09:13 30 Ekim 2020
Canlı Yayın

    ‘Dünyanın dijital teknolojilerle balayı sona erdi, veri güvenliği ve vergilendirme üzerinden dijital sınırlar çizilecek’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 01
    Abone ol

    Füsun S. Nebil'e göre, dünyanın dijital teknolojilerle balayı sona erdi, veri güvenliği ve vergilendirme üzerinden ülkelerin dijital sınırlarını çizeceği düzenlemeler yolda. ABD'nin ticaret savaşında sadece Çin değil Avrupa ile de gerildiğini belirten Nebil, AB'nin internetin dijital adalara bölünmesini gündeme almaya hazırlandığını kaydetti.

    Küresel Kovid-19 pandemisi eşliğinde BM Genel Kurulu'nun bile sanal ortamda toplandığı dünyada dijitalleşme hız kazanırken, dijital kapışmalar ticari bilek güreşinde giderek önem kazanıyor. Trump yönetimi Çinli ByteDance'ın TikTok'unu şimdiden 'ulusal güvenliğe' tehdit ilan ederken, Amerikalı yazılım devi Oracle ve perakende devi Walmart tarafından alınmaması halinde yasaklama resti çekti. Veri güvenliği, ulusal güvenlik giderek başat konular haline gelirken, küresel ölçekli şirketlerin vergilendirilmesinin de işin içine girmesiyle ülkeler pek çok kısıtlayıcı yasal çerçevelere yöneliyorlar.

    Gelişmeleri bilişim ve teknoloji uzmanı T24 yazarı Füsun S. Nebil ile konuştuk.

    'Ülkelerin dijital sınırlarını çizmeye başladığı düzenlemeler yolda'

    Füsun S. Nebil'e göre, hız kesmeden devam eden ticaret savaşlarında ABD'nin hedefinde sadece Çin yok, Avrupa da var. Dünyanın dijital teknolojilerle olan balayının sona erdiğini belirten Nebil, geçen seneden bu yana internetin 'adalara bölünmesinin' konuşulmaya başlandığını aktardı. İnternet şirketlerinin özellikle vergi ödememelerinin büyük mesele olduğunu söyleyen Nebil, ülkelerin kendi dijital sınırlarını çizmeye başladığı düzenlemelerin yolda olduğunu belirtti:

    “Dünyanın dijital teknolojilerle olan balayı sona erdi. Geçen yıldan beri zaten hep birlikte bilişim, internetle yakın olanlar internet adalara mı bölünecek diye konuşmaya başladık. Bir anlamda dijital adalar diye bir konu üzerimizde. Ülkelerin kendi dijital sınırlarını çizdiği birtakım düzenlemeler mi geliyor diye bakıyoruz. Aslında bu konuda inceleme yapan uzmanlar üç senaryo öngörüyorlar. Bunlardan biri, dijital adalar veya kıtalar belki. Diğeri Apple, 2 trilyon doları geçti. Türkiye’nin GSMH’nın 3 katına yakın bir gelir düzeyi. TikTok bunun en basit tarafı. Bu TikTok’la kalmadı, Wechat’e geldi. En son Trump yönetimi Amerika’nın büyük oyun firmalarına mektup göndererek Çin'in en büyük 2. Şirketi oyun firması Tencent’in dünyadaki diğer oyun firmalarının 300’ünde ortaklığı var. Onlarla ilişkilerini ve veri güvenliği konularını soruşturdular. Şimdi sırada oyun firması gelecek diye konuşuluyor. Balayı bitti, şimdi herkes kendi sınırlarını çizmeye çalışıyor. Çünkü bu firmaların en büyük özelliklerinden biri vergi vermiyorlar. Birtakım yöntemler kullanıyorlar. Türkiye’de mesela reklam satıyor. Reklam sattığı sayfa Türk gazetelerinin olduğu bir sayfa. Orada Türk okuyucusu arama yapıyor. Bizim taşımışla kuş vuruyorlar. Üzerine Türk reklamları geliyor ve parayı Google, Facebook kazanıyor. İngiltere sürekli olarak itekliyor Facebook’u. Facebook da ‘Ben İngiltere’de reklam satmıyorum. İngiltere’de satış elemanım yok. İrlanda’dan satıyorum, vergi ödersem oraya’. İrlanda’da dijital vergi konusunda büyük avantajlar var. Zaten bu büyük firmalar Hollanda, İrlanda üçgeninde, bildiğimiz 'Melek', 'Virgin' adaları gibi adaların üzerinden kurulan bir üçgenle vergi ödemeden bütün parayı gelir hanesine yazıyorlar. Bu yüzden Türkiye geçen nisanda yüzde 2 dijital vergi koydu. Türkiye dahil Fransa, İngiltere vergi koymaya kalktılar. Bu sefer Trump, eylülün hemen başında bu vergi koyan 10 ülke hakkında soruşturma başlattı. Bir yandan da Avrupa’ya tehdit savurdu. ‘Ben de sizin peynirinize, şarabınıza ilave vergi koyacağım’ diye. Dolayısıyla ticaret savaşları derken sadece Çin ile olan bir savaş söz konusu değil."

    'AB yeni kanun hazırlığında'

    Nebil, Çin'in taklitle başlayıp teknoloji alanında çok ileri gittiğini anımsatırken, Huawei ile ZTE şirketlerinin ABD'nin nasıl hedefi olduklarını vurguladı. Nebil diğer yandan meselenin Çin ile sınırlı olmadığını belirtirken, Avrupa'da Amerikalı teknoloji devlerine karşı yasal hazırlığa dikkat çekti:

    "Çin tabii çok ileri gitti teknoloji alanında. Önce taklitti. Şimdi Çin, Amerika’nın önüne geçmiş durumda birçok konuda. Amerika bunu engellemeye çalışıyor. Önce Huawei'in sahibinin kızını tutukladı. Arkasından bunların mal satmasını engelledi. Huawei ve ZTE’den Amerikalı firmaların mal almasını engelledi ama yetmedi. Daha da ileri gitti. Mayıs ayındaki kararla Huawei ile ZTE’nin bilişim sektörünün motoru, çip, işlemci dediğimiz bileşenlerdir. Bunları da dünyada bir iki firma üretir. Bu sefer bunların içinde Amerikan eğer lisansı veya yatırımı varsa, Çin’e mal satılmasını engelledi. Başlı başına bir savaş orada. Ama diğer tarafta Avrupa da bu savaşın diğer kolu. İki gün evvel Financial Times’da yayınlanan bir haber, Avrupa Birliği komisyon üyelerinden bir tanesi yeni bir kanun hazırlığı içinde olduklarını söyledi. Amerikalı teknoloji devlerinin Avrupalı firmaların rekabet edebilecekleri boyutta operasyonlarını küçültmeleri ya da operasyonlarını satmaları gerektiğine dair. Yani TikTok’a uygulanan şey.”

    'Gözetim kapitalizmi tartışmaları alevlendi'

    İnternetin dijital adalara bölüneceğini belirten Nebil, örnek olarak Facebook’u gösterdi: ‘Facebook Türkiye, Facebook Amerika…’ Facebook’un Avrupa’daki kullanıcıların kişisel verilerini ABD ile paylaşmasının AB’nin güvenini sarstığını söyleyen Nebil, 'gözetim kapitalizmi' ile ilgili tartışmanın alevlendiğini aktardı:

    “Facebook Türkiye, Avrupa ya da Amerika diye bölünecek gibi bir durum, dijital adalar dediğimiz şey bu. Türkiye’de de sosyal medya bizim için başka bir anlam taşıyor. Bir anlamda konuşabildiğimiz, muhalefet yapabildiğimiz ya da muhalefeti okuyabildiğimiz alanlar. Basın kontrol altında ama aslında alt toplama bakarsak, bu firmaların ne yaptığı da karmaşık. Social Dilemma denilen bir dizi var. Burada çok kötü birtakım şeyler gösteriyor. Twitter, Facebook ve YouTube’da çalışan müdür düzeyindeki insanların isyan ederek arka planda kurdukları bir dernek var. Onların çektiği bir film. Trump’ın seçiminde de Cambridge Analytica rezaleti vardı. İnsanların oylarını almak için sahte haber yayımlanmışlardı 2 milyona yakın Facebook üzerinde. Bu filmde, siz bir yere gidiyorsunuz, orada ne yapacağınızı tahmine dip size o anda onun reklamını gösteriyor. Sizi satın almaya zorluyor gibi. Dolayısıyla orada da tatsız bir durum söz konusu. Son yıllarda konuşulan moda olan bir kelime gözetim kapitalizmi. Korkutucu bir şey. Bu firmalar o kadar büyüdüler ve her şeyimizi kontrol altına alıyorlar. 2013’te bir hukuk öğrencisi enteresan bir dava açtı. Facebook benim verilerimi korumuyor’ dedi. Sonraki yıllarda gölge profil diye bir şey gördük. Kendi elimizle Facebook’a verdiğimiz bilgilerle oluşturulan Facebook’un bizimle ilgili oradan buradan gelen bilgileri toparladığını, arka planda başka bir profil yarattığını gördük. Facebook bunu açıkça kabul edildi. Arkasından Snowden’in açıklamaları ortaya çıktı. Amerikan hükümeti CIA, Google, Microsoft, Facebook sunucularına elini daldırıyor, istediği gibi karıştırıyor. Bu verilerin ancak şüphe altında olan insanların ve mahkeme kararıyla görülmesi lazım. Bu mahremiyetle ilgili bir şey. Sizin kişisel verilerinizin güvenliğiyle ilgili bir şey. O yıllara kadar ‘güvenli liman’ denilen bir kavram vardı. Bu şu anlama geliyor. Avrupa böyle düşünüyordu, bazı ülkelerin kanunları, hukuku çok sağlam. Bu ülkelere ben veri gönderebilirim Avusturalya, Amerika, Kanada gibi. Fakat Snowden’in gösterdiği sızıntılar sonucunda Avrupa bunu tartışmaya başladı. Üzerine hukuk öğrencisinin de açtığı davada gösterdiği belgeler sonucu Avrupa’da çok ilginç bir karar çıktı. Buna göre Avrupa artık Amerika’nın güvenli liman yani Avrupalı kullanıcılarının gönderebileceği ve güven duyacağı bir ülke olmadığını karara bağladı temmuzda. Arkasında ağustosun sonunda İrlanda’daki kişisel verileri koruma kurulu, Facebook’a ‘Sen Avrupalı kullanıcıların verilerini Amerika’ya taşıyorsun, buna hemen son ver ya da kapatacağız sizi’ dedi. Bunun için bir geçiş dönemi de yok. Facebook da iki gün önce ‘Böyle giderse Avrupa’yı terk etmek zorunda kalacağım’ diye açıklama yaptı.”

    ‘Trump, Çin’i seçim malzemesi olarak kullanıyor’

    Trump'ın son dönemde TikTok'u da kullanarak Çin'e saldırmasında popülist karakteri kadar ABD'nin küreselleşmeden Çin kadar faydalanamayıp fakirleşmesinin yattığını belirten Nebil, meselenin 3 Kasım'daki başkanlık seçimleri için malzeme teşkil ettiğinin altını çizdi:

    “Trump’ın ne kadar popülist bir lider olduğu biliniyor. Şu anda Amerika’da seçim var. Ona yönelik olarak da sürekli ‘Amerika’yı büyük yapmaya’ yönelik ifadeler kullanıyor. Çin’e saldırmasının nedeni de bu. Amerika, 1980’den itibaren iş gücünü Çin’den kullanmaya başladı. Bunun sonucu Amerika’da orta sınıf yok oldu. Bugün Amerikalılar fakirleşmiş durumda. Biz burada göremiyoruz ama yukarıdaki zenginleri görüyoruz. Amerika’daki halk iPhone’un mesela Çin’de üretilmesinden son derece rahatsız. Bunu da Trump şu anda kullanıyor. Halka ‘Çin’den kurtulacağız. Amerika’yı daha büyük yapacağız’ diyor. TikTok’un 100 milyon kullanıcısı var. Sıkıştığı yer şu, Amerika’daki 20 bine yakın elemanı var. Onlara maaş ödeyemiyor, bloke ediliyor. Bakım yapamıyor, güncelleme yapamıyor uygulama indirilen platformlar. Eski halde kalıyor bu yüzden. Ona karşı bir çözüm bulmuş. Oracle’a para kazandıracağım demeye çalışıyor. Bu arada CIA ile de bağlantısı olduğu zaman zaman konuşulan bir şirkettir. O da güya veri güvenliğini kontrol ediyor olacak TikTok’un. Öyle bir ara çözümle olayı geçiştirecekler gözüküyor.”

    Etiketler:
    Vergi, Veri gizliliği, veri tabanı, veri kaydı, veri, Avrupa Birliği, Avrupa, Çin, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın