlere saçma diyorlar. Eylemler sırasında 1.5 metre mesafeyi tanımıyorlar, maske takmıyorlar. Virüsün gerçek olmadığını söylüyorlar. Hatta Bill Gates’in Dünya Sağlık Örgütü ve hükümetleri satın aldığını ve üretmiş olduğu insanların vücuduna çip yerleştireceğini düşünüyorlar. Aşıya kesinlikle karşılar. Kısa bir süre içerisinde bir dalga halinde yayıldı. Burada pek çok komplo teorisi var, kanıtlanmayan şeyler var. Martın 13’ünden itibaren evde kalan, streste yaşayan, kendisi hasta olmadığı halde kurallara uymak zorunda olan pek çok kişide de bir bunaltı yarattı. Bir an evvel hayatın normalleşmesini istedi. Ama bu aşırı sağcılar özellikle AfD milletvekilleri var, yine sosyal medya üzerinde antisemitist ırkçı görüşler yayınlanıyor, sağ popülist hareketlerin temsilcileri var, aynı zamanda liberaller var. Daha önce Thüringen eyaletinde başbakan seçilmişti kısa bir süre önce, FDP’li Thomas Kemmerich, o bile hafta sonu bir eyleme katıldı. Bir kokteyl var aşırı sağdan liberallere kadar. İşin içinde liberaller de var, onlar da çünkü radikal anayasa savunucusu oldukları için onu söylüyorlar. Temel haklarımız hükümet tarafından sınırlandırıldı ve bunlara karşı çıkmamız lazım diyorlar. Bilimsel bir şeyi inkar ediyorlar. Böyle bir virüsün bir insanı öldürebileceğini, yayılması durumunda daha fazla insanın öleceği gerçeğini kabul etmiyorlar. Bu bakımdan bilime karşı bir hareket içerisindeler. Ama demokratik hakların kısıtlanması doğru. Bu ülkede daha önce sol güçler de eleştirdi. Yasaya uygun şekilde 1.5 metre mesafe bırakarak, maske takarak en azından eylemler olabilir. Bu talep üzerine 1 Mayıs’ta pek çok yerde kuralına uygun şekilde eylemler yapıldı. Ama izin verilen yürüyüşler de bile kuralları tanımıyorlar. Birçok yerde de izin alma ihtiyacını da duymuyorlar. Normalde izin başvurusunda bulunursunuz, kuralları yerine getireceğinizi taahhüt edersiniz. Geçen hafta Köln’de, hiç izin başvurusu yapmadan bir anda sosyal medya üzerinden çağrı yaparak sokağa çıkıyorlar. Bunu anayasal hak olarak görüyorlar ama normal koşullardan geçmiyoruz. Bu konuyu suistimal etme durumu var, insanların korkularını körüklüyorlar. Bu süre içinde ekonomik olarak zor duruma düşen orta ölçekli işletmelerden bunları destekleyenler var. Stuttgart’ta gösteri düzenleyenlerin başını bilgisayar firması olan bir kişi çekiyor. Bunlar orta sınıflar, dükkanları kapandığı için, daha fazla kar edemeyenler destekliyor. Yeni bir sağ hareket için sokaklar kullanılıyor. Koronanın toplumda yaratmış olduğu ekonomik, sosyal, kültürel baskı ile yeni bir sağ hareketin zemini oluşturuluyor. Çünkü AfD dediğimiz aşırı sağcı parti son aylarda pek çok ankette oy kaybına uğradı. Bu partinin içerisinde Neonazilerin, radikal güçlerin olduğunu artık Almanya biliyor, halk da gördü bir kısmı teşhir olduğu için. Onun için AfD’yi de aşıyor, göstericilerin içinde göçmenler de var. Bu spektrumu giderek genişletmenin hamlesi olarak görülebilir. Ne kadar başarırlar bilemeyiz. Ama toplumda bu süre içerisinde baskı ve sindirmenin olduğun görmemiz lazım. Gelecek endişesi var. Yeni çıkan ilacı milyarlarca Euro para kazanmak için mi yaptılar diye saçma sapan tezler ortaya atılıyor.”

    ‘Halk ‘Koronayı atlatsak bile ekonomik durum ne olacak?’ diye soruyor’

    Almanya’da toplumun koronavirüsün yaratacağı işsizlik tablosundan endişeli olduğunu belirten Özdemir, bu yüzden sokağa çıkan göstericilerin hepsini ırkçı olarak tanımlamanın yanlış olacağını söyledi. Ancak eylemlerin başını aşırı sağcı, ırkçı kesimlerin çektiğini vurgulayan Özdemir, koronavirüs sonrası ekonomik tablonun ne olacağı konusunda toplumda derin endişelere atıf yaptı:

    “Anayasa Mahkemesi’nin Euro tahvillerinin satın alınması konusundaki kararı Almanya’nın önceki politikasıyla ilgili. 2018’de tartışılıyordu ve ona karşı çıktı. Avrupa Birliği de bu konuda bir uzlaşmaya vardı. AB korona sürecinde en fazla etkilenen ülkelere yardım edecek, ortak tahvil vermeyecek. Almanya’nın bu politikasını mahkeme onayladı. Herkesin kendi ulusal tahvilleri kalmaya devam edecek. Ama ekonomik olarak Almanya güçlü ve bu süre içerisinde 1.2 trilyonluk bir devasa bütçe açıkladı. Ayrıca borçlanmaya gidildi. Daha önce Federal Maliye Bakanı olan Scholz buna karşı çıkıyordu. Sonuçta bir şekliyle musluklar açıldı, korona etkisini azaltmak için. Burada büyük pay tekellere, büyük şirketlere gitti. İşçiler de bundan biraz yararlandı ama asıl payı büyük şirketlere gitti. Almanya’daki en büyük tedirginlik, işini kaybedecek olanların sayısının artacak olması. Şu anda bile Almanya’da korona ile birlikte 400 bin kişini işsiz kaldığı belirtiliyor. İşsizlik sayısında üçte birlik artış gerçekleşecek ve 5 milyona doğru gidecek. Bu son yılların rekor rakamı olacak. Şu anda pek çok şirket durdu, ekonomide bir daralma olacak. Bunun yaratmış olduğu sosyal sorunlarla işsizlik büyüyecek. Bu da her insanı bir şekilde tedirgin ediyor. Koronayı atlatsak bile ekonomik durum ne olacak diye soruyorlar. Sokağa çıkanların hepsini ırkçı olarak tanımlayamayız. Ama başını çekenlerin ırkçı, sağ kesimler olduğunu söyleyebiliriz. Bu tedirginlik bir kesimde bir tepki gösterme, sokağa çıkma, Merkel’e tepki… ‘Merkel istifa’ çok öne çıkıyor bu. AfD’nin çok kullandığı bir slogandı. Onun için bu endişe korona sonrasında ekonomik olarak güçlü olan Almanya’nın ayırmış olduğu ekonomik bütçeleri yeniden denkleştirmesi için belli alanlarda vergiler arttırılacak, kısıtlamalar yapılacak. Dolayısıyla toplumda böyle bir endişe var.

    'Merkel'e güven arttı, bir dönem daha başbakanlıkta kalabilir'

    Angela Merkel, geçen sene siyasete veda edeceğini açıklayıp CDU liderliğinden ayrılmışken, Özdemir'e göre, koronavirüs salgını siyasette de işleri değiştirebilir. Bu krizde Merkel'e güvenin arttığını söyleyen Özdemir, Almanya liderinin bir dönem daha devam etmesi ihtimalinin konuşulduğunu dile getirdi:

    "Koronavirüs gelmeden önce Almanya’da Merkel parti başkanlığını bırakmıştı. Onun yerine Savunma Bakanı olan Annegret Kramp-Karrenbauer gelmişti. O da Thüringen’deki olaydan sonra parti başkanlığını bıraktı. Kuzey Ren-Vestfalya eyaleti başbakanı Armin Laschet, daha liberal bir çizgi izliyor, Merkel’i takip ediyor diyebiliriz, o mu yoksa Friedrich Merz daha önce de başkanlığa aday oldu ama kaybetti. Daha çok Amerika’nın BlackRock şirketinin Almanya Denetleme Kurulu Başkanı idi. Daha neoliberal, muhafazakar bir çizgide o mu gelecek diyorduk. Ama son anketlerde hükümete destek yüzde 53’e kadar çıktı. Merkel’e güven arttı. Merkel’in partisi korona öncesindeki oy oranı yüzde 25’e kadar düşmüştü. Şimdi yüzde 40’a kadar çıktı, yani bu rekor düzey. Bu ortamda Merkel bir dönem daha düşünülebilir mi bilmiyorum. Ama bu konuda söylentiler var. Merkel bir dönem daha devam etsin deniliyor. Eğer bunu garantiye alırsa olabilir. Çünkü ortaklığında Yeşiller daha yakındı. Yeşiller o zaman yüzde 24 oy oranlarına çıkmıştı. Şimdi Yeşiller düştü, sosyal demokratlar kıpırdamaya başladı. Eylül 2021’de seçimler daha bir yıl var. O zamana kadar Almanya’da çok şey değişebilir.”

    Etiketler:
    Avrupa Birliği, Koronavirüs, aşırı sağ, IMF, Angela Merkel, Almanya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın