12:08 25 Ekim 2020
Canlı Yayın

    ‘Türkiye, Doğu Akdeniz’deki kıyıdaş ülkelerle ilişkileri yoluna sokarak bölgeye özel temsilci atamalı’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Faruk Loğoğlu'na göre, Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'de hak ve hukuku var ancak bu savunulurken mübalağa edilmemeli zira diğer ülkelerin de var. Ankara'nın yanlış politikalarla herkesi karşısına aldığını belirten Loğoğlu'na göre, önce kıyıdaş ülkelerle ilişkiler normalleştirilmeli. Loğoğlu, Doğu Akdeniz için özel temsilci atanmasını önerdi.

    AB liderler zirvesinin Kovid-19 nedeniyle ertelenmesiyle açılan fırsatın ardından Akdeniz'de sular duruluyor. AB dönem başkanı Almanya'nın girişimleri sonucu Türkiye ve Yunanistan, aralarındaki sorunları diplomatik yollarla çözmek için yeniden masaya oturacaklarını duyurdu. Ortada henüz görüşmelere ilişkin bir tarih yok. Tarafların, 2002'de başlatılan ancak 2016'da askıya alınan ‘istikşafi görüşmeler’ mekanizmasını yeniden aktive ederek Ege Denizi'nden kaynaklanan sorunları ele almaları umuluyor.

    Gelişmeleri emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu ile konuştuk.

    ‘Doğu Akdeniz sadece Türkiye ile Yunanistan arasında bir mesele değil'

    Faruk Loğoğlu'na göre gerginliğin azaltılmış olması olumlu bir gelişme. Yeniden tırmanma potansiyeline de işaret eden Loğoğlu, diplomasinin önü açılmış gibi görünse de iyimser yorumlara temkinli yaklaştı. Doğu Akdeniz meselesinin Türkiye ile Yunanistan arasında bir mesele gibi sunulmasının yanlışlığına dikkat çeken Loğoğlu, meselenin Suriye, İsrail, Lübnan, Filistin, Mısır ve Libya'yı da ilgilendiren yönlerine dikkat çekti.

    • “Gerginliğin şimdilik azaltılmış olması tabii ki olumlu bir şey. Gerginlik tırmanma potansiyeline sahiptir daima. Bir çatışma çıkabilir, büyüyebilir. Bunların şimdilik bertaraf edilmesi olumlu bir şey. İkincisi daha fazla bu konuda yapılan yorumlar bana göre fazla iyimser yorumlar. Gerginlik azaldı, diplomasinin önü açıldı. Bu da bir ölçüde doğru. Ancak sanki Doğu Akdeniz’deki mesele Türkiye ile Yunanistan arasında bir meseleymiş gibi anlaşılıyor. Ama öyle değil. Doğu Akdeniz meselesi Türkiye ve Yunanistan’ın ötesinde Suriye, İsrail, Lübnan, Filistin, Mısır ve Libya’yı da ilgilendiren bir sorun. O bakımdan Türkiye ile Yunanistan arasında başlayacak olan istikşafi görüşmeler başarılı olsa bile Doğu Akdeniz meselesini çözmek için yeterli olmaz."

    ‘Yunanistan’ın Türkiye ile varılacak bir çözümü kamuoyuna kabul ettirme şansı yok’

    Loğoğlu istikşafi görüşmelerin yıllardır devam eden bir süreç olduğunu anımsatırken, diyalog çağrılarının bir yere varması konusunda ise umutsuz. Loğoğlu bunda Yunanistan'ın yapısal engellerinin etkili olduğunu belirtirken, hükümetiyle, meclisiyle, kilisesiyle 'Türkiye karşıtlığının' aşılandığı bir ortamda varılacak bir çözümü Atina'nın kamuoyuna kabul ettirme şansı bulunmadığını dile getirdi:

    • "Bu görüşmeler yıllardır devam eden bir süreçti. Bugüne kadar en az 50’den fazla bu tür görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca başka görüşmeler de yapılmıştır iki ülke arasında. Ama bütün bunlar Ege sorunları üzerinde cereyan etmiştir. Yunanistan’dan da diyalog çağrıları var. Türkiye’den de var. Bunun bir yere varacağını pek zannetmiyorum. Çünkü Yunanistan’ın yapısal engelleri var. Türkiye ile varılacak bir çözümü kendi kamuoylarına kabul ettirme şansları yok. Çünkü hükümetiyle, meclisiyle, kilisesiyle bütün toplumsal kurumlarıyla halka bir Türkiye karşıtlığı aşılanıyor. O bakımdan istikşafi görüşmeler elbette gerginliği azaltır. Türkiye’yi belki AB’den gelmesi mukadder olan yaptırımları bana göre biraz daha geciktirir. Ama bütün bu görüşmeler gerilimi azaltmakla beraber bir teneffüs olarak da görülebilir."

    'Türkiye'nin hem Ege hem Doğu Akdeniz'de hak ve hukuku var, başkalarının da var'

    Loğoğlu, Türkiye'nin hem Ege hem de Doğu Akdeniz'de hak ve hukuku bulunduğunu ancak bunları savunurken mübalağa edilmemesi gerektiğini belirtirken, "Başkalarının da hak ve hukuku var" vurgusu yaptı. Gerçekçi hareket etmek gerektiğinin altını çizen Loğoğlu, Doğu Akdeniz'de kıyıdaş ülkelerin bir araya gelerek çözüme ulaşmaya çalışmalarının önemine vurgu yaptı. Loğoğlu Türkiye'nin hak ve hukuku bulunmasına karşın izlediği yanlış politikalarla bütün kıyıdaş ülkeleri karşısına almasına dikkat çekti:

    • "Türkiye’nin hem Ege hem Doğu Akdeniz’de hukuki, stratejik, tarihi her bakımdan imzalanmış imzalanmış anlaşmalar itibariyle hak ve hukuku var. fakat bunları savunurken mübalağa etmemek lazım. Başkalarının da hak ve hukuku var. Gerçekçi hareket etmek lazım. Cumhurbaşkanı Erdoğan BM konuşmasında bölgesel konferans önerisinde bulundu. Daha önce dile getirdiğim öneriyle örtüşüyor. Bölgesel konferans demek Doğu Akdeniz’e kıyıdaş olan ülkelerin bir araya gelip, çözüme ulaşmaya çalışmaları demek. Ama Türkiye’nin biraz daha önde olması lazım. Ben ayrıca bu konuda özel bir temsilci atanması gerekir diye düşünüyorum. Bizim sıkıntımız hak ve hukukumuz çok sağlam zeminlerde olmasına karşın izlediğimiz yanlış politikalarla bütün kıyıdaş ülkeleri karşımıza aldık. Suriye, İsrail, Mısır, Filistin yanımızda mı o bile belli değil, Lübnan… Önce bir siyasi atılım lazım Türkiye için. Bölge ülkeleriyle ilişkilerini biraz normale dönüştürme bakımından. Bu bağlamda İsrail ve Mısır öncelik taşıyor değişik nedenlerle.”

    ‘Türkiye’nin büyüklüğü nedeniyle AB’nin yaptırım uygulaması kolay değil ama…’

    Türkiye’nin ağırlığı nedeniyle Avrupa Birliği’nden yaptırım çıkmasının zor göründüğünü aktaran Loğoğlu, ancak riskin tamamen ihtimal dışında da bırakılamayacağını dile getirdi. Türkiye’nin bölge ülkeleriyle ilişkileri nispeten de olsa başlatması gerektiğini belirten Loğoğlu, Doğu Akdeniz’e özel bir temsilcinin atanması gerektiği kanaatinde:

    • “Türkiye karşısında oluşmuş hem siyasi hem de petrol, doğalgaz bağlamında birtakım adımlar atılmış. Türkiye’nin içinde olmadığı adımlar bunlar. Bu yalnızlığımızı gösteriyor. Ama Türkiye’nin bu yalnızlığı giderme potansiyeli, gücü var doğru politikalar izleyerek. İsrail’den bir çağrı varsa, Türkiye bunu kabul etmek isterse buna uygun bir müzakere süreci olur. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’de vazgeçilmez, tartışılmaz hakları vardır. Doğu Akdeniz’de varılacak herhangi bir düzenleme Türkiye’yi dışında bırakırsa, o işlemez, ayakta kalma şansı yoktur. Hem kıyılarının uzunluğu hem stratejik konumu, büyüklüğü hem ağırlığı bakımından Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bu işin içinde olması gerekiyor. Burada bunu başkaları yapmayacak. Amerika, Avrupa Birliği, ‘Türkiye gelsin’ demeyecek. Bunu kendi becerimizle, kendi diplomasimizi kullanarak atacağımız adımlarla yapmamız lazım. Burada iki ayak var. Birincisi bölge ülkeleriyle nispeten ilişkileri yoluna sokmak.
    • İkincisi de Doğu Akdeniz konusunda bir özel temsilci atayarak bölge ve bölge dışı ülkelerini ve petrol şirketlerinin ne düşündüklerini ve bizim ne düşündüğümüzü, neler verebileceğimizi, nasıl herkesin kazanabileceğini anlatmamız lazım. AB’nin genel tutumu zaten Türkiye’ye yönelik olarak olumsuz. Türkiye’nin duruşu, büyüklüğü nedeniyle AB’nin yaptırım uygulaması da zor, kolay değil. Ancak Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan ve onları destekleyen diğer ülkelerin ağırlıklarını dikkate alırsak, bir yaptırım duvarına çarpmamız tamamen ihtimal dışı değil. Avrupa Parlamentosu geçen gün aldığı karar aldı. Kararları bağlayıcı değil ama orada siyaset yapan parlamenterlerin hepsi kendi hükümetleri üzerinde etkili olan isimler. Bu bakımdan bu aradaki zamanı Türkiye’nin inandırıcı, diplomatik hamleler yaparak öncelikle bölge ülkeleri, AB, Amerika nezdinde dikkatli şekilde kullanarak görüşlerini hak ve hukukunu anlatması lazım. Bunu daha önceleri yapsaydık, 10 sene önce başlasaydık bugün daha rahat bir yolda yürüyor olurduk. Şimdi dimdik bir yokuşa karşı hak ve hukuk savunma işini yapmamız gerekiyor.”

    ‘Fransa’nın sırtını sıvazladığınızda yola gelir’

    Fransa’nın AB lideri olma hedefiyle Doğu Akdeniz’de de şansını denediğini ancak Türkiye’ye ‘tosladığını’ dile getiren Loğoğlu, Türkiye’nin Fransa liderini karşısına almasına gerek olmadığını belirterek “Biraz sırtını sıvazladığınızda yola gelir” dedi:

    • “AB, Türkiye’ye yaptırım uygulamaz diyemeyiz. Ama kolay da değildir. Orada her ülkenin belli konularda veto hakları var, NATO gibi değil ama. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, geçen gün Belarus’a yaptırımları veto etti, Türkiye’ye yaptırım uygulamadığınız takdirde diyerek. Böyle bir tablo var, tatsız. Büyük ölçüde kendi yanlış politikalarımızla buralar geldik. Ama düzeltmek yine bizim elimizde. Kimse bize doğru politikalar izlemeye başladınız sataşamaz. Herkes bunu görür. Gecikerek de olsa sonunda hak ve hukuktan yana yer alır. Angela Merkel iş yapıyor, Macron konuşuyor, laf üretiyor. Elbette Fransa da büyük bir devlet, savaş uçakları var, Akdeniz’de bir varlık göstermeye çalışıyor. Ben bunu Fransa’nın Almanya karşısındaki ezikliğine yorumluyorum. Çünkü Fransa hep Avrupa liderliğine soyunmuş bir ülkedir. Oysa izlenen politikalar ve ekonomi vs. İngiltere’nin de çekilmesiyle bana göre Avrupa Birliği’nin tartışmasız lideri Almanya’dır. Dönem başkanı olmasa dahi odur. Fransa, çevresine bakıyor, içeride zaten ciddi sıkıntıları var. Nerede at koşturabilirim diyor, Akdeniz’i buldu. Burada da Türkiye’ye tosladı. Fransa’nın gönlünü hoş tutalım, çünkü popülist bir siyasetçi, karşımıza almaya gerek de yok. Sırtını sıvazladığımızda biraz, yola gelir diye düşünüyorum.”
    Etiketler:
    temsilci, Görüşme, Türkiye, Gerilim, Kuzey Kıbrıs, Yunanistan, Fransa, Almanya, Doğu Akdeniz, Faruk Loğoğlu, Ceyda Karan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın