21:11 30 Kasım 2020
Canlı Yayın

    'Azerbaycan'ın yanında Türkiye de kazandı, Rusya iki tarafı dengeleyerek stratejik kazanç sağlayan en etkili aktör oldu

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 71
    Abone ol

    Dr. Babüroğlu'na göre, Azerbaycan'ın yanında Türkiye de kazanan taraf, Rusya ise iki taraf arasında dengeyi gözeterek stratejik kazancı sağlayan en etkili aktör. Rusya'nın ABD ve NATO'nun genişlemesinin önünü kestiğini belirten Babüroğlu, ABD'nin tuzağına düşülmemesi gerektiğini söyledi. Babüroğlu'na göre gelecekte Erivan'la da işbirliği mümkün.

    Güney Kafkasya'da Rusya'nın öncülüğünde Dağlık Karabağ savaşını bitiren Azerbaycan-Ermenistan anlaşması adım adım uygulanıyor. Üçlü anlaşma uyarınca Rusya Federasyonu Barış Güçleri Dağlık Karabağ ve Laçin Koridoru dahil belirlenen bölgelerde kontrolü ele aldı. Azerbaycan'ın işgal altındaki vilayetlerinin takvim uyarınca iadesi de devrede. Ankara'nın bastırmasıyla çatışma bölgelerinden uzakta, Azerbaycan topraklarında teknik sorumluluk üstlenmeyi içeren koordinasyon merkezi tesis ediliyor. Uluslararası tanınırlığı bulunmayan Ermenistan'ın ise 'kendi kaderini tayin hakkı' talep ettiği Dağlık Karabağ'da statüko müzakerelerin konusu olacak.

    Türkiye liderliği ise hafta sonu Türkiye dışında uluslararası tanınırlığı bulunmayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 37'inci kuruluş yıldönümü için adayı ziyaret etti. Erdoğan KKTC'nin artık egemen devlet statüsünün öne çıkarılacağı mesajları verdi.

    Gelişmeleri İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu ile konuştuk.

    'Moskova'nın ağırlığını koymasıyla anlaşma oldu. Azerbaycan topraklarının yüzde 70'ini kurtarmıştır'

    Dr. Naim Babüroğlu'na göre, Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki anlaşma Moskova'nın ağırlığını koymasıyla yapıldı. Azerbaycan'ın dört vilayetini harekatla kurtardığını, kalanların bazı ertelemeler olsa da anlaşmayla garanti altına alındığını vurgulayan Babüroğlu, anlaşma ile Bakü'nün 30 yıldır işgal altındaki topraklarının yüzde 70'ini kurtardığını vurguladı:

    “Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte 1991’de Azerbaycan bağımsızlığını ilan etti. İlan edince bir ordusu yok. Olan ordu zaten Sovyet ordusu, onlar da Azerbaycan’dan çekildi. Bundan faydalanarak 1992-93 yıllarında Ermenistan, şu anda harekat yürütülen ve ateşkes ilan edilen Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20’sini işgal etti. Bu işgal edilen yerler hem Karabağ hem de 7 kentten oluşuyor. Bu 7 kent Ağdam, Kelbecer, Laçin, Cebrail, Fuzuli, Kubatlı ve Zengilan. Bir de Dağlık Karabağ denilen aslında adı Karabağ olan bölge. Bu bölgenin toplamı Azerbaycan toprağının yüzölçümünün yüzde 20’si. Bunu 1992-93’te işgal etti Ermenistan. BM Güvenlik Konseyi’nin 4 ve Genel Kurulu’nun da 1 yani 5 karara rağmen boşaltmadı ve kaldı. 27 Eylül 2020’ye geldik. Ermenistan bir saldırı da bulundu. Bunun üzerine de Azerbaycan, harekata hazır olan ordusu işgal edilmiş topraklarını kurtarmak için harekat başlattı. 10 Kasım saat 00.00’da Putin yani Moskova’nın ağırlığını koymasıyla Ermenistan, Azerbaycan arasında bir ateşkes anlaşması yapıldı. Garantör ülke olarak Rusya da anlaşmaya imzasını attı. Buna göre Azerbaycan kurtardığı 7 rayondan 4’ünü zaten harekatla kurtarmıştı; Zengilan, Kubatlı, Cebrail ve Fuzuli. Geri kalan Kelbecer 15 Kasım’da teslim edilecekti Ermenistan tarafından boşaltılacaktı. Ancak Ermenistan ilave 10 günlük süre istedi. Azerbaycan da kabule etti bu ek süreyi. Demek ki 20 Kasım’da tahliye olacak. Bu ek süre talebi ateşkes anlaşmalarında normaldir. Ben de BM’de görev yaptım. Ateşkes anlaşmasında ülkelerin elinde olmayan nedenlerle böyle zamanın tam işleyememesi normaldir. Önemli olan iki ülkenin mutabık kalması. Ağdam 20 Kasım’da boşaltılacak. Karabağ’daki Laçin de 1 Aralık’ta boşaltılacak. Dolayısıyla bunların boşaltılmasıyla beraber Azerbaycan, Karabağ çevresindeki 7 kenti tamamen kendi topraklarına katmış olacak. Bu bir avantaj Azerbaycan için. 30 yıldır işgal altında olan toprakların yüzde 20’sinin önemli bir bölümünü yüzde 70’ini kurtarmış oldu."

    'Sahada sadece Rusya barış gücü askerleri olacak'

    Babüroğlu, anlaşmanın çerçevesinin net olduğunu belirtirken, sahadaki tek gücün Rusya Barış Gücü askerleri olacağını kaydetti. Laçin koridorunun da Nahçivan ile Azerbaycan arasında açılacak koridorun da güvenliğinin Rus barış güçlerince yapılacağını belirten Babüroğlu, Rusya'nın bu misyonu tek başına üstleneceğini anımsattı:

    "Karabağ’da Azerbaycan Şuşa’ya kadar ele geçirmişti. Ancak Karabağ’da şu an itibariyle Rusya’nın barış gücü konuşlandırılıyor. Rus barış gücü askerleri, yaklaşık 2000 bin maarif asker, zırhlı haraç, yaklaşık 400 tane de ulaşım aracı. Bu hem silah sistemlerinin hem de gelen araçların sayısı, mürettebatının ve silah sistemleri personeli de hesaplandığında aslında 3500-4000 kadar personel ediyor. Azerbaycan ile Ermenistan arasında bağlantı sağlayan bir Laçin koridoru var. Bu koridorda ulaştırma yolu açılacak, burada da Rus barış askerleri güvenliği sağlayacak. Güneyinde Nahcivan ile Azerbaycan arasında Ermenistan’ın işgalinden önce bir koridor, karayolu bağlantısı vardı. İşgalden sonra Ermenistan tarafından kapatılmıştı. Şimdi Azerbaycan ve Nahcivan arasında bu yol tekrar onarılarak açılacak. Buranın emniyetini Federal Güvenlik Bürosuna bağlı Rus sınır muhafızları sağlayacak. Hem Laçin koridoru hem Nahcivan’ı Azerbaycan’a bağlayan koridorun güvenliğini Rus askerleri tarafından sağlanacak. Karabağ’da barış gücü bulunacak. Karabağ’daki barış gücüyle bu koridorlardaki Rus askerleri arasında ne Türk askeri ne Azerbaycan askeri ne de Ermenistan askeri bulunacak. Rusya tek başına olacak yani barış gücü misyonunu tek başına üstleniyor."

    'Karabağ konusunda statü konmaması Bakü'nün lehine'

    Azerbaycan'ın sahada kazanan taraf olduğunu belirten Babüroğlu'na göre Dağlık Karabağ'ın statüsünün belirlenmemiş olması da aslında Bakü'nün lehine. Babüroğlu, Azerbaycan'ın ordusunun Güney Kafkasya'da en güçlü ordu olduğunu ispatladığını, moral motivasyon kazandığını da vurguladı. Babüroğlu, sayıları 1 milyonu bulan kaçkınların da topraklarına dönmelerinin yolunun açıldığını belirtti:

    "Birinci kazanan Azerbaycan’dır. 30 yıldır işgal atındaki topraklarının yüzde 70’ini kurtarmıştır. Karabağ konusunda ateşkes anlaşmasına bir statü konmamıştır. Bu aslında Azerbaycan’ın lehinedir. Çünkü ileride Rusya ile anlaşarak ya da başka şekilde tekrar bu topraklarını kurtarabilir. İkincisi Azerbaycan ordusu, Gürcistan, Ermenistan’ın olduğu Güney Kafkasya’da en güçlü ordu olduğunu bir kere ispatlamıştır. Harekat yapmıştır, topraklarının bir bölümünü kurtarmıştır. Üçüncüsü moral motivasyon kazanmıştır hem Azerbaycan hem de ordusu. 1 milyon göçmen var. Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan 1 milyon Azerbaycanlı evini terk ederek Azerbaycan’ın çeşitli yerlerine yerleşti. Bu 1 milyon insanın önemli bölümüne geri dönme fırsatı sağlandı. Bu da avantajdır. Ermenistan ordusunun Karabağ’dan çekilmesi de her ne kadar Rus askeri gücü gelmiş de olsa buradan Ermenistan askerleri çekiliyor. Bu da aslında Azerbaycan için bir avantajdır.”

    ‘Türkiye'nin zaferde payı var’

    Türkiye’nin ise 30 yıldır Azerbaycan ordusuna eğitim ve mühimmat anlamında destek sağladığını, son savaşta da tüm milli unsurlarıyla destek verdiğine dikkat çeken Babüroğlu, bu nedenle bu zaferde Türkiye’nin de payı olduğunu belirtti. Babüroğlu anlaşma ile Türkiye'nin Nahçivan üzerinden Azerbaycan'la bağ kurmasının da önemine dikkat çekti. Sahada Türk barış gücü bulunmamasının manevra sahasını kısıtladığını teslim eden Babüroğlu, ateşkes kontrol merkezinin ise sorumluluğunun sınırlarını anımsattı.

    “Türkiye neden kazançlıdır? Çünkü Azerbaycan’ın sevincine ortak olmuştur. 1990’lardan itibaren Türkiye, Azerbaycan ordusunun eğitimine kayda değer katkı sağlamıştır. Türk askerleri sürekli Azerbaycan askerlerini eğitmişlerdir. Yaklaşık bir 30 yıllık bir eğitim süreci var. Burada onun için bu zafere ortaktır. Çeşitli silah sistemleri durumu var birlikte hareket ettiği. Bütün milli güç unsurlarıyla desteklemiştir. Türkiye’nin Nahcivan’a bağlantısı var. Ama Azerbaycan’a bağlantısı yoktu. Şimdi Azerbaycan ile Nahcivan arasında bir karayolunun açılması sonucunda Türkiye’den Nahcivan, oradan Azerbaycan’a; yani Türkiye’nin Azerbaycan ve Güney Kafkasya’ya karayoluyla bağlantı sağlamış oluyor. Bu önemlidir stratejide. Ters yöne de Azerbaycan’da Nahcivan ve Türkiye’ye de bir karayolu imkanı fırsatı doğmuştur. Fakat şöyle bir şey var. Rus askerlerinin oluşturduğu barış gücü misyonunda Türk askerinin bulunmaması burada manevra sahasını kısıtlamıştır. Çünkü Karabağ’da barış gücü olacak, sadece Rus askeri olacak ama Azerbaycan’ı yıllardır destekleyen Türk askeri olmayacak. Bu sınırlamadır. Ateşkes kontrol merkezinde hem Türk hem Rus subayları olacak. Fakat ateşkes kontrol merkezi Karabağ’da değil Azerbaycan’ın kendi topraklarında olacak. Bu da sadece insansız hava araçlarıyla ateşkesi kontrol edecek. Bunun barış gücü misyonuyla ilgili bir inisiyatifi, kontrolü, denetlemesi yok. Bu da Türkiye açısından sınırlayıcı, kısıtlayıcı bir faktör. Azerbaycan kendi topraklarını kurtardı. Türkiye, Azerbaycan üzerinde millî güç unsurlarını destekleyerek, eğitim sağlayarak zafere ortak oldu, kazançlı."

    'Burası eski Sovyet coğrafyası, stratejik adım atan aktör Putin'

    Babüroğlu'na göre, Güney Kafkasya’da en önemli stratejik kazancı ise Rusya Federasyonu sağladı. Bölgesinin eski Sovyet coğrafyası olduğunu anımsatan Babüroğlu, Rusya'nın bu anlaşma ile Azerbaycan ve Ermenistan arasında bir denge sağladığını dile getirdi. Moskova'nın ne Azerbaycan ne Ermenistan'ı dışlamadan bölgede en etkili aktör olduğunu kanıtladığını belirten Babüroğlu, bu sayede ABD ve NATO'nun Güney Kafkasya'ya genişlemesine de dur denildiğinin altını çizdi:

    "Burada bağımsızlığını ilan eden bir Ermenistan bir Azerbaycan var. Fakat Sovyet eski coğrafyası. Burada Putin’in önemli bir etkisi var. Stratejik adım atan bir aktörden söz ediyoruz. Putin Rusya’sı bana göre en kazanan olmuştur. Azerbaycan-Ermenistan cephesindeki bu sonuçtan en fazla kazançlı çıkan ülke ve kişi Rusya ve Putin olmuştur. Ermenistan da yaklaşık 5000 Rus askeri ve 2 Rus üssü var. Bunun dışında ateşkes anlaşmasıyla Rusya, Karabağ’ı Laçin koridoruna ve Azerbaycan-Nahcivan yoluna kendi askeri varlığını konuşlanmıştır. Böylece Güney Kafkasya’ya Putin pençesini atmıştır, Suriye’ye, Libya’ya da attığı gibi. Rusya böylece ABD ve NATO’nun Güney Kafkasya’ya genişlemesine dur demiştir. Bu zaten Putin Rusya’sının kırmızı çizgisidir. Çünkü önümüzdeki gelecekte Gürcistan ya da başka bir ülkenin NATO’ya üye olma sürecinde Putin böyle bir engel koymuştu, duvar örmüştü. MİNSK eş başkanları ABD ve Fransa’yı bu anlaşmada devre dışı bırakmayı başarmıştır Rusya. Bölgede Rusya en etkili aktör olduğunu kanıtlamıştır. İki devleti ateşkes masasına çağırmış, anlaşma imzalanmıştı. Batı yanlısı Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ı Putin tasfiye etmiştir bu anlaşmayla ve bu gerginlik sonucunda. Rusya ayrıca anlaşmayla Azerbaycan, Ermenistan arasında bir denge sağlamıştır. Ne Azerbaycan’ı dışlamıştır ne Ermenistan’ı… Ermenistan zaten Rusya’nın müttefikidir. Ermenistan’da Rusya’nın hem askeri hem politik gücü var. Denge sağlamıştır. Çünkü Azerbaycan da Rusya’nın iş ortağıdır. İki ülke arasında denge sağlayarak ağırlığını ispatlamıştır. Putin, Suriye ve Libya’da olduğu gibi Güney Kafkasya’da da ünlü Çin filozofu Sun Tzu’nun öğretisini başarıyla uyguluyor. Putin aktifken pasif, yakınken uzak görünüyor. Konuşmuyor ama herkes onun sesini duyuyor. Görünmüyor ama her yerde mevcut. Hiç çıkarı yokmuş gibi davranıyor ama hep kazanıyor. Çünkü stratejik adımlar atıyor. Burada da zaten sonucu aldı."

    'Kaybeden Ermenistan'dır'

    Babüroğlu, bu çatışmanın kaybedeninin ise Ermenistan olduğunu vurguladı:  

    "Kaybeden bir Ermenistan’dır. Ermenistan ordusu kesin yenilgiye uğramıştır, kabul etmiştir. 30 yıldır işgal ettiği toprağı ilk defa elden çıkarmıştır. Bu harekatta önemli sayıda personel hem de araç kaybına uğramıştır. Moral motivasyon açısından Ermenistan ordusu çöküntü yaşamıştır. Paşinyan’ın iktidarı da sallanmıştır, sayılı günler kalmıştır. ABD, Fransa kaybeden taraftadır, devre dışı kalmışlardır.”

    ‘Güney Kafkasya’da ABD tarafından bir tuzak var’

    Babüroğlu'na göre, ABD Güney Kafkasya'da 'tuzak' kurmaya çalışıyor. Washington'ın bu meseleyi Türkiye ve Rusya arasında 'bilek güreşine' dönüştürmeye çalıştığını belirten Babüroğlu, Ankara ile Moskova'nın bu tuzağa düşmemeleri gerektiği görüşünü dile getirdi:

    “Türkiye’ye burada ABD tarafından bir tuzak var. ABD’nin buradaki hedefi mümkün olduğu kadar Azerbaycan-Ermenistan cephesinden mümkün olduğu kadar Türkiye ile Rusya arasında bir bilek güreşi mücadelesine tutuşturarak yani Türkiye ve Rusya’yı kapıştırarak Rusya ile Türkiye arasındaki süregelen S-400, TürkAkım, nükleer Akkuyu santrali gibi stratejik önemdeki projelerini sekteye uğratmak, bir de çeşitli yerlerde olabilecek işbirliğini şimdiden engellemek. ABD’nin hedefi buydu ama şu an tutmadı. Türkiye ile Rusya, ABD’nin bu tuzağına düşmemeli. Çünkü burada oluşacak olumlu iklimin Suriye ve Libya’ya doğrudan yansıyacağını dikkate almamız lazım. Onun için iki ülke de tuzağa düşmemelidir."

    'Anlaşma devam ederse Ermenistan'la orta ve uzun vadede Azerbaycan'ı da içeren işbirliği olabilir'

    Babüroğlu'na göre taraflar ateşkes maddelerini tam olarak yerine getirdiği takdirde, orta ve uzun vadede bir Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye arasında üçlü işbirliği olabilir, buna İran ve Rusya da katılabilir:

    "Daha önce 2009’da protokoller, ziyaretler. Buna benzer bir girişim olabilir. Ama bu ateşkesin anlaşmasının tam olarak uygulanmasının ardından olabilir. Böyle Türkiye ve Ermenistan’ın bölgede dostane işbirliği kurmaları Ermenistan’da çok beğenilir. Çünkü Ermenistan, batıya karayoluyla Türkiye vasıtasıyla ulaşılır. Zaten Türkiye’de çok sayıda Ermeni vatandaş var. Onlar sürekli Türkiye ve Ermenistan arasında ticaret yapıyorlar. 2009’a benzer ama şart şu eğer bu ateşkes anlaşması uygun koşullarda devam ederse, önümüzdeki süreçte orta ve uzun vadede Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan arasında üçlü bir işbirliğinin olabileceğini değerlendiriyorum. Buna İran’ı da katarsak, güçlü bir işbirliği olabileceğini düşünüyorum. Ama Rusya ile de işbirliği yaparak. Ama kısa vadede bunun gerçekleşme olayı zor, daha ateşkes anlaşması imzalanmadı. Barış gücü 5 yıllık periyotlarla uzatılacak. İlk 5 yıl içerisinde bu tablo ortaya çıkar.”

    ‘KKTC’nin durumu ayrı. Kıbrıs için federatif ikili yapıda çözümler artık ortadan kalkı. İismi Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak değiştirilecek’

    Babüroğlu'na uluslararası planda Dağlık Karabağ'ın statü meselesi devam ederken, bölgesel işbirliğinin geliştirilmesinin, Kırım ve KKTC gibi benzerlikler taşıyan örneklerle birlikte Karabağ'da da çözüme katkılarını sorduk. Türkiye'nin şu anda devam eden bir Kırım politikası olduğunu anımsatan Babüroğlu, Karabağ'ın ise uluslararası yasalara göre Azerbaycan toprağı olduğunu söyledi. Babüroğlu'na göre KKTC'nin durumu ise 'ayrı'. Babüroğlu, Erdoğan ve Bahçeli'nin KKTC'ye kuruluşunun 37'inci yıldönümünde düzenledikleri ziyarette adanın kuzeyinin bağımsızlığını vurguladıklarını kaydetti. Babüroğlu, Azerbaycan lideri Aliyev'in KKTC liderine yönelik resmi davetine atıf yaparken, adada artık federatif iki yapılı çözümlerin ortadan kalktığı görüşünü dile getirdi:

    “Türkiye’nin şu ana kadar süregelen bir Kırım politikası var. sürekli bunu tekrarlıyor. Süregelen zaten Karabağ, Azerbaycan toprağı olduğu belli. Bu BM kararlarında da ortaya çıktı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti oldukça ayrı bir durumda. 1971’e kadar uzanan 1978’de İngilizlere geçici olarak verilen bir ada. Orada yaşayan tarihten beri Türkler var. Rumlarla aralarında da bir çekişme durumu var. Sonuç itibariyle Türkiye diyor ki, artık iki devletli çözüm yani iki taraflı federatif yapıdaki çözüm artık çözüm olmaktan çıktı. O zaman farklı devlet olacak adada. Yani Türk devleti ve Rum devleti olacak. Artık federal çözüm mümkün değil. Öyle hazırlıklar da var bana göre. Artık Rumlarla birlikte tüm ada için tek yönetim oluşturma fikrinden tamamen uzaklaştığını görüyorum. Artık Türkiye için burası Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Büyük olasılıkla böyle değiştirecekler. Bu şekilde devam edecekler. Hangi ülke tanır? Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Türkiye Cumhuriyeti devleti tanıyor. Öyle zannediyorum ki belki Azerbaycan, Türkiye’den sonra tanıyan ilk ülke olma konumuna gelebilir. Ersin Tatar, Aliyev tarafından davet edildi. Bunu onu çağrıştırıyor. Bu olumludur. Çünkü bir devlet bir devleti resmi olarak davet etti. Devlet statüsü vermiş oluyor. Umarım BM’de Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bir devlet olarak tanır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için artık federatif yapı, ikili yapı tamamen ortadan kalkmıştır. Artık Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bulunduğu coğrafyada kendi vatanında bir devlet olarak devam edecektir. Rumlarla yollarını ayırmıştır. Çünkü güven ortamı tamamen yok olmuştur, şu ana kadar da çözülmemiştir. Maraş’ta kamuya ait 2 km’lik sahil yolu açıldı. Bir de hemen arkasındaki demokrasi caddesi halın sahiline ulaşmasını sağlamak için açıldı. Burada hem Rumlara hem de Türklere ait olan mülkler var. Bunların kime ait olduğu belli. Bu mülkler ya para karşılığı satılacak ya da sahiplerine verilecek. Ama öngörüm, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yakında Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak dünya sahnesinde tekrar yerini alacaktır.”

    Etiketler:
    Naim Babüroğlu, Dağlık Karabağ, NATO, ABD, Rusya, Ermenistan, Azerbaycan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın