02:43 27 Ekim 2020
Canlı Yayın

    'Almanya'nın Türkiye'yi kollama nedeni ekonomik ve askeri bakımdan Yunanistan'dan daha fazla önem taşıması'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 51
    Abone ol

    Yücel Özdemir'e göre Almanya Türk-Yunan geriliminde ABD'den aktif rolü çalarken, Ankara'ya karşı Fransa'dan açık biçimde farklı pozisyon aldı. Berlin için geniş Türk azınlığın iç sorun haline gelme potansiyeline dikkat çeken Özdemir, Almanya'nın Türkiye'yle Yunanistan'dan çok daha önemli ekonomik ve askeri ilişkilerin bulunduğunu anımsattı.

    Akdeniz'de enerji aramaları ve egemenlik hakları üzerinden verilen bilek güreşi karşılıklı NAVTEX ilanları ve tatbikatlarla sürerken, Türkiye ve Yunanistan arasındaki kriz AB ve özellikle Almanya'nın devreye girmesiyle teskin edilmeye çalışılıyor. AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas Yunanistan ve Türkiye'de temaslarda bulundu. Yunanistan'ın Türkiye'ye yönelik yaptırım getirilmesi çabaları sonuçsuz kalırken, AB ve Almanya meselenin diyalog yoluyla çözümü için bastırıyor.

    Gelişmeleri ve Almanya'nın tutumunu Evrensel Gazetesi Almanya Temsilcisi Yücel Özdemir ile konuştuk.

    ‘Almanya’nın Doğu Akdeniz’deki aktif rolü aslında bir rol çalma’

    Yücel Özdemir'e göre, Akdeniz'de Türkiye ile Yunanistan arasındaki olumsuz gelişmelerden endişe duyan Almanya, özellikle olası bir sıcak çatışma halinin hem AB hem NATO açısından yaratacağı olumsuzluğu değerlendiriyor. Özdemir, Almanya'nın bu anlamda Türkiye ile Yunanistan arasında geçmişte ABD'nin yürüttüğü arabuluculuktan 'rol çalarak' aktif rol üstlendiğini vurguladı:

    “Bir endişe var. Hem Başbakan Angela Merkel’in konuya verdiği önem hem Heiko Maas’ın Türkiye ve Yunanistan’a yapmış olduğu ziyaret Almanya açısından bölgenin önemli bir süreçte olduğunu gösteriyor. Ziyaret sırasında Maas her iki tarafa diyalog çağrısı yaptı. Doğrudan bir araya gelip bu konuyu görüşün dedi. Maas’ın sonuçta Türkiye’de ifade ettiği ‘En küçük bir kıvılcım bölgeyi felakete sürükler’ dedi. Eğer iki ülke arasında bir çatışma çıkarsa, sıcak bir savaş yaşanırsa bölge, Avrupa Birliği, NATO için bu büyük bir felaket olur. Etkileri çok daha geniş bir sahaya yayılacak. Geleneksel, eski önyargılar, düşmanlıklar halklar arasında yeniden körüklenmiş olacak. Çok ciddi bir süreç onun için. Burada Almanya’nın bu aktif rolü aslında bir rol çalma olarak ifade ediyorum. Bu rolü aslında uzun yıllar Amerika yapıyordu. Türk-Yunan ilişkileri içerisinde Kıbrıs 74’teki olaylarda ‘büyük abi’ olarak Amerika mümkünse bütün tansiyonu düşürmeye çalışıyordu. Şimdi Amerika devre dışı kalmış. Hem kendi işiyle uğraşıyor hem bölgeyle yakından ilgilenmiyor, Trump’ın öncelikleri derken bölgede şimdi Almanya’nın her iki taraf arasında mekik dokuduğunu, bir çatışma olmaması için çaba sarf ettiğini görüyoruz."

    'Almanya'nın Fransa ile açık pozisyon farkı var'

    Özdemir, Yunanistan'ın bastırmasına rağmen Almanya'nın özellikle Fransa ile açık pozisyon farkı bulunduğuna dikkat çekti. Merkel'in Macron ile görüşmesine atıf yapan Özdemir, bir Almanya liderinin 1987'den beri ilk kez bir devlet başkanını yazlık evinde ziyaret ettiğini belirtti:

    "Fransa ile bu konuda çok açık bir pozisyon farkı var. Yunanistan çok açık bir şekilde ‘Biz AB üyesiyiz ve tüm üyeler bizim gibi düşünsün, bizimle ortak hareket etsiz, tezlerimizi savunsun’ diyor. Ama Avrupa’nın büyük ülkeleriyse kendi çıkarlarına göre hareket ediyorlar. Sadece üye olan ülkeler Yunanistan ve Kıbrıs’ın ne dediğine bakmıyorlar. Bu açıdan daha çok çıkarlar öncelikli. Burada Fransa ile Almanya arasındaki görüş farkı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunun giderilmesi konusunda bir görüş farklılığı olduğu ortaya çıktı. Geçen hafta perşembe günü Merkel, bizzat Macron’un yazlığına gitti. Bu Almanya’da çok az görülen bir şey. Bir başbakanın başka bir devlet başkanını yazlığında ziyaret etmesi az görülür. En son 1987’de olmuş. Şimdi Merkel, Macron’u ziyaret etti. Burada Almanya’nın tezi şu. Her iki ülke arasında çatışma çıkmadan diyalogla sürecin çözülmesini istiyor. Fransa ise bölgesel çıkarları açısından bakıldığında daha farklı. Bu tezler AB Dışişleri Bakanları Konferansı’nda da gündeme gelecek. Özellikle Yunanistan ve Kıbrıs, Türkiye’ye yaptırımların uygulanması konusunda açık bir reçeteyle gelecekler. Bu konuda Alman basınında da yazılar var. Ama Almanya tekrardan aynı pozisyonunu korumaya devam edecek.”

    ‘Almanya’nın Türkiye karşıtı bir pozisyon alması iç sorunu haline gelir’

    Özdemir, Almanya'nın daha uzun vadeli düşündüğü için Türkiye'ye yaptırımlara sıcak bakmadığı görüşünde. Almanya'nın Türkiye'yi 'kollar bir pozisyonda' durmasının nedenleri olduğunu belirten Özdemir, bunların başında Almanya'nın bölgeyle ve Türkiye ile ilişkileri olduğunu kaydetti. Almanya'daki geniş Türk kökenli nüfusa da atıf yapan Özdemir, Türkiye karşıtı bir tutumun Türkiye'yi Almanya'nın iç sorunu haline getireceğini vurguladı. Ancak Özdemir'e göre asıl önemlisi Almanya'nın Türkiye ile ekonomik ve askeri ticari ilişkileri. Geçen yıl Almanya’nın yurtdışına satmış olduğu silahların 3’te 1’inin Türkiye’ye geldiğini belirten Özdemir, Yunanistan'la da benzer bir durum olsa da askeri açıdan bu ülkenin Türkiye kadar önemli bir yerde durmadığını dile getirdi:

    “Almanya daha uzun vadeli düşündüğü için bu yaptırımlara sıcak bakmıyor. AB Dışişleri Bakanları Konferansı 6 ayda bir yapılan geniş toplantı ve burada bir karar alma yetkisi yok. Sadece konuları tartışma ve önümüzdeki dönem AB’nin nasıl bir siyaset izleyeceği tartışılıyor. Birinci gündem Belarus, Akdeniz ve Rusya ile ilişkiler var. Bu açıdan karar değil ama bir ortak fikir oluşturulacak. AB üyesi ülkeler arasında da görüş farklılıkları bir kez daha gündeme gelecek. Der Spiegel, bu hafta baş yazısında ‘AB pek çok konuda ortak dış politikaya sahip değil ve bu büyük kayıplara yol açıyor’ dedi. Almanya’nın neden bu kadar Türkiye’yi kollar bir pozisyonda görünmesinin nedenleri var. Bunun başlıca nedeni Almanya’nın bölgeyle olan ilişkileri, Türkiye ile olan çıkar ilişkileri. Türkiye’yi tamamen bir tarafa bırakıp sadece Yunanistan’ı kollayıp savaşı körükleyen bir ülke pozisyonunda olmak istemiyor. Çünkü bu Almanya için de çok büyük bir tehlike. Almanya’da üç milyondan fazla Türk var. Almanya’nın Türkiye karşıtı bir pozisyon alması durumunda bir şekliyle bu ülkenin iç sorunu haline gelecek. Asıl önemli olan ekonomik ilişkiler. Almanya, Türkiye ile en güçlü ekonomik ilişkilere sahip olan Avrupa Birliği ülkesi. Dış ticareti toplam Almanya’nın Türkiye’ye yapmış olduğu 20 milyar euroluk yatırımları var. 7400 Alman firması şu anda Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Çok köklü ticari ilişkileri var. Aynı zamanda askeri ilişkileri de var. Türkiye, Almanya’dan en çok silah almış olan ülke kategorisinde. Geçen yıl Almanya’nın yurtdışına satmış olduğu silahların 3’te 1’i Türkiye’ye gitti. Ama bu aynı şekilde Yunanistan da Almanya açısından önemli. Ama ticari ve askeri açıdan bu kadar önemli bir yerde durmuyor. Almanya ile Yunanistan arasında toplam ticaret hacmi 8 milyar Euro. Ama Türkiye ile 35-40 milyar euroya varan bir hacim var. Askeri ilişkilerde de ilginç bir durum var. Türkiye en çok silah alan ülkelerden biri ama Yunanistan da Almanya’dan en çok silah alan ülkelerin başında. Bugün Akdeniz, Ege’de karşı karşıya olan savaş gemileri her iki ülke açısından çoğu Almanya’da üretilmiş. Türkiye’nin almış olduğu savaş gemileri, deniz altılarının çoğu Almanya’da Blohm+Voss tarafından üretilmiş. Hatta bunların Türkiye’de yapılanları da var. Bunlar da Alman lisansıyla ya da Almanya’nın teknik alt yapılanmasıyla verilmiş. Benzer durum Yunanistan’a satılan gemiler, denizaltılar için geçerli. Akdeniz’de Yunanistan ile Türkiye karşı karşıya gelirse, karşı karşıya gelen Alman silahları olacak. Bu bir felaket, Almanya da bunu biliyor. İki ülkeyi de aynı ülkeler silahlandırıyor aslında.”

    ‘Masaya oturmak yeniden pazarlık yapmaları anlamına gelecek’

    Türkiye’nin Yunanistan ile diyalog yoluyla sorunu hallederek bölgede doğalgaz zenginliğini paylaşabileceğini söyleyen Özdemir, iki ülkenin masaya oturmaya yanaşmama nedenlerinin diyaloğun yeniden pazarlık yapmak anlamına gelmesi olduğu görüşünde:

    “Burada kaybeden halklar olacak. Bölgenin zenginliği doğal gaz. Bu açıdan bakarsak önce bölgede kullanılması lazım. Akdeniz havzasındaki Türkiye, Yunanistan diyalogla bunu paylaşabilir. Birbirine karşı rekabet unsuru haline getirmez. Almanya gibi AB ülkeleri Doğu Akdeniz’de gaz çıkarmayı Rus gazına bir alternatif olarak gündeme getirmişti. Amerika da bu konuda epey bir bastırma yapıyordu. Bir seçenek olarak ortaya çıksın. Mısır, Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan arasında 2 Ocak’ta bir anlaşma yapıldı. Bu çerçevede Doğu Akdeniz’deki gazın direkt Akdeniz altından Avrupa’ya ulaştırılması seçeneği var. Fransa’nın bu kadar konuya angaje olmasının nedenlerinden biri o. Çünkü Yunanistan üzerinden gelecek olan hattın ikinci aşamasında İtalya, üçüncü aşamasında Fransa’ya bu gaz gidecek. Ama Almanya’nın doğrudan Akdeniz’e çıkacak olan gazı alma gibi bir önceliği yok. Almanya, Rusya’dan çekmiş olduğu Kuzey Akım 1 ve 2 ile kendi doğal gaz ihtiyacını karşılıyor ve kendini Avrupa’nın doğal gaz tankeri olma adayı yapıyor. Bu konuda bir görüş ayrılığı aynı zamanda gazın pazarlanması, kimlerin kullanacağı konusunda da bir farklı bakış söz konusu ülkeler açısından. Heiko Maas hem Ankara hem Atina’da Hamburg’da uluslararası deniz mahkemesinde konunun görüşülebileceğini ifade etti. Eğer hukuksal bir anlaşmazlık varsa, buralarda görüşülsün ve anlaşmaya varılsın. Bu karşılıklı bir savaş haline dönüşmesin. Ama her iki tarafta şu anda buna yanaşmıyor. Çünkü bu yeniden pazarlık yapmaları anlamına gelecektir. Türkiye’nin bugüne kadar sahip olduğu alanlardan vazgeçmesi ya da bunu tartışmaya açmak anlamına gelecek. Yunanistan da aynı şekilde ısrar ediyor. Bu şekliyle AB’yi kendi arkasına alma öncelikli politika haline getirilmiş. Çünkü üyelik bütün üyelerin bir üyeye sahip çıkması olarak değerlendiriliyor. Dayanışma şu anda pek çok ülkesi de aslında Türkiye’nin izlemiş olduğu politikalardan bakarsak, bir kısmı Yunanistan’ın tezlerini savunuyor. Ama bunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da büyük payı var. Bugün Malazgirt’te bir konuşma yaptı. Bu konuşmada kesin bir şey yapmadı. Bir görüşme, müzakere, pazarlık; tam tersine tehdit içerikli oldu. Böyle olunca tansiyon artıyor. Milliyetçiliği körüklüyor hem Yunanistan hem Türkiye cephesinde. Halbuki aynı masa etrafında bu bölgede çıkan zenginliklerin konuşulup paylaşılması, 3. Güçlerin müdahil olmasına gerek kalmadan, devreye girecekse de uluslararası kabul edilen kurumların devreye girmesi ve bir uzlaşmanın sağlanması gerekiyor. Çünkü bölgede savaş sürekli silahlanma, sürekli bu şekilde hareketler yapıldığında kazanan o bölgenin halkları olmayacak; kazanan silah tekelleri, gemileri üreten firmalar olacak. Bütün bunların faturası da halka kesilecek.”

    Etiketler:
    Ceyda Karan, Ekonomi, Asker, Kıbrıs, Yunanistan, Türkiye, Almanya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın