05:11 25 Kasım 2020
Canlı Yayın

    'Hariri'nin dördüncü kez başbakan olup teknokrat hükümet kurmaya girişmesi oksimoron ancak başka çareleri yok'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Nalan Yazgan'a göre Hariri'nin dördüncü kez başbakan olarak bu kez teknokrat hükümet kurmaya girişmesi 'oksimoron'. Ancak Lübnan'ın bu ekonomik krizde Fransa'nın çizdiği yol haritasını uygulaması gerektiğini belirten Yazgan, IMF ile anlaşma için başka çare bulunmadığını kaydetti. Yazgan'a göre, Hariri de içeriden çok dışarıdan destek alıyor.

    Beyrut limanında 4 Ağustos'ta meydana gelen faciayla sarsılan Lübnan'da sancılı bir sürecin ardından yeniden başa dönüldü. Faciada payı bulunmamasına karşın sekiz ay kadar önce kurulmuş Hasan Diyab hükümetinin istifasının ardından Lübnan siyaseti yeniden arayışlara girdi. Eski sömürge gücü Fransa'nın Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un bağışçılar konferansı için reform şartı tartışılırken, Lübnan siyaseti yüzünü yeniden henüz bir sene önce ekonomik protestolardan ötürü istifasını sunmuş Saad Hariri'ye çevirdi. Siyasi kariyerinde Suudi Arabistan'a rehin düşüp istifasını sunmuş, Hizbullah dahil Lübnan siyasetinin baskılarıyla serbest kalmışlığı da bulunan Hariri, sonunda Cumhurbaşkanı Mişel Aun tarafından yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi.

    Lübnan'daki gelişmeleri gazeteci-yazar Nalan Yazgan ile konuştuk.

    'Lebanon is going back to the future diyerek espri yapıyorlar'

    Nalan Yazgan, Hariri'nin dördüncü kez başbakan olarak bu sefer teknokrat hükümet kurmaya girişmesini 'oksimoron' olarak niteledi. Lübnanlıların yeniden Hariri dönemine dönülmesiyle 'Lübnan geleceğe geri dönüyor' esprisi eşliğinde yaklaştıklarını belirten Yazgan, Hariri'nin son kez böyle bir görev aldığında hükümeti kurmak için 9 ay geçmesi gerektiğini anımsatarak bu kez Lübnan'ın içinde bulunduğu ekonomik kriz eşliğinde bu kadar çok vakti olmadığının altını çizdi:

    “Artık Lübnan’dan gelen haberlere şaşırmıyoruz. Hiç olmaz dediğimiz şeyler peş peşe oluyor. Sadi Hariri daha önce üç kez başbakan oldu. Daha önce de babası defalarca olmuştu, Refik Hariri. Şimdi dördüncü kez başbakan olarak hükümeti kurma çalışmalarına bugün başladı. Hariri’nin başında olduğu parti Gelecek Hareketi. Arapçası ‘Müstakbel Hareketi’, İngilizcesi ‘Future Movement’ diye geçiyor. Şu anda Lübnan’da bir espri yapılıyor; ‘Lebanon is going back to the future’ diye, Michael J. Fox'ın filminden esinlenerek. Yine Hariri’ye dönüyoruz diye. İnsanlar bir yandan tepkili ama bir yandan da bunu bir şekilde hazmetmeye çalışıyorlar. Hariri parlamentodaki 118 vekilden 65’inin oyunu aldı. Geçen hafta normalde onu Mişel Avn nomine edecekti. Fakat iki güçlü çok taraftarı olan Hristiyan hareketler destek vermediler. Bunlardan biri Semir Caca’nın başında olduğu Lübnan kuvvetleri. Diğeri de Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın damadı eski Dışişleri Bakanı Cibran Basil’in liderliğini yaptığı partiydi. Geçen hafta da sadece bir hafta ertelendi, eninde sonunda Mişel Avn, Cibran Basil istese de istemese de Hariri’yi yine aday olarak gösterecek demiştim. Aynı dediğim gibi oldu. Bugün hemen başladı. İlk olarak da parlamentodaki görüşmelerine Cibran Basil ile başladı. Daha çok aralarında kişisel anlaşmazlık var. İkisi de liderlik için oynuyor, o nedenle bu anlaşmazlık. Ama parti olarak yine çekimser kaldılar. Ama desteklemeye yanaşıyorlar Hariri’yi. Mişel Avn kişisel olarak da kabinenin kurulması için Hariri’ye yardımcı olacağını söyledi. Burada Hariri bu yeni hükümetin teknokratlardan, uzmanlardan oluşacağını ve siyasi partilerden bilinmiş isimlerin yer almayacağını da söyledi, adaylığı kabul ettiğinde yaptığında konuşmada. Böyle bir teknokrat hükümetine yine Hariri’nin liderlik etmesi, başbakanlık etmesi de oldukça oksimoron bir durum. En son Hariri hükümeti kurma görevini aldığında 9 ay boyunca hükümeti kurma çalışmaları devam etmişti, seçimlerden sonra. Şimdi o kadar uzun sürmez, çünkü Lübnan bunu kaldıramaz. Daha hızlı olacak hükümeti kurma ama yine de göreceğiz.”

    ‘Reformlar gerçekleşmeden IMF ile görüşmelerin yeniden başlama şansı çok az’

    Yazgan, Beyrut faciası sonrası Lübnan'da soluğu alan Macron'un bu ülkeye yol haritası çizdiği dönemde Lübnanlıların Hariri'nin geri döneceği beklentisine girdiklerini aktardı. Hariri'nin de göreve aldığında Fransızların önerdiği yol haritasına sahip çıktıklarına işaret eden Yazgan, Fransa'nın organize edeceği bağışçılar konferansının kasım ayına ertelenmesine atıf yaptı. Yazgan'a göre, Lübnan'ın Macron'un belirttiği reformları gerçekleştirmeden IMF ile görüşmeleri sonuçlandırma şansı yok:

    “Aslında 4 Ağustos’taki patlamadan 40 saat sonra Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gelmişti Beyrut’a. O zaman ‘Ulusal Birlik Hükümeti kurulmalı Lübnan’da’ diye öğütler vermişti. Şunu yapın, bunu yapın diye bir yol haritası çizmişti. O zaman oradaki gazeteci arkadaşlarımla konuştuğumda Hariri’nin bu Ulusal Birlik Hükümeti’ne başkanlık edeceğini söylemişlerdi. Sonra bu olmadı, tepki topladı. Mustafa Edip adı pek bilinmeyen bir diplomat getirildi, Almanya’da görevdeydi. O kuramadı, kim hangi bakanlığı alacak anlaşamadılar. Eninde sonunda yine aslında Fransa’nın önerdiği, Hariri yine başbakan olarak hükümeti kurma görevini aldı. Ama Hariri konuşmasında da bundan bahsetti kabul, ‘Fransızların önerdiği yol haritasına sahip çıkacağız, oradaki belirtilen mali, ekonomik ve yönetimle ilgili reformları en kısa zamanda yürürlüğe koyacağız’ dedi. Zaten Fransa bu bahsettiğimiz toplantısını kasım ayına erteledi. Aslında Fransız yol haritasına göre hükümetin 15 Eylül’e kadar kurulması gerekiyordu. Ama kurulamadı, direkt erteledi bu konferansı ve bu reformlar gerçekleşmeden Lübnan’ın uluslararası toplumdan çok acil olarak ihtiyaç duyduğu mali desteği alamayacağını da göstermiş oldu. Bu reformlar gerçekleşmeden IMF ile durdurulan görüşmelerin de yeniden başlama şansı çok az. Çaresi yok Lübnan’ın, bu reformları gerçekleştirmeye çalışacak. Ne zaman gerçekleştireceğine dair somut bir disiplini ortaya koyacak.”

    ‘Hariri içeriden çok dışarıdan destekleniyor, manipülasyona açık bir siyasetçi’

    Yazgan, Hariri’nin daha çok dışarıdan desteklendiğini belirterek bunun manipülasyona açık bir siyasetçi olmasından kaynaklı olduğunu dile getirdi. Lübnan’ın hassas dengelere sahip bir ülke olduğunu belirten Yazgan, Hizbullah'ın bu dengeleri özellikle güttüğü için hükümetsizliktense Hariri'yi desteklemeyi tercih ettiğini vurguladı. Yazgan'a göre ABD ise Fransa'nın da ötesinde Hariri üzerinde Hizbullah baskısı oluşturabilir:

    “Aslında yaklaşık bir yıl önce 17 Ekim 2019’da Lübnan’daki gösteriler başladığında Hariri başbakandı. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ilk yaptığı konuşmada Hariri’ye destek vermişti. En başından beri Hariri’nin istifasına karşıydı. Ancak Hariri iki hafta dayanabildi. 29 Ekim 2019’da istifa etti. Ama buna en başından beri Nasrallah karşıydı. Çünkü kaosun, hükümetsizliğin aslında Lübnan’a daha fazla zarar vereceğini söylüyordu. Lübnan’da seçim yapmak çok zor. 4 yılda yapılması gereken seçimler 9 yıl sonra gerçekleşemiyordu. Seçimlerden sonra da bir 9 ay hükümeti kurma çalışması, zaten zor durumda olan hükümet iyice vakit kaybediyor. Lübnan’ın kaosa sürüklenmesi de an meselesi. Çok ufak bir kıvılcım çok büyük neticelere de yol açabilir. Hassas dengeleri olan bir ülke Lübnan. Nasrallah en başından beri zaten Hariri’nin istifasını istemiyordu. Hariri’nin Suudi Arabistan’da rehin alınıp istifa ettiğinde de Hizbullah yani Şii örgüt, Sünni başbakanı desteklemişti. Her yere Hariri’nin posterlerini asmışlardı, ‘Eve geri dön’ diye. Hizbullah en büyük desteği vermişti ona. Yine Hizbullah’ın müttefiki Mişel Avn da zaten Hariri’nin istifasını kabul etmemişti. Kanunen böyle bir şey yok ama etmemişti. Hariri kurtulup da Lübnan’a geri döndüğünde o zaman devam etmişti başbakanlığa, istifasını kabul etmediği için Avn. Hariri manipülasyona çok açık bir başbakan, içeriden çok dışarıdan destekleniyor. Fransa, Hariri’yi destekliyor. ABD’de de şu anda destekliyor gibi gözüküyor. Ama öncelikleri farklı Fransa ve ABD’nin. Fransa, bu kendi bilişimleri kapsamındaki reformları uygulayacak uzman bir hükümet istiyor, bu onun için yeterli. Ama ABD daha fazla şey istiyor. Hem ABD hem de müttefiki Suudi Arabistan aslında Hizbullah’ı etkisiz hale getirmeye daha çok odaklanıyor. Hem Amerikalılar hem de Suudiler Hizbullah konusunda Hariri’nin biraz daha şahin bir politika benimsemesini bekliyorlar. Direkt zaten ültimatom olarak Hariri adaylığını açıkladıktan sonra ABD, iki Hizbullah yetkilisini hedef aldı, terörist ilan ettiler. Bu aslında Hariri’ye bir hatırlatma gibiydi. hariri herkesi memnun etmek zorunda. Çünkü borç batağındaki ülkesini kurtarmak için. Dış borç 90 milyar dolara ulaştı. Nüfus itibariyle Lübnan şu anda en çok dış borcu olan ülke konumunda. Lübnan lirası yüzde 80’den fazla devalüasyona uğradı geçen yoldan bu yana. Gerçi son 4 gündür bu konuşmalar sürdüğünden beri Lübnan Lirası dolar karşısında değerlenmeye başladı az da olsa. Değer kaybetmemesi bile aslında olumlu bir gelişim şu aşamada. Eğer Hariri, Fransa’nın çizdiği yol haritasını takip edebilirse ve reformları gerçekleştirmeye kalkışırsa ve donörlerle IMF’den gerekli yardımı alabilirse, o zaman Lübnan Lirası’nın değer kaybı yavaşlayacaktır, duracaktır ve belki biraz da kazanacaktır.”

    Etiketler:
    Hizbullah, Mişel Aun, Saad Hariri, Koronavirüs, Lübnan, Fransa
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın