00:44 21 Ekim 2020
Canlı Yayın

    ‘Kıbrıs Türk tarafı ne istediyse, Türkiye o noktada bir politika üretti’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 42
    Abone ol

    Sefa Karahasan'a göre 'kapalı Maraş'ın yıllar sonra açılması 'yeni bir Kuzey Kıbrıs’ın doğuşu' manasına geliyor. Bölge için 'hüzün turizmi' planları olduğunu söyleyen Karahasan, seçimden sonra ayrıntıların netleşeceğini belirtti. Karahasan, Maraş'ın seçimden hemen önce açılması kararının 'Ankara müdahalesi' şeklinde yanlış yansıtıldığı görüşünde.

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 1974 Barış Harekatı'ndan bu yana kapalı olan Maraş tam da cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde halka açıldı. Maraş'ın açılması öteden beri tartışma konusuyken alınan bu ani karar krize dönüşüp hükümetin istifasıyla sonuçlandı. Karar, pek çok yorumcu tarafından Ankara'nın KKTC'ye müdahalesi olarak yorumlandı.

    Maraş'ın açılması kararı, zamanlaması ve Ankara'nın müdahalesi değerlendirmelerini gazeteci Sefa Karahasan'la konuştuk

    ‘Rumlarla bir müzakere durumu olmaz ama herkes mülküne dönebilir’

    Sefa Karahasan'a göre Maraş'ın açılması 'beklenen' bir durumdu. Ancak meselenin hükümette sıkıntı çıkarttığını belirten Karahasan bunda da kararın cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde gelmesinin etkili olduğunu kaydetti. Maraş'ın açılmasının 'tarihi bir olay' olduğunu söyleyen Karahasan, bölgenin yeniden hayata kazandırılmasının Türk tarafı için önemli olduğunu vurgularken, Rumların mülklerine el konulmasının düşünülmediğini dile getirdi.

    “Zaten bu beklenen bir şeydi. Hükümetin aldığı bir karardı, Kapalı Maraş’ın 46 yıldır farelere değil de insanlığa hizmet etmesi. Şu da gözden kaçırıldı. Kapalı Maraş’ın açılması neden kötü bir olay olsun ki? Hükümet ile ilgili olarak da sıkıntı yaşanmasına neden oldu. Dışişleri Bakanı kendisinin bu konuda dışlandığını düşündü. Ancak bunun cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle gerginlik yarattığını düşünüyorum. Hükümet bozulmuş olabilir ama Kuzey Kıbrıs’ta seçimden sonra belki hükümet yine devam edecek. Ancak Kapalı Maraş’ın açılması tarihi bir olay. Sokaklarında dolaştım. Oranın yeniden hayata kazandırılması Kıbrıs Türk tarafı açısından da önemli. Orada mülk sahipleri var. Ama Kıbrıs Türk tarafı ne zaman bir açıklama yaptı mülklere el koyacağız diye? Böyle bir şey yok. 1974’ten önce Kapalı Maraş’taki sahipler mülklerine gelecek. 550. sayı BM kararlarına atıf yapılıyor. 11 Mayıs 1984’te Maraş sakinleri dışında bölgeye herhangi bir yerleşimin kabul edilemez olduğu vurgulanıyor. Kıbrıslı Türkler oraya birilerini yerleştireceğim demiyor. Kıbrıslı Türkler ‘Ben açıyorum Kapalı Maraş’ı. 1974’ten önce mülk sahipleri Rumlar gelebilir’ diyor. Kıbrıs Rum tarafında Kapalı Maraş sakinlerinin imza topladığı, yaklaşık 30 bine yakın orada yaşayan insanın Kıbrıs Trük yönetimine bölgede yaşamak istediğini açıkladığını belirteyim. Rumlar gelebilir, mülklerini alabilir. İsteyen mülkünü alır, isteyen ‘Ben Türk yönetimi altında Kapalı Maraş’ta yaşamak istemiyorum’ der, komisyona başvurur. Komisyon da bunun karşılığında adım atar, ya tazminat öder ya iade yapar. Bir çözüm bulunacak. Yasal prosedür de devam edecek. Kimsenin malını mülkünü gasp etme yok. Bir anlamda Kapalı Maraş’ı hayata kazandırıyoruz."

    'Çözüm formülü noktasında Maraş'ın Rumlara verilmesi hep dile getirilmişti'

    KKTC makamlarının Maraş'ı BM kararları yahut uluslararası kararlar dışında açmadığını öne süren Karahasan, herkesin mülküne dönebileceği koşulların yaratıldığı görüşünde. Ancak Maraş üzerinden bir müzakere durumu bulunmadığını dile getiren Karahasan, geçmişte Denktaş dahil Kıbrıs Türk tarafının çözüm süreçlerinde hep Rumlara Maraş'ı vermeye hazır oldukları durumlara da atıf yaptı:

    "Burada Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Anastasiadis’in ‘Aman Türk yönetiminin altına gitmeyin, sizi kandırmasın’ dediği açıklamaları da Türk kamuoyunda fazla görmüyoruz. Kapalı Maraş açıldı, yasal değil, yasadışı dendi. Ama Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinden hep taraftarlar konuşturuluyor. Kapalı Maraş’ı Kıbrıs Türk tarafı BM kararları ya da uluslararası kararlar dışında açmadı veya bu yönde bir çalışma başlatmadı. Tabii ki o bölgede 1974’ten önce kim yaşıyorsa, herkes mülküne dönecek. Bu Kıbrıs Türk yönetiminde olacak. Rumlarla bir müzakere yapma durumumuz olmaz. Tarihi neden unutuyoruz? Rum tarafı Annan planına evet demiş olsaydı, Kapalı Maraş Rumlarındı. 1993’te Ercan’ın uluslararası havaalanı olarak tanınmasına karşılık Denktaş, Rumlara Kapalı Maraş’ı veriyordu. 2003’te Papadopulos yönetimine Kıbrıs Türklerin üzerindeki izolasyonunun, kısıtlamanın kaldırılması karşılığı Kapalı Maraş veriliyordu. Crans-Montana, Kıbrıslı Rumlar eğer ki masadan kalkmasaydı Kapalı Maraş yine bir çözüm formülü noktasındaydı."

    'Hüzün turizmi'

    Karahasan KKTC'nin Maraş ile ilgili planları bulunduğunu belirtirken, öncelikle bölgede 'hüzün turizminin' geliştirileceğini daha sonraki süreçte tamamen açılmasının söz konusu olacağını söyledi. Karahasan'a göre Maraş'ın beş yıl içinde Doğu Akdeniz'in en iyi turizm şehirlerinden birisi olması konusunda irade var:

    "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kapalı Maraş ile ilgili planı var. İlk önce adım atıldı, daha sonra orada bir hüzün turizmi yaratılabilir. Turizm Bakanı Kutlu Evren birlikte de gezme fırsatım da oldu. Hüzün turizmi noktasında ilk başta orası bir turizme açılacak. Daha sonra Kapalı Maraş’ın tamamen açılmasıyla ilgili olarak da çalışmalar devam ediyor. Uluslararası hukuk gözetilerek tamamen açılacak. Kapalı Maraş’ın önümüzdeki beş yıl içinde Doğu Akdeniz bölgesinin en iyi turizm şehirlerinden biri olması konusunda bir irade ve ciddi bir çalışma var. Kapalı Maraş’ı açıyorum diyen kimse açmadı burayı. Tüm planlar yapıldı. Bununla ilgili zaten çalışmalar yapıldı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ciddi hukukçuları yönlendirdi. Uluslararası hukuk nezdindeki çalışmalar tamamlandı. Kapalı Maraş ile ilgili olarak önemli bir plan var.”

    ‘Kıbrıs Türk tarafı ne istediyse, Türkiye o noktada bir politika üretti’

    Karahasan'a göre Ankara'nın KKTC'ye müdahale ettiği görüşü abartılı. Tam aksine Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı dahil KKTC yöneticileri ne isterse onu yaptığını söyleyen Karahasan, Ankara'dan adanın kuzeyine sağlanan mali desteğin de yeni olmadığını kaydetti:

    “Türkiye sığınacağımız tek liman diyen Mustafa Akıncı’ya seçim döneminde neden farklı bir politika izlemeye başladınız diye soru sormak gerekmez mi? Crans-Montana’dan sonra yaptığı açıklamada AB içinde iki devleti vurgulayan, federal çözümün bittiğini açıklayan Akıncı değil miydi? Neden Türkiye kamuoyu bunları görmüyor? Kıbrıs Türk tarafı ne istediyse Türkiye o noktada bir politika üretti. 2017’de Mustafa Akıncı’nın açıklaması, Anastasiadis’in iki devlet vurgusu sonrasında AK Parti yönetimi veya dışişleri federal çözümden başka bir alternatif yoluna gitti. Kendi kafasına göre gitmedi. O dönem bunların olması için Türkiye ile istişare eden, Türkiye’den bu yönde destek isteyenlerin sonradan farklı bir çerçeveye bürünmesini sorgulamak gerekir. Burada Türkiye, seçimlere müdahale ediyor tartışmaları var. Bir fotoğraf yayınlandı, başbakan Türk heyetlerle görüşüyor diye. Zaten bütün ekonomik teknik heyetler yıl bazlı burada bulunuyor. Maaşların ödemesinden tutun da turizm yatırımları, tüm ekonomik programlarla ilgili zaten her ay teknik heyetler burada. Türkiye Cumhuriyeti’nin teknik heyetleriyle başbakanın görüşmesi neden müdahale ediliyor algılansın? Pandemi hastanesi yapılıyor burada Türkiye sayesinde ve bitiyor. 45 gün içinde 100 yataklı, odalı tam teşekkülü bir pandemi hastanesi var. Bu da mı bir müdahale? Buna da karşı çıkılıyor. Kovid döneminde başlatılan bir pandemi hastanesi de mi müdahale? Burada 10 bin yoksula, işsize, ihtiyaç sahibine, engelliye yardım yapıldı bugün. Bu normal şeyleri müdahale olarak lanse edenler var. Bu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımamak demektir. Serdar Bey de olsa tanımamak demektir. Bu noktada küçük bir toplumda olmayacağını herkes bilir. Kıbrıslı Türklerin kendi özgür iradesi dışında adım atmayacağını da herkes bilir. 2004’te bu ülkede AK Parti flamalarıyla eylemler yapıldığını biliyoruz. 2005’te Talat seçildiğinde, Türkiye’ye bir numarayı halletmemiz lazım, devre dışı bırakmalıyız diyen Rauf Denktaş’tı. 2010’da bu ülkede seçimleri Talat ya da başka bir adayın kazanması yönünde Türkiye’yi müdahaleye çağıranların şimdi Türkiye müdahale ediyor demesi… Amerika’sı, AB’nin bütün ülkeleri burada. Kıbrıs Rum tarafı açıklama yapıyor. Daha fazla taviz verebilecek bir lider noktasında açıklamalar yaparak seçimle ilgili düşünce belirtecek ama garantör ülke Türkiye düşüncesini veya kendi gördüğünüm ifade etmeyecek? Bu ülkede ne yazık ki kendi dönemlerine veya kendilerine yaradığında siyasilerin 365 derece döndüğüne şahit oluyoruz. O nedenle Kıbrıs Türk halkı eğitimli, bilgilidir ve iradesini yönlendirecek bir durum yoktur. Bu ülkede Türkiye son dönemde ne yapıyorsa normalde yapılan şeylerdir. Yıl sonu geldi, ekonomik programlar uygulanması lazım, bütçe yardımları gerek. 117 milyon TL para verdi misal. Bu zaten verilmesi gereken paraydı. Verilmese maaşlar ödenemiyordu. Bir yerinden tutamıyorsunuz eleştirileri. Tuttuğunuzda Kuzey Kıbrıs’ı daha iyi anlıyorsunuz.”
    ‘Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ın demokratik yapısına müdahalesi söz konusu olamaz’

    Karahasan, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’a seçim sürecindeki müdahale ettiği değerlendirmesinin 'gerçekçi olmadığı' kanaatinde. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yeni müzakerelerin ancak belli şartlarda mümkün olabileceği görüşündeki Karahasan, artık ucu açık olmayan ve alternatiflerin masada bulunacağı bir sürecin söz konusu olabileceğini dile getirdi:

    “Türkiye’nin buranın demokratik yapısına müdahalesi açıkçası asla söz konusu değil. Bunu farklı bir savunma mekanizması olarak algılayabilirler ama 21 yıldır bu ülkede görev yapıyorum. Belki her programda vurguluyorum, kusura bakmasınlar burayı ben çok iyi biliyorum. Seçim sonrasında yeni müzakere şöyle olabilir. Ucu açık olmayacak, tarihi belli olacak ve Kıbrıs Türk tarafının mutlaka alternatiflerin de masada olduğu bir müzakereye evet diyeceğini düşünüyorum. ‘İki devleti seçimlerden sonra konuşuruz ama şimdi sıkıştırmayalım’ diyen, ‘Kıbrıslı Türkleri hastanede dahi görmek istemiyor benim vatandaşlarım, nasıl bir federal çözümü sağlarım’ diyen, ‘Eşitliği asla kabul ettiremem’ diyen bir Anastasiadis masadan kalktı gitti. Dünyada Kıbrıs Türk tarafı ciddi bir puan kazanmıştı, masadan kalkan diğer taraf olduğu için. Ama Anastasiadis yönetimi sürekli müzakere olacak diyerek iki yıl boyunca Kıbrıs Türk tarafını yine oyaladı. Yine üstünlüğü lehine çevirmiş gözüküyor psikolojik olarak. Bunların olmaması gerekir. Bir 50 yıl daha aynı şeyleri konuşarak, aynı yolda giderek bir yere varamayız. Kıbrıs Türk tarafı hep şunu söylüyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tanınmadı veya kim tanıyacak? Tanınmasını istedin mi sen, istemedin. Federal çözümden başka masada yeni bir alternatif de konuşmadın. O zaman sen nereden biliyorsun konfederasyon, iki ayrı devletin veya farklı bir yapının, seçeneğin Rumlar tarafından reddedildiğini? Rumlar kabul etmedi. Tamam da sen masaya sunmadın ki? Masaya koymadığımız şeyler üzerinden Rumlar, AB kabul etmez diyerek bir yere varamayız. BM kararlarını göstererek bir hayalet şehrin açılmasının önüne geçmek ne kadar mantıklı. O bölgedeki Kıbrıslı Rumların hiçbir mülkü gasp edilmeyecek. 46 yıl sonra atılan bu adım gerçekten yeni bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin doğuşu anlamına gelecek diye düşünüyorum, seçimlerden sonra. Planlar önümüzdeki günlerde konuşulur. Ama ne yazık ki Türkiye’de şunu görüyorum. Sol kanatta sırf AK Parti’ye muhalefet olmak için Kıbrıs konusunda gerçekten zikzak çizen bir politika izleniyor. Bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Kıbrıs gerçekten çok önemli Türkiye açısından, Kıbrıslı Türklerin geleceği açısından. Bir mücadele var Doğu Akdeniz’de. Kıbrıslı Türkler ve Türkiye’nin geleceği açısından verilen bir mücadele. Bir iç siyasi malzeme olarak bakmamak lazım buraya.”
    Etiketler:
    Kıbrıs Barış Harekatı, Sefa Karahasan, Kuzey Kıbrıs, Kapalı Maraş, Ceyda Karan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın