06:38 28 Eylül 2020
Canlı Yayın

    'ABD'nin Almanya'dan asker çekmesi azaltma stratejisinin parçası, ABD üslerden vazgeçmez'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 20
    Abone ol

    Yücel Özdemir'e göre Trump'ın Almanya'dan asker çekme talimatına dair haberler 'azaltma stratejisinin' parçası ve üslerden vazgeçmek anlamına gelmiyor. Ancak tartışmalar Almanya'yı böldü. ABD'nin Kuzey Akım-2'ye dair baskılarına atıf yapan Özdemir, 'Ne Almanya ne Rusya projeden vazgeçmez' derken, Berlin'in denge siyaseti güdeceği görüşünde.

    Dünya çapında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi ABD'nin Donald Trump yönetimi altında yaşadığı hegemonya sarsılması eşliğinde müttefikleriyle ilişkilerinde ortaya çıkan çatlakları daha görünür kılıyor. Trump'ın pandemiyi ele alış biçimi, ABD'deki protestolardaki tavırları müttefiklerinden üstü örtülü eleştiriler alırken, Avrupa'da özellikle Almanya'da ABD ile ilişkiler yan tartışmalar eşliğinde sorgulanıyor.

    ABD'nin nükleer silahlar dahil İkinci Dünya Savaşı'ndan kalan varlığından, Rusya Federasyonu ile stratejik Kuzey Akım-2 boru hattını engellemek için hazırlanan yaptırımlara uzanan bir dizi başlık bulunuyor. Bunlara Trump'ın Çin'le giriştiği bilek güreşi ve Avrupa'nın Pekin yönetimi ile ilişkileri de eklenmiş durumda.

    Son olarak Wall Street Journal gazetesi, Trump'ın 9 bin 500 Amerikan askerinin Almanya'dan çekilmesi talimatı verdiği iddialarını haberleştirirken, gelişmeleri Evrensel Gazetesi Almanya temsilcisi Yücel Özdemir ile konuştuk.

    ‘Tartışma yeni değil ama Almanya’yı tekrardan ikiye böldü’

    Yücel Özdemir, Almanya’daki ABD askerlerinin sayısının yıllardır azaltıldığını ve bu tartışmaların yeni olmadığını vurguladı. ABD'nin İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan bu yana Almanya'da onbinlerce askerin varlığını sürdürdüğünü belirten Özdemir, Ramstein, Stuttgart gibi üslerin ABD'nin Afrika, Ortadoğu, Afganistan ve Suriye gibi bölgelerdeki gelişmelerin takip edildiği yer olduklarını anımsatarak bu üslerden vazgeçilmeyeceğini dile getirdi. Ancak Özdemir, bu meselenin başka tartışmalarla birleşerek Almanya’yı tekrar iki kutba ayırdığını vurgulayarak tetiklenen iç tartışmaları aktardı:

    “Tartışma yeni değil, uzun süre değişik vesilelerle bu konu gündeme geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın deyişiyle Almanya-Amerika ilişkileri oldukça karmaşık bir süreçten geçiyor. Bir taraftan ittifakın sürdürülmesi talep ediliyor, bir taraftan da Almanya kendisi bağımsız bir siyaset izlemek istiyor. Tam bu sırada Amerika’nın 9 bin 500 askerini çekeceği iddia edildi. Henüz şu anda kesinleşmiş bir bilgi yok. Trump’ın böyle bir emir verdiği ifade ediliyor ama ne Almanya’ya ne NATO’ya bu konuda bilgi verilmiş. Böyle bir şeyin olması şaşırtıcı değil. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika’nın Almanya’yı arka bahçesi olarak kullanması ve buradan dünya siyaseti izlemesi, Sovyetlere karşı Almanya’yı üs olarak kullandığını biliyoruz. 1985’te Almanya’da tam 250 bin Amerikan askeri vardı. Bu askerlerin sayısı Soğuk Savaş’tan sonra giderek azaldı. Bugün 9 bin 500 ama bir süre önce de rakamlara baktığımızda 2006’da 72 bindi. 2009’da 56 bin, 2016’da 35 bine kadar düşüyor. Bir azaltma stratejisinin olduğunu gösteriyor. Ama Amerika, Almanya’daki askeri üslerinden vazgeçmiyor. Asker sayısını azaltmakla birlikte özellikle Ramstein, Stuttgart çok önemli, Amerika’nın Afrika’daki bütün askeri hareketlerinin kontrol edildiği bir yer. Amerika dışındaki en büyük askeri hastane yine Almanya’da bulunuyor. Ortadoğu, Irak, Afganistan, Suriye ya da başka bölgelerde Amerikan askerleri bir şey oldu mu hemen Almanya’da tedavi edilme süreci var. Almanya’daki bu üsler gerçekten de Amerika açısından önem taşıyor. Şimdi bunlardan vazgeçme diye bir şey yok, sadece asker sayısı azaltılabilir. Bu azaltılan asker sayısı yarın tekrardan çoğaltılabilir. Almanya’da pazartesiden bu yana yoğun bir şekilde tartışılıyor bu konu. Almanya’yı tekrardan ikiye böldü bu mesele. Hristiyan Demokratlar, Muhafazakarlar, ‘Tarihsel bir ittifakız, ne oluyor da haber vermeden bu kadar asker çekiliyor, bu kabul edilemez ve her iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri zedeleyecek’ açıklamalarında bulunuyor. Amerika’dan kopuş istenmiyor. Çünkü Amerika ile bir şekliyle askeri siyasi ve ekonomik olarak ilişkileri sürdürülmesini istiyor. Sosyal Demokratlar ise biraz arada. Koalisyon ortakları Sosyal Demokratlar, ‘Gidersen iyi olur, kalırsan da fazla problem değil’ diyorlar. ‘Giderseniz Avrupa Birliği Ordusu’nu, Avrupa’nın kendi kaderini askeri olarak savunması konusunda bizim için bir fırsat olur’ diyen Sosyal Demokratlar var. Sol Parti hemen ‘Bu çok iyi bir fikir’ dedi. ‘Hepsini götürün’ diye çağrı yaptılar.”

    'Almanya'daki nükleer silahlardan da rahatsızlık var ama muhafazakarlar Soğuk Savaş denkleminden yana tutum alıyorlar'

    Özdemir, Almanya'daki barış yanlısı ve antifaşist örgütlerin yıllardır Amerikan üslerine dikkat çekmeye çalıştıklarını anımsatırken, ABD'nin Almanya'da bulunan nükleer silahlarının yarattığı rahatsızlıklara da dikkat çekti. Ancak Özdemir, Almanya'daki olanca tartışmaya ve ABD'nin Almanya'nın çıkarlarını ve gücünü pekiştirmesini istemediği görüşlerine rağmen muhafazakar cephenin ABD ile ittifakın sürmesini istediğinin altını çizdi:

    “Almanya’daki barış örgütleri, antifaşist örgütler yıllardan beri Amerikan üslerine dikkat çekiyorlar. Bu konuda protesto gösterileri yapılıyor. En önemlisi Almanya’da Amerikan atom silahları var. Almanya’nın kendisine ait atom silahları yok ama her tarafında Amerika’nın atom silahları var. Bunlar da sürekli büyük rahatsızlık duyuyor. Almanya’nın Amerika ile ilişkilerinde uzun vadede mümkünse Amerikan askerlerinin tamamen gitmesi, eskinin Sovyetler askerleri vardı Doğu Almanya’da. Amerika’nın bugünkü süreç içerisinde tamamen Almanya’daki ayrıcalıklarından vazgeçeceğini zannetmiyorum. Genel olarak mevcut olan dünyada ve önümüzdeki süreçte ‘Almanya nerede, hangi ittifaka yakın duracak?’ tartışmasında muhafazakarlar özellikle eski Soğuk Savaş denkleminden yana tutum alıyorlar. Amerika ile yakın bir strateji ittifakının sürdürülmesini istiyorlar. Güncel gelişmelere bakıldığında aslında Amerika bugün Almanya’nın çıkarlarını ve bölgesel bir güç olmasını engelleyen pozisyonda."

    ‘Ne Almanya ne Rusya Kuzey Akım’dan vazgeçer’

    ABD'nin Almanya'nın Rusya ile neredeyse tamamlanmak üzere olan Kuzey Akım-2 projesine karşı uyguladığı yaptırımları sıkılaştırma girişimlerini anımsatan Özdemir, ne Berlin'in ne de Moskova'nın bundan vazgeçmeyecekleri görüşünde:

    "Kuzey Akım-2 konusunda (ABD'nin Almanya'daki Büyükelçisi) Richard Grenell’in tavrı, 'Trump’ın Almanya’daki uzun kolu' diye ifade ediliyor. Grenell diplomatik sınırları aşan tarzda Alman siyasetçilerini ve işverenleri, tekelleri tehdit etti. 'Kuzey Akım sürecine katılanlara yaptırım uygulayacağız' dedi, zaten bu yaptırımları uygulamaya başlamışlardı da. Önemli de bir mesafe kat ettiler. Ama benim görebildiğim zaten Kuzey Akım-2'nin yüzde 94’ü bitmiş. Bundan sonra ne Almanya, ne Rusya bu haktan vazgeçer. Almanya’nın uzun vadedeki planı da, Rus gazının Avrupa’daki piyasaya dağıtılması ve stratejik olarak bir merkez haline gelmesinde Kuzey Akım 1 ve 2 önemli rol oynuyor. ABD'de de bir tasarı hazırlamışlar; ‘Kuzey Akım-2 Amerika’nın güvenliği için tehlikeli’ diyorlar. Almanya Amerika’dan uzakta, Rusya ile ticari ilişkileri var. Bu neden Amerika’nın ulusal çıkarlarına tehdit oluştursun? Burada Almanya’nın iki dengeyi gözeterek kendi çıkarlarına göre hareket etmesi, ticari olarak Rusya’yı gözeten bir pozisyonda durması söz konusu. Çünkü Rusya ile devasa ticari ilişkileri var, enerji ihtiyaçları var. Rusya da sürekli bunu gözetiyor. Amerika yeni parametrelerin oluştuğu dünyada Almanya’yı kendi cephesinde bir ittifak gücü olarak tutmak istiyor. Tehditler de biraz ondan.”

    ‘Almanya, Rusya ve ABD arasında denge siyaseti izliyor’

    Almanya’nın ABD’nin her dediğini kabul etmeyen nadir Avrupa ülkelerinden olduğunu belirten Özdemir’e göre Almanya, gelecek dönemde Rusya ve ABD arasında siyasi ve ekonomik çıkarları açısından bir denge siyaseti izleyecek:

    “Almanya’nın şu anda boyun eğmesi pek mümkün değil. Amerika’da Cumhuriyetçi ve Demokratların hazırlamış olduğu yeni yasa tasarısı var. Orada her iki parti tarafından kabul edilecek ve yeni hattın yapımına katılacak olan gemilerin yapımında rol alacak olan Avrupalı şirketlerin cezalandırılmasını istiyor. Rusya şu anda tek başına yeni bir gemi donanımını sağlayacak teknik altyapıya sahip olmadığı için Avrupa’dan destek isteyecek. Avrupalılar da bu projeyi sonuna kadar getirmek için çaba sarf edecek. Amerika tehdit ediyor. Ama önümüzdeki dönemde Avrupa’da en azından Almanya açısından Amerika’nın her dediğini kabul etmeyen bir pozisyonda. Rusya ile ilişkileri de karmaşık. Bir taraftan Kırım, Ukrayna konularında Rusya’ya sert tutum izlerken, daha sonra daha yumuşak bir politika izlemeye başladılar. Amerika ile Rusya arasında çok ince bir çizgide Almanya işi götürmeye çalışıyor, nereye kadar götürür belli değil."

    'Almanya, Çin ile ilişkilerini de gözeten pozisyonda'

    Özdemir, ABD askerlerinin çekilmesi meselesinin bir ayağının da Çin ile bağlantılı olduğunun dile getirildiğini de aktardı. ABD'nin önümüzdeki dönemde askeri stratejisinin Çin'e yoğunlaşmasının beklendiğini anımsatan Özdemir, Almanya'nın Çin ile yoğun dış ticarete sahip bir ülke olarak Çin'i de gözeten tutumuna dikkat çekti:

    "Askerlerin çekilmesinin bir fonksiyonun da o olduğu ifade ediliyor: Yani Amerika buradan çekilecek ama önümüzdeki dönemde askeri stratejisini Çin’e doğru yoğunlaştıracak. Korona krizi uluslararası ilişkilerde Amerika’nın zayıflamasını ve Çin’in yükselişini birlikte getiriyor. Almanya dış ticareti Çin ile muazzam bir kapasiteye sahip. Çin de dış ticaretten beslenen bir ülke ve hep Çin’i gözeten pozisyonda. Dolayısıyla Çin ile ilişkilerini tam koparabilecek bir ülke değil. Hep Çin’i gözeterek siyaset yapıyor. Eylül ayında Leipzig’de büyük bir Avrupa Birliği-Çin Zirvesi yapılacak. Bu Avrupa ile Çin arasındaki ilişkilerin tekrardan yenilenmesi ve güncellenmesi hedefleniyor. Amerika’nın bütün baskıları ve tehditlerine rağmen, Çin’i hedefe koymasına rağmen AB özellikle Almanya kendi çıkarlarına bağlı olarak Çin ile ilişkilerini geliştirecek. Gelecek dönemde Almanya, Çin ve Rusya’nın oluşturduğu eksene mi Amerika’ya mı yakın duracak, bunu şu anda kestirmek zor. Ama kendi siyasi ve ekonomik çıkarları açısından bir denge üzerinden ilişkilerini sürdürmeyi hedefliyor.”

    Etiketler:
    Yaptırım, pandemi, Koronavirüs, Kuzey Akım-2, Rusya, Donald Trump, Çin, ABD, Almanya, Yücel Özdemir
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın