10:44 22 Ocak 2021
Canlı Yayın

    'AB zirvesinde Türkiye'ye ciddi bir yaptırım çıkması zor, en başta Gümrük Birliği engeli var'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 90
    Abone ol

    Baydarol’a göre AB zirvesinde Türkiye'ye ciddi bir yaptırım çıkması zor, bu konuda en başta DTÖ çerçevesinde konsolide edilmiş Gümrük Birliği engeli var. Türkiye’nin Libya’daki gelişmeden elinin güçlenerek çıktığını savunan Baydarol, Akdeniz'de sivil Türk gemisinin durdurulmasının zirve öncesine denk gelmesinin kafa karıştırıcı olduğunu söyledi.

    10-11 Aralık’ta düzenlenecek olan Avrupa Birliği Zirvesi öncesinde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, dün Alman bandıralı ‘Hamburg’ fırkateyinin Libya açıklarında bir Türk kargo gemisine arama yapmak istemesi üzerine gerildi. Yaşanan bu gelişme Türk tarafından şiddetle kınanırken, Almanya geri adım atmadı ve Türkiye'nin de katılımcılarından olduğu Berlin Konferansı'nın sonucu olarak kurulan İrin operasyonu kuralları gereğince hareket edildiğini duyurdu. Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer, "Alman askerleri doğru şekilde davranmıştır ve kesinlikle AB'nin Irini misyonunun yetkileri içinde hareket etmiştir" açıklaması yaptı.  Türkiye'nin verdiği protesto notası da Almanya tarafından reddedildi. Ankara uluslararası hukukun çiğnendiğini belirterek yanıt verirken, İrini Operasyonu'nun meşruiyetini sorguluyor. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın "İrini Harekatı başlangıcından beri sakat doğmuş bir harekat. Uluslararası hukuk tarafından sağlam temellere dayanmıyor" açıklaması dikkat çekti.

    AB dış politika şefi Joseph Borrell'in geçen hafta 'Türkiye ile dönüm noktasında oldukları' saptamasından hareketle yaşanan son gelişmelerin AB zirvesi ve Türkiye-AB ilişkilerine etkilerini Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol ile konuştuk.

    ‘AB zirvesinden Türkiye’ye ciddi bir yaptırım çıkmasını beklemiyorum’

    Baydarol’a göre, yapılacak olan Avrupa Birliği Zirvesi’nden Türkiye’ye ciddi bir yaptırım çıkmayacak, çünkü Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi karşı kampa itmek Avrupa’nın çıkarına değil. Biden’ın seçilmesiyle ABD’nin önceliğinin Rusya olacağını ifade eden Baydarol, bu sebeple Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinin yumuşama ihtimali vurguladı:

    “Aslında karmakarışık bir durumla karşı karşıyayız. En iyi özet bu olacak. Ben Avrupa Birliği Zirvesi’nden Türkiye’ye yönelik ciddi bir yaptırım çıkmasını açıkçası beklemiyorum. Çünkü Türkiye’yi bu kadar ite kaka Doğu Akdeniz’de karşı kampa iterek Avrupa’nın nasıl bir çıkarı olacağını anlamış değilim. Bir kere bunun altını çizmek lazım. Olana bitene sadece Türkiye-AB ilişkileri diye de bakmamak lazım. Bence iki tane büyük yansıma var. Birincisi, Biden’ın seçilmesiyle beraber NATO’ya önem vereceğine dair yeni bir başkanla karşı karşıyayız Amerika Birleşik Devletleri’nde. Dolayısıyla NATO’ya önem vermek aslında Biden’ın birinci tercihinin Çin’den ziyade Rusya’ya karşı bir kamplaşma içerisinde olacağını gösteriyor. Bu noktada da Türkiye’den başka da ikinci büyük ordu yok. Dolayısıyla Türkiye’yle arayı yumuşatma mesajları da gelmeye başladı Amerikan cephesinden. Türkiye’nin AB ile bütünleşmesini de çok isteyen bir Biden vardı Obama döneminde. Dolayısıyla bunların da etkisinin olacağını düşünüyorum. Ama ne kadar olacaktır? Tabii şu anda yorum yapmak güç."

    'Ambargo uygulamasının önünde en başta Gümrük Birliği engeli var'

    Avrupa’nın Türkiye’ye ekonomik bir ambargo uygulamasının önünde en başta Dünya Ticaret Örgütü çerçevesinde konsolide edilmiş bir yükümlülüğü kapsayan Gümrük Birliği'nin bulunduğuna işaret eden Baydarol, Avrupa’nın buna rağmen ambargo uygulaması halinde tazminat durumunun ortaya çıkacağını ifade etti:

    "Öteki tarafta da evet, Almanya şu anda Türkiye’ye karşı laflar söylemeye başladı ama bugüne kadar malum Fransa sürekli olarak Yunanistan ve Kıbrıs’ın arkasına saklanarak Türkiye’ye karşı bir ambargo uygulatmak gibi bir yaklaşımdaydı. Burada şunu da söylemek lazım. Tamam, Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkileri geriliyor, Avrupa Birliği Türkiye’ye ekonomik ambargo uygulayacak gibi bir hava da doğdu gördüğüm kadarıyla. Ancak unutulan, ortada bir Gümrük Birliği gerçeğinin olduğu. Gümrük Birliği dediğimiz zaman olay sadece Türkiye-AB ilişkilerinin değil, aynı zamanda Dünya Ticaret Örgütü çerçevesinde konsolide edilmiş bir yükümlülüğü kapsar. Kalkıp da Gümrük Birliği’ne rağmen ‘biz Türkiye’yi Gümrük Birliği’nden atıyoruz’ gibi bir şeyler yaparsanız o zaman 1971’den bu yana yaptığınız ticaret saptırıcı etkinin tazminatını ödemek gibi bir durum ortaya çıkar. Tahmin ediyorum, bunu kimse göze alamaz. Ne Türkiye ne Avrupa cephesi göze alabilir. Dolayısıyla bunun bu etkisini görmek lazım."

    'Çözülmesi gereken zor bir yapbozla karşı karşıyayız'

    Diğer yandan Baydarol, ABD-AB eksenindeki yeni gelişemelerin Türkiye'ye 'zorladığı' görüşünde. Geri adım atılsa da Ankara'dan son reform çıkışları ve ekonomik sinyallere dikkat çeken Baydarol, çözülmesi zor bir yapbozla karşı karşıya bulunulduğuna dikkat çekti:

    "İkinci bir etki de Türkiye’de görmeye başladım, Türkiye’de galiba siyasi taşlar yerinden oynamaya başladı. Malum Cumhurbaşkanı Erdoğan birkaç gün önce önemli açıklamalar yaptı. Ekonomide reformdan bahsetti. Keza, hukuk reformundan bahsetti. Bir de Türkiye’nin esas yolunun Avrupa olduğunu söyledi. Peki, Milliyetçi Hareket Partisi ile beraber ortaklık yaparken bu iş nasıl gerçekleştirilir? Bu da başka bir soru işareti olarak karşımıza geliyor. Biraz evvel de Sayın Bülent Arınç istifasını verdi ve istifası derhal kabul edildi. Dolayısıyla karmakarışık bir durum. Bir de Albayrak sıhhi gerekçelerle affını rica etti, affı kabul edildi. Yeni bir merkez başkanı gelir gelmez ciddi bir faiz artırımı olduğu sanıldı. Halbuki faiz artmadı, aynı kaldı. Çünkü üst sınıra sadeleştirme yapıldı aslında. Kur biraz gevşedi, şimdi yine fırlamaya başladı. Tüm bunları siyasi, ekonomik, hukuki, dış politika alanında birer taş alarak döşersek hakikaten çözülmesi çok zor bir yapbozla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.”

    ‘Türkiye, Libya açıklarında yaşanan durumdan eli güçlenerek çıktı’

    Baydarol, zirve öncesinde Libya açıklarında Irini Operasyonu kapsamında bir Türk kargo gemisinin Alman savaş gemisi tarafından durdurularak aranmak istenmesinin Türkiye’ye karşı koz elde etme amaçlı olabileceği görüşünde. Ancak Baydarol, Türkiye’nin bu durumdan eli güçlenerek çıkmış göründüğünü dile getirildi:

    “Son yaşadığımız, Alman bandıralı bir savaş gemisinin Yunan kaptanı tarafından ortaya çıkartılan rezalet durum. Şimdi bu neyi ilk etapta anımsatıyor? Doğu Akdeniz’de Fransızlar karşımızdaydı, Almanlar yanımızdaydı ama şimdi Almanlar Fransızlarla beraber karşı karşıya mıyız gibi bir endişe ortaya çıktı. Fakat gördüğüm kadarıyla operasyonu ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Burada Türkiye’ye karşı ek bir koz elde etmek isterken zirve öncesi, bu sefer Türkiye’nin eli güçlenmiş vaziyette çıktı. Ortada eğer rezalet durumu varsa Almanlar, özür dilemek zorunda kalacak. Dolayısıyla o özrü dilememek için belki de topu çeviriyorlar. Şu anda ne Türk Dışişleri’ndeyiz ne de Alman Dışişleri’nde. Sadece ortadaki beyanlardan hareket ederek konuyu yorumlamaya çalışıyoruz. Ama ortaya çıkan görüntü, hani Türkiye’nin açıklamaları doğruysa ki bunu kabul etmeyi tercih ederim, o zaman hakikaten ciddi bir sorun ortaya çıkmış. Ne olursa olsun, ortada çok ciddi bir durum var. Bunun zirve öncesinde de bu şekilde ortaya çıkması tabii, kafaları ayrıca karıştıran bir durum.”

    ‘Almanya başta enerji meselesi olmak üzere pek çok konudan dolayı Türkiye’yi gözden çıkaramaz’

    Almanya’nın birçok sebepten Türkiye’yi gözden çıkaramayacağını söyleyen Baydarol’a göre, bunun en önemli nedenlerinden biri enerji konusunda sadece Rusya’ya bağlı olmak istemeyen Almanya’nın enerji yolu alternatiflerinin arasında Türkiye’nin olması. Baydarol’a göre, Türkiye 2013 yılından sonra Kopenhag kriterlerinden tamamen uzaklaştı ancak bunun arka planında Fransa ve Almanya’nın tavrı mevcut:

    “Almanlar Türkiye’yi kolay kolay gözden çıkarabilecek durumda değiller. 200 tane nedeni var bunun. Bunlardan ilki hiç kuşkusuz, enerji meselesi. Sadece Rus enerjisine bağımlı kalmak Almanya’yı ürküten bir durum. Bunun için enerji yollarının çeşitliliğini arıyorlar. Bunlardan bir tanesi de Türkiye’den geçiyor. Dolayısıyla Türkiye’yi bu şekilde itip kakmanın Almanların bu anlamdaki çıkarına çok aykırı olduğu düşüncesindeyim. İkincisi, Almanya’nın şu anda yapmaya çalıştığı bir ikinci operasyon var. Bu da, Türkiye’nin üstünden Doğu’ya açılmak istiyor. Kuşak ve Yol’un Alman versiyonu. Hatta Macarlar da buna dahil. Hatırlayın iki sene önce Macarlar Türk olduklarını hatırladılar. Dolayısıyla Türkiye çok kilit bir ülke vaziyetinde Almanya için. Üçüncüsü ve çok daha önemlisi mülteci meselesi var. Türkiye’yi böyle itip kakıp, ondan sonra Türkiye’nin farklı yollara kayması şu anda Avrupa’nın çıkarlarına tamamen aykırı bir durum. Ama hakikaten Türkiye’yi gözden çıkaracaklarsa o zaman bambaşka dünya koşullarından bahsediyor olacağız. Ben sanki şu anda Yunanistan’ı teskin etme üzerinden yapılan birkaç bir şey görüyorum. En fazla da bir iki kişinin Avrupa’ya girme yasağı gibi yaptırımlar olabilir. Şunu da iyi anlamak lazım; Türkiye özellikle 2013 sonrasında Kopenhag kriterlerinden tamamen saptı. Ne hukuk ne demokrasi ne insan hakları bunlardan pek bahsedilebilir durumda değiliz şu aşamada. Ama Türkiye’yi bu yola kim itti diye sorarsak da arka planda Sarkozy’i, Merkel’i sayarız. Yani Türkiye’yi biraz da bu yola itenler Avrupa Birliği cephesi. Bu gelinen noktada kimse günahsız değil. Bunun altını da herhalde çok iyi çizmek gerekiyor. Bakıldığı zaman evet, dejavu. Her Avrupa Birliği zirvesi öncesinde, ilişkiler gerildiğinde benzeri görüntüleri, söylemleri duymaya devam ediyoruz. Umudum, 10 yıl sonra da aynı şeyleri söylüyor olmamak.”

    Etiketler:
    Almanya, Akdeniz, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Yaptırım, Türkiye, Avrupa Birliği
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın