10:25 22 Ocak 2021
Canlı Yayın

    '2020'de büyük teknoloji şirketlerinin hegemonyası arttı, her yerde dijital alanı düzenleme girişimleri öne çıktı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Füsun S. Nebil, 2020'de ABD Huawei'yi oyundan düşürdüğü, büyük teknoloji şirketlerin hegemonyasının ise pekiştiğini vurguladı. Dijital alanı düzenleme girişimlerine atıf yapan Nebil, Çin'in de Jack Ma'ya son hamlesine dikkat çekti. Nebil'e göre artık ifade özgürlüğünden korkan hükümetlerin sosyal medyayı kontrol altına almasına tanıklık edilecek.

    2020, küresel Kovid-19 pandemisi eşliğinde hayatın hiç olmadığı kadar dijitalleştiği bir dönem olurken, teknoloji alanında uluslararası rekabet de keskinleşti. ABD ile Çin arasında teknoloji savaşları, 5G, Huawei'nin dünya çapında engellenmesi girişimleri eşliğinde kıran kırana bir görünüm sergiledi. 2020'de çok geniş kitleler pandemi nedeniyle duran ekonomik faaliyetlerin de sonucu olarak işsizlik ve yoksulluğa terk edilirken, Batılı büyük teknoloji şirketleri ve sosyal medya platformlarının sahipleri trilyonlar kazanabildiler. ABD'den AB'ye ve hatta devlet kontrolünün geniş olduğu Çin'e uzanan geniş bir coğrafyada bu şirketlere yönelik tekelcilik daha fazla tartışılmaya başlandı.

    ABD-Çin ekseninde yaşanan dijital savaşları bilişim ve teknoloji uzmanı T24 yazarı Füsun S. Nebil ile konuştuk.

    '5G engellemesi yetmezmiş gibi işlemci tedariki engellenerek Huawei oyundan düşürüldü'

    Füsun S. Nebil'e göre, Çin ile ABD arasında teknoloji savaşının yoğunlaştığı 2020'de 5G cihazlarıyla ilgili kapışmaya Trump'ın Çinli firmaların işlemci tedariklerini engellemek eklenirken özellikle Huawei'nin oyundan düşürülmesi önemli bir gelişme oldu:

    “Çin ile Amerika arasındaki savaş devam ediyor. Mayıs ayında yine Trump bir karar çıkarttı. Çünkü geçen sene çıkarttığı Huawei'nin Amerikalı firmalara cihaz satmaması, daha sonra hem Avrupa hem Türkiye’ye yaptığı baskılar var, Çinli özellikle 5G cihazların alınmaması yönünde. Ama yetmedi anlaşılan. Bu sefer mayıs ayında tersine bir hareket yaptı. Bu hareket de Çinli firmaların tedariklerini engellemek, telefonların içine koyduğumuz işlemcilerin Tayvan malı olanı var. Tayvan malı ama Amerikalı bazı parçalar da kullanıyormuş. Bizim helikopterler gibi. İtalyan lisansıyla üretildi, yerli diye söylenen helikopterler. Ama motoru Amerika olunca, Pakistan’a satmamız engellendi, aynısını kullandılar. Dediler ki dünyanın en büyük işlemci firması olan Tayvan yarı işlemci sanayi firması, o firmanın kullandığı Amerikalı bazı teknolojiler varmış. O nedenle onların Çin’e satılmasını engellediler. Bu da Huawei'yi oyundan düşürdü. Yani ikinciliğe oturmuştu telefon satışlarında, birinci Samsung. Apple’ı geriye, üçüncülüğe itmişti. Fakat bu hareketten sonra dördüncü çeyrekte Huawei yerini kaybetti listelemede. Aşağı yukarı Çin savaşında TikTok gördük. Tencent gibi oyun firmalarının hepsinin Amerika tarafından ya Amerika operasyonunu satacaksın ya da içine ortak olacaksın gibi yaklaşımlarını gördük. TikTok, Oracle ile bu anlamda işbirliği yaptı."

    'İlk 10'daki 7 teknoloji şirketi birçok ülkenin üzerine geçti'

    Dünyanın pek çok yerinde büyük şirketlerle ilgili tekelcilik meselesi öne çıkarken, Nebil, önde gelen teknoloji şirketlerinin 2 trilyon doların üzerinde değerle birçok ülkenin üzerine geçip güçlendiklerini anımsattı:

    "Ama bu arada Trump’ın bence ilgisi başka yere yöneldi. Bu yılın en önemli olayı sosyal medyaya karşı açılan savaş. Hem ülkemizde hem dünyada bu savaşı gördük. Bunların bir yandan da dünyanın en büyük şirketleri olduğunu unutmamamız lazım. İlk onda yedi şirket teknoloji şirketi. Bunların üçü Amazon, Microsoft ve Apple. Bir trilyon doların üzerinde değere sahipler, iki trilyonu da yakaladılar. Türkiye’nin üç katı. Şu an kaçıncı sıradayız bilmiyorum ama 16. sırada bir ekonomiyiz. Geri kalan 4 firma ise 500 milyar doların üstünde değere sahipler. Yani Türkiye kadar. Bunlar dünyada birçok ülkenin üzerine geçmiş vaziyetteler."

    'Jack Ma, Çin bankacılık sisteminin başına dert mi açtı?'

    Nebil, giderek güçlenen şirketlerle hükümetlerin ilişkisine Çin'den örneğin ise Jack Ma'nın Alibaba'sı olduğunu aktardı. Alibaba'nın ödeme sistemi Alipay'ın yıl sonunda Ant Group şeklinde isim değişikliği sonrası Hong Kong'da dünyada rekor olan 35 milyar dolarlık bir halka arza giriştiği ancak durdurulduğunu belirten Nebil, önce bunun Jack Ma'nın kısa süre önce Çin yönetimine eleştirisinin etkili olduğunun düşünüldüğünü ancak daha sonra arasında Çin bankalarına pahalıya patlayan bir mikro kredi yapısının etkili olduğunun anlaşıldığını dile getirdi:

    "Çin’i ünlü efsanevi olmuş bir Jack Ma var, Alibaba’nın kurucusu. Öğretmendi, kaç kere başarısızlığa uğradı. Harvard’a kabul edilmedi vs.. Alibaba’nın bir ödeme fonksiyonu var, ‘Alipay’ ismi. Alipay’de mobil telefonlar üzerinden ödeme yapılıyor. Alipay yıl sonunda isim değiştirdi. ‘Ant Group’ yaptı, birdenbire 35 milyar dolarlık -ki bu dünyada rekor- halka arza çıktı Hong Kong’da. Perşembe halka arz vardı, salı günü birdenbire halka arz durduruldu Çin hükümeti tarafından. Herkes bunu farklı yorumladı. Çünkü bu olaydan bir ay kadar önce Jack Ma’nın Çin hükümetini yüksek sesle eleştirdiği, daha demokratik olunması gerektiğini söylediği bir toplantı yaşandı. Herkes o toplantıya atıfta bulundu, 'Çin hükümeti hoşlanmadı eleştiriden, o yüzden Jack Ma’nın büyümesini durdurdu' diye, bir ay konuşuldu. Aralık başında WSJ’de farklı bir yazı yayımlandı, ‘Ant Group, Çin bankalarının altını mı oydu?’ türünden bir yazıydı. Alibaba, Alipay için yerel veya ulusal Çinli bankalara gitmiş, anlaşmalar yapmış. Bu anlaşmalar mikro tüketici kredisi. Yani bir dükkana giriyorsunuz, 100 TL’lik bir şey satın alacaksınız. Bunu mobil telefonunuzdan ödeyerek alabiliyorsunuz. Ama bu ön ödemeli değil kredi şeklinde oluyor. WSJ hesap yapmış verilerden hareketle, diyor ki 'Alipay’in bankacılık sisteminin başına açtığı sorun, 280 milyar dolara kadar varıyor olabilir'. Daha önce de yaşandı bu, Çin’de çok zengin firmaların benzer sıkıntılar yaşadığını gördük. Bir takım emlak uygulaması ya da turizm uygulaması şeklinde 2018’de... Bunlar çok duyulmadı. Jack Ma çok ünlü, Çinli ortamlardan da çok haberimiz olmuyor malum. Ama sonuçta Çinliler internet devlerinin yolunu açmıştı. Çünkü bu firmalar, Amerika’daki gibi ülkeye hem büyük ün, prestij, ve para getiriyor. Şimdilerde Çin’de de böyle bir şey var.”

    ‘AB de Amerikalı firmalardan şikayetçi'

    Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin de ABD’li teknoloji firmalardan şikayetçi olduğunu belirten Nebil, Avrupalılarda kendi firmalarının ABD’li firmalar yüzünden dünyaya açılamadığı düşüncesinin hakim olduğunu aktardı:

    “Avrupalılar yaklaşık 15 senedir zaten şikayetçiler. İlk şikayetleri şu, ICAN niye Amerika’da konuşlanmış vaziyette. ICAN şu; internette alan adları yazıyoruz, ‘www.sputnik.com’ yazıyoruz mesela. Bu alan adlarının arkasında birtakım numaralar var 4 bloklu: 223.85.122.256 gibi. Bu numaraların hepsini aklımızda tutamayacağımız için Amerika’da bir yerde kök sunucularda bu rakamlar adreslere çevriliyor. Demin söylediğim gibi bir numara eşittir ‘sputnik.com’. Bir anlamda internetin kontrolü Amerika’da. Avrupalılar yaklaşık 15 yıldır Dubai ve Tunus’ta yapılan IGF dediğimiz Internet Governance Forum’larla bunların Avrupa’ya verilmesini istediler. Sonuçta ICAN, 2013 yılında bu sunucuları üçe böldü, bir kısmını Singapur, bir kısmını İstanbul’a koydu 8 saatlik farklar diyerek burası uygun diyerek. Avrupalılar buna da ‘Türkiye demokratik bir ülke değil, oraya koyamazsınız’ diyerek çok karşı çıktı."

    'Avrupa'da vergi konusunda dijital alanda hizmet ve pazar yasası taslağı hazırladı'

    Teknoloji şirketlerine yönelik vergi şikayetlerinin de büyük davalara dönüştüğünü anımsatan Nebil, Avrupa’da en son hazırlanan iki kanun taslağına dikkat çekti. Dijital Hizmet Yasası, DSA ile Dijital Pazar Yasası DMA'nın gündeme taşındığını belirten Nebil, bunların şekillenmesinin iki yılı bulacağını dile getirdi:

    "Vergi konusu 10 yıldır konuşuluyor. İngiltere’de büyük davalar oldu. Google’ın verdiği bir reklam vardı, eleman ilanı. Satıcı yazmış, Google’a dava açıldı. Vergi konusu çok netameli. En son Apple üzerine İrlanda’ya ceza kesti AB. Vergi vermemelerinin yolu, İrlanda’nın kendi ülkesine yatırım çekmek için vergi almıyor olması. Hollanda’nın daha başka bir uygulaması var. Hollanda ve Cayman Adaları gibi vergi cenneti olan bölgeleri kullanarak Amerikalı devler senelerdir vergi ödemiyor. En son vergiler kondu dijital vergi denerek, Türkiye de koydu. Trump hemen tehditte bulundu. 10 ülke aleyhine soruşturma açtı Türkiye de dahil. Bir yandan da şöyle dedi, ‘Avrupalılar bizim internet devlerimize vergi koyuyorlarsa, bizler de onların şarap ve peynirlerine vergi koyarız’. Dolayısıyla bu vergi olayı çoktandır sürüyor. Ama Avrupa şimdi TikTok’tan örnek aldı: ‘Bizim ülkemizdeki firmalar Amerikalı firmalar yüzünden büyüyemiyor. Dolayısıyla Amerikalı firmalar kendilerini ya Avrupa rakiplerin boyutlarına indirsinler ya da satsınlar. İki tane yılın sonunda önemli kanun taslağı çıktı. Bu taslak tartışmalarının iki yılı bulacağı söyleniyor. Amerika çok büyük bir baskı yapacak bu arada. Bu firmalar Türkiye’de bile bunu yaşadık Google’a kesilen rekabet cezaları sonucu. Google, Türkiye’deki gazetecileri de yönlendirmeye çalıştı, Android gidiyor diye haberler gördük. Avusturalya’ya da Google endekslediği haberlerle ilgili olarak para istediği için yakında Avusturalya’dan aramalar paralı olacak şeklinde bir açıklama yayınladı. Avrupalılar da diğer ülkeler de kendilerini korumaya çalışıyorlar. Avrupa’da iki kanun taslağı 15 Aralık’ta yayınlandı. Bir tanesi dijital hizmet yasası, DSA, bir tanesi dijital Pazar yasası DMA. Bunların şekillenmesi iki yılı bulacak diye tahmin ediyor uzmanlar.”

    ‘Bütün dünyada sosyal medyanın hükümetler tarafından ontrol altına alındığını göreceğiz'

    Nebil'e göre 2020'de asıl önemli vaka twitter ve facebook gibi sosyal mecralar ve ifade özgürlüğü alanındaki gelişmeler. Bu mecralardan ilk başlarda 'Arap Baharı'nda olduğu gibi memnun görünen siyasetçilerin artık tutum değiştirdiklerini belirtirken, hakikaten 10 yıl sonra ortada bir 'bahar' kalmadığını ancak sosyal ağlar üzerinden bir kaos yaratıldığını anımsatan Nebil, işlerin Twitter'ın 'etiketlemelerine' vardığını vurguladı. Trump'ın ayrıcalıklı konumuna rağmen etiketlenmesi karşısında öfkelenmesinin ABD'deki savunma yasasını dahi etkilediğini belirten Nebil, diğer yandan bu tür mecralarda yorumlara engel olmanın imkansızlığına dikkat çekti. Nebil'e göre, bütün dünyada siyasetçiler artık sosyal medyadan korkmaya başladılar, bundan sonra Türkiye dahil tüm dünyada sosyal medyanın hükümetler tarafından kontrol altına alındığına tanıklık edilecek:

    “'Sosyal medya Arap Baharı'nı yarattı, demokrasiye yol açtı' denildi 2010’larda. Aradan 10 yıl geçti, öyle bir bahar görmüyoruz. Twitter üzerinden bir kaos yaratılmasıydı. 'Bu kadar komplo teorisi olmasın' diyor insanlar. Ama sonuç olarak Twitter’ın bu işi gördüğünü övünmelerinden anlıyoruz. O yıllarda baya övündüler Twitter’ın demokrasi aracı olduğu konusunda. Aynı Twitter, 2020 Haziranı'nda Trump’ın mesajına, ‘Bu başkan yalan söylüyor olabilir, bir bakın’ diye bir etiket taktı. Arkasından bir sürü etiketiyle yarıştı Trump’la. Bu 'ayrıcalık' sosyal medya için konulmamıştı aslında, 1996’da internetin ilk günlerinde, internet siteleri hem gazete hem e-ticaret siteler için altına konulan yorumlara karşı siteyi korumaktı. Adamın biri gelip oraya saçma bir şey yazabiliyor. Ne kadar moderasyon yapsanız, yorumları elden geçirseniz de sorunlar olabiliyor. Sosyal medyanın bu yorumları elinden geçirmesi imkansız. Trump da sosyal medyanın bu ayrıcalığını, bu korumayı kaldırmaya yönelik mayıs sonunda bir kararı imzaladı, Senato’ya gönderdi. Senato’yu her sene gelen savunma yasa tasarısı konusunda kasım başında ikaz etti, şantaj yaptı, 'madde 230’u kaldıracak düzenlemeyi eklemezseniz veto edeceğim' dedi ve sonunda veto etti. Yasa tasarısını imzalayan bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri ‘Madem Trump’a karşı, pazartesi bunu imzalamayacağım’ dediler. Vetoyu aşacak sayıda imza topladığı söyleniyor. Pazartesi günü tekrar ne göreceğimizi bilmiyorum. Ama böyle yorumlar da var. Sosyal medya konusunda iki görüş var. Cumhuriyetçiler son 3-4 yıldan beri sürekli sosyal medya bizim ifade özgürlüğümüzü engelliyor diyor. Şahsen baktığımda bu engellenenlerin ırkçı yaklaşımlar olduğunu görüyorum. Göçmen karşıtlığı vs. bu yüzden de bir şekilde Twitter bunları askıya alıyor. Facebook tam böyle davranmıyor. Facebook’un kitlesi biraz daha yaşlı. Muhtemelen beyaz Amerikalı. O biraz daha müsaade ediyor ama Twitter öyle değil. Burada belirleyici olan şu: Siyasetçiler Twitter’dan çok hoşlanıyordu. Kendilerine dokunduğu anda hoşlanmamaya başladılar. Önce Cambridge Analytica oldu, hemen tepki veremediler, 3 yıl sorguladılar. Fakat son Twitter hareketiyle anladılar ki bu sosyal medya kendileri için tehdit. Türkiye için de geçerli. Cumhurbaşkanı Erdoğan bir video paylaştı. O videoya atılan dislike sayısı AKP’yi korkuttu. Çünkü 2023 seçimlerinde ilk defa oy kullanacak 7 milyon genç var. Onun dışında 25 milyon kadar interneti hayatının merkezine almış insan var. AKP’nin yaşlı kitlesi gitgide yaşlanıyor. Türkiye’de de aynı şey geçerli. Bütün dünya siyasetçileri artık sosyal medyadan korkmaya başladı. Önümüzdeki yıl sosyal medyanın hükümetler tarafından -ki YouTube Türkiye'ye hemen temsilci atadı- kontrol altına alındığını görmüş olacağız. Rekabet konusunda da devletler haklı, tüketiciler için de doğru.”

    Etiketler:
    Çin, ABD, Koronavirüs, Huawei
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın