11:06 27 Kasım 2020
Canlı Yayın

    'Avrupa, Doğu Akdeniz'deki krizde Fransa'yı yalnız bırakmıştı, şimdi destek veriyorlar'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 66
    Abone ol

    Engin Solakoğlu'na göre, Avrupa ile 'İslam' temalı kriz, Ankara'nın ekonomik sorunları dış kriz yaratarak örtme çabasının sonucu. Doğu Akdeniz'deki krizin aksine Avrupa'nın bu kez Macron'a destek çıktığını belirten Solakoğlu, 2011'deki 'Ermeni soykırımı' temalı boykotta Ankara'nın önemli devlet ihalelerini Fransız şirketlerine verdiğini anımsattı.

    Fransa'da 16 Ekim'de bir öğretmenin 18 yaşındaki öğrencisi tarafından kafası kesilerek öldürülmesinin ardından radikal İslamcılık üzerinden patlayan tartışmalar Türkiye ile Avrupa'yı karşı karşıya getirdi. Sınıfında Müslüman öğrencilerin hassasiyetlerinden ötürü bakmayabileceklerini belirterek 'ifade özgürlüğü, inanç/inanmama özgürlüğünü' tartışmaya açan öğretmenin vahşice öldürülmesi Fransa'yı şoke ederken, Macron yönetiminin radikal İslamcı gruplara operasyonları devreye girdi. Eşzamanlı olarak Almanya'da yolsuzluk nedeniyle Türkiye ile bağlantılı olduğu öne sürülen bir camii basıldı. Tüm bu gelişmelere Ankara'dan çok sert tepkiler geldi.

    Avrupa'yı 'İslamiyet'i dönüştürmeye çalışmakla' suçlarken, 'laikliğin yalan olduğunu' söyleyen Erdoğan, Macron'un 'zihinsel tedavi görmesi gerektiği' çıkışında bulundu. Fransa, Ankara'daki büyükelçisini danışmalar için geri çağırırken, Türk liderin art arda sert çıkışları Merkel'i anmadan Almanya'yı bir kez daha 'nazizm'le suçlamaya vardı. Erdoğan'ın söylemleri Türkiye Cumhuriyeti lideri olarak Fransa'ya açık boykot çağrısında bulunmasına kadar vardı. Bu gelişmenin Türkiye'nin, Suudi Arabistan'dan ve Müslüman ülkelerden 'adı konulmamış bir boykotla' karşı karşıya kaldığı döneme denk gelmesi dikkat çekti.

    Doğu Akdeniz ve Libya'nın ardından AB ve Fransa ile yaşanan gerilim ve boykot çağrılarını emekli diplomat Engin Solakoğlu ile konuştuk.

    ‘Müslümanlar adına konuştuğunu iddia edenlerin rollerine de bakılmalı'

    Engin Solakoğlu'na göre, Türkiye dört bir yanında kriz içindeyken patlayan bu gerilimde 'şekil, özden fazla önem taşıyor' ve Ankara'nın ekonomik sıkışmışlığı dış dünya ile daha fazla kriz çıkartmayı getiriyor. Diğer yandan Frankofon coğrafyada diplomat olarak görev yaptığını anımsatan Solakoğlu, bu ülkedeki laiklik anlayışının içeriğine işaret etti. Fransa'ya ilk Türklerin gitmediğini, Müslüman halkların uzun süredir bu ülkede yaşadığını anımsatan Solakoğlu, Müslümanlar adına konuştuğunu iddia eden bazı devletlerin, düşünce akımlarının, gruplaşmaların da bu krizdeki rollerine bakılması gerektiğini vurguladı:

    • “Burada ülkemizin doğusunda, batısında, güneyinde, kuzeyinde birtakım krizlerle uğraşırken yine batı tarafında yeniden şiddetli bir gündem maddesiyle karşı karşıya kaldık. Bana göre işin şekli özünden daha fazla önem taşıyor. Şu sırada ekonomik gelişmelerimize bakarsak hepimizin cebindeki paranın saat ve saat eksildiğine de bakarsak, herhalde giderek daha fazla kriz yaratma ihtiyacı bu tür şeyler de etkili oluyor. Fransa ile uzun bir dönem çalıştım. Hem eğitim hem daha önce görev olarak da Fransa’da yaşadım. Orada az çok Frankofon ülkelerde Türkiye’ye nasıl bakılıyor, bununla ilgili bir fikrim var. Fransa’daki laiklik algılaması biz her ne kadar aynı tanım ismini kullansak da hiç bize benzeyen bir şey değil. Oradaki çok farklı bir şey. Tamamen din işlerinin devlet işlerinden ayrılması basitliğinde bir olay değil.
    • Fransa’da 19. ve 20. Yüzyıllarda çok güçlü bir dinselliğe karşı siyasi akımlar var. Bunu da biraz yansıtan bir laiklik. Fransa’da Müslümanlar yaşıyor, ilk defa Türkler gitmedi, Faslılar, Cezayir vs. bunların yaşadıkları birtakım kötü olaylar da var. Fakat çoğunluk dini değil siyasi temelli gerek bağımsızlık dönemi sırasında. Ama çok yakın bir zamana kadar yaklaşık 25 yıl öncesine kadar Fransa’daki Müslümanların yaşayışıyla ilgili bu denli şiddetli tartışmalar olduğunu hatırlamıyorum. Böyle bir itiş ve kakışma olduğunu hatırlamıyorum. Biraz konjonktürel bir şey var. Burada herhalde tek tarafın hatası olan bir konu değil. Müslümanlar adına konuştuğunu iddia eden bazı devletlerin, düşünce akımlarının, gruplaşmaların da Müslümanları bulundukları ülkelerdeki yönetimlerle karşı karşıya getirmeye yönelik bir hazırlıklarının da sonucu olarak değerlendirmek lazım.”

    ‘Ana muhalefet Fransa'nın Türkiye'ye karşı bir boykotu olmadığını bile bilmiyor'

    Solakoğlu, gerilimin boykot çağrılarına ulaşmasını geçmiş boykot girişimleri eşliğinde değerlendirdi. 2011’de 'Ermeni soykırımının inkarını suç sayan' yasayla ilgili 'Fransa boykotu' girişimine atıf yapan Solakoğlu, o dönemde bunun sivil toplum inisiyatifi olduğunu, bugün ise boykot çağrısını ülkenin bir numaralı yöneticisinden geldiğini vurguladı. Fransa'nın ise Türkiye'ye herhangi bir boykotu olmadığını belirten Solakoğlu, Türkiye'deki ana muhalefet partisinin bu durumdan haberi bile olmadığını düşündürecek beyanatlarda bulunmasını eleştirerek, "Türkiye’nin çok ciddi bir ana muhalefet sorunu da var" dedi:

    • "Dokuz yıl geriye gidelim, 2011 sonbaharı... Biz kısa hafızayla çalışan bir toplumuz. Ama Fransa’da Ermeni soykırımının inkarının cezalandırılmasına ilişkin yasal bir düzenleme yapılırken iki ülke arasındaki ilişkiler yine son derece gerginleşmişti. Çok şiddetli Türkiye’de boykot çağrıları yapılmıştı. O dönemde Fransız kanallarını dolaşıp bu boykot çağrılarının sivil toplumun bir inisiyatifi olduğunu, insanların bir ülkeye kızdıklarında ve tepki göstermek istediklerinde yakıp yıkmadan yapabilecekleri son derece barışçıl normal bir eylem olduğunu ancak bunların devletler tarafından kışkırtılması ya da düzenlenmesi konusunda başta Dünya Ticaret Örgütü olmak üzere özellikle müttefik iki ülke arasında kabul edilemeyecek bir şey olduğunu anlatıyordum.
    • Bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin bir sözcüsü olarak yapıyordum. Fakat bu sefer karşılaştığımız olayda ülkenin bir numaralı yöneticisi boykot yapıyor. İşin ilginç tarafı Fransa’da böyle bir boykot yok. Fransa’da zaman zaman boykot çağrıları olur. Ermeni, bazen Kürt lobisinden olur. 'Türkiye’ye gitmeyin' gibi kampanyalar düzenlenir. Ama bunların bugüne kadar hiçbir siyasi parti temsilcisince dahi bırakın yönetimi desteklendiğini duymadım. Çünkü Fransızlar böyle şeyleri nafile olarak görürler, orası da 66 milyonluk bir ülke. İnsanların zaten tüketim tercihlerini tepeden gelecek emirlerle belirlemeyeceğini bilecek kadar zeka sahibi insanlardır. Onun için böyle şeyler yapmazlar.
    • Ancak bir sivil toplum inisiyatifi olarak çok değer verdiğim bir şeye siz hakaret ettiniz, bunda ısrar da ediyorsunuz. Ben vatandaş Ahmet Yılmaz veya Zeynep Aydın olarak bundan sonra Fransız malı kullanmıyorum. Bu tamamen bambaşka bir şey. Burada çok daha vahim olan olay. Biz Türkiye’de kendi içimize çok mu döndüğümüzden mi bilemiyorum. Ama Türkiye’de ana muhalefet partisi bile açıklama yaparken 'böyle bir boykot varsa, buna karşılık verilmelidir' gibi bir ifade kullandı. O kadar hayret ettim ki! Türkiye’nin haline gerçekten üzüldüm. Türkiye’nin sorununun bir iktidarla sınırlı olmadığı görüldü. Türkiye’nin çok ciddi bir ana muhalefet sorunu da var. Eğer dünyayı takip etmedikleri için bunu yapıyorlarsa çok kötü. Takip edip başka hesaplarla yapıyorlarsa o daha da kötü."

    '2011 boykotunda Türkiye'de devlet ihaleleri Fransa'ya verildi'

    Fransa'nın Türkiye'deki ciddi düzeydeki yatırımlarına dikkat çeken Solakoğlu, 2011’de 'Ermeni soykırımının inkarını suç sayan' yasayla ilgili de bir 'Fransa boykotu' yaşandığını, o dönemde Türkiye’nin devlet ihalelerini Fransa’ya verdiğini anımsattı. Solakoğlu, bu nedenle yönetimin boykot çağrısının ciddiye alınmasının güç olduğunu belirtti:

    'Şimdi tekrar nazi gibi söylemlere geri döndük'

    Solakoğlu yakın zamanda Doğu Akdeniz'de yaşanan gelişmeler nedeniyle AB içinde Fransa ile Türkiye'nin karşı karşıya geldiğini ancak Paris'in söylemlerinin Avrupa'da bile tepki çektiğini ve 'kışkırtıcı' bulunduğunu anımsattı. Ancak 'İslamcılık' üzerinden patlayan son krizde Solakoğlu Avrupa'nın Fransa'ya tam destek ifade ettiğini belirtirken, bu sefer söz konusu olanın 'ifade özgürlüğü' olduğunun altını çizdi. Türkiye'nin dış ticaretinin büyük kısmını Avrupa'ya yaptığını anımsatan Solakoğlu, bu krizden kimin faydalanacağının sorgulanması gerektiğini belirtti:

    • “Türkiye-Fransa ilişkilerinde bu sefer yaşadığımız krizde ikinci bir husus var. Çok yakın zamanda Doğu Akdeniz bağlamında da kapıştık. NATO’nun beyin ölümü gibi tartışmalar yaşadık. Bu tartışmalarda Avrupa Birliği içerisinde birçok lider Fransa’ya destek vermedi ve uzak durdular. Fransa’nın Türkiye’ye karşı kışkırtıcı hareket ettiği satır aralarında söyleyerek Fransa’yı bir anlamda yalnız bıraktılar Doğu Akdeniz konusunda. Fransız kamuoyunda da bazı aklı başında insanlar dediler ki, ‘Fransa’nın işi Türkiye’yi kışkırtmak değildir, Türkiye zaten bahane arıyor, onun için böyle şeyler yapılmaması lazım’. Oysa en son yaşadığımız krizde Twitter’da gördüğüm kadarıyla 24 Avrupa ülkesinin lideri veya siyasi yetkilisi Fransa’ya tam destek beyan etti. Çünkü ortada birincisi bir ifade özgürlüğü konusu var. Avrupa da her zaman bu konuda başarılı sinyaller vermese de teorik olarak önemli bir konu.
    • İkincisi de hakaret var. Ne zaman Türkiye’de seçim olsa, Avrupa’ya yönelik Nazi gibi hakaretler duyuyorduk. Bu Avrupalıları rahatsız ediyordu. O ülkeyi yöneten insanlara hakaret edilmesi, orada küfür kabul edilen şeyler söylenmesi tepki yaratıyordu. O yüzden ortak tepki verdiklerini hatırlıyorum. Şimdi tekrar aynı noktaya geldik. Aynı noktada şimdi Avrupa’da herkes Türkiye’nin yanlış yaptığını söyleyip Fransa’yı destekler konuma geldi. Bunun dış ticaretin büyük bir bölümünü AB ile yapan Türkiye’ye ne gibi bir katkısı olacak gerek aldığı gerek sattığı mallar bakımından? Burada Türkiye’deki emekçiler bakımından nasıl bir fayda sağlayacak henüz onu görebilmiş değilim. Umut ediyorum bu da diğer yaşadığımız krizler gibi yerini başka bir krize bırakır.”
    Etiketler:
    ihale, Destek, Fransa, Kriz, Doğu Akdeniz, Avrupa
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın