15:33 29 Ekim 2020
Canlı Yayın

    'ABD, SSCB'ye karşı yeşil kuşak gibi Çin'e karşı selefi kuşak stratejisi güdüyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 83
    Abone ol

    Hasan Kanbolat'a göre, Çin'in özerk bölgesi Hong Kong'u da içeren ulusal güvenlik yasası 'dev bir adım', buna karşı ABD'nin bölgenin ayrıcalıklı ticari statüsünü iptali sadece kendisine zarar verir. ABD'nin Çin'i çevrelemeye çalıştığını belirten Kanbolat, 'SSCB'ye karşı yeşil kuşak' gibi 'Çin'e karşı selefi kuşak' stratejisi güdüldüğü görüşünde.

    Koronavirüs krizi eşliğinde Trump yönetiminin hedefine oturan Çin'de yönetimin en önemli siyasi mobilizasyonu olan Çin Ulusal Halk Konseyi ve Siyasi Danışma Konseyi'ni içeren 'İki Toplantı' başkent gerçekleştirilirken, kritik kararlar alındı.

    Bunların en önemlisi ise 1984'te Britanya ile imzalanan anlaşma uyarınca 1997'de devralınan 'Tek ülke, iki sistem' üzerinden idari özerklik verilmiş Hong Kong'u da ilgilendiren ulusal güvenlik yasasının onaylanması oldu. Yasa Hong Kong'da koronavirüs nedeniyle nispeten dinmiş görünen protestoları tetikleyecek gibi görünürken, Batı ile büyük gerilim patlaması potansiyeli ortaya çıkardı. Nitekim ABD yönetimi Hong Kong'un özerkliğinin derdine düşerken, Çin, bölgenin iç işlerini ilgilendirdiğini dile getirdi. Gelişmeler Hong Kong'daki Britanya sömürgeciliğinin oluşturduğu zihniyet ile Çin'in egemenlik hakları üzerinden kırmızı çizgilerini kalınlaştıracak bir gerilime gebeyken ABD Temsilciler Meclisi'nin Sincan'la ilgili kararı da işin tuzu biberi oldu

    Çin etrafındaki tartışmaları Ankara Politikalar Merkezi'nin kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Kanbolat ile konuştuk.

    ‘Amerika için Hong Kong’un siyasi değil ticari bir değeri var’

    Hasan Kanbolat, koronavirüs krizi bitmeden ABD ile Çin arasında Güney Çin Denizi'nde bir gerilim beklenirken, Çin'in güneyindeki Hong Kong ve kuzeybatısındaki Sincan'dan gerilimin tırmandığını kaydetti. Özellikle Hong Kong'un ticari önemine dikkat çeken Kanbolat, özerklik için Britanya ile yapılmış anlaşmanın yanı sıra ABD nezdinde de bölgenin özel ticari statüsü bulunduğunu anımsattı. Kanbolat'a göre Hong Kong'u da kapsayan ulusal güvenlik yasası Çin'in egemenliği açısından 'dev bir adım':

    “Koronavirüs daha bitmeden Amerikan Çin ekseninde, Güney Çin denizinde bir gerilim beklenirken, bunun yanında Hong Kong ve Şincan Uygur Bölgesinde ciddi bir iki ayrı yerde biri Çin’in kuzeybatısında diğeri güneyinde olmak üzere büyük bir gerilim hattının ortaya çıktığını görüyoruz. Bu gerilim hatları sadece Amerikan Çin ilişkilerini değil sanki bütün dünyayı etkileyecek gibi geliyor. Çünkü Hong Kong özel idare bölgesi, ufak bir yer. 1000 km’lik bir yüz ölçüme sahip, 7.4 milyon da bir nüfus görüyoruz. Ama burası dünyanın en büyük 10. ihracatçı, en büyük de 9. İthalatçı bölgesi olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca Hong Kong doları da en çok işlem gören 8. para birimi. Burası İngiliz egemenliğinden beri dünyanın en önemli ithalat, ihracat ve ticari merkezlerinden biriydi. Çin’in mallarının en çok dünyaya dağıldığı yerlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Aslında Çin ile İngiltere arasında bir ortak beyanname bulunuyor, bir ülke iki sistem üzere. Bunun 50 yıllık bir süresi bulunuyor. Bu süre içerisinde Hong Kong idari ve siyasi olarak özerk bir bölge olacak deniyordu. Amerika ile Hong Kong arasında da bir özel ticaret statüsü bulunuyor. Amerika için Hong Kong’un aslında siyasi değil ticari bir değerinin olduğunu görüyoruz. Ondan dolayı da bu Hong Kong’un Çin tarafından tamamen yutulması, oranın siyasi özerkliğinin kaldırılması ulusal güvenlik yasası ile birlikte Amerika’yı ciddi bir şekilde rahatsız ettiğini görüyoruz. Trump ve yönetiminin artık Hong Kong’un bir özerk yapı olarak kabul edilmeyeceğini söylediğini görüyoruz. Çin Ulusal Halk Kongresi yani Çin parlamentosu da bu ulusal güvenlik yasası tasarısını bir hayır 2878 evet oyuyla kabul ettiğini de görmekteyiz. Bundan sonra Hong Kong’un yerel meclisinin onayı gerekmeden Çin yasalarının bu bölgede geçerli olacağını görüyoruz. Aslında bu koronavirüs döneminde en son Haziran 2019’da büyük protestolar olmuştu. Bu sakinlik içerisinde Çin’in Hong Kong’a yönelik dev adımını attığını görüyoruz. Bunun ne getirisi ne götürüsü olur? Çin’in ciddi bir miktarda ticari negatif durumu göze aldığını görmekteyiz ve kendi adımını da atmış durumda.”

    ‘ABD'nin Hong Kong'un ayrıcalıklı ticari statüsünü iptal etmesi kendisine zarar verir'

    Kanbolat’a göre, Çin’in Hong Kong konusunda hızlı kararlar almasının nedenlerinden biri ABD ile henüz ticaret anlaşmasının imzalanmamış olması. Hong Kong'un nüfusunun yüzde 90'ını Han Çinlilerinin oluşturduğunu belirten Kanbolat, ABD'nin Pekin'e karşı Hong Kong'un ayrıcalıklı ticari statüsünü iptal etmesinin kendisine zarar vereceğini anımsattı. Trump yönetiminin aynı zamanda Uygurlar üzerinden Çin'i kızdırdığını belirten Kanbolat, Amerika’nın Çin’i güneyden ve doğudan çevreleme politikası güttüğünü, buna karşılık da Çin’in Hong Kong ile ilgili hızlı davranıp denizden de dünyaya açılmanın yollarını aradığını söyledi:

    “Yüzde 92 oranında Han Çinlisi. Zaten burada beyaz batılı oranı sadece binde 8. Yani yüzde 1 bile değil. Çin Amerika’nın restini görüyor ve şunu diyor. Hong Kong için Amerikalıların yapacağı tek şey var. O da özel ticaret statüsünü ayrıcalıklı gümrük bölge statüsünü Amerika’nın iptal etmesi. Bunu da görüyorlar, istersen iptal et diyorlar. Ama şu ana kadar zaten Amerika bağırıp çağırmasına rağmen bunu da iptal etmiş değil. Amerika’ya zarar verir. Amerikan devletine değil girişimcilerine zarar verir, o da Amerika demek zaten. Onun için Çin bunu görüyor. Sen bağır, çağır, istersen de iptal et diyor. Ama bunun yanında zaten bence Hong Kong’da bu kadar hızlı adım atmasının bir nedeni de Amerika ile Çin arasındaki ticaret anlaşmasının bir türlü imzalanmaması hatta kasım seçimleri sonrasına da sarkama durumunun olabilmesi ama aynı zamanda Uygurlar üzerine Çin’i Amerika’nın ciddi şekilde kızdırması da göz önünde bulundurulmalıdır. Kissinger’ın Çin kitabı Çin’i anlamak için hakikaten en iyi kitaplardan biridir. Bunu Çinli yöneticilerden de çok duymuştum. Kissinger Çin’i anlamak için bu kitapta Go oyununu öğrenin ve oynayın ki Çin’i biraz anlayın der. Go oyununda satranç ya da tavla gibi yenme yenilme üzerine değildir. Alan hakimiyeti üzerinedir. Bunun üzerinden karşıdakini yener ve kıstırırsınız. Kissinger Çin’in de yaptığının bu olduğunu söyler. Sürekli olarak yavaş yavaş bir alan hakimiyeti sağladığını söyler. Aslında sadece Çin değil bunu bence stratejiyi bilen bütün devletler de uyguluyor. Örneğin Güney Çin Denizi’nde Amerika’nın da yaptığı bir alan hakimiyeti, yani Vietnam ile ilişkileri düzelttiler. Tayvan zaten elinde. Filipinler, Endonezya, Malezya, Singapur, bunları çevreleyince Güney Çin Denizi, Çin’in bir havuzu haline geldi. Çin oradan çıkamaz duruma geldi. Aynı şekilde Güney Çin Denizi’nin üzerindeki Doğu Çin Denizi’nde de durum aynı. Güney Kore, Japonya ve Tayvan ile çevreleyip Çin’in tamamen denizlerle olan ilişkisini kesip yani İpek Yolu stratejisinin deniz ile olan bağlantısını tamamen kesen bir hale Amerika’nın getirdiğini de görüyoruz. Onun için kanaatimce Hong Kong’un Çin için böyle bir önemi var. Çin’in Hong Kong’u da tamamen eline alarak denizden de dünyaya açılmanın yollarını aradığını görmekteyiz. Yaklaşık 1.5 milyarlık Çin’de 300-500 milyon Çinli, batı standartlarında ya da ona yakın yaşamaya başladı. Bunlar Çin’in güneyindeki Şangay, Hong Kong gibi buralardaki dev metropollerde yaşıyor. Tek çocuktan dolayı miras kuşağı dediğimiz mirasların da kaldığı zenginleşen bir genç kesimle karşı karşıyayız. Bu genç Çinliler karın tokluğuna yaşamak istemiyorlar. Bunun yanında dünya standartlarında ve daha demokratik bir Çin’de yaşama arzusu duyuyorlar. Bunun da Çin hükümeti tarafından görülüp bu gençlerle daha iyi bir kontak kurulması gerekiyor.”

    'SSCB'ye karşı kurulan yeşil kuşak gibi Çin'e karşı da selefi kuşak girişimi var, Rusya'ya zarar vermeyi hedefliyor'

    Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ınin Çin'in Orta Asya'ya ve Batı'ya karayoluyla açılım kapısı olduğunu söyleyen Kanbolat, ABD yönetiminin tıpkı SSCB'ye karşı 'Yeşil Kuşak' girişimiyle siyasal İslam'ı kullanması gibi Çin'i de bir selefi kuşakla çevirmeye çalıştığı görüşünde. Afganistan'ın son dönemde radikal selefi grupların toplanma yeri haline getirildiğini belirten Kanbolat, bu stratejiye Uygurların da dahil edildiğini, aynı şekilde Rusya'ya da zarar verme hamlesinin söz konusu olduğunu dile getirdi. Kanbolat, Çin ile Rusya arasında ise SSCB döneminden bu yana iyi ilişkiler bulunsa da anlaşmazlıkların eksik olmadığına dikkat çekti:

    “Uygur konusu da neden Çin önemli? Çünkü Şincan Uygur Bölgesi, Orta Asya’ya ve batıya karayolu açılım kapısı olarak karşımıza çıkıyor kuzeybatıdaki bu bölge. Ama burada da baskı yerine Uygurlar ile daha iyi anlaşarak ve Uygur aydınlarıyla daha iyi kontak kurarak ilişkilerin Türkiye ile de daha iyi bir ilişki ağı da kurularak ilişkilerin düzelebileceğini de düşünüyorum, Uygurları tamamen karşı cepheye almadan. 1980’lerde Amerika, Sovyetler Birliği’ne karşı bir yeşil kuşakla çevirme teorisi vardı ve bunu başarmıştı. Ardı ardına darbeler düzenlemişti. Türkiye’de, İran’da 79’da, 80’de bu yeşil kuşakta Pakistan, Afganistan, İran’dan Türkiye’ye kadar Sovyetleri güneyden çeviriyordu. Şimdi de kuzeybatıdan Çin’i bir selefi kuşakla çevirme harekatını görüyoruz. Afganistan son 1.5 yıldır radikal selefi gruplarının toplandığı bir yer olmaya başladı. Burada da ana hedeflerden ilki Orta Asya’nın selefileşmesi ve Çin’in Şincan’daki Uygur Türklerinin selefileşmesinin sağlanması üzerine bir stratejinin olduğunu da görüyoruz. Çin ile Taliban arasında da bunun için bir yakınlık olmaya başladı. Taliban selefi grupları algılamamaya başladı. Çünkü batı, vatandaşı olan Müslüman gençlerden radikalize olanları Suriye ya da Libya değil Afganistan’a gitmesini teşvik eder hale geldiğini görüyoruz. Çünkü Libya hemen batı Avrupa’nın dibinde. Suriye dibinde. Bunu gördü. Bu radikallerin kendilerine zarar verebileceğini gördüğü için daha uzak bir yer buldular. Oraya gitsinler Çin’e zarar versinler. Orta Asya’ya gidip oradan da Rusya’yı karıştırsınlar gibi bir noktaya gelindiğini görüyoruz. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasında sanayinin ilk ağır sanayiden teknoloji transferine hatta kültürüne kadar oluşturulmasında Rusya’nın Sovyetler Birliği’nin büyük katkıları olduğunu görüyoruz. Ama sonra da ilişkiler bozulmuştu. İki tarafta da bir güven eksikliğini oluştuğunu görmüştük. Son birkaç yıldır güven eksikliğine rağmen bir yakınlık oluşmuştu. Hatta Rusya ile Çin işçi sendikaları arasında bir anlaşmayla milyonlarca Çinlinin tatilini Rusya’da geçirmesi sağlanmaya başlanmıştı son birkaç yıldır. Rusya’ya gidenler havaalanında bile Çince yazılara rastlamaya başlamıştı. Böyle bir yakınlığın artı Rus gazının Çin’e aktarıldığını görüyoruz. İki taraf da kanaatimce yine birbirine tam olarak güvenmiyor. Rusya dünyanın altıda bir coğrafyası. Ama bu coğrafyanın yüzde 60’ı Uralların doğusunda bulunuyor. Burası bomboş bir coğrafya. Sibirya’da eski adıyla Yakutistan yeni adıyla Saha federe cumhuriyeti 2 milyon nüfuslu. Ama Hindistan’dan daha büyük coğrafyaya sahip. Bu kadar boş bir alanı aşağıda Çin varken, tutabilmek oldukça zor. Orta Asya da öyle. Onun için bu coğrafyada Çin korkusunu da göz ardı etmemek gerekiyor.”

    Etiketler:
    Koronavirüs, Ceyda Karan, Selefi, Hong Kong, SSCB, Çin, Rusya, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın