15:24 16 Ocak 2021
Canlı Yayın

    'AB zirvesi Yunanistan ve Fransa için başarısızlık oldu mart ayında da yaptırım çıkmaz'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 106
    Abone ol

    Prof. Faruk Şen'e göre AB zirvesi Fransa ve Yunanistan için başarısızlıkla sonuçlandı. Silah ambargosu için topun NATO'ya atılmasının da işe yaramayacağını belirten Şen, marttaki zirvede de yaptırım çıkmayacağını belirtti. Şen, Biden göreve geldiğinde, düşünülenin aksine ABD'nin Türkiye ile işbirliği artacağı görüşünde.

    Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi'nde; Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin Türkiye'ye silah ambargosu dahil ağır yaptırımlara gidilmesi talebi kabul görmedi. Zirvede Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de sondaj faaliyetlerine katılan kişi ve kuruluşlara yönelik 2019 Kasım'ındaki çıkartılan kısıtlama kararlarının ek liste ile genişletilmesi kararı alındı. AB Dış politika şefi Joseph Borrell ve Avrupa Komisyonu, Türkiye ile ilişkilere dair bir rapor hazırlayacak ve durum mart ayındaki zirvede ele alınacak.

    Zirve sonrası Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Türkiye ile stratejik bağımlılık ve gerilim ikilemi yaşadıklarını belirtirken, 'silah ambargosu' meselesinin NATO üyeleri arasında ve ABD yönetimiyle koordinasyonla tartışılmasında hemfikir kaldıklarını vurguladı.

    Ankara'ya sert tavır almış Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bir yandan Türkiye'nin istikrarsızlaştırıcı eylemlerinin kabul edilemeyeceğini söylerken, diğer yandan diyaloğa açık olmaktan söz etti.

    Zirve kararlarının anlamı ve olası gelişmeleri, Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen’le konuştuk.

    ‘Yunanistan ve Fransa’nın başarısızlığı’

    Prof. Faruk Şen'e göre, AB liderler zirvesi kararları Yunanistan ve Fransa için bir başarısızlık göstergesi. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerinin haklı bir davayı oluşturduğunu belirten Şen, bu ülkelerin AB'nin mart ayındaki zirvesinden de sonuç elde edemeyeceklerini söyledi. Ancak Şen, Ankara'nın mart ayına kadar AB'ye sığınmacı meselesi, insan hakları ve basın özgürlüğü gibi konularda yeni bir gündem getirmesi gerektiğini vurguladı:

    “En azından üç haftadır AB’nin bu zirvesinden Türkiye’ye herhangi bir yaptırım çıkmayacağını belirtmiştim. Yunanistan yanına Güney Kıbrıs, Fransa, Avusturya ve Lüksemburg’u alarak diğer 22 üyeyi de arkasında sürükleyerek Türkiye’yi yaptırım uygulamak istedi. Bu zirve bence hem Miçotakis hem Yunan hükümetinin hem de Fransa’nın başarısızlığı olarak ortaya çıktı. Avrupa Birliği, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin yaptıkları nedeniyle hiçbir zaman Türkiye’yi kınamaz. Bu konuda bir çıkar birliği birçok ülkenin, Türkiye haklı bir davasında. Özellikle Mavi Vatan diye tanımladığı Libya ile yaptığı anlaşma çerçevesinde sadece Meis ve Girit Adaları’nın kıta sahanlığı ve Güney Kıbrıs’ın bütün Kıbrıs’a sahip çıkması nedeniyle bir yaptırım uygulamaz. Burada büyük bir yenilgiye uğradılar. Mart ayına bırakıldı diye Türkiye nedense bir mazohist tavır içerisinde. Şimdi olmadı, martta olur diye. Hayır martta da Türkiye’ye bir yaptırım olmayacak. Türkiye marta kadar AB’ye yeni bir gündem getirmesi lazım, biz neler istiyoruz? Gümrük birliğinin iyileştirilmesi nasıl olacak? Schengen vizesinin kaldırılması, AB’nin Türkiye’de yaşayan sayıları 5.4 milyonu bulan Suriyeli geçici mülteci için parasal yardımları, en azında 9 milyarlık AB’nin bütçe vermesi lazım. Bunları gündeme getirmeli. En önemli adımlardan biri de insan hakları, basın özgürlüğü ve demokrasi gibi kavramları bizim de büyük yazmamız lazım. Bu Türkiye’nin olmazsa olmazı."

    'Biden realiteleri kabul ederek Türkiye ile bırakın ambargoyu işbirliğini artıracak'

    Prof. Şen, Türkiye'nin NATO üyesi olduğunu, bu yüzden de hiçbir ülkenin bir NATO üyesine silah ambargosu uygulayamayacağı görüşünü dile getirdi. Merkel'in Trump'ın gidişi sonrası ABD ile Transatlantik anlaşmasını hayata geçirmeyi arzuladığını söyleyen Şen, yeni dönemde Türkiye'nin rolünün de artacağı görüşünü dile getirdi. "Biden iktidarı Türkiye'ye Halkbank dışında herhangi bir yaptırım uygulamayacak" diyen Şen, başta Suriye'deki yeni realiteler olmak üzere pek çok alanda yeni işbirliği dönemi başlayacağı değerlendirmesinde bulundu:

    "Türk toplumu olarak biraz mazohist toplumuz, illaki bir şey yapılmalıydı, niye yapmadılar, Biden’ı mı bekliyorlar. Türkiye, NATO’nun bir üyesi. NATO üyesi bir ülkeye hiçbir ülke silah ambargosu uygulayamaz. S-400 aldık diye Amerika hop oturdu, hop kalktı. şimdi Angela Merkel’in bundan beklentisi; Obama zamanında AB-ABD arasında Transatlantik işbirliği anlaşması yapılacaktı, Trump seçilince bu olmadı. Şimdi bu anlaşma harekete geçecek. Biden iktidarı, Türkiye’ye Halkbank dışında herhangi bir yaptırım uygulamayacak. Biden akıllı bir politikacı. Türkiye’nin bu konuda fazla üzerine gitmeyeceğini söyleyebiliriz. Artık Pompeo’nun da devri kapandı. Pompeo hep bir taraf olarak olaylara dahil olmuştu. Mesela Türkiye’ye gelip Rumlardan konuşması devlete karşı yaptığı bir saygısızlıktı. İnanın yeni Biden hükümeti Türkiye ile Temsilciler Meclisi ve Senato ile birlikte bir yaptırım değil yeni bir çığır açacak. Zaten Biden hükümeti bildiğimiz gibi kuzey Suriye’de artık bir Kürt devletinin oluşmasına yeşil ışık yakıyor. Bu belki biraz daha gecikecek ama eninde sonunda bir Kürt devletini orada kuracaklar. Rusya da buna olumlu bakıyor. Zira Suriye’de artık savaş sona ermiş durumda. Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt devletinin oluşumuyla Kuzeybatısında da Rusya’nın Lazkiye limanıyla Akdeniz’e açıldığını görüyoruz. Biden da bu realiteleri kabul ederek Türkiye ile bırakın ambargoyu işbirliğini arttıracağından hareket edebiliriz.”

    'Brexit sonrası Türkiye de özel üyelik statüsü alabilir'

    Prof. Şen'e göre Britanya'nın AB'den Brexit'le ayrılması Türkiye için fırsata çevrilebilir. AB'nin Türkiye'ye zaten politik katılım, parlamento ve Konsey'de oy hakkı vermeyeceğini, askeri işbirliğinin gelişimi ve gümrük birliği beklentileri olabileceğini söyleyen Şen, Brexit gelişmesi sonrası Türkiye'ye özel üyelik statüsü verilebileceği görüşünde. Şen, Türkiye'nin de adımlar atması gerektiğini belirtirken, Kapenhag kriterleri, insan hakları ve adalet mekanizmalarının güçlendirilmesinin iyi kartlara sahip olmaya katkısı olacağını dile getirdi:

    “Boris Johnson hepimize önce ters gelse de akılcı bir politika uyguladı. İngiltere’nin Brexit’le tabii ki kayıpları var. Ama AB’nin kayıpları az değil. O açıdan Boris Johnson masaya vurdu diyebiliriz. 540 milyonluk Avrupa Birliği, 63 milyonluk bir üyesini kaybetti. Şimdi bu etkenliğini AB daha akılcı bir politikayla, Türkiye’nin de önerisi olursa, Türkiye’ye özel üyelik statüsü verebilir. Yani politik katılım, parlamento ve konseydeki oy hakkını Türkiye’ye vermeyecekler, serbest dolaşım hakkı dışında Türkiye ile askeri işbirliğini geliştirir, gümrük birliğinin iyileşmesini sağlar, Türkiye de buna soğuk bakmaz. AB bütçesine Türkiye’de toplanan katma değer vergisinin 1.8’ini her yıl öder. Gayri Safi Milli Hasıla’dan da 1.9’luk bir katkıda bulunur. Buna karşılık biz de Türkiye’de tarımsal garanti fonu, bölgesel ve sosyal fonlarından para alabiliriz. AB’den uzaklaşan İngiltere, Türkiye ile hem Ankara anlaşmasını başka bir kisveyle oluşturacak. İngiltere-Türkiye işbirliği önümüzdeki dönemde daha da artacak. İngiltere AB’nin Türkiye kararlarında Türkiye’ye çok daha yakın bir politika izlemişti Almanya’nın yanında. Bunun ben gelişeceğinden hareket ediyorum. Türkiye artık şapkasını önüne koyup beklemeli. Kararlar alarak beklemeli. İnsan haklarını boyutlarını değiştiriyorum, ben adalet mekanizmasını çalıştırıyorum, ben basın özgürlüğünü tanıyorum, böylece Kopenhag kriterlerini de yerine getiriyorum, belirli haklar da istiyorum diye masaya vurması lazım. Zira AB, Türkiye’ye zaten kısıtlamaları uyguluyordu. Schengen vizesinin kalkacağını vadettiler Suriyeli geçici sığınmacılar konusunda alacağımız kararla, bunu yapmadılar. Geçici sığınmacılar konusunda 6 milyar euro'luk 2016-17 yıllarında ödenmesi düşünülen paranın hala 9 milyonunu ödemediler. Bu bakımdan Türkiye, AB’ye karşı iyi kartları olabilir.

    ‘Kıbrıs'ta AB’nin bakışı değişebilir’

    Şen’e göre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, Azerbaycan ile başlayıp Pakistan, Katar, Malezya gibi ülkeler tarafından tanınması sağlanabilirse AB’nin Kıbrıs’a bakışı değişebilir:

    "Türkiye eğer Kıbrıs’ta iki devletli çözüm önerisi üzerine bastırırsa, sadece bastırmak da yeterli olmaz. Azerbaycan’da dünkü kutlamalara Türkiye Cumhurbaşkanı gittiği zaman Aliyev’in Türkiye’ye olan şükran borcuyla Ersin Tatar’ı da davet etmesi lazımdı. Eğer Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan ile başlayıp Pakistan, Katar, Malezya gibi ülkeler tarafından tanınırsa AB’nin Kıbrıs’a da bakışı değişecek. Almanya’da görüştüğüm dışişleri yetkililerin her zaman bir lafı vardır. Kıbrıs’ta iki devlet var. Birini tanıyoruz, birini tanımıyoruz. Silahlar patlamadığı müddetçe bizim için sorun yok diye. Silahlar epeydir patlamıyor. Artık diğer ülkeler tanırsa AB’den de Yunanistan çerçevesinde bıkan ülkeler Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne daha sıcak bakacaklardır.”

    ‘Türkiye’deki basın, ifade özgürlükleri konuları çözülmeli’

    Faruk Şen, NATO içinde Türkiye'ye yönelik silah ambargosu sıkıştırması olmayacağı görüşünü dile getirdi. Geçmişte Güneydoğu'daki Kürtlerle ilgili olarak bazı adımlar atıldığını ancak artık Kürt meselesinin Avrupa'da tartışılmadığını söyleyen Şen, Doğu Akdeniz için hiçbir Avrupa ülkesinin Türkiye'ye silah satmaktan vazgeçmeyeceği fikrinde. Türkiye'nin biraz daha 'özgüvenli' olması gerektiği görüşündeki Şen, bunun için de insan hakları alanında adımlar gerektiğini kaydetti. Şen'e göre Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş gibi siyasetçilerin özgürlüklerine kavuşmaları ve basın özgürlüğü alanında somut adımlar gerekiyor:

    “Ben ambargo konusunda NATO'da bir sıkıştırma beklemiyorum. Almanya ve belirli ülkeler Türkiye’ye belirli parçaların satılmasını durdurmak istedikleri zaman Türklerin Güneydoğu Anadolu’da Kürtlere belirli bir sertlik uyguladığından hareket ettikleri için Leopard 2’de böyle bir karar almak istediler. Artık Kürt sorunu Avrupa’da tartışılmıyor. Doğu Akdeniz için Fransa, Avusturya, Yunanistan dışında hiçbir Avrupa ülkesi Türkiye’ye silah satmaktan vazgeçmez. Türkiye’nin gerektiği zaman S-400’de olduğu gibi başka ülkelerden de silah alabileceğini biliyorlar. O açıdan benim böyle bir korkum yok. Türkiye biraz daha özgüvenli olacak. Bunu yaparken de belirli uluslararası kriterleri yerine getirmeli. Bu Doğu Akdeniz ile ilgili değil. Bu benim ülkemde insan hakları konusunda kalkıp benim hala Osman Kavala’yı cezaevinde tutmamı hiçbir Avrupalı politikacıya anlatamazsınız. Selahattin Demirtaş için de bu konuda zorluklar var. Basın özgürlükleri konusunda zorluklarımız var. Bizim bu konularda ciddi adımlar atmamız lazım. Benim ümidim mart ayına kadar Türkiye somut bazı adımlar atar. Tayyip Erdoğan’ın da bunları gördüğünden hareket ediyorum.”

    Etiketler:
    Yaptırım, Joe Biden, ABD, Avrupa Birliği
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın