08:16 03 Mart 2021
Canlı Yayın

    'ABD’nin dört yıllık 'Trump parantezinden' sonra kaldığı yerden devam etmesi mümkün olmaz'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Bahadır Koç'a göre, Biden zorlu koşullar devraldı, 4 yıllık Trump parantezinden sonra kaldığı yerden devam edemez. Koç, Biden'ın Rusya ve Çin'e karşı cephe kuracağını, ama sınırları olacağını söyledi. Biden'ın Türkiye husumetinin salt 'ABD şımarıklığıyla' anlaşılamayacağını belirten Koç, Ankara'nın hatalı siyasetinin büyük rol oynadığı görüşünde.

    ABD'nin 46'ıncı Başkanı Joe Biden, görevine Amerika'nın Kovid-19 pandemisi altında derin bir halk sağlığı krizi ve ekonomik zorluklar yaşadığı bir dönemde başladı. 3 Kasım seçiminin Biden'ın selefi Trump tarafından bir türlü kabullenilmemesi ve 6 Ocak'ta Kongre baskınına yol açan sarsıntılar nedeniyle Amerikan başkentinde yoğun askeri güvenlik eşliğinde yemin eden Biden, ilk iş olarak pandemi dahil olmak üzere ülkenin iç meselelerine el atmış görünüyor.  

    ABD'deki durum, yeni dönemde Biden dış politikasına yansımaları uluslararası kamuoyunda tartışılıyor. Biden'ın Dışişleri Bakanı Anthony Blinken'ın Senato onay oturumunda Türkiye'den 'sözde stratejik ortak' diye bahsetmesi ve aralıkta ABD savunma yasası gereği bir kısmı devreye sokulan CAATSA yaptırımlarının artırılabileceğinin işaretini vermesi de Ankara-Washington ilişkilerini sorgulatıyor.

    Gelişmeleri 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Amerika Araştırmaları Merkezi'nden ABD uzmanı Şanlı Bahadır Koç ile konuştuk.

    ‘Biden zorlu koşullar devraldı’

    Şanlı Bahadır Koç'a göre, Biden ABD'de korona krizine ekonomik güçlüklerin ve Kongre baskınıyla demokrasi krizinin eklendiği zorlu bir gündemle göreve başlıyor. Biden'ın yakın dönemin en zorlu koşullarını devraldığını söyleyen Koç, Demokratların Kongre'de Temsilciler Meclisi ile Senato'daki hakimiyetlerinin reform gündemi açısından bir 'avantaj' olabileceğini vurguladı. Ancak Koç, diğer büyük güçlerinin yükselişte olduğu bir ortamda ABD nisbi bir gerileme içerisindeyken Biden'ın enerjisinin dış politikaya nasıl yansıtacağının soru işaretleriyle yüklü olduğunu vurguladı:

    “Demokratlar, Temsilciler Meclisi, Senato ve Beyaz Saray’da hakim oldular, bu önemli bir avantaj. Ama özellikle Senato’da çok cüzi bir farkla başkan yardımcısının oyuyla oldu üstünlük. Bir de 6 Ocak’ta yaşananlar var. Cumhuriyetçi Parti’nin içi ne olacak, Trump oradan ayrılmaya mı çalışacak, başka bir parti mi kuracak? Bu da birçok Cumhuriyetçi’nin Biden ile ne tür işbirlikleri yapacağını belirleyecek. Biden’ın reform gündeminde ne kadar başarılı olabileceğini etkileyecek bu da. Ayrıca Trump’ın tekrar Senato’da yargılanması, azil sürecinin sona ermesi gerçekleşecek mi? Korona boyutu, ekonomik kriz boyutu var. Amerikan demokrasisinin içinde olduğu kriz boyutu var. Dünyada diğer büyük güçlerin yükselişiyle Amerika’nın hem bu olaylardan başlamış nispi gerilemesi. Bir de bu olaylar Amerika’nın imajını nasıl etkileyecek? Dışarıya projekte edebileceği enerjinin bir kısmını emecek mi, içine mi dönecek? Sonuçta başkanların enerjisi sınırlı, günde şu kadar çalışabilir. Onun çok büyük bir kısmını iç meselelere ayırırsa, bu onun dış performansını da etkileyebilir. Amerikan devleti, güvenlik devleti çok büyük bir makine. Başkanın her an onunla ilgili olmadan da o makine bir şekilde işleyebilir, eğer başlangıçta doğru düğmelere basarsa, onlara belli bir vizyon ve yön verirse. Ama sonuçta tabii başkanlar genelde aslında dış politikayla daha çok ilgileniyor. Halkın ilgisi iç siyasette ama başkanların mesaisinin önemli bir kısmı aslında dış politikaya hazfediliyor normalde. Biden en azından ilk aylarda bunu tam yapamayabilir. Trump’ın yargılanması var, Cumhuriyetçiler ona takoz olacaklar mı? Cumhuriyetçiler içinden bir grup hem Trump’ın yargılanmasında hem Biden’ın reform sürecinde ortak bir nokta yakalamaya çalışacaklar mı, bazı bilinmezler var. Birçok insanın da altını çizdiği gibi en azından yakın geleceğin belki de en zorlu koşullarını devralmış oldu Biden.”

    ‘ABD’nin 4 yıllık ‘Trump parantezinden’ sonra kaldığı yerden devam etmesi mümkün olmaz’

    Dünyadaki diğer aktörlerin ABD’nin Trump döneminde daha da geliştiğini anımsatan Koç, ABD’nin içinde bulunduğu gerilemeyi aşmasının kolay olmayacağı görüşünde. Gelinen durumun ABD'de farkına olanların da bulunduğunu ancak 'saati geriye çevirme' isteği duyanların eksik olmadığını vurgulayan Koç, bu durumun 'zaman kaybı' yaratabileceğine dikkat çekti. Koç, son aylarda Çin'in art arda yaptığı uluslararası anlaşmalara atıfta bulunurken, özellikle Almanya'nın öncülüğünde imzalanan yatırım anlaşmasının altını çizdi. Koç, Berlin'in ABD yönetiminin 'yapmayın' demesine aldırmadığını anımsattı:

    “Amerika’nın gelen yeni yönetimin önemli oyuncuları bunun ne kadar farkındalar, ne kadar kabul etmek istiyorlar bilmiyorum. Ama bir nispi gerileme var. 4 yıl arada bir Trump parantezi vardı, onu kapattık, biz kaldığımız yerden devam devam ediyoruz. Bu kolay olmaz, mümkün de olmaz. Aradaki dönemde dünya değişti. Başta Çin diğer ülkeler ekonomik olarak büyüdü. Kendilerine belli bir jeopolitik güven kazandı bazıları, mesela Rusya. Bazı kazanımlar elde ettiler. Biden geldi diye tekrar birinci kareye dönmek diye bir şey yok. Devraldığın noktadan bakman gerekiyor. Bunun hiç farkında değiller demek de haksızlık olur ama tekrar saati oraya çevirme isteği var. Bu biraz zaman kaybına neden olabilir. Bundan birkaç hafta önce Avrupa Birliği, Çin ile bir yatırım anlaşması imzaladı. Yeni Amerikan yönetimi Almanlara dediler ki; ‘Bu anlaşmayı imzalamayın Avrupa’ya. Biz gelelim, beraber istişare ederek ortak pozisyon oluşturalım, ondan sonra yaparsınız’. O anlaşmanın motorunu da Almanya, Merkel yapıyordu büyük ölçüde. Birkaç hafta bekleyebilirlerdi normalde, ama beklemediler. Çünkü Biden yönetiminin büyük bir psikolojik baskıyla Almanya ve Avrupa’yı belki vazgeçirmek isteyebileceğini bunun da sıkıntı yaratacağını düşündüler ve beklemeden imzaladılar. Almanya özellikle Çin’i kendisi için stratejik bir ortak olarak görüyor ekonomik anlamda. Bundan 12 sene önce Obama rica etseydi, Merkel belki bekleyebilirdi. Ama bugün beklemiyor. Aradaki değişimin somut bir örneğini vermek için anlattım bunu. "

    'Biden daha geleneksel gidecek, müttefiklerle Çin ve Rusya'ya karşı ortak cephe kuracak, ama eskisine nazaran sınırları var'

    Amerikan halkının artık daha fazla askeri müdahale istemediğini söyleyen Bahadır Koç, bunun önemli bir fark yaratacağı görüşünde. Koç, Biden'ın Avrupa'nın yanı sıra Japonya, Güney Kore, Avustralya gibi yakın ülkeleri Çin ve Rusya'ya karşı ortak pozisyon oluşturmayı umduğunu aktarırken, yeni Amerikan liderinin daha geleneksel ekolden gideceği görüşünü dile getirdi. ABD'nin hala dünyanın önemli bir gücü olduğunu anımsatan Koç, yine de artık bunun 'sınırları bulunduğunu' ekledi:

    "Bir kere Amerikan halkı artık askeri müdahale istemiyor. Bundan 15 sene önce oraya da girelim, buraya da girelim dediklerinde elitler, Amerikan halkı uysal bir şekilde ‘Tamam, zaten 11 Eylül oldu, doğru, her yere girelim’ diyerek destekliyorlardı. Bugün istemiyorlar, bu da önemli bir fark. Eskiden Çin ile yapılan ekonomik müzakerelerde Amerika daha tepelerdeydi, şimdi o kadar değil. Ama Biden’ın bir farkı ya da umudu, başta Avrupa olmak üzere Japonya, Kore, Avustralya gibi kendisine yakın ülkeleri, müttefikleri Çin’e, Rusya’ya karşı ortak bir pozisyon oluşturma umudu şimdi arttı. Trump döneminde böyle bir şey yoktu. Çünkü Trump zaten kimseye danışmıyordu. ‘NATO’dan çıkacağım’ diyordu. ‘Kore ile Japonya kendisini korusun’ diyordu. Bu minvalde cümleler kuruyordu. Zaten bir danışmaya meyilli olan bir lider değildi. Biden şimdi daha geleneksel ekolde bir adam. Kendi gidecek veya adamlarını gönderecek, ‘Sizin derdiniz ne, bizimki ne, Rusya ve Çin’e karşı nasıl ortak pozisyon belirleyebiliriz?’ şeklinde bir yol izleyecek. Bir parça buralarda ilerleme kaydedebilir. Karşısında normal konuşan düzgün insanlar gören diğer ülkelerin, Amerika hala dünyanın en önemli gücü, işbirliği yapma ihtimali artabilir. Ama bunların hepsinin sınırı var.”

    ‘ABD Türkiye’nin PKK ve FETÖ gibi 2 varoluşsal tehdidine yardım ediyor, o zaman ABD de bizim ‘sözde müttefikimiz’

    Bahadır Koç, Biden yönetiminin daha ilk baştan Türkiye'ye karşı bu kadar olumsuz üslup kullanmasının bir parça şaşırtıcı olduğu görüşünde. Yeni Dışişleri Bakanı Anthony Blinken'ın Türkiye için 'sözde müttefik' ifadelerini tercih etmesine atıf yapan Koç, asıl ABD'nin PKK ve FETÖ yapılanması üzerinden Türkiye açısından benzer bir biçimde nitelenebileceğini söyledi:

    “Blinken’ın kullandığı dil bir parça şaşırtıcı olumsuz anlamda. Sözde müttefik gibi ifadeler, kontekste bakınca belki değil ama o kelimelerin kullanılmaması lazım. O zaman Amerika bizim sözde müttefikimiz. Bizim başımızda en önemli iki varoluşsal tehdit var; FETÖ ve PKK. İkisine de yardım ediyor ve kolluyor. Türkiye mesela S-400 aldı, doğru bir karar mı, değil mi, teknik olarak F-35’i etkiler mi gibi tartışmalar var. Diyelim ki Türkiye burada kusurlu. Bir kenara koyalım. Oradaki kusuruna 10 desek. Amerika’nın FETÖ darbesine göz yumması, PKK’ya Suriye’nin 3’te birini vermesi düşünülürse, o 10’sa bu kaç eder, 300 mü? Bunlar Türkiye’yi bölmek, ele geçirmek isteyen aktörler. Sen onlara göz göre göre arada ufak mikro düzeyde, geçici değil yardım ediyorsun. Amerika, PKK’ya Suriye’de herhalde 6-7 yıldır askeri destek veriyor. O sözde müttefik yapıyorsa bizi o zaman bunlar Amerika’yı ne yapıyor? İnanılmaz bir zeytinyağı gibi üste çıkma durumu var. Bu kadar Türkiye’nin varlığına kasteden iki örgütü destekleyip bir de üzerine tek ayak üzerinde dur, özür dile, git köşede bekle demek inanılmaz bir şey."

    'Bu üslup sadece ABD'nin şımarıklığıyla açıklanamaz'

    Ancak bu üslubun sadece ABD'nin 'şımarıklığıyla' açıklanamayacağı görüşündeki Koç, Türk hükümetinin sorunlu, herkesle gereksiz tartışmalara ve atışmalara giren ve İsrail gibi dünyanın en tehlikeli ülkesini kendisine düşman eden tutumunun bunda rol oynadığını vurguladı. Koç, sadece hükümet değil bütün siyaset ve medya yelpazesinin bu durumda 'kolektif bir başarısızlığının' bulunduğunu söyledi. Koç, bu yüzden de Türk hükümetinin şimdi Biden'a nasıl şirin görüneceğini düşünür hale geldiği görüşünü dile getirdi:

    "Bu sadece onların şımarıklığıyla açıklanamaz. Bu bence bizim de hükümet olarak bütün siyasi sınıflar hatta bütün medya, bu işleri takip eden herkesin kolektif bir başarısızlığı bu. Biz hem kartlarımızı doğru oynamamışız demek ki buraya geldik hem derdimizi anlatamamışız karşı tarafa ve kamuoylarına… Artık şu anda Türkiye FETÖ konusunu unuttu, artık öyle bir şey yok. şikayet bile etmiyoruz. Halbuki buraya gelen her Amerikalıya 45 dakika FETÖ, PKK diye anlatmamız lazım, Türk kamuoyunu harekete geçirmemiz lazım. Amerikan elçiliğinin önünde ABD’nin PKK’ya verdiği silahlarla ölen Türk askerlerinin cenazelerini oralardan kaldırmamız lazımdı. Bunlar inanılmaz ‘yamuk’ yapıldı ve inanılmaz hayati boyutta. Ve biz bunu kabullendik. Şimdi de ‘Aman alttan alalım’. Bu sadece buraya bakınca anlaşılabilecek bir şey değil. Tarzın problemli, herkesle gerekli gereksiz tartışmaya girdin, atışmanın da ötesinde İsrail gibi dünyanın en tehlikeli ülkesini kendine düşman belledin o da seni öyle görüyor. İdeolojik olaylara girdin. Dış politikanın yüzde 80’ini duygusal motorlara bağladın. O zaman da bu noktaya geliyorsun. Gelen geçen tokatlıyor ve biz alttan almak zorundayız. Aman Biden’a nasıl şirin görünebiliriz. Şunu anlıyorum, Biden gelsin, ona derdimizi anlatalım, hemen yükseltmeyelim, doğru. Ama bize yapılan inanılmaz bir haksızlık var. Bizim verdiğimiz karşılık toplum olarak da hükümet olarak da, ki hükümet en büyük sorumlu, sonuçta iki yıl önce gelmedi bu hükümet, 20 yıldır onlar yönetiyor, geldiğimiz nokta çok acıklı geliyor. Ne kadar etkili olduğu tartışılır sadece ileri atmış oldu, Trump ile en azından bazı noktalarda fren görevi gördü. Ama o aslında muhalefeti, Kongre’yi, medyayı daha da bize karşı hınçlandırdı. Sanki Türkiye, Trump’ın ahbabı. Trump gitti, ‘Trumpçılara zaten çakıyoruz, bu da onun dostu, ona da çakabiliriz’ böyle bir psikolojik durum oluştu adamlarda. Halbuki Trump bizim ekonomimizi bir tweeti ile ne hallere soktu."

    Etiketler:
    Rusya, Antony J. Blinken, Türkiye, Çin, Donald Trump, ABD, Joe Biden
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın