18:07 25 Kasım 2020
Canlı Yayın

    'Trump ile Biden arasında mahkemelik olan başkanlık seçimi ABD'de 2-4 haftalık siyasi ve toplumsal belirsizlik yaratır'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 24
    Abone ol

    Doç. Ulaş Doğa Eralp, Biden'ın kazanmasını beklerken 'mahkemeye taşınacak' bir seçim sürecinin ABD'de 2-4 haftalık siyasi ve toplumsal belirsizlik yaratacağı görüşünde. Biden seçilse de Demokratların Senato'yu alamadığını belirten Eralp sıkıntılı bir dört sene öngördü. Eralp'e göre Biden'lı bir ABD sanılanın aksine Erdoğan ile anlaşma yolunu seçer.

    ABD'de yakın tarihin en tartışmalı başkanlık seçimi düzenlenirken, beklendiği gibi Cumhuriyetçilerin adayı Başkan Donald Trump ile Demokratik Parti'nin adayı eski Başkan Yardımcısı Joe Biden arasındaki kıran kırana mücadelenin sonucu kısa sürede belli olmadı. Koronavirüs salgınının gölgesinde düzenlenen seçimlerde 100 milyona yakın Amerikalı posta ile ve erken oylama yoluyla oylarını kullanırken, tartışmalar gecikmedi. Trump'ın kimi yerlerde sonuçları mahkemeye taşıması tarafların yeni taktiklerle tartışmaları sürdürmesi eşliğinde seçimin 2000'de Al Gore ile George W. Bush arasında 'mahkemede biten' seçimin tekrarlanması olasılığını doğurdu.

    Gelişmeleri Washington'daki Amerikan Üniversitesi'nden Doç. Ulaş Doğa Eralp ile konuştuk.

    ‘ABD’de 2-4 hafta siyasi ve toplumsal belirsizlik hakim olacak’

    Doç. Ulaş Doğa Eralp'e göre, 3 Kasım başkanlık seçimindeki karmaşaya ABD'nin karmaşık seçim sisteminde koronanın da etkisiyle yaşanan gelişmeler damgasını vuruyor. Demokratların oyla erken oy kullanmayı tercih ederken, Cumhuriyetçi seçmen tabanının oylarını sandığa gidip kullandığını belirten Eralp, Trump ve çevresindekilerin oyun planının sonuçlar netleşmeden mektupla gelen oyların sayımının durdurulması olduğunu vurguladı. Mahkemelere yansıyacak bir kapışma için 'kılıçların bilendiğini', Biden ve Demokratların 50 bin insandan oluşan avukat ordusunun da seferber olduğunu kaydeden Eralp, aksi bir durum gelişmezse iki ile dört haftalık bir siyasi belirsizlik döneminin ufukta olduğu görüşünde. Eralp bu süreçte şiddet olaylarının tırmanma ihtimaline dikkat çekti:

    “Amerikan seçimleri zaten yapı itibariyle çok komplike bir sistem. Wisconsin, Michigan, Pennsylvania hatta Georgia gibi eyaletlerde mektupla atılan oylar yeni yeni sayılmaya başladı. Koronayla bağlantılı olarak Demokratlara oy veren insanlar mektupla oy kullandılar. Cumhuriyetçi seçmen kitlesi ise sandığa gidip oy kullandı. Böyle olunca seçimde ilk ortaya çıkan sonuçlar ‘swing states’ dediğimiz bu eyaletlerde Trump’ın lehine gözüktü. Bu durumda Trump da burada gecenin ikisi gibi ön alarak kendi zaferini ilan etti. Lakin şöyle bir durum var. Gerek Michigan gerek Pennsylvania ve hatta Georgia bile mektupla gelen oyların sayımının yapılmasıyla beraber Biden lehine yüksek ihtimalle dönebilir. Biden eğer başkan seçilecek yeterlikte electoral college sayısına ulaşırsa, Trump’ın bu akşam yapacağı açıklama da akşam gece 2’de yapmış olduğu açıklama gibi boşa düşecek. Şu anda Trump ve çevresindekilerin oyun planı tam sonuçlar netleşmeden mektupla gelen oyların sayımının durdurulması. Çünkü biliyorlar ki mektupla gelen oylar sayılmaya devam ederse, orta batıdaki Michigan Biden’a geçecek ve Pennsylvania da şu anda sayılmamış olan 400 bin üstü olan mektupla atılmış oy var. Bu da tek başına Philadelphia çevresindeki semtlerden gelen oylar. Pennsylvania’yı da Biden lehine çevirir. Benzer şekilde Atlanta’nın banliyölerinde de büyük oranda Demokratlar lehine kullanılmış mektup oylar var. Onların da bugün sayılması mümkün. Öyle bir durumda da Georgia dahi Biden’a geçebilir. Demokratlar için bu beklenmedik bir şey değil. Zaten Biden seçim kampanyası amiyane tabirle 50 bin civarında avukat ordusu hazır etmiş durumdalar. Her türlü mahkemelerde öne sürülecek olan iddialar karşısında Demokratlar da hazır. Burada en büyük çekince yüksek mahkemenin çoğunluğunun muhafazakar üyeler olması. Eğer Anayasa Mahkemesi’ne taşınırsa nasıl bir karar çıkar, orada büyük bir belirsizlik olur. Önümüzdeki iki veya dört haftalık süreçte siyasi ve toplumsal bir belirsizlik hakim olacak Amerika Birleşik Devletleri’nde. Bu belirsizlik Trump tarafından kullanılabilir. Şiddet olayları tırmandırılabilir. Özellikle paramiliter gruplar orta batıda harekete geçirilebilir. O nedenle herkes biraz temkinli yaklaşıyor hemen aniden sonuçların ilan edilmesine."

    'Biden seçilse bile Demokratlar Senato'yu almış görünmüyorlar'

    Eralp, seçimleri Biden kazansa bile bu durumun ABD'de tam anlamıyla Demokratik Parti iktidarı anlamına gelmediğini de belirtirken, Temsilciler Meclisi ve Senato'daki bileşime dikkat çekti. Eralp, Biden seçilse bile Cumhuriyetçi ağırlıklı Senato ile çalışmak durumunda kalacağını kaydetti:

    "Türkiye’den bakıldığında ABD’deki seçim sistemi çok daha farklı gözüküyor. Bunun da nedeni eyalet sistemi. Eyaletler içinde dahi farklı sayım sistemlerinin uygulanıyor olmasıyla ilintili. Teknolojinin ne kadar kullanıldığı… Ekrem İmamoğlu’nun kazanmış olduğu İstanbul seçimlerinde biz de böyle bir temkinli bekleyiş içine girmiştik. Bunu büyük bir ülke çevresinde düşünürseniz herkes de bir gerginlik var. Ben son tahlilde Biden’ın seçimi kazanacağını düşünüyorum. Bu Demokrat iktidar anlamına tam gelmiyor. Çünkü Demokratlar şu andaki rakamlara baktığımızda Senato’yu ele geçirebilmiş değiller. Özellikle ABD’de siyasi süreçlerde Senato çok önemli karar alıcı bir rol oynuyor. Biden seçilmiş olsun, yine Cumhuriyetçilerin hakimiyetinde ya da ağırlığında bir Senato ile çalışmak durumunda kalacak. Bu da önümüzdeki 4 sene siyasi anlamda gerilimlere gebe olacağına işaret."

    ‘Biden seçilirse kutuplaşmış Amerikalılar rahat nefes almış olacak’

    Eralp'e göre, Demokratik Parti'nin bu seçimlerdeki aday tercihi sıkıntılar barındırdı. Amerikalı seçmenlerin özellikle salgın koşullarında evrensel bir sağlık sigortasının gerekliliği üzerinde hemfikir olmalarına karşılık Joe Biden'ın bunu kampanyasına yansıtmadığını belirten Eralp, diğer yandan siyaset yapma üslubu anlamında Trump'ın toplumu geren etkilerine dikkat çekti. Eralp'e göre sorunları çözülmeyecek bile olsa insanlar Biden seçilirse dışlayıcı üsluptan kurtularak 'rahatlayacaklar':

    “Eğer Bernie’yi aday göstermiş olsalar ilerici politikalar uygulamaya konurdu. Yalnız Biden eğer başkan olarak bitirirse bu seçimi, göreceğimiz süreç genelde Demokratların klasik liberal ezberler üzerinden giden ‘Herkesi çok incitmeyelim, konuşmanın çok zamanı değil’, Türkiye ile de paralellikler kuracaksınız, tarzı bir yaklaşımı yönetime koyacak. Şu andaki seçim sonuçlarına baktığımızda seçmenin istediği net politikalar konulması. Tüm seçmenlerde, Demokrat ve Cumhuriyetçi kitlede ağırlıklı olarak evrensel bir sağlık sigortasının gerekliliği üzerinde hemfikir olunmuş durumda. Joe Biden bunun üzerine kesinlikle bir kampanya yapmadı. Siyaset yapım anlamında çok farklı bir şey olmayacak. Farklı olan şu olacak, biraz ortalık sakinleşecek. Trump çok gerdi. 2002’den beri devamlı yaşıyorum burada. Hatırladığım kadarıyla 2002 sonrasında bu kadar gerilmiş olduğunu görmedim. Bu nedenle Biden seçilirse insanlar rahat nefes almış olacak, önümüze bakacağız. Ama Trump seçilirse, bu gerginlik, ayrımcı, dışlayıcı siyaset vites yükselterek toplumu daha da gerginliğe sürükleyecektir. Toplum daha fazla şiddet olaylarına gebe olacaktır. Biden, konuşmasa çok daha başarılı bir seçim kampanyası yürütmüş olurdu. Bunun çevresindekiler de farkında. Yine bu çıkış anketlerine bakınca Biden için oy kullanmış olan seçmen kitlesi, Biden için değil Trump ve politikalarına karşı olduklarından oy verdiklerini söylüyorlar. Seçmen motivasyonu çok önemli. Trump’a oy veren kitleye baktığımızda, Trump olduğu için oy veriyorlar. Demokratların böyle bir handikabı da vardı. Ne şiş yansın ne lokanta yansın derken tüm lokantayı neredeyse ateşe vereceklerdi ki bakalım ne olacak. Uzatmalara kaldı, belki penaltılara kalacak. Biden seçilecek olsa bile Cumhuriyetçilerin ağırlığındaki bir Senato ile uğraşmak zorunda kalacak. Bunun da gerek dış politika gerek iç poliitka olsun gergin yansımaları olacak. Ama en azından daha yatıştırıcı bir dil kullanırsa Beyaz Saray’da oturan insan, toplum da yavaş yavaş rahatlar. Toplumdaki kutuplaşma, gerginleşme önümüzdeki dört sene içinde biraz çözülür gibi geliyor. Tersi olursa, Amerika’nın otoriterleşme sürecinin giderek ivme kazanacağını öngörebiliriz."

    'Biden sanılanın aksine Türkiye ile anlaşma yolunu seçer'

    Türkiye'de ABD'deki başkanlık seçiminin bu denli gündem olmasını yadırgayan Eralp, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Türkiye'de Ecevit dışında her hükümetin ABD ile anlaşma yolunu bulduğuna işaret etti. Eralp'e göre Biden seçilirse Türkiye ABD'ye daha yakın bir noktada hizalanmaya zorlanacak bir sürece girer, ancak Biden da Türkiye ile de iştigal etmiş bir politikacı olarak sanılanın aksine Erdoğan ve Türkiye ile anlaşma yolunu tercih eder:

    "Trump seçilirse Ortadoğu ve Doğu Akdeniz, Avrupa kıta sahanlığı, Doğu Asya olsun diğer aktörlerin giderek Amerika’dan bağımsız hareket edileceğini varsayabiliriz. Ama Biden’ın başkanlığı durumunda Türkiye açısından konuşmak durumunda kalırsak, Türkiye’yi Amerika’ya daha yakın bir noktaya hizalanmaya zorlayacak bir sürece girilmiş olur. Ne kadar gereksiz. Türkiye’de niye insanlar bu denli sanki kendi adaylar seçimi yaşıyormuş gibi taraf tutuyorlar? Şöyle bakmak gerek, Joe Biden, 34 yaşından beri dış politikanın birebir içinde. Hatta 1974’te Kıbrıs çıkartmasında Türkiye’ye karşı ambargonun uygulanmasını öneren en genç senatörlerden biri. Biden yılların politikacısı. Hala zihni zindeliğini koruduğunu varsayarsak, Tayyip Erdoğan ve Türkiye ile anlaşacaktır. Türkiye her zaman geleneksel olarak İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan bu yana Amerika’da her ne hükümet olursa olsun Ecevit dönemi dışında bir şekilde anlaşmıştır. Yine oraya döner. Zaten Çavuşoğlu o yönde açıklamalar yapmaya başladı. O yüzden Türkiye’de bu denli taraf alınmasını çok anlamlandıramadım."

    'Kamala Harris'in berbat performansı kimlik politikaları eşliğinde ortaya serildi'

    ABD'de Joe Biden'ın ilerlemiş yaşı nedeniyle başkanlığını tamamlayamama durumu daha şimdiden tartışılırken, Eralp, ismi öne çıkartılan başkan yardımcısı adayı olarak seçtiği Kamala Harris'in 'hayalkırıklığı olduğu' görüşünde. Harris'in performansının zayıflığının ortaya çıktığını vurgulayan Eralp, kadın adayın öne çıkartılmasında Demokratik Parti'nin kurumsal yapısının Bernie Sanders gibi sol adaylara set çekme hamlesinin etkili olduğunu belirtti. Harris'in aşırı kimlik politikası bulunduğunu kaydeden Eralp oysa Amerikan toplumunun artık ücretsiz sağlık hizmetinden eğitime uzanan bir dizi meselede başka talepleri bulunduğunu vurguladı. Eralp'e göre liberal politikalar döneminin artık sona eriyor:

    "Kamala’nın (Harris) şahsen pek bir şey alacağını zannetmiyordum da şu düşünüldü: Bütün siyah oyları toparlayacak, bütün kadınlar Kamala diye hücum edecek. Hiç de öyle bir şey olmadı. Baktığımızda kadınlarda artan şekilde Trump’a teveccüh gözüküyor. Joe’nun etrafındaki birtakım insanların kulağına Kamala’yı koy diye fısıldamaları sonucunda gerçekleşen bir şey. Kamala’nın da Biden sonrası dönemde olası bir başkan adayı olarak çıkması bence bu seçimlerdeki performansına göre mümkün gözükmüyor. Berbat bir performans çizdi. Şöyle bir kumpas kurdular. Demokrat Parti’nin ağababaları Bernie’nin seçilmesinin önüne geçmek için önce Joe’yu itelediler. Ardından aynı çevre ‘Hem liberal olsun hem siyahlara hitap etsin hem farklı etnik kökenlerden gelen insanları bizim partimize çeksin’ şiarıyla Kamala’yı başkan yardımcısı olarak öne sürdüler. Ön seçim münazaralarında Kamala’nın ortaya koymuş olduğu performans da iyi değildi. Burada kimlik politikasının yanlışlığı ön plana çıkıyor. Aslında Amerikan halkı kimlik politikası yerine, liberal politikaların döneminin bittiğine işaret, refahını arttıracak politikalar öneren kampanyalar istiyor. Bedava sağlık sigortası, bedava üniversite, temiz akan su, bunlar çok basit şeyler. Birinci dünya ülkesinde olması gereken şeyler. Sen bunlar yerine kimlik politikaları üzerinden kendini konumlarsan özellikle orta batı veya diğer güneydeki eyaletlerdeki azınlık temsilcilerine yabancılaşıyorsun. Umarım Demokratlar bundan bir ders çıkartırlar. Çıkartmadılar belki çıkartırlar. Benim sevindiğim şu, 6 tane Demokratik sosyalist aday seçildi. Temsilciler Meclisi’ne. Hepsi genç insanlar. Bence Amerika’daki siyasetin geleceğini temsil eden, ilerici politikaların temsilini üstlenecek insanlar, onları izleyelim derim. Şu andakilerin devri geçiyor çünkü.”

    Etiketler:
    mahkeme kararı, Mahkeme, Koronavirüs, Recep Tayyip Erdoğan, Joe Biden, Donald Trump, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın