03:13 31 Ekim 2020
Canlı Yayın

    ‘Azerbaycan için Türkiye’nin desteğinin bu kadar görünür olması diplomaside işini zorlaştıracak'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 310
    Abone ol

    Behlül Özkan'a göre, Dağlık Karabağ savaşında ABD başkanlık seçimi ve Bakü'nün çatışma olmadan pazarlık gücünü artıramayacağını düşünmesi etkili oldu. Türkiye'nin desteğinin fazla görünür olmasının Bakü'nün diplomaside işini zorlaştıracağını belirten Özkan, Erivan'ın ise Rusya, ABD ve İran ile 'sürdürülemez bir denklem içinde' olduğu görüşünde.

    Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sıcak savaş hali ikinci haftasına girerken, ateşkes için diplomatik cephede de çağrılar yükseliyor. Özellikle iki taraftan da sivil kayıplar ve Suriye ile Libya'dan taşındığı öne sürülen cihatçı varlığı uluslararası planda kaygı konusu. Azerbaycan, BM kararlarına göre de işgal altında sayılan Dağlık Karabağ dışındaki illeri (rayon) geri alma konusunda ilerlemeler sağlamışken, Türkiye'nin savaştaki varlığı da dikkat çekici. Ankara Rusya Federasyonu, ABD ve Fransa'dan oluşan AGİT Minsk Grubu'nun ateşkes çağrılarını eleştiren ve sorunun savaş yoluyla çözümünü salık verir bir pozisyon takınmış durumda.

    Diplomatik cephedeki gelişmeleri ve Türkiye'nin tutumunu Marmara Üniversitesi'nden Doç. Behlül Özkan ile konuştuk.

    'Azerbaycan çatışma ve savaş olmadan pazarlık gücünü artıramayacağını anladı'

    Doç. Behlül Özkan, Dağlık Karabağ meselesinin Sovyetlerin çöküşü sürecinde büyük insani trajedilere yol açarak ortaya çıktığını anımsattı. O dönemde sadece Dağlık Karabağ'da 150 bin Ermeni'nin Ermenistan'a bağlanabilmesi için etrafındaki Azerbaycan topraklarının işgal edildiği ve 300 ile 600 bin arasında insanın sürüldüğünü belirten Özkan, onca zaman sonra çatışmaların ilk kez bu boyutlara varmasına dikkat çekti. Ermenistan'ın 25 yıldır uzlaşmaz tutum sergilediği görüşündeki Özkan'a göre savaşın şimdi patlamasının nedenlerinden biri ABD'deki 3 Kasım seçim, diğeri ise Bakü'nün çatışma ve savaş olmadan pazarlık gücünü artıramayacağını düşünmesi. Özkan'a göre çatışmanın nasıl ilerleyeceği konusunda Moskova belirleyici olacak:

    “Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki soruna baktığımızda bir Karabağ var. Sovyetler döneminde otonom bölge olan ve yüzde 75 nüfusun Ermeni olduğu bir Karabağ bölgesi var. Azerbaycan toprakları içinde ancak otonom bölgede. Savaş 1990’ların ilk yarısında sürerken sadece Karabağ değil, Ermeniler o çevrede Ermenilerin yaşamadığı bölgeleri de işgal ettiler. Karabağ’dan biraz daha büyük bir bölgeyi işgal ettiler. Burada çok trajik sonuçlar ortaya çıktı. 150 bin Ermeni’nin yaşadığı Karabağ, Ermenistan’a bağlanmak için yaklaşık 300 bin 600 bin arasında Azerbaycanlının o bölgeden sürülmesine neden oldu o savaş. Hem Karabağ hem de etrafında işgal ettiği bölgenin yaklaşık Eskişehir’in yüzölçümüne yakın. Aslında oldukça küçük bir bölge. Güney kısmı İran’a sınır, batısında da Ermenistan yer alıyor. Artık savaş diyebiliriz. Çünkü 1994’te ateşkesin imzalanmasından bu yana geçen sürede en yoğun çatışmaların yaşandığı dönemdeyiz. Bu yoğunlukta çatışmalar son 25 yılda hiç yaşanmadı. Karabağ’ın bir de Kafkasya’daki ve Sovyetlerin dağılmasıyla ortaya çıkan çatışmada da farkı var. Karabağ’da Ermeni ve Azerbaycan ordusu arasında gözlemci bulunmuyor. Direkt karşı karşıya bakıyorlar. Güney Osetya’da Abhazya'da hep taraflar çatışmayı engelliyor. Bu çatışmalar neden şimdi çıktı? Taraflar savaşı karşı tarafın başlattığını söylese de aslında burada çatışmaların bu dönemde başlamasının önemli bir sebeplerinden biri Amerika Birleşik Devletleri’nde seçime gidilecek olması. Azerbaycan, Ermenistan’ın uzlaşmaz tutumu sebebiyle yaklaşık 25 yıldır süren dönem dönem devam eden ateşkes sonrası barış görüşmelerinde Karabağ’a yönelik oldukça uzlaşmaz tutum takındı. Azerbaycan burada bir çatışma ve savaş olmadan pazarlık gücünü arttıramayacağını anladı. Geçtiğimiz yaklaşık 15 yılda da Azerbaycan’ın petrol gelirleri sebebiyle kuvvetli bir silahlanmaya gittiğini görüyoruz. Belli ki Bakü zamanın kendisi için uygun olduğunu düşünerek bu dönemde çatışmanın kendi çıkarlarına hizmet edeceğini düşündü. Burada Kafkasya’dan bahsederken göz ardı etmememiz gereken en önemli unsur ise Rusya. Rusya’nın bu çatışmalardaki tutumu ve taraflara ne yönde yaklaşacağı bundan sonraki hususta çatışmanın nasıl ilerleyeceği ve bu savaşın nasıl devam edeceği konusunda belirleyici olacak.”

    ‘Türkiye’nin desteğinin bu kadar görünür olması Azerbaycan’ın diplomatik anlamda işini zorlaştıracak’

    Özkan, Türkiye’nin desteğini uluslararası arenada bu kadar sergilemesinden Azerbaycan’ın çok da memnun olmadığı görüşünde. Birçok ülkeyle ilişkileri sıkıntıda olan Türkiye’nin diplomatik anlamda Bakü'nün işlerini zorlaştıracağını söyledi.

    “Bu izlenimi Türkiye veriyor. Bakü’nün böyle bir izlenim vermekten önemli ölçüde kaçındığını görüyoruz. Türkiye ile Azerbaycan arasında yakın askeri anlamda işbirlikleri var, yadsınamaz bir gerçek. Tek millet iki devlet ama Azerbaycan’ın şu anki savaşta Türkiye’nin desteğinin bu kadar görünür olmasından hiç memnun olmadığını düşünüyorum. Bu Azerbaycan’ın diplomatik anlamda işini kolaylaştırmayacaktır. Ermenistan tarafıysa bu çatışmanın Azerbaycan ile Ermenistan ile Türkiye arasında olduğunu dışarıya anlatmaya çalışıyor. Son dönemde Türkiye’nin uluslararası alanda yaşadığı Doğu Akdeniz ve Suriye gibi sorunlarda çok farklı ülkeleri karşısına almıştı. Ermenistan bir anlamda Türkiye ile çatıştığını dışarıya yansıtarak dış kamuoyundan destek alıyor. Türkiye’nin bu çatışmalarda bir dahli olduğunu sanmıyorum. Azerbaycan’ın da bunu tercih edeceğini düşünmüyorum. Azerbaycan özellikle Rusya’nın savaşa bir yeşil ışık demese bile bir sarı ışık almadan bu çatışmaları başlamasında pek olumlu yaklaşmazdı. Basına böyle yansıtılıyor."

    'Rusya'nın her iki tarafa da eşit mesafede gibi bir duruşu var'

    Özkan, Ermenistan’a daha yakın dursa da Rusya’nın Azerbaycan ile de önemli işbirlikleri olduğunu anımsattı. Özkan'a göre, Rusya'nın her iki tarafa da eşit mesafede gibi bir duruşu var:

    © Fotoğraf : official site of the Prime minister of RA.

    "Ermenistan ile Rusya arasında çok yakın ilişkiler var askeri anlamda. Ancak hep Ermenistan’ın tevessül anlamda Rusya ile yükümlü olduğundan bahsediliyor. Ancak gerçek bu değil. Azerbaycan başta Aliyev olmak üzere Rusya ile çok yakın ilişkileri var. Ermenistan ile yakın askeri ilişkiler kurması Rusya’nın Azerbaycan tarafını dışladığı anlamına gelmiyor. Azerbaycan ile Rusya arasında çok yakın ilişkiler var. Ancak Rusya’nın tabii her iki tarafa da sanki eşit mesafedeymiş gibi bir duruşu var. Türkiye’nin Azerbaycan’ın çıkarlarını gözetiyor. Ama bu kadar Azerbaycan’ın yanında olduğunu ve çatışmanın içinde olduğu izlenimini vermemesi gerekir. Keza Azerbaycan’dan bu yönde açıklamalar da yapılıyor.

    'Üç seçenek var, Moskova'nın tutumu kritik'

    Özkan, çatışmaların seyrine göre üç seçenek bulunduğu görüşünde. Azerbaycan'ın sınırlı toprak kazanımı ve ateşkesle aynı statükoya dönülmesinin Aliyev için önemli zafer olacağını belirten Özkan, ikinci olasılığı ise Azerbaycan'ın Karabağ çevresindeki işgal edilmiş toprakları kurtarması olduğunu belirtti. Özkan, üçüncü olasılığın ise Karabağ'ın topyekün Azerbaycan tarafından alınması olduğunu kayrdetti. Özkan'a göre bunda Moskova'nın tutumu kritik. Ermenistan'ın çatışmaların başlatan taraf olarak sürekli Azerbaycan’ı göstererek kendisinin barışı istediği izlenimi yarattığını ancak Ermeni tarafında Ter Petrosyan sonrasında uzun yıllar 'hiçbir şekilde toprak kaybetmeyeceğiz' tutumu bulunduğunu belirten Özkan, ancak son çatışmaların Erivan açısından yarattığı sıkıntılı tabloya dikkat çekti:

    "Önümüzde üç seçenek olduğunu düşünüyorum. Bunlardan bir tanesi Azerbaycan’ın sınırlı bir alanda toprak kazanımında bulunması ve ateşkesle aynı statükoya geri dönülmesi, toprak kazanımlarını aldıktan sonra. Aliyev bunu da kendi iç kamuoyuna bir askeri zafer olarak kuşkusuz yansıtacaktır. İkinci ihtimal Azerbaycan’ın Karabağ çevresinde işgal edilmiş topraklarını kurtarması. Üçüncü ihtimalse topyekun bütün Karabağ’ın alınması olabilir. Burada bence kritik nokta Moskova’nın tutumunun ne olacağı. Kuşkusuz Aliyev ile Moskova’daki yönetim arasında bu çatışmalar başlamadan önce bir konuşma yapıldığını, en azından bir görüşmeler yoluyla karşılıklı izlenimlerin alındığını düşünüyorum. AGİT’ten ziyade Astana konumu ve tavrı çatışmaların ne yönde seyredeceği konusunda belirleyici olacaktır. Ermenistan tarafında 90’lı yıllarda Ter-Petrosyan vardı, Azerbaycan ile Türkiye ile bir barış yapılması taraftarıydı. Burada Ermenistan çatışmaların başlatan taraf olarak sürekli Azerbaycan’ı göstererek sanki kendisinin barışı istediği yönünde bir tablo çizmeye çalışıyor. Bu gerçekçi değil. Ter-Petrosyan, 90’lı yılların ikinci yarısında Türkiye ve Azerbaycan ile barış yapmak konusunda çok istekliydi. Çünkü hep şunu söyledi; ‘Ermenistan, Türkiye ve Azerbaycan ile barışamadan normal bir ülke olamaz’. Bugün Ermenistan’ın sınırlarının yüzde 85’i Türkiye ve Azerbaycan ile çevrili, sınırlar kapalı. Ancak Ermenistan’daki Karabağ konusunda son derece radikal tutum takınan Koçaryan ve Sarkisyan gibi liderler bir anlamda Ter-Petrosyan’ı devirerek burada uzlaşmaz bir tutum takındılar. Ermenistan’da hep şu vardı. 90’lı yıllardaki müthiş askeri zaferleri sonrasında Azerbaycan’a karşı hiçbir şekilde toprak kaybetmeyeceğiz. Azerbaycan anlaşmak istiyorsa bizim tüm şartlarımızı kabul etmelidir gibi bir tutum takınıyordu. Ancak son bir haftadır devam eden çatışmalar bunun böyle olmadığını gösteriyor.”

    ‘Ermenistan sürdürülemez bir denklemin içinde.

    Özkan'a göre Ermenistan 'sürdürülemez bir denklemin' içinde. Erivan'ın Rusya ile yakın askeri işbirliği varken, ABD'den ciddi maddi destek bulduğunu, İran'dan da siyasi destek sağladığını anımsatan Özkan, Paşinyan'ın da Batı ile yakın ilişki kurulmasını isteyen kesimlerin desteğiyle iktidara geldiğini anımsattı. Özkan'a göre, Karabağ'daki son gelişeler bir anlamda Ukrayna ve Belarus'taki gelişmelerden sonra Erivan'a verilen bir mesaj niteliği de taşıyor. Paşinyan'ın Rusya’nın tam desteğini almadan iktidarda kalmasının zor olduğu görüşündeki Özkan, 'Rusya’nın askeri işbirliğini isteyeceksiniz hem de Batı'yı savunacaksınız. Bunun çok gerçekçi olmadığını görecekler Ermeni liderliği" vurgusu yaptı:  

    “Ermenistan şöyle ilginç bir konumda uluslararası ilişkilerde. Rusya ile çok yakın askeri işbirliği var. Amerika’dan ciddi maddi destek görüyor. İran’dan da siyasi anlamda destek alıyor. Üç sürdürülemez bir denklemin içerisinde. Bir de sınırlarının yüzde 785’ini kaplayan Azerbaycan ve Türkiye ile de diplomatik ilişkileri yok. Rusya ile Ermenistan arasında şöyle bir denge vardı. Ermenistan ekonomisinde çok Rusya ağırlıklı. Ermenistan’a gittiğinizde bunu görüyorsunuz. Bu ülkenin başkanlığını yapmış iki siyasetçisi Koçaryan ve Sarkisyan’ın Rusya ile yakın işbirliği içindeydi. Ama Ermenistan toplumunda bir de batıyla yakın ilişkiler kurulması Rusya’nın ekonomi, siyaset ve askeri alandaki ağırlığından rahatsız olan bir kesim var. Paşinyan açıkçası Ermenistan içinde yer alan Avrupa ve batıyla yakın işbirliği isteyen kesimlerin desteği sonucunda iktidara geldi. Rusya bir anlamda aslında hem Ukrayna hem Belarus’taki gelişmelerden sonra bence son çatışmalarda Ermenistan’a bir mesaj verdiğini düşünüyorum. Açıkçası Paşinyan’ın başkanlıkta kaldığı sürece ne kadar şahin olursa olsun Karabağ konusunda Rusya’nın tam desteğini almadan iktidarda kalmasının zor gibi göründüğünü düşünüyorum. Rusya’nın askeri işbirliğini isteyeceksiniz hem de batıyı savunacaksınız. Bunun çok gerçekçi olmadığını görecekler Ermeni liderliği."

    'Azerbaycan İsrail ile yakın işbirliğinde, ABD içinde de enerji şirketleri dahil lobisi var'

    Özkan, Azerbaycan'ın uzun yıllardır İsrail ile yakın ilişkileri ve işbirliğinin de sahaya yansıdığını aktarırken, bu sayede ABD içinde de önemli bir lobi gücü elde edildiğini dile getirdi. Özkan, savaşın daha da derinleşmesi halinde tekrarlanabilecek insani krize de dikkat çekti:

    "İsrail ve Azerbaycan arasındaki yakın işbirliğini sahadan gelen görüntülerden görüyoruz. Azerbaycan’ın silahlı insansız hava araçları ciddi kayıplar verdiriyor Ermenistan’a. Görüntülere bakıldığında 20. yüzyıla ait bir Ermenistan ordusuyla 21. yüzyıla ait tamamen son derece teknolojik silahlar kullanan Azerbaycan ordusunun çarpışması olduğunu görüyoruz. Keza ABD içinde de Azerbaycan’la yakın işbirliğini savunan başta enerji şirketleri olmak üzere ciddi bir lobi var. Bunu sadece Ermeni diasporasıyla açıklayamayız. Fakat şunun altını çizmek lazım. Eğer savaş bütün Karabağ’ın Azerbaycan tarafından geri alınırsa, orada bulunan tüm Ermeni nüfusunun da sürülme ihtimali var. Tekrar 90’larda yaşadığımız göç trajedilerinin tekrarı söz konusu maalesef. Keşke geçtiğimiz çeyrek asır heba edilmeseydi ve uluslararası hukuk çerçevesinde sorunlar çözülseydi. Tekrar bir insani krizin bölgede yaşanmasından endişe ediyorum.”

    Etiketler:
    Karabağ, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın