03:24 27 Ekim 2020
Canlı Yayın

    'Ankara, artık MEB'i ilan edip Suriye'den Mısır'a bütün ülkelerle anlaşma yolunu açmalı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Mehmet Ali Güller'e göre, Türkiye Doğu Akdeniz'de 18 yıldır yalnızlaşma yaşıyor. Zaten sorunlu olan Libya dışında ilişki olan ülke kalmadığını söyleyen Güller, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ege'yi birlikte ele alan bütünlüklü stratejiye ihtiyacı olduğu görüşünde. Güller'e göre bunun için Suriye ve Mısır'la anlaşmak ve bir an önce MEB ilan etmek gerek

    Türkiye, Yunanistan ile Mısır arasındaki deniz alanlarını sınırlandırma anlaşmasının ardından Doğu Akdeniz'de yeni NAVTEX ilanında bulundu. Oruç Reis araştırma gemisi Türk donanmasının eşliğinde yola çıkarken, Yunanistan da Fransa ile tatbikat başlattı. Öncesinde Fransa lideri Macron, Türkiye'nin tutumunu eleştiren sert bir açıklamada bulundu. Yunanistan'ın çağrısıyla cuma günü AB dışişleri bakanları toplanacak, Yunan Dışişleri Bakanı Dendias da Viyana'da ABD'li mevkidaşı Pompeo ile görüşecek.

    Akdeniz'deki gelişmeleri Cumhuriyet gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller ile konuştuk.

    ‘Doğu Akdeniz’deki yalnızlaşma tablosu birdenbire olmuş değil’

    Mehmet Ali Güller, Türkiye'nin bugün Doğu Akdeniz’de yalnız kalmış olduğunu dile getirirken, bu işin birden bire olmadığını, meselenin 18 yıllık bir geçmişi bulunduğunu, bunun da Erdoğan yönetiminden kaynaklandığı görüşünü dile getirdi. Ankara'nın Kıbrıs'ta Annan Planı devreye sokulduğunda uzun süre Doğu Akdeniz'de gelişmelere seyirci kaldığını anımsatan Güller, bu tarihlerde bütün ülkelerin hem enerji araştırmaları yaptıklarını hem de işbirlikleri geliştirdiklerini belirtti. Güller, bugün gelinen noktada Ankara'nın bölgede hiçbir ülkeyle doğru düzgün ilişkisinin kalmadığını, bağlantı kurulan tek ülke olan Libya'nın ise sorunlu olduğunu vurguladı:

    “Doğu Akdeniz’deki yalnızlaşma tablosu birdenbire olmuş değil. Başlangıcı Annan Planını alırsak 2004’ten itibaren Doğu Akdeniz’de adım adım Türkiye izlediği yanlış siyasetlerle zaten bu noktaya geldi, yalnızlaştı. Annan Planı’nı destekleyip, Avrupa Birliği’ne Rum kesiminin girmesini sağlayan o çizgi netice itibariyle uzunca bir süre Doğu Akdeniz’deki bütün gelişmelere uzak kaldı. Oysa o tarihlerde Doğu Akdeniz’de hem enerji yataklarının varlığına dair araştırmalar yapılıyordu. Hem de yavaş yavaş Rum kesimi hatta Libya ve Suriye dahil münhasır ekonomik bölgeler ilan ederek Doğu Akdeniz çanağındaki ülkeler bildirileriyle çeşitli anlaşmalar yaparak sürecin bu noktaya gelmesini zaten başlatmışlardı. Ancak AKP hükümeti uzunca bir süre bu tabloya seyirci kaldı. İlgilenmedi, ta ki 2019’da Trablus hükümetiyle bir anlaşma yapana kadar ilgisiz kaldı. Bu yalnızlaşma dolayısıyla birdenbire olmuş bir durum değil. 18 yıla dayanan bir yalnızlaşma. Bu bölgedeki yalnızlaşmanın doğrudan kaynağı da AKP hükümetinin kendisi. Doğu Akdeniz’deki ismi geçen hiçbir ülkeyle neredeyse doğru dürüst ilişkimiz yok. Suriye ile Esad yönetimine karşı yıllarca devirmeye yönelik bir çizgi izledik. Mısır’da İhvan temsilcisi yenildi, darbe oldu, Sisi yönetime geldi. Mısır’ın iç sorununu kendi sorunumuz haline getirerek Mısır ile diplomatik ilişkileri kesip attık. İsrail ile tuhaf bir ilişki var. Bir yandan ticaret her yönüyle gelişerek ilerliyor. Ama siyaseten sorunluyuz. Diğer yandan Libya zaten çetrefilli. Bu hale gelmesinde AKP hükümetinin sorumluluğu var, Kaddafi’nin yıkılmasında sorumluluğu var. Gelinen noktada ‘bölünmüş bir Libya’ var. O parçalardan birini İhvan çizgisine yakın olduğu söylenen bir tarafı tutmuş durumda. Dolayısıyla Suriye’den başlayarak Libya’ya kadar uzanan Doğu Akdeniz kıyısındaki hemen her ülkeyle sorunluyuz. Bir de buna Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı da eklediğimizde fiili olarak zaten Türkiye bölge ülkeleriyle karşı karşıya gelmiş durumda maalesef."

    'Doğu Akdeniz büyük bir jeopolitik mücadele alanına dönüştü'

    Güller'e göre, Doğu Akdeniz'deki enerji meselesinin ABD, AB ve hatta Rusya'yı doğrudan, Çin'i ise dolaylı yoldan ilgilendiren büyük bir jeopolitik mücadele alanına dönüşmüş durumda:

    "Doğu Akdeniz’deki enerji meselesi Amerika’yı AB’yi hatta Rusya’yı doğrudan ilgilendirdiği, Çin’i de dolaylı yoldan ilgilendirdiği için dahil oldukları çok büyük bir jeopolitik mücadele alanına dönüşmüş oldu. Doğu Akdeniz’de çıkarılacak, paylaşılacak ve Avrupa’ya pazarlanacak bir enerji yatağı var. Bunun için Amerika özel önem veriyor. Çünkü Rusya, Avrupa’nın en büyük enerji tedarikçisi. Amerika Avrupa’nın başat bir Rusya tedarikçiliğinden rahatsız. Bunun giderebilmek için kaya gazı sıvılaştırılmış doğal gaz ile Avrupa’yı beslemeye çalışıyor ama yetmeyeceği ortada. Doğu Akdeniz doğal gazını Avrupa’ya pazarlamanın Rusya’nın Avrupa’ya baş tedarikçiliğini azaltacağını düşünüyor.”

    ‘Enerji çıkartmak bugünkü hesaplarla maliyeti yüksek iş ama herkes çeyrek yüzyıllık planlar yapıyor’

    Pek çok enerji uzmanı derin deniz dibinden enerji çıkartmanın maliyetine dikkat çekerken, Güller, hele günümüzde enerji fiyatlarının düşük olduğu ortamda bunun maliyeti yüksek bir iş olduğunu teslim etti. Ancak Güller, enerji tekellerine sahip devletlerin hesaplarını çeyrek yüzyıllık yaptıklarını vurguladı:

    “Bugünkü hesaplarla kuşkusuz maliyeti yüksek bir iş. Çünkü dünyada 2019 ve 2020’de enerji fiyatlarında büyük düşüş oldu. Salgın nedeniyle zaten ekonomide bir daralma var. Bugünkü hesaplarla böyle ama ilerleyen zamanlarda bu maliyetler değişecektir. Burada esas sorun şu; maliyet hesabında Avrupa’ya pazarlanma açısından esas riskli durum bunun Girit üzerinden yani Yunanistan ana karasında Kıbrıs’tan bir boru hattı döşenmesiyle yapılacak güzergah oldukça maliyetli. Halbuki İsrail’de de bu gündeme gelmişti. Türkiye üzerinden Ceyhan limanına boşaltılarak Avrupa pazarına gönderilmesi çok daha uygun. Bu yönde de zaten birtakım görüşmeler daha önce yapılmıştı. Bu zaten sonraki bir aşama. Şu anda bunun paylaşılması daha büyük bir sorun olduğu için hangi güzergahta çıkarılacak olanı kim arama yetkisine sahip bunun anlaşmasını kim yapacak mücadelesi var. Buralarda kuşkusuz herkes özellikle büyük enerji tekellerine sahip devletler 1-3 yıllık planlar yapmıyorlar. Çeyrek yüzyıllık planlar yapıyorlar. Dolayısıyla buradaki meseleleri 2021 değil 2050’liler için düşünerek hareket etmemizde yarar var tıpkı büyük enerji tekellerinin yaptığı gibi. O bakımdan bu bölgede artık ciddi bir saflaşma var."

    'Bütünlüklü stratejiye ihtiyaç var'

    Ankara'nın 2019'da Libya ile anlaşarak yalnızlığını kırma yönünde adım attığını, diğer ülkelerin de buna yönelik adımlarının gündeme geldiğini söyleyen Güller, Türk basınına 'NAVTEX savaşları' diye yansıyan olayın yanlış tartışıldığı görüşünü dile getirdi. Yunanistan ile Akdeniz'de enerji çıkarılması ve Ege'de de egemenliği tartışmalı ada adacık ve sınırlardan başka boyutta sorunlar bulunduğunu kaydeden Güller, Doğu Akdeniz ve Ege’yi ayrı ayrı ele almak yerine iki bölgeyi de kapsayan bütünlüklü bir stratejiye ihtiyacı olduğunu söyledi:

    "Türkiye 2019’da birden Libya ile bir anlaşma yaparak yalnızlığını kırmaya yönelik adım atmış oldu. Bunun karşılığından diğer ülkelerin adımları atılmış oldu. Bugün somut olarak NAVTEX savaşları diye basına yansımış. Fakat bunu yanlış tartıştığımızı düşünüyorum. Son birkaç gündür Yunanistan ile özel bir tartışmaya dönüştürüldü iş. Burada zaten sorunları ikiye ayırmak lazım. Doğu Akdeniz sorunları enerji kaynaklarının çıkarılması, pazara ulaştırılması gibi sorunlar bir sorun. Ama Türkiye’nin Yunanistan ile arasındaki sınır, egemenliği tartışmalı ada, adacık ve kayalıklar hatta adaların silahlandırılması gibi sorunlar başka bir boyutta. Bunların bir kısmının kökleri İtalya’nın Trablus’u işgaline kadar giden sorunlar. Dolayısıyla bu iki sorunu ayrı ayrı ele almak sıkıntı çıkarabilir. Türkiye’nin bu ikisini birden kapsayan bütünlüklü strateji oluşturmasında yarar var. Meseleyi sadece bir Ege sorununa indirgeyen tartışma yanlış bir noktaya gidecektir. Ege’de adalar, sınırlar, egemenliğini tanınmayan adacıklar gibi sorunların tamamı bugünkü mevcut deniz hukuku sözleşmeleriyle ya da kavramlarıyla ya da anlayışlarıyla çok çözülebilecek sorunlar değil hala. Öyle olsaydı, ilk görüşmeleri 1920’lerde İtalya ile başlayan 12 Ada sorunları çözülmüş olurdu. Çözülemedi çünkü bugünkü mevcut kavramlarla çözülebilecek sorunlar değil. O nedenle Türkiye bunu bir siyasi mesele olarak uzun bir süre ele aldı ki doğruydu. Milli Savunma Bakanı Akar’ın ‘Biz meseleyi diyalogla da çözeriz’i eğer Ege’deki sorun düzleminde salt ele alırlarsa bu büyük bir yanlışa götürür. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki meselelerin tamamını birlikte çözebilmek, buna ilişkin bir güvenli bütünlüklü bir strateji oluşturması gerekiyor. Parça parça çözmek çok olası da değil.”

    ‘Türkiye'nin Erdoğan yönetiminin dış politikayı iç politikasının fazlasıyla aracı haline getirmesi nedeniyle bu tabloyu değiştirme şansı yok'

    Güller, Türkiye'nin bütünlüklü bir strateji kurmasının yolunun Erdoğan yönetiminin iç politikasıyla dış politikası arasındaki kendince yürüttüğü dengeyi bozmasını gerektirdiği görüşünde. Güller, Esad karşıtlığından, Sisi karşıtlığına uzanan bir siyasetle Doğu Akdeniz’de bu tabloyu değiştirme şansının bulunmadığını belirtti. Güller, "Bir yalnızlık varsa, bu yalnızlığı da herkese kılıç sallayarak hepsiyle tek tek çatışarak ya da hepsine kaba güç göstererek yerine getirmek maalesef mümkün değil" vurgusu yaptı:

    “Sadece Yunanistan ile soruna endekslenirse, Türkiye’nin karşısına AB ve Amerika’yı da aldığı zaten bugünkü koşullarda çözülmesi çok mümkün olmayan bir sorun yumağıyla boğuşulmuş ama esas Doğu Akdeniz’de ne olacak meselesinden çıkılmış olur. Bunların hepsini toplamda değerlendirmek lazım. Bunu yapabilmenin yolu Türkiye’nin iç politikasıyla dış politikası arasındaki kendince yürüttüğü dengeyi bozması gerekiyor. Türkiye dış politikasını iç politikasının fazlasıyla aracı haline getirmiş durumda. Esad karşıtlığından, Sisi karşıtlığına kadar uygulanan siyasetlerle sizin zaten Doğu Akdeniz’de bu tabloyu değiştirme şansınız yok. Bir yalnızlık varsa, bu yalnızlığı da herkese kılıç sallayarak hepsiyle tek tek çatışarak ya da hepsine kaba güç göstererek yerine getirmek maalesef mümkün değil. O olmadığına göre Türkiye aklıselim bir yol bulmalı. Bu yolun da araçları öncelikle Doğu Akdeniz’de yan yana durma potansiyeli olan ülkelerle diplomatik ilişkileri başlatmaktan geçiyor."

    'Anahtar ülke Suriye'

    Güller'e göre, 'anahtar ülke Suriye'. Bir ucunda Suriye'de Rusya ile işbirliği yapan, diğer ucunda Libya'da ABD ile ortak çalışan neo-Abdülhamitçi taktikle ilerlenemeyeceği görüşündeki Güller, Ankara'nın hepsini tek cephe olarak ele alıp Suriye ve ardından Mısır ile ilişkileri düzeltmesi gerektiği görüşünü dile getirdi. Güller, Mısır'ın Yunanistan'la anlaşırken Meis konusundaki tezleri kabullenmemesine dikkat çekti. Benzer bir durumun İsrail için geçerli olduğunu düşünen Güller, Ankara'nın en başta İhvancı çizgiyi terk etmesi gerektiğini belirtti. Güller'e göre ilk yapılması gereken de bir an önce MEB ilan edilmesi:

    "Anahtar ülke olarak Suriye’yi görüyorum. Suriye, Doğu Akdeniz ve Libya bir hat. Artık tek cephe haline gelmiş durumda. Biz bu cephenin bir ucunda Suriye’de Rusya ile işbirliği yapmayı, diğer ucundaysa Rusya’ya karşı Amerika ile ortak çalışmayı yürüten neo Abdülhamitçi denilen bir taktik izliyoruz ve bu yanlış. Türkiye bunu tek bir cephe olarak ele alıp Suriye’den Doğu Akdeniz ve Libya hattına kadar tamamında Rusya ile işbirliğini esas alan, Suriye ile anlaşarak Kahire ile anlaşmanın da kilidini açan bir yol izlemeli. Bizim çünkü hala Mısır ile ilişkileri Doğu Akdeniz bağlamında düzeltme şansımız var. Yunanistan ile yaptıkları deniz yetki sınırlandırma anlaşması Meis noktası önemli bir işaret. 15 yıldır devam eden müzakerelerdi bunlar. Yunanistan ile Mısır 15 yıldır müzakeresini yapıyor ama bir gece anlaşmış oldular. Türkiye bu konuda adımlar atmış olsaydı emin olun durum değişecekti. Hala bu şans var. Kahire’ye gönderilecek bir Dışişleri Bakanlı ile süreç tersine çevrilebilir. Çünkü aklın yolu bir. Mısır da biliyor ki Türkiye ile anlaşma yapıldığında kendi deniz yetki alanının oranı artacak. Benzer durum İsrail için de geçerli. Dolayısıyla burada İhvancı çizgiyi terk eden bir Türk dış politikasının bölgedeki yalnızlaşmayı kıracak, diğer aktörlerle ikili anlaşmalar yaparak kendisini kuşatan görüntüyü ortadan kaldırabileceği bir durum var. Bu olduğu takdirde sorun yaşadığımız Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile de meseleyi bu kez başka yöntemlerle çözme şansımız olacak. Bu iki ülke yalnızlaştığında Türkiye bölgesinde Libya, Suriye, Lübnan, Mısır, İsrail ile anlaşmalar yaptığında Yunanistan ve Güney Kıbrıs burada çok maksimalist götürmeye çalıştıkları kendi tezlerinin zemini olmadığını görerek daha aklıselim hareket etmeye mecbur kalacaklardır. O zaman Doğu Akdeniz meselesini bölgedeki tüm ülkelerin yararına bir çözüm noktasına getirebilecek Türkiye. Öncelikle yapması gereken bir münhasır ekonomik bölgeyi artık ilan etmesi, iki tek tek bütün ülkelerle anlaşma yolunu kendine açması. Bunun başlangıcı Suriye olabilir.”

    Etiketler:
    Yunanistan, Libya, Suriye, Mısır, Türkiye, Doğu Akdeniz
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın