17:24 21 Eylül 2020
Canlı Yayın

    ‘Araplar, İsrail’i durduramıyorlar, artık kabullenme zamanının geldiğini düşünüyorlar’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 35
    Abone ol

    Musa Özuğurlu'ya göre, İsrail-BAE anlaşmasına dair Arap medyasından yansıyanlar, Arap dünyasının artık İsrail'i kabullenme aşamasında olduğuna işaret. İsrail ile normalleşmenin devamını bekleyen Özuğurlu, Türkiye'nin anlaşmaya olumsuz tepkisinin ise Arap dünyasında 'önce kendi İsrail ile ilişkisini bitirsin' eleştirilerine yol açtığını belirtti.

    ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed'in iki ülke ilişkilerini tamamen normalleştirmekte anlaştıkları açıklaması, tüm dünyada yankılandı. Trump, anlaşma kapsamında İsrail'in Batı Şeria'daki ilhak planının askıya alındığını duyururken, kısa süre içinde bunun 'geçici olduğu' anlaşıldı.

    Mısır ile 1979, Ürdün ile 1994 tarihli anlaşmadan yıllar sonra gelen ilk resmi normalleşme girişimi ve yankılarını, Gazete Duvar yazarı ve Artı TV yorumcusu Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    ‘Anlaşmaya şiddetli tepki gösterenler İran ve Suriye’

    Musa Özuğurlu, İsrail ve BAE arasındaki uzlaşmaya İran ve Suriye tepki gösterirken, diğer Arap ülkelerinin fazla bir yorumda bulunmamaya özen gösterdiklerine dikkat çekti. Özuğurlu bu gelişmenin daha ziyade olayı 'ilhakın ertelenmesi' olarak olumlu yönden ele alındığını ve yine olumlu açıklama yapmış liderlere yer verildiğini aktardı:

    “Arap basınını taramaya çalıştım. Daha çok haberi olumlu verenler ve olumlu açıklama yapan devlet liderlerinden verenler ‘İlhak planı ertelendi’ diye veriyorlar. İki başlık var. Bir tanesi Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail’i tanımış olması ve bir Arap devletinin de uzun yıllardan sonra tanımış olması. Diğeri de ilhakın ertelenmesi. Fakat daha çok ertelenmesi üzerinde duruyorlar. Deyim yerindeyse bu acıyı bir tatlı içerisinde herhalde Arap kamuoyuna duyurmak istiyorlar. El Ahram gazetesiyle başlayalım. Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi’nin ifadesine yer vermiş, memnuniyetle karşıladı diye. ‘Bunun yanında İsrail’in ilhak planının ertelenmiş olması, yeni yerleşim adımlarını atmayacak olması kararını memnuniyetle karşılıyorum. Bunun bölgeye istikrar ve barış getirmesini diliyorum’ gibi bir genel ifade kullanmış Sisi. Ama Sisi’nin tırnak içi açıklamasında iki devletin birbirini tanıması ya da BAE’nin tanıması gibi bir ifadeye kesinlikle yer verilmemiş. Sadece buradan görmüş El Ahram, bunu vermiş. Başka gazetelerde de yine aynı şekilde verdiklerini görüyoruz. Ürdün’den Dışişleri Bakanı’nın yapmış olduğu bir açıklama var. Eymen Safadi diyor ki, ‘Eğer İsrail işgaline son verecekse, bölgeyi barışa götürür’. Burada da aynı vurgunun yapıldığını görüyoruz. Bahreyn resmi ajansı da yine aynı şekilde vermiş. Yeni yerleşim alanlarının açılmasının durdurulmasının olumlu olduğuna işaret etmişler. Bunlar Bahreyn’in yetkililerinin açıklamaları, bu ajanslarda yer alan açıklamalar. Katar’ın El Vatan gazetesinde hiç yorum yapılmamış bu konuyla ilgili olarak. Hatta Katar resmi ajansında da yorum yapmamışlar. Suudi Arabistan Al Arabiya da daha çok geçmiş günlerde Katar’ın İsrail ile ilişkileri gibi haberleri var. Ama şu ana kadar Suudi Arabistan’dan da bir resmi tepki söz konusu değil. Belki de olgunlaşmasını bekliyorlar. Suriye’de SANA haber ajansında da konuyla ilgili bir haber görmüyoruz. Fakat özel gazetelerinde bu kararın eleştirildiğini görüyoruz. El Vatan ve diğer gazeteler gibi. Bunun yanında Suriye’nin zaten genel tavrı bu. Birkaç gün sonrasında dışişleri kanalıyla açıklama yapıyorlar. Bunun yanında İran basınının hemen hepsi anlaşmayı İran açısından Filistinlilerin sırtından bıçaklanması olarak değerlendirmişler. Filistin Kurtuluş Örgütü yönetiminden bir isim ‘Karar dostlar tarafından satılmaktır’ demiş. Bu ağır bir eleştiri. Filistin Dışişleri Bakanı İtalya ve İspanya konsoloslarını kabulünde bunu bir stratejik hata olarak değerlendirmiş. Aynı zamanda BAE, keşke bunun yerine Netanyahu’nun savaş suçlarını, Filistinlilerin kanını dökmesini engelleseydi. Bir süre sonra Netanyahu aynı şeye devam edecek gibi bir ifade kullanmış. Al Mayadeen, Arap dünyasında bilindik bir kanal. Al Jazeera’ye alternatif bir kanal olarak görülür. İran ve Suriye tarafından destekleniyor. Al Mayadeen, ‘Abu Dabi emirlikleri İsrail için cennete çevirdi’ başlığıyla vermiş. Aynı zamanda Filistinlilerin BAE’li yetkililerinin fotoğraflarını asıp üzerine hain diye yazmasını fotoğraflarıyla vermişler. Al Mayadeen de bir şekilde bunu koymuş. Birleşik Arap Emirlikleri basınına baktığımızda Golf News, çok geniş bir şekilde BAE yetkililerinin bu konuyla ilgili yapmış olduğu açıklamalara yer vermiş doğal olarak. Şu vurguyu da yapmış; ‘Bu anlaşma özellikle bölgeye refah ve barış getirecek’. Zaten kendi ülkelerinin yapmış olduğu anlaşma olduğu için böyle bir vurgu görüyoruz. Suudi Arabistan’ın en bilindik Şarkul Avsat gazetesi, Suudi tepkisine yer vermemiş, Al Arabiya’da olduğu gibi. Umman daha arabulucu ve ılımlı bir pozisyonda Arap dünyasında. İlişkilerin normalleştirilmesini memnuniyetle karşılamışlar ve ‘Bölgeye barış ve istikrar getirmesini istiyoruz’ gibi bir açıklamada bulunmuşlar. Bunu da Umman basınından bu şekilde gördüm. Genel itibariyle bir taraftan şiddetli tepki gösterenlerin İran, Suriye tarafı olduğunu görüyoruz. Diğer yandan bazıları henüz olgunlaşma bekliyoruz. Sisi ya da Ürdün gibi ülkelerin basınlarında kendi yöneticilerinin ifadeleri doğrultusunda yer alan ifadeler, daha çok İsrail’in ilhakının ertelenmesi gibi görmüşler.”

    ‘İsrail’i durduramıyorlar, artık kabullenme zamanının geldiğini düşünüyorlar’

    Musa Özuğurlu, Filistinliler açısından savaşın devam ettiğini belirtirken, Arap dünyası için ise bu durumun uzun süredir söz konusu olmadığını dile getirdi. Arapların bütün bu yıllar boyunca İsrail’in bölgedeki planlarının önüne geçemediklerini anımsatan Özuğurlu, reel politik duruma bakıldığında Arap dünyasının artık İsrail’i kabullenme aşamasında olduğu kanaatinde:

    “1948’den bu yana bu iddia devam ediyor. Arap ülkelerinin İsrail’e karşı bu iddiası devam ediyor. Bir Arap Birliği, parlamentosu ya da devlet başkanlarının bugüne kadarki açıklamaları belki de 50’lerde daha sert ya da tavır alıcı olarak görebiliriz. Ama sonrasında çok da ciddi bir koyuş olmadığını görüyoruz. İsrail bir gerçeklik. İsrail o bölgede ne yaparlarsa yapsın, İsrail’in planlarına, ilerlemesine, kendi tanımlarınca ilhakına veya diğer birtakım icraatlarına karşı gelemiyor, daha doğrusu durduramıyorlar. Filistinliler açısından da savaş devam ediyor. Eğer siyaset sonuç alma sanatıysa, bu ülkeler artık şunun farkına vardı. Belki de Filistinlilerin bir şekilde gerçeği kabullenmeleri gerekiyor. Buradan artık geriye dönüş mümkün değil. 1967 sınırlarına dönülmesi mümkün görünmüyor. Çünkü her ülkenin şartı da bu değil. 1948 sınırlarını düşünürsek, bazı ülkelerin ondan vazgeçip 67’ye razı olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bir taviz de söz konusu. Reel politikaya baktığımızda sonuç itibariyle İsrail’i artık kabullenme zamanının geldiğini düşünüyorlar. Hamas tamamen reddetmiş durumda. Fakat Filistin Kurtuluş Örgütü daha stratejik bir hata olduğu vurgusu üzerinden gidiyor. Onlar aslında İsrail ile ilişkilerin belki de kurulmasına karşı değiller. Ama kendi haklarının korunmasını istiyorlar. Öyle bir şartları var. Bu da Filistinlilerin bir kısmında böyle bir düşüncenin olduğu anlamına geliyor. Bir şekilde daha öncesinde Mısır veya Ürdün’ün İsrail ile olan ilişkileri söz konusu. Katar’ın bir süredir zaten böyle birtakım ilişkileri var. Bunları pratiğe dökmek için de yapıyorlar. Filistin’e yardım etmek istiyorsak, orada bir devlet var. Bizim bu devletle ilişkilerimizin iyi olması gerekiyor ki desteklediğimiz Filistinlilere maddi yardımları da başka yardımları da gönderebilelim. Böyle bir ilişki bu. Nihayetinde de tanınmaya gelinmiş durumda. Ürdün Dışişleri Bakanı’nın yapmış olduğu bu açıklama Arap dünyasının kafasındakini belki daha da açıklayabilir bize. Şu vurguyu yapıyor; ‘Eğer bu anlaşma gerçekten pratiğe dökülebilecekse, olumlu olarak bakarız. Olumlu bir anlaşmadır’ diye bakıyor. Bugüne kadar Filistinlileri destekleyen ülkeler açısından bakıldığında kaybedilen kaybedildi zaten. Ama bundan sonrasının kaybedilmemesi için, en azından şu anda var olanı koruyabilmek için belki bunu da bir adım olarak görüyorlar. Bir gerçekliğin kabulü olarak değerlendirmek gerekiyor.”

    ‘Suudi Arabistan olumsuz karşılamayacak’

    Özuğurlu'ya göre, Körfez Araplarının liderliğini yürüten Suudiler anlaşmayı olumsuz karşılamayacak. Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin de anlaşmayı olumlu değerlendirdiklerini aktaran Özuğurlu, Bahreyn'den devam edecek şekilde normalleşmenin süreceğini öngördü:

    “Bahreyn’in ilk olacağını düşünüyorum. Bu anlaşmayla ilgili ilk olarak Bahreyn’den olumlu açıklama geldi. Sonra Körfez İşbirliği Konseyi üyeleri de bu anlaşmayı olumlu olarak değerlendiriyorlar. Dolayısıyla tahminin Bahreyn ile başlar. Kuveyt’in nasıl tavır alacağını bilmiyorum ama o da ılımlı gitmeye çalışan bir ülke. Belki daha sonrasında yüzde 100 bir ilişki olmasa da, büyükelçilik açılmasa da temsilcilik ya da konsolosluk düzeyinde birtakım ilişkiler geliştirilebilir. Veya birtakım özel ya da devlet kuruluşları da olabilir. Arap dünyasında 'Made in İsrail'dediğimizde gerçekten çok büyük tepki çeken bir şey. Belki bunun yumuşatılması için ilk adımlar atılacak. Bundan sonra başka ülkelerin de BAE gibi bu işin arkasından geleceğini düşünebiliriz. Suudi Arabistan’ın tepkisini çok merak ediyorum. Çünkü Suudi Arabistan’ın da bundan bir süre önce çok da olumsuz olmayan, daha doğrusu olumlu sanılabilecek birtakım açıklamalarda bulunduğunu biliyoruz. Belki Prens Muhammed Bin Salman’ın böyle bir niyeti var ama şu anda kendi kamuoyunu hazırlamaya çalışıyor. Çünkü açılımdan yana olduğu biliniyor. Babasının sağlık problemleri var, inzivaya çekilmiş durumda. Belki de ileride Suudi Arabistan da böyle bir ilişkiye girmiş olacak. Bunu şimdilik bekleyip görmek lazım."

    'Türkiye'ye ‘Önce kendisi İsrail'le ilişkisini bitirsin’ diyorlar'

    Özuğurlu, Arap dünyasında Suriye ve Libya politikalarıyla son dönemde Türkiye'nin tepkileri üzerinde topladığını anımsatırken, Türkiye’nin karşısında başta Doğu Akdeniz olmak üzere Ortadoğu’da yeni bir gruplaşma dönemine girildiği görüşünde:

    "Arapça tweetler görüyorum; ‘Türkiye, BAE’nin İsrail ile ilişki kurmasına tepki gösteriyor ama kendisi yıllardır zaten ilişki içerisinde. Öncelikle kendi ilişkisini bitirip, ondan sonra tepki gösterecekse göstersin’. Bir gruplaşma, yeni bir dizayn oluyor gibi. Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri zaten Türkiye ile birtakım problemleri var. Mısır zaten Türkiye ile problemli. Mısır, Suudi Arabistan ve BAE ile iyi bir ilişki içerisinde. İsrail ile anlaşma içerisinde. Doğu Akdeniz Gaz Forumu işbirliği içerisinde. İsrail’in Türkiye’ye karşı bir açıklaması vardı, Doğu Akdeniz’deki meseleyle ilgili olarak. Yeni bir dünyaya doğru, Ortadoğu’da yeni bir gruplaşmaya gidiyoruz gibi. Kudüs’ün başkent olarak tanınması, Yüzyılın planı olsun bir sürü olaya çeşitli aşamalarda Türkiye’nin yapmış olduğu açıklamaların pratiğe dökülemediğini görüyoruz. Dolayısıyla ben bunun da çok işe yarayacağını zannetmiyorum.”

    İlgili konular:

    Hamas ve Fetih Hareketi'nden Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail arasındaki normalleşme anlaşmasına tepki
    Etiketler:
    Donald Trump, Uzlaşı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Normalleşme, Filistin, Benyamin Netanyahu, Arap basını, İsrail, Musa Özuğurlu
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın