00:14 10 Temmuz 2020
Canlı Yayın

    'Yunan Savunma Bakanı içeriye mesaj veriyor ama Doğu Akdeniz'de karşı karşıya gelme riski var'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 20
    Abone ol

    Evren Dede'ye göre Yunanistan, Türkiye gündemiyle 'yatıp kalkıyor' ama Yunan Savunma Bakanı'nın 'çatışmaya hazırız' söylemi muhalefete yanıt amaçlı. Son dönemde Ayasofya meselesinin Atina'da çok tepki çektiğini belirten Dede, Doğu Akdeniz'de sınırlı da olsa karşı karşıya gelme riski olduğunu dile getirdi. Ancak Dede bunun büyümesini olası görmüyor.

    Koronavirüs pandemisinden 'çıkışta' Türk dış politika gündemi de hareketlenirken, Libya ve Suriye'nin yanı sıra Türk-Yunan ilişkilerindeki gerilim öne çıkıyor. İlişkilerde Yunanistan ve AB sınırlarına yönelik sığınmacı krizi, Ege ve Doğu Akdeniz ile Hıristiyan aleminin önemli yapılarından Ayasofya Müzesi'nin cami yapılması da eklenmiş durumda.

    Yeniden ısınan Türkiye-Yunanistan geriliminin Atina'dan nasıl görüldüğünü Yunanistan'da yaşayan gazeteci-yazar Evren Dede ile konuştuk.

    ‘Yunanistan’da Türkiye ile yatıp kalkıyoruz’

    Evren Dede, Türkiye yönetiminin koronavirüs pandemisi öncesinde sınırı sığınmacılara açmasıyla Yunanistan'la yaşanan gerilime atıf yaparken, sadece bu değil pek çok başlıktaki sorunların Yunanistan tarafında her gün önemli gündem meselesi olduğunu belirtti. Atina'da her gün 'Akdeniz nerede başlıyor' tartışmaları olduğunu, 'FIR hattına giren Türk uçaklarının sayıldığını' aktaran Dede, Meriç'teki sınır hattında yaşananların da bunlara eklendiğini vurgularken, Atina'nın İtalya ile yaptığı MEB anlaşmasının da Türkiye'nin Libya'daki hamleleriyle ilintili olduğunu dile getirdi:

    “Türkiye’ye pek yansımasa da biz Yunanistan’da Türkiye ile yatıp kalkıyoruz. Sabah gazeteler Türkiye ile başlıyor, tüm medya bununla devam ediyor. Bakanlar, başbakan, savunma bakanı devamlı bununla ilgili açıklama yapıyor. Herkes Türkiye ile bir sorun var. Sorunlar değişiyor, artıyor, sorun yumağı büyüyor, uzun yıllardır Kıbrıs sorunu vardı. Ege meselesinde hem ada sahası hem adaların kıta sahanlığı var mı yok mu, Ege nerede bitiyor, Akdeniz nerede başlıyor tartışmaları vardı. Her gün Türkiye’ye yansımasa bile Yunanistan’da sayıyorlar. Kaç defa Atina FIR hattına girdi Türk savaş uçakları. Atina FIR hattı, zamanında serbest yolcu uçuşu yapan uçakların geçtiği güzergahı Ege üzerinde kim kontrol edecek? Bu hattı Türkiye istememiş, Yunanistan almış. Yunanistan sanki kendi hava sahasıymış gibi Atina FIR hattını görüyor. Türk savaş uçakları her geçtiğinde şu kadar ihlal oldu diyorlar. Bütün bunlar yıllardır süregelen meseleler. Sadece bunlarla da sınırlı değil azınlıklar meselesi var. Her sene mutlaka konuşuyoruz. Bir Patrikhane meselesi var, Batı Trakya Türkleri meselesi var. Yeni sorun göçmen akınıydı. Kovid kriziyle birlikte durdu göçmen akını. İki ülkenin arasında gayri resmi bir savaş yürütülüyordu Meriç’te. Türk askerleri ve polisiyle aynı şekilde Yunan askeri, polisinin karşılıklı ateş ettikleri, göçmenleri savaş gibi sınırdan görüntülerin geldiğini hatırlıyoruz. Ölen göçmenler oldu, Yunanistan reddetti. Dolayısıyla inanılmaz bir süreçten geçiyoruz. Ama öyle bir dünyada yaşıyoruz ki Kovid geldi, ben daha anlayamadım. Hala da anlamlandıramıyorum bir sürü şeyi. Avrupa Birliği’nde sırf içeride gezme izni var ama üçüncü ülkeleri yok, niye onlarda Kovid daha mı az? Avrupa’da daha fazlaydı. Ama kimse bir şey anlayamadı gelişmeler hızlı yaşandığı için. Dün tekrardan Meriç’te iki katına çıktı geçmek isteyen mültecilerin sayısı. Yunanistan’ın desteklediği Hafter, Türkiye’nin Libya’da desteklediği Serrac hükümeti. Dolayısıyla burada savaşan yerlerde bile iki ülke zıt kutupları destekliyor. İtalya ile Yunanistan iki gün önce münhasır ekonomik bölge anlaşması imzaladı. Buna sebep Türkiye’nin Libya ile yaptığı anlaşma. Bunun tartışmaları sürüyor, Türkiye’ye karşı bir kazanç olarak görülüyor. Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Mısır’a gidiyor. Mısır ile münhasır ekonomik bölge anlaşması ilanı diyor ki bu Türkiye’yi yok sayan Akdeniz’de bir şey mümkün değil. Çünkü en fazla kara sınırı olan Akdeniz’e, Türkiye. Fakat her noktada NATO’ya kadar çıkabiliriz veya herhangi bir yerde Türkiye’nin adayı olduğu zaman bile Yunanistan artık açıkça kızgınlığını göstererek Ermenilerle hep beraber hayır diyerek engelliyorlar. Aynı şekilde mısır, İsrail, Güney Kıbrıs…”

    ‘Ayasofya Yunanların Kabe’sidir’

    Evren Dede'ye göre son dönemde Doğu Akdeniz meselesine Ayasofya Müzesi'nin camiye dönüştürülmesi 'tuz biber ekti.' Ayasofya'nın dini sembol olarak Yunanların Kabesi sayılabileceğini belirten Dede, hem Yunanistan hem de Türkiye'nin meseleyi siyasi malzeme olarak kullandığı görüşünü dile getirdi:

    “Ama son dönemde esas büyüyen iki konu var. Akdeniz’deki gelişmelerin Türkiye ile Yunanistan ilişkilerini çok ciddi etkiliyor. Ayasofya meselesi üzerine tuz biber oldu. Yunan hükümetinin siyasi mağlubiyeti olarak adlandırılabilir, eğer böyle bir gelişme olursa. Ayasofya dini bir semboldür. Ama şu an Yunanistan’da da Türkiye’de de Ayasofya siyasi bir kazanç olacak. Eğer Türkiye’deki Müslümanlar açısından yapılırsa, Türkiye’deki hükümet çok büyük oy alacak belki de. Aynı şekilde Yunanistan’da da mevcut iktidar sağ milliyetçidir, onların hezimeti olmuş olacak. Dolayısıyla Ayasofya’yı ayrı bir kategoride değerlendirmek lazım. Nasıl Müslümanların Kâbe’si var, hacca gidiyor. Ayasofya’yı bir Ermeni, Rus, Ortodoks bile olsa büyük bir mabet. Saymakla bitiremeyiz 10 program yapsak. Ama özü İstanbul, Bizans’tır. Bizans da Yunanlılar Konstantin’dir. Yunancadır, dolayısıyla Yunanların Kabe’sidir. Sokaktaki her Yunan’ın kendisiyle özdeşleştirdiği bir yer. İlkokuldan itibaren çocuklar Yunan tarihinde hep Yunan kimliğinin Osmanlı altında yaşadığı, sonra ulusal bağımsızlığı kazanılması şuuruyla yetişiyor. Ayasofya’yı aradan şu kadar yıl geçmiş Osmanlı almış. Öyle olmuyor, bir kere daha kaybedilmiş gibi bir hissiyat oluşmuş durumda. Yunanlardaki psikolojik anlamda da derin olan bu sıkıntı Türk-Yunan ilişkilerde iki Yunan ve Türk’ün uzo ve rakısını alıp içtiği anda bile artık konuşacak konu kalmıyor. Ege’yi konuşamayız, balıkların Ege diyemiyoruz. Kıbrıs’ı da konuşamıyoruz, dil meselesi var, sen bizden şu kelimeyi aldın tartışması. Türk kahvesi, Yunan kahvesi. Kıbrıs çıkartmasından sonra, ismini değiştirdiler. Türk kahvesi değil Yunan kahvesi deniyor. Mevcut sorunun çok büyük olduğunu söylemek mümkün."

    'Gerilimin çatışmaya dönme riski var ama...'

    Dede, Türkiye ile sorunların Yunanistan'da gündemi kaplamasının iktidarın muhalefetle bilek güreşinin de ana konusunu oluşturduğunu belirtirken, Savunma Bakanı'nın 'Türkiye ile çatışmaya hazır olunduğu' sözlerinin buradan kaynaklandığı görüşünü aktardı. Dede, yine de Doğu Akdeniz'de karşı karşıya gelme ihtimalini dışlamamak gerektiğini belirtirken, bunun Suriye tipinde büyük ve uzun sürecek çatışmayı yol açmasının zor olduğunu ekledi:

    "Yunanistan’daki sorunları aktarıyorum size, Türkiye için sorunların yüzde 15’ine tekabül ediyor. Savunma Bakanı şunu dedi aslında, o ifade Türkiye’de yansıtılırken başka oldu, şu anlamda diyor. Türkiye’den bir ihlal var yazıyor medya. Her gün şu kadar ihlal oldu, şu kadar göçmen Türk güvenlik güçleri zorla götürdü. Ardından Savunma Bakanı da cevap veriyor. Askeri bir şey bile olsa bile ordumuz cevap verebilecek güçte. Türkiye sorulduğu için Türkiye diyor, biz planları yaparken sadece kurmayda Kuzey Makedonya, Bulgaristan gibi diğer komşuları için de yani herhangi bir ülke ile savaş olması durumunda planları vardır, Türkiye’nin de vardır. Biz hazırız diyerek içeriye mesaj veriyor. Kaza olmaz denmiyor. Mesela iki uçak çarpışabilir, tarihte bunları yaşamışız iki ülke olarak. Denizde bir çarpışma olabilir, ateş etme olabilir Meriç’te olduğu gibi. Eğer savaş ise bunun adı saatler sürebilecek bir şeyden bahsediyoruz. Suriye’de olan gibi bir şeyden bahsedilmiyor. Ama böyle bir gerginlik olabilir, bu da bir realite, görmezden gelmeyelim. Türkiye’nin göndereceği Akdeniz’deki doğalgaz arama çalışmaları sırasında Yunanistan, ‘Biz kendi sahamızın işgali durumunda cevabı her türlü şekilde vereceğiz’ dedi. Savaş gemileriyle de vereceğiz anlamına geliyor.”

    ‘Trump yönetiminin dış politikada boşta bıraktığı yeri büyükelçiler dolduruyor’

    NATO üyesi olan Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilime karşılık ABD'den durumu teskine dair açıklamalar 'sınırlı' kalırken, özellikle Atina'daki ABD Büyükelçisi'nin Yunanistan lehine tutumu son dönemde dikkat çekmişti. Dede'ye göre Trump yönetiminin dış politikada açık pozisyonda bıraktığı yeri büyükelçilerin inisiyatif alarak dolduruyorlar ancak elçilerin bulundukları ülkeye göre açıklama yapmasını 'normal görmek' lazım.

    “Şu anki Amerika Birleşik Devletleri’nin Atina Büyükelçisi Geoffrey Pyatt Ukrayna’dan buraya geldi. Ukrayna’nın Rusya ile yaşadığı bütün sorunlarda o dönemde orada olan Amerikalı büyükelçiden bahsediyoruz. Pyatt, çok meşhurdur. Twitter’ı da aktif kullanır. İngilizce devamlı açıklamalar yapar Türk-Yunan ilişkileriyle ilgili. Dünkü açıklamasında ‘Adaların da tıpkı anakara gibi kıta sahanlığı vardır’ dedi. Böyle derseniz Ege’nin yüzde 90’ı Yunanistan’ın demektir. Dedeağaç Türkiye’nin dibidir. Biz Amerikan askeri olarak üs istedik. Dedeağaç’a talibiz diye açıklaması var. Ukrayna’dan gelen çok aktif, çok sözünü esirgemeyen, şu anki görevi Yunanistan olduğu için Yunan-Amerikan ilişkilerinin çok sıkı olması için her şeyi yapan, inisiyatif yapan güçlü karakterde bir büyükelçiden bahsediyoruz. Onun döneminde Amerikan-Yunanistan ilişkilerinin ivme kazandığı bir gerçek. İsrail ile de ilişkilerin arttığını da görebiliriz. Daha önceki hükümetlerde buradaki mevcut diplomatın da payı oluyor. Aynı şekilde Türkiye’nin Ankara’daki Amerikan büyükelçisi de Türk-Amerikan ilişkilerinin menfaatine açıklamalar yapıyordur. Ama onun sesi duyulmuyor. Mesela ona sorulsa Adalarla ilgili, o ne diyecek? Gazetecilerin işi, hepimiz büyük diplomatlara soruyoruz, Ruslar dahil, Mısır da. Kendi ülkeleriyle Yunanistan ilişkilerini önde tutan açıklamalarda bulunuyorlar. Ankara’daki diplomatlara sorulduğunda onlar da kendi ülkeleriyle Türkiye arasındaki ilişkileri öne alan açıklamalarda bulunacaklardır. Trump yönetiminin dış politikadaki açık pozisyonunda tahminim büyükelçilerin daha fazla inisiyatif aldığı yönünde. Dün ilk defa Yunan Dışişleri Bakanı Dendias, Yunan kara sınırına yakın Akkuyu Nükleer ile ilgili açıklama yaptı. ‘Türkiye bizim sınırımıza, bizleri de etkileyecek bir nükleer santral gibi bir şeyi kimseye sormadan yapması nasıl olacak?’ dedi. İlk defa şunu söylediler. Bu konuya bile müdahil olmaya çalışacaklarının açıklamasını yaptı.”

    Etiketler:
    Donald Trump, ABD, Sığınmacılar, Ayasofya Müzesi, Münhasır ekonomik bölge, kıta sahanlığı, Doğu Akdeniz, Gerilim, Nikos Dendias, Türkiye, Yunanistan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın