11:49 25 Ocak 2021
Canlı Yayın

    ‘İran tehdit olarak görülüyor, yapılan anlaşma Acemlere karşı Araplar olarak yansıtılıyor’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Musa Özuğurlu’ya göre Körfez anlaşmasıyla yeni denklem kuruldu ama Türkiye ve İran alt başlıkları henüz net değil. Ankara İhvan'a karşı tavır değiştirirse Araplarla sorun çıkmayacağı görüşündeki Özuğurlu, İran'ın ise ‘tehdit’ görüldüğünü anımsattı. Özuğurlu, ABD ve İsrail'in de etkin olduğu süreçte Türkiye'nin İran'a tutumu da önemli olacak.

    Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Bahreyn'in 2017 Mayıs'ından bu yana tüm diplomatik ilişkileri bitirip hava, kara ve deniz sınırlarını kapatarak ablukaya aldıkları Katar ile krizi sona erdirmesinin yankıları sürüyor.

    Üç buçuk yıldır süren 'Körfez krizi' ABD arabuluculuğunda sona ererken, bölgedeki stratejik denkleme etkileri tartışılıyor. Suudi Arabistan cephesi Katar'a 'terör örgütü' görülen İhvan ile ilişkilerin kesinmesi, İran'la yakınlığa son verilmesi ve abluka ile desteğe koşan Türkiye'ye verilen üssün kapatılması gibi koşullar sıralamışken, varılan anlaşmada bu şartların yer almadığı anlaşılıyor.

    Suudi Arabistan'ın El Ula kentindeki 41. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) zirvesinde liderler sonuç bildirisine yansıyan anlamayı Gazete Duvar yazarı ve Artı TV yorumcusu Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    ‘Sisi’nin Mısır’da başa gelmesiyle İhvan’a darbe vuruldu, Katar’ın ablukasının kaldırılma nedeni bu olabilir’

    Musa Özuğurlu, 'Körfez krizinin' çoklu aktörlerine dikkat çekerken, asıl öne çıkanların Suudi Arabistan, BAE ve Mısır olduğunu vurguladı. Bu ülkelerin Katar'la ilişkilerinin gerilmesinde 'Doha'nın Müslüman Kardeşler'e desteğinin' önemli rol oynadığını anımmsatan Özuğurlu, Mısır'da El Sisi darbesinin ardından bu örgütün giderek güvenlik tehdidi olmaktan çıkarılmasının bugün varılan anlaşmada etkisinin olabileceğine dikkat çekti:

    “Meselenin tarafları en başta Birleşik Arap Emirlikleri ile Suudi Arabistan aslında. Yani Bahreyn ve diğer bazı ülkeler de sayılabilir. Hatta diğer bazı Afrika’dan küçük ülkeler de katıldı Katar’a karşı ama, asıl bu iki ülkeyi saymak gerekiyor. Diğer yandan Katar’ın kendisini saymak gerekiyor. Bunun yanında tabii ABD’nin de aslında bu meseleyle doğrudan ilgili ya da Suudi Arabistan’ın ABD’yle ilişkilerine bakacak olursak Amerika’nın bir şekilde bu meselenin içinde yer aldığını görüyoruz. Tabii, Mısır da aslında bu bağlamda sayılması gereken bir ülke. Çünkü BAE ile Suudi Arabistan ikilisinin en çok Katar’a yüklenme sebebi aslında Müslüman Kardeşler örgütüne vermiş olduğu destekti. Bunun yanında tabii Müslüman Kardeşler örgütünün Mısır’dan çıktığını, Mısır içinde bir güvenlik tanımlaması içerisinde bir güvenlik sorunu olduğunu düşünecek olursak Mısır’ın da bu üçlü arasında yer almış olması şaşırtıcı değil. Aslında İhvan tehdidi kalmadı denilebilir. Şu şekilde de denilebilir; Sisi, Mursi’ye darbe yaptığı zaman İhvan çok büyük bir darbe yedi aslında. Daha sonrasında Mursi’nin, diğer bazı İhvan liderlerinin yargılanması ve bunların bazılarının da Türkiye, Katar gibi ülkelere geçmiş olmaları El Ezher'in de Müslüman Kardeşlere üye olmayı men ettiği ağır bir açıklaması olmuştu birkaç ay önce... Artık Müslüman Kardeşler’in de bir gerileme içerisinde olduğunu görüyoruz. Acaba bundan dolayı ‘artık bir tehlike kalmadı’ diye düşünülerek mi Katar’la bir geri dönüş oldu? Bu söylenebilir elbette. Ama Katar’ın da bu ülkelere verdiği bir garanti söz konusu mu? Şimdilik onu bilmiyoruz."

    'Yeni bir denklem kuruldu, Türkiye ve İran ayakları henüz belirsiz ama...'

    Diğer yandan Suudi Arabistan cephesinin bugüne kadar Katar'a ablukayı kaldırmak için şartlar koştuğunu da belirten Özuğurlu, bu şartlara dair şu anda soru işaretleri bulunduğunu vurguladı. Özuğurlu, Körfez'de 'yeni bir denklemin kurulduğunun' altını çizerken, bu denklemin Türkiye ve İran ayaklarına dair muğlaklıklar olduğunu ancak bu konuda tahminler de yürütülebileceğini söyledi:

    "Arap basınında yer alan açıklamalarda gerek Katar gerek Mısır gerekse de Suudi Arabistan basınına baktığımızda sadece bu konuyla ilgili çok olumlu mesajların olduğu bir takım açıklamaların yapıldığını görüyoruz. Bu resmi de gazetelerde yapılan yorumlarda da böyle. Hatta atılan başlıklarda da aynı şekilde. Böyle bir hava söz konusu. Herkes şimdi çok olumlu bakıyor ama bu anlaşmanın alt başlıklarıyla ilgili olarak herhangi bir açıklama yok şu anda. Çünkü, bu ülkelerin yani Katar’a abluka uygulayan ülkelerin bir takım şartları vardı. Bu şartların içinde Müslüman Kardeşler’le ilişkilerin kesilmesi, Türkiye’nin oradan çıkartılması gibi ağır bir takım şartlar söz konusuydu. Fakat Katar bunu tabii reddetmişti. Ama bu şartlar yerine getirildi mi de acaba tekrar geri dönüş oldu? Bu bir soru işareti olarak duruyor. Katar bu ülkelere, Türkiye’nin oradan çıkartılması değil de, ama Müslüman Kardeşler’e desteğiyle alakalı olan şarta ‘kabul ediyorum’ diye bir garanti verdi mi? Şu anda bunu bilmiyoruz. Dolayısıyla bir taraftan yeni bir denklemin kurulduğunu söyleyebiliriz. Ama bu denklemin alt başlıklarının, Türkiye’yi de İran’ı da ilgilendiren, diğer bir takım ülkeleri de ilgilendiren, şu anda ne olduğu konusunda tam bir kesinlik söz konusu değil. Ama tahminlerde bulunabiliriz tabii.”

    ‘İran tehdit olarak görülüyor, yapılan anlaşma Acemlere karşı Araplar olarak yansıtılıyor’

    İran’ın Körfez ülkeleri için hala bir ‘tehdit’ olarak görüldüğe dikkat çeken Özuğurlu, yapılan bu anlaşmanın Acemlere karşı Arapların bir anlaşması olarak görüldüğünü ifade etti:

    “İran’la ilgili olarak, deklarasyona bakacak olursak orada İran’ın bir tehlike oluşturmaya devam ettiği, Körfez ülkelerinin iç işlerine karışmaya devam ettiği minvalinde ifadeler var. Bu ifadeleri kimler imzalıyor? En başta Katar’ın kendisi zaten imzalıyor. Kaldı ki Katar’ın suçlandığı konulardan bir tanesi İran’la yakınlaşmaydı, İran’la bağlarını kesmesi de isteniyordu. İran, Katar’a arka çıkmıştı o yalnızlaştırıldığı dönemde. Fakat buna rağmen Katar böyle bir şeye imza attı. Bu bir. İkincisi, buna imza atan diğer ülkeler, Mısır’da Sisi’nin yapmış olduğu darbeye İran hiçbir zaman olumlu yaklaşmadı ve hatta aralarındaki ilişkinin bozuk olmasının sebeplerinden biri bu ama İran’ın aynı zamanda Müslüman Kardeşler’le ilgili olumsuz bir açıklamasının olmadığını da söylemek lazım. Mısır’la İran arasında böyle bir sorun devam ediyor bir yandan. Diğer yandan BAE’nin zaten zaman zaman tehditleşmeye varan zaman zaman bir takım gemiler ile alakalı tasarruflara varan bir ilişkileri, gerginlikleri var. Dolayısıyla İran’ın burada yeni günah keçisi, düşman olarak ilan edildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu bildiriye bakacak olursak tabii Arap dünyasında başlıklardan bir tanesi şu; Arap anlaşması ifadesi kullanılıyor. Dolayısıyla bu Acemlere karşı Arapların bir anlaşmasıymış gibi aslında yansıtılıyor.”

    ‘Türkiye ile BAE arasında doğrudan gerginlik var, bir yumuşamada Ankara da yer alabilir'

    Türkiye ile BAE arasında doğrudan bir gerginlik olduğu ifade eden Özuğurlu, yeni dönemdeki yumuşamada Türkiye’nin de yer alabileceğine dikkat çekti. Kaşıkçı olayına rağmen zaten Türkiye ve Suudi Arabistan’ın birbirine ‘ölçülü’ yaklaştığına vurgu yapan Özuğurlu, buna karşılık Ankara'nın BAE'ye karşı kullandığı üslubun sertliğine işaret etti. Özuğurlu'ya göre, şu denklemde Türk hükümeti tavır değiştirmezse BAE ile sorun yaşanabilir:

    "Bunu özellikle BAE’yle birlikte değerlendirmek gerekiyor. BAE’yle Türkiye arasında doğrudan bir gerginlik var. Yani iki taraf doğrudan birbirini hedef alıyor ve çok ağır bir biçimde açıklamalarda bulunuyor. Kaldı ki, Türkiye bu iddialarını 15 Temmuz’a kadar götürüyor. Arap ve BAE’yle ilgili olarak. BAE’de tarihsel olarak Türkiye’yle ilgili bir takım açıklamalarda bulunuyor. Ama iki ülke arasındaki çekişme çok ciddi bir biçimde buradan devam ediyor. Aslında Müslüman Kardeşler meselesi de bunun bir yerinde duruyor. Tabii bunun yanında Arap basınına baktığımız zaman şu soruluyor; 'Acaba Türkiye ile BAE arasındaki ilişki ne olacak?' Bir yumuşama söz konusu ki, Türkiye’nin de bu yumuşama içerisinde yer alacağı ifade ediliyor. Dikkat edecek olursak, Suudi Arabistan’la Türkiye arasında bazı çok sert açıklamalar olmasına rağmeni aslında iki ülkenin birbirine ölçülü yaklaştığını gördük. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Muhammed bin Selman hakkında çok sert açıklamaları oluyordu, fakat buna rağmen Kral Selman’dan Erdoğan’a yönelik olarak veya Erdoğan’dan Kral Selman’a yönelik ağır ifadeler hiç görmedik. Hatta Suudi Arabistan’da yapılması kararlaştırılan ama online olarak yapılan G20 Zirvesi öncesinde Suudi Arabistan Kralı ile Türkiye Cumhurbaşkanı arasında olumlu bir takım mesajlar gitti geldi. Bunun yanında tabii son olarak Katar Emiri Türkiye’ye geldiğinde bu zirveye bir hazırlık yapılıyordu elbette. Türkiye’nin haberinin olmaması mümkün mü? Kaldı ki Türkiye, Suudi Arabistan’a her zaman ölçülü yaklaştı. BAE’ye kullandığı üslubu hiçbir zaman için kullanmadı. Türkiye’nin pozisyonunu düşünecek olursak burada Türkiye’yle sorun yaşayacak tek ülkenin BAE olarak kalacağını, eğer tavrını değiştirmezse tabii öngörebiliriz. Mesela bu Katar krizinde Türkiye doğrudan Katar’ın yanında yer aldı. Bundan sonra da Suudi Arabistan’la ilişkileri bozuldu. Sonrasındaysa iki ülke birbirinden vazgeçebilir değil, çünkü iki ülke gerçekten de, bölgenin büyük ülkeleri, büyük hacimli ülkeleri olarak birbirlerine ihtiyaçları var. Aslında siyasal olarak da birbirlerine ihtiyaçları var. Dolayısıyla Prens bin Selman her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisi hakkında ağır ifadeler kullanmış olsa da bir şekilde Türkiye’den vazgeçemez."

    ‘ABD ve İsrail’in İran’a karşı tavırları, Körfez ülkelerinin de tavırlarını belirleyecek, İran yalnızlaşıyor’

    Özuğurlu’ya göre Türkiye Müslüman Kardeşler’e yönelik bir tavır değişikliğine giderse sorun kalmaz. ABD ve İsrail’in yeniden uranyum geliştirmeye başlayan İran’a karşı tavırlarının Körfez ülkelerinin tavrını da belirleyeceğini vurgulayan Özuğurlu, burada İran'a karşı Ankara'nın tutumunun belirleyici olacağına dikkat çekti. Oluşan yeni denklemde İran’ın yalnızlaştığını dile getiren Özuğurlu, Türkiye'nin İran'dan vazgeçmemesi halinde Katar'a yapılan muamelenin Ankara'ya da yapılabileceği görüşünü aktardı:

    “Havaya baktığımız zaman buna şartlı olarak ‘hayır’ diyebiliriz. Neden şartlı olarak? Çünkü ortada bir sorun var. Müslüman Kardeşler sorunu var ve bu Suudi Arabistan için ciddi bir sorun. Mısır için ciddi bir sorun. Mısır bu anlaşmanın içerisinde yer alıyor, imza atanlardan bir tanesi. Dolayısıyla Türkiye’nin Mısır’la sorun yaşadığını biliyoruz, Suudi Arabistan’la da sorun yaşadığını biliyoruz. Ama Türkiye bundan sonra Müslüman Kardeşler’e yönelik olarak herhangi bir tavır değişikliğine giderse artık bir sorun kalmaz. Bundan sonra ‘Arap dünyası Türkiye’ye karşı birleşecek’ gibi bir çıkarım çok da olası değil. Ama şunu da göz ardı etmemek gerek; ABD ve İsrail’in yeniden uranyum geliştirmeye başlayan İran’a karşı tavırları ne olacak? Eğer öyle bir şey olursa, şunu da belirtmek lazım, Körfez ülkelerinin de İran’a karşı bir takım ne ifadeleri var ve bundan sonra sanki böyle bir blok oluşuyor gibi. İsrail’in de bazı ülkelerle ilişkilerini düzelttiğini göz önüne alacak olursak İran aslında daha da yalnızlaşıyor. Türkiye İran’dan vazgeçer mi, geçmez mi? Yani daha önce Katar’a yapılan muamele Türkiye’ye de yapılabilir.”

    ‘İran’ın yaşayacağı herhangi bir gelişme Türkiye’yi de etkileyecek, Türkiye dengeli bir tavra bürünür’

    Bu koşullarda Türkiye’nin İran konusunda dengeli bir tavra bürüneceği görüşündeki Özuğurlu, İran’ın yaşayacağı gelişmenin Türkiye’yi de etkileyeceğini anımsattı:

    “O zaman doğrusu İran’ı terk eden, karşısında yer almasa da yanında yer almayan ülkeler listesinde Türkiye de yer alır. Ama böyle bir tavra Türkiye girer mi, bunu bilmiyoruz. Dengeli bir tavır götürmeye çalışacaktır. Çünkü İran’ın yaşayacağı herhangi bir gelişme Türkiye’yi etkileyecek. Dolayısıyla Türkiye burada daha dengeli bir tavır takınmaya çalışacak, ama iş kopma noktasına gelirse Türkiye tercih yapmaya zorlanabilir; İran tarafından biraz uzaklaşabilir ve Körfez tarafına yaklaşabilir. O zaman Türkiye’yle herhangi bir sorun çıkmayacaktır. Ama Türkiye Katar krizinde olduğu gibi, en başta Katar’ın yanında olduğu gibi İran’a karşı yapılabilecek herhangi bir girişimde ‘ben yokum’ derse hedefe konacaktır. O zaman bu iş birliğinin aynı zamanda Türkiye’ye karşı bir iş birliğine dönüşeceğini de söyleyebiliriz. Bu anlamda tahmin yapanlar, belki de bunu düşünüp yapıyorlar. Bu yüzden şartlı olarak ‘hayır’ dedim.”

    ‘Suriye’ye karşı bir yumuşama söz konusu’

    Körfez işbirliğine dahil BAE ve Kuveyt gibi ülkelerin Suriye’ye karşı özellikle son dönemde çok sert bir tavrının olmadığını dile getiren Özuğurlu, Suriye konusunun çözülmesi için Arap dünyasında zaman içinde bir irade ortaya çıktığını dile getirdi:

    “BAE’nin Suriye’ye son dönemde daha yakın olduğunu biliyoruz. Diğer yandan Kuveyt zaten Suriye’ye karşı hiçbir zaman çok sert bir tavırda bulunmamıştı. Bunlar Körfez iş birliğinin üyesi ülkeler. BAE’nin de Suudi Arabistan ile arasında bir takım sorunlar yaşadılar. Yemen üzerinden, hatta Libya üzerinden de bir tavır değişikliği var. Bundan sonra bu ilişkiler bozulursa doğrusu Suriye için çok da olumlu şeyler beklemek mümkün olmayabilir. Ama Suriye konusunun çözülmesi için bir irade de var. Türkiye’den de mesela bir heyetin gittiğini göz önüne alacak olursak, yavaş yavaş bu ilişkiler gelişecek gibi görünüyor. Bu durumda Katar’ın inisiyatifi de çok önemli olacak. Diğer yandan Katar’ın aynı şekilde Türkiye’yle ilişkilerinin de düzeltilmesi için çaba sarf edilecektir. Eğer bu sağlanırsa Suriye içerisinde de BAE-Türkiye rekabeti ortadan kalkacaktır. Ben bir yumuşama olacağını düşünüyorum Suriye konusunda. Tabii bunu zaman içerisinde göreceğiz. Yine İran’ı zikretmek gerekiyor. İran’a yönelik bu hamle gerçekten ne kadar somut bir biçimde devam edecek? Böyle bir şey olursa, İran Suriye’de direniş ekseni adı verilen o oluşumun içerisinde yer alıyor. Bunun da devamı Hizbullah. Orada böyle bir hamle olursa İsrail bu işin içerisinde olacak. Dolayısıyla Suriye ne gibi tavırlar içerisinde olacak? Şimdiden kestirmek çok da mümkün değil. Bundan sonra belki de İran’a odaklanmak gerekiyor.”

    Etiketler:
    Müslüman Kardeşler, Suudi Arabistan, Katar, Anlaşma, Körfez, Türkiye, İran
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın