22:34 02 Temmuz 2020
Canlı Yayın

    'Türkiye, Libya'nın yeniden inşasına talip ama dış finansmana ihtiyacı var, ABD devreye sokulmaya çalışılıyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 75
    Abone ol

    Zeynep Gürcanlı'ya göre Türk heyetinin sürpriz Libya ziyareti askeri işbirliğinin ötesinde yeniden inşaya odaklanıldığının işareti ancak finansman sıkıntısı yüzünden ABD devreye sokulmaya çalışılıyor. Gürcanlı, Ankara'nın salt Hafter değil Salih'li müzakereye de yanaşmadığını belirtirken, Paris ve Atina'nın NATO girişimlerini nafile buldu.

    Koronavirüs krizinden çıkışta Türk dış politikasının kritik başlıklarında hareketlenme yaşanıyor. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'i ağırlayan Ankara'dan üst düzey bir heyet tüm dikkatlerin çevrildiği Libya'yı ziyaret etti.

    Mısır Devlet Başkanı el Sisi'nin uluslararası toplum tarafından desteklenir gibi görünen ateşkes çağrısının hemen ardından gerçaekleştirilen ziyarette Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan'ın yer alması dikkat çekti. Ancak dönüşte Çavuşoğlu'ndan gelen açıklamalar, Libya iç savaşının taraflarını masaya oturtma arzularını yansıtır görünmedi. Bu süreçte Ankara Fransa ve Yunanistan'ın da hedefi haline gelmiş durumda.

    Gelişmeleri Ankara'dan Sözcü gazetesi temsilcisi ve yazarı Zeynep Gürcanlı ile konuştuk.

    ‘ABD, Libya’da Türkiye’ye yakın görünmekle birlikte yine de orta yolu bulma eğiliminde’

    Zeynep Gürcanlı'ya göre Türkiye'nin Batı ile ilişkileri oldukça karmaşık bir görüntü sunuyor. Ankara'nın ABD'nin hedefindeki İran'la ilişkilerinin 'hareketlendiğini' belirten Gürcanlı, Libya'da da ABD ile yakınlaşmaya dikkat çekti. Ancak Gürcanlı'ya göre, ABD'nin Libya için Ankara'ya yakın görünmekle birlikte orta yolu bulma eğilimi var:

    “Batı ile ilişkiler konusu son derece karışık. Bunun altında şu ülkeyle yakınlaşıyor ötekiyle uzaklaşıyor demek aslında tam doğru bir yaklaşım olmaz. Çünkü konu bazında kimi ülkeyle yakınlaşma kimi ülkeyle uzaklaşma var. Mesela Amerika Birleşik Devletleri ile pek çok alanda yakınlaşma var ama bir yandan Türkiye, İran Dışişleri Bakanı Zarif’i ağırladı. Astana sürecini tekrar harekete geçirdi o noktada. Bir başka unsur da Amerikan yaptırımlarına rağmen İran’a uçak seferlerinden tutun başka her türlü ticari anlaşmaya kadar açık çek verildi Zarif’e. Konu bazında bakmak lazım. Bu çerçevede en büyük yakınlaşmayı Libya’da gördüğümüzü söylemek mümkün. Amerikalılar epeydir uzak duruyorlardı Libya’dan. Bingazi’deki Amerikan büyükelçisinin linç edildiği olaydan sonra uzaklardı. Fakat son birkaç aydır son derece hareketlendiklerini söylemek mümkün. Bu hareketlenme de genelde Türkiye’nin tezlerine yakın çerçevede gerçekleşiyor gibi görünüyor. Ama benim edindiğim izlenim Amerikalıların Türkiye’ye yakın görünmekle birlikte yine de orta yolu bulma eğiliminde oldukları, bir nevi hem Hafter hem Trablus’taki Serrac hükümeti tarafıyla iyi geçinme yolunu seçtiklerini gösteriyor. Türkiye’de bunları Amerikalıları yanına çekmeye çalışıyor demek daha doğru olur."

    'Türkiye Libya'nın yeniden inşasına talip ama kaynak yok, ABD devreye sokulmaya çalışılıyor'

    Üst düzey Türk heyetinin Libya’ya ziyaretinin sürpriz olduğunu belirten Gürcanlı, heyette özellikle de Maliye Bakanı Albayrak'ın bulunmasına dikkat çekti. Bunu uzun süredir Libya ile askeri ve güvenlik düzeyinde yürütülen işbirliğinin ekonomi ayağının genişletilmesine yoran Gürcanlı’ya göre Türkiye, Libya’nın yeniden inşasına talip ancak elinde kaynak yok. Gürcanlı burada da ABD'nin devreye sokulmaya çalışıldığı görüşünde:

    "Nitekim son 3 yetkilinin Libya’ya Trablus’a yaptığı ziyareti var. Birdenbire, sürpriz oldu. Çavuşoğlu, Hakan Fidan ve Albayrak gitti. Özellikle Albayrak’ın gitmesi manidar ve önemliydi. Çünkü şimdiye kadar hep Serrac hükümetiyle ilişkiler güvenlik bazında kaldı. Danışmanlık verilmesi, ordu kurulması için çaba harcanması, silah ve mühimmat yardımı gibi unsurlar öne çıkarken, şimdi Albayrak’ın oraya gitmesiyle ekonomik adımların da atılacağını görmüş olduk. Diplomatik kaynaklardan gelen ilk bilgiler bankacılık, enerji ve müteahhitlik sektörünün özellikle toplantıda ele alındığı yönündeydi. Önümüzdeki dönemde ekonomik olarak da Türkiye’nin oraya girmeye çalıştığını söylemek mümkün. Anladığım kadarıyla Türkiye, Libya’nın yeniden inşasına talip. Ama tek başına Serrac hükümetiyle beraber bunu yaptığı zaman dış finansman bulması son derece güç. Onun için yanında önemli bir kuvvetin daha olması lazım. Serrac hükümetiyle her tülü anlaşmayı yapabilirsiniz yeniden inşa, müteahhitlik ve enerji konusunda. Bunları hayata geçirmek için para lazım. Bunun da dış finansmanla olması lazım. Bir nevi bir garantör, destekleyici güç olması gerekiyor. Ben burada ABD’nin devreye sokulmaya çalışıldığını düşünüyorum. Çünkü müteahhitlik sektörü deniyor, yeniden inşa başlayacak fakat parayı nasıl ödeyecekler? Petrol sahaları Hafter’in elinde. Merkez Bankası öbür tarafta. Nasıl olacak da ödeyecekler? Diyelim ki bizim müteahhitler orada işe başladı, kontrat yaptılar, ihale aldılar. Fakat bunu yapmak için dış finansman gerekecek ya da Libya’nın işleyen bir sisteminin olması gerekecek. Bunda da Türkiye’nin kayrılması, öne çıkması için yanına önemli bir gücü alması gerekiyor. O da Amerika Birleşik Devletleri.”

    ‘Hafter yerine Akile Salih gelebilirdi, Çavuşoğlu açıklamalarıyla bunun da önünü kesti’

    Libya içsavaşında ülkenin başkent ve çevresi dışında büyük kısmını elde tutan Libya Ulusal Ordusu ve Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi'yken, Ankara'nın gayrı meşru gördüğü Halife Hafter yerine parlamento başkanı Akile Salih'in öne çıkabileceği görüşündeki Gürcanlı, ancak Ankara'nın bunun da önünü kestiğini söyledi. Diğer yandan Gürcanlı bunun bir pazarlık meselesi de olabileceğini dile getirdi:

    “Çavuşoğlu’nun Hafter ile oturmam demesini zaten bekliyorduk. Ama belki dün Çavuşoğlu’nun açıklamalarında yeni olan unsur öne çıkan ikinci isim Parlamento Başkanı Akile Salih’i de istemediğini bir şekilde ifade etmesi. Akile Salih’in de bir muhatap olamayacağının altını çizmesi. Bu hakikaten yeni ve önemli bir unsur. Mısır’daki ateşkes sırasında Hafter’in hemen yanı başında Akile Salih de vardı. Hafter’in askeri güç olmasını sağlayan, ona ordu kurma yetkisini veren parlamentoydu zaten. O parlamentonun başkanı. Ateşkes görüşmelerini BM ile yürüten de Akile Salih. Son dönemde onun çok ortaya çıktığını görüyoruz uluslararası alanda. Destek de görüyor. Özellikle Ruslar büyük destek veriyor. Amerikalılar olsun Mısırlılar olsun bu konuyla çok yakından ilgilenen ülkelerden de destek alıyor. Acaba Hafter değil de Akile Salih ile yürünebilir mi gibi bir arayış vardı. Dün Çavuşoğlu’nda gördüğüm bu arayışın da önünü kesti. Akile Salih’in de muhatap almaya değmeyecek kadar güçsüz olduğunu söyledi. Bütün milletvekillerinin Trablus’a gittiğini, onun yanında sadece 20 vekilin kaldığını söyledi. Bunlar teyide muhtaç bilgiler. Dolayısıyla Ankara onu da muhatap almayacağını sadece Serrac hükümetiyle yürünmesi gerektiğini söylüyor. Burada ateşkesin önündeki belki de en büyük engel. Acaba müzakere pozisyonu mu yapıyorlar, o da olabilir. Biz Hafter’i istemiyoruz ama Akile Salih’i de istemiyoruz deyip sonra Akile Salih’e razı olarak Hafter’i devre dışı bırakmak mı? Bu çok kullanılan bir şeydir diplomaside. Elinizi olabildiğince yüksek tutarsınız, hiçbirini istemiyorum dersiniz. Sonra çok baskı gelince bu olmasın ama bak buna razı oldum sen de bir adım at bu adamı resimden çıkaralım gibi bir yaklaşım da olabilir. Bunun da izlerini görmüyor değilim aslında."

    'Fransa ve Yunanistan'ın NATO'dan sonuç elde etmesi mümkün değil'

    Fransa ve Yunanistan, Türkiye'nin Libya'ya uzanan Doğu Akdeniz politikalarından rahatsızlıklarını NATO'ya taşımış görünürken, Gürcanlı'ya göre ittifaktan bu konuda bir sonuç elde etmek mümkün değil Gürcanlı, Paris'in buna karşılık AB dayanışmasını konsolide etmeye çalışıyor olabileceğini ekledi:

    "NATO’nun en önemli özelliği oy birliğiyle karar alması. Bunun unutulmaması gerekiyor. Yunanistan’ın bir oyu varsa Türkiye’nin Fransa’nın Amerika’nın da bir oyu var. NATO’da herhangi bir tarafın çalması mümkün değil. Bu Fransa için de geçerli, Türkiye için de geçerli. Nedir kullanılabilecek NATO’da? Veto kartı. Yani çok farklı bir konuda veto koyarsınız, sadece onu kurtarabilmek için diğer ülkeler size tavizler verilmesi için baskı yapar. Benim anladığım Ankara buna oynuyor. Yani Fransa’da bunun önüne geçmeye çalışıyor. Türkiye’yi bir anlamda dışta bırakarak uzlaşmaz bir devlet tavrı yaratarak diğer ülkelerin Türkiye’nin üzerine gelmesini sağlıyor. Zaten Türkiye de aynısını Yunanistan ve Fransa’ya yapıyor. Oy birliği çok önemli bir unsur. Fransa, Türkiye’yi şikâyet etti, Stoltenberg çıkıp ‘Türkiye yanlış yapıyor’ mu diyecek, mümkün değil. Çünkü Stoltenberg’in yapacağı açıklamalara bile oradaki Türk diplomatların onay vermesi gerekiyor. AB'nin operasyonunu ayırmak gerekiyor. Türkiye, NATO kaynaklarını operasyondan çeker, çekebilir, çekti. Bu açıdan bakmak gerekiyor. AB, Türkiye’nin içinde olmadığı kendi çapında bir harekât yapıyor. Onun göstermelik bir harekat olduğu söyleniyor. O harekatı NATO’ya şikayet etmek, Türkiye engelledi veya oradaki gemiler Türkiye’yi engelledi, Türkiye’nin NATO’ya şikayet etmesi yanlış merci. Diplomaside köşeye sıkıştırmak için ülkeleri ve diğerlerinde birtakım hareketler yapmaya zorlamak için birtakım taktikler uygulanıyor. Fransa’nın da bunu yaptığını düşünüyorum. Gidip NATO’ya şikayet ederek bu aslında uzlaşmaz bir ülke diyerek diğer NATO’ya da üye olan diğer AB üyelerini yanına çekmek bir anlamda AB dayanışmasını konsolide etmeye çalışıyor olabilir. NATO’dan o şikayet etti, biz şikayet ettikten bir şey çıkması mümkün değil."

    'Ankara YPG'nin meşrulaştırılmasına razı olacak mı?'

    Türkiye'nin Irak'ın kuzeyinde başlattığı operasyon da Bağdat'ın notalarına neden olurken Gürcanlı, Ankara'nın operasyona yönelik kararlılığına dikkat çekti. Operasyon öncesindeki temasların Ankara'nın meseleyi Irak Kürdistan Özerk Bölgesi ile istişare ettiğinin işareti olduğunu dile getiren Gürcanlı, özellikle ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde ENSK ve YPG arasında sağladığı uzlaşmanın da Ankara'nın dikkatini üzerinde topladığını belirtti:

    "Sincar ile YPG kontrolündeki bölge Fırat’ın doğusunu bir bölge olarak düşünüyor Ankara. Tek bir koridor olarak düşünüyor. Burayı PKK terör örgütünden temizlemeye kararlı yürüyor. Nota verdi Iraklılar. Daha geçen haftalarda Hakan Fidan gidip bir görüşme yaptı. Bağdat’a görüşmeye gittiği ile ilgili haberler sızdı. Öbür taraftan Başbakan Barzani’nin üç hafta önce Türkiye’ye geldiğine ilişkin bir bilgi de var. Tüm bunlar çerçevesinde hem Kuzey Irak ile en azından Barzani tarafıyla hem de Bağdat operasyonunu koordine edildiğini düşünmek mümkün. Suriye’deki Kürt gruplar arasında bir uzlaşma oldu. ENKS ve YPG arasında bir uzlaşma oldu. Bunu yapan da Amerikalılar. Benim görebildiğim PKK terör örgütünün bir şekilde dışlanması artık onun marjinalize edilmesi, Türkiye’ye de şu son operasyonla temizlemesi için önünün açılması fakat buna karşılık YPG’yi meşrulaştırıp öne çıkarma çabası olarak görüyorum Amerika’nın özellikle. Ankara buna razı gelecek mi? Bir uzlaşma bulunacak mı bunu zamanla göreceğiz.”

    Etiketler:
    Yunanistan, Fransa, Pençe-Kaplan Operasyonu, Kuzey Irak, Ziyaret, Türkiye, Ankara, Akile Salih, Halife Hafter, Libya, Zeynep Gürcanlı
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın