10:46 05 Mart 2021
Canlı Yayın

    'Türkiye hala sevgilimiz ama vazgeçilmezliğini yitirdi; İsrail artık geçmişin aksine talepte bulunacak konumda'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 416
    Abone ol

    Yanarocak’a göre İsrail-Türkiye ilişkilerinin düzelmesi için elçiler atanmalı, sert söylemler bırakılmalı ve Hamas'a destek kesilmeli, bu şartlar sağlanırsa İsrail'in realist karar alıcıları hazır. Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin kendi kendini yalnızlığa ittiğini belirten Yanarocak, İsrail'in artık Ankara'dan talepte bulunacak konumda olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin geçen yıl Doğu Akdeniz ve Libya'dan Kafkasya'ya uzanan iddialı askeri hamleleri ve diplomasideki sert söylemleri yerini 'diyalog havasına' bırakıyor.

    AB'nin yaptırım tehditleri ve NATO'nun devreye girmesiyle Yunanistan'la istikşafi görüşmeler başlatıldı. Ancak Ankara, Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail'in yanı sıra Mısır ve Körfez ülkelerini de kapsayan bir ittifaklar zinciri ile karşı karşıya kalmış görünürken, Doğu Akdeniz Gaz Forumu eşliğinde Türkiye'nin giderek 'yalnızlaştığı' değerlendirmeleri öne çıkıyor.

    Ankara'nın başta İsrail, Mısır ve Körfez'in Arap ülkeleriyle ilişkileri onarması gerektiği dile getiriliyor. Özellikle İsrail ile normalleşmenin Ankara'nın ABD'yle ilişkilerine yansıyacağı vurgulanıyor.

    Türkiye-İsrail ilişkilerinde kriz uzun süredir devam ederken, 2018'den bu yana iki ülke arasında büyükelçi mekanizması yok. Ankara'nın Hamas'a desteği ilişkilerde en önemli sorun. Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralık sonunda İsrail ile istihbari ilişkilerin kesilmediğini söylerken, İsrail'e Filistinli Araplar nedeniyle eleştirilerini tekrarlayıp "Gönül arzu eder ki İsrail'le münasebetlerimizi daha iyi noktaya taşıyalım" demişti.

    Ankara'nın İsrail'e büyükelçi atadığı iddiaları ortaya atılsa da arkası gelmemişti. Gerilimi 'yumuşatma' çabaları sürerken geçen hafta da İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz, Türkiye'nin Doğu Akdeniz Gaz Forumu'na katılmak istemesi halinde memnuniyetle karşılayacaklarını dile getirmişti.

    Türkiye-İsrail krizini ve normalleşme olasılıklarını Moshe Dayan Merkezi Strateji ve Güvenlik için Kudüs Enstitüsü’nden Hay Eytan Cohen Yanarocak ile konuştuk.

    ‘Türkiye-İsrail arasında güven eksikliği var, bunu aşmak için elçi atanması şart’

    Hay Eytan Cohen Yanarocak'a göre, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşebilmesi mümkün ancak bunun için karşılıklı güvenin tesis edilmesi gerekiyor. Liderlerin siyasi söylemlerinin toplumlararası 'hasmane hissiyatlar' yaratmasıyla negatif algıların geliştiğini anımsatan Yanarocak, eleştirilerin doğal olduğunu ancak bunların çok yüksek sesle sürekli tekrarlanmasının bir süre sonra dikkate alınmamayı getirdiğini vurguladı. Yanarocak'a göre, öncelikle Türkiye ile İsrail arasındaki büyükelçilerin en kısa zamanda atanması gerekiyor. Ankara'nın, AB'nin yaptırım işaretleri ve ABD'de Biden yönetiminin göreve başlamasıyla olumlu adım sinyalleri vermeye başladığını belirten Yanarocak, İsrail'in yanı sıra Batı'nın da 'terör örgütü' kabul ettiği Hamas'ın da önemli bir sorun olduğunun altını çizdi:

    “Elbette normalizasyon gerçekleştirilebilir. Bunun için karşılıklı güven ilişkilerinin tesis edilmesi zaruri. 2018’den beri her iki başkentte de ne İsrail ne Türk elçisi bulunmuyor. Bu devletlerin üst kademelerinde karşılıklı olarak bir şekilde siyasilerin kulaklarına fısıldanması gereken önemli cümlelerin fısıldanamadığı anlamına geliyor. Bir şekilde başkentler arasında bir kopukluk bir güven eksikliği var. Bunun yanında da toplumlarda negatif algılar mevcut. Maalesef iki toplum da bundan etkilenmiş vaziyette. Dolayısıyla iki ülke arasında sağlıklı ilişkiler kurulabilmesi için öncelikle elçilerin en kısa zamanda atanmasını hem öngörüyorum hem temenni ediyorum. Öngörüyorum çünkü şu anda Amerika’da Biden yönetimi gelmiş durumda. Türkiye’ye CAATSA yaptırımları yapıldı. Türkiye bir şekilde Avrupa’dan yeni yaptırımlar gelmesinden de çekiniyor. Türkiye, Biden’ın gelişini anladığı kadarıyla kendi dış politikası için bir kırılma noktası olarak görüyor. Kırılma noktası olarak gördüğü için buradan hareketle İsrail’e bir adım atıyor. Çeşitli değişik sinyaller aldık. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Üsküdar’daki açıklaması ve danışmanlarından gelen sinyaller, bunlar tabii ki önemli ancak yetersiz. Bunun nedeni de ikili güven. Bir de özellikle Türkiye’den İsrail’e yapılan sesli bir eleştiri söz konusu. Bu sesli eleştirilerin miktarı arttıkça İsrailli karar alıcılar artık bu eleştirileri dikkate almamaya, samimi bulmamaya başladılar. Hiç eleştiri olmasın demiyorum ama eleştiri yapıcı olmalı. Böyle olursa karşı tarafın yanına ‘Şunu böyle yaparsan daha iyi olur’ gibi bir tutumla gittiğinizde o halde karşınızdaki muhatabınızı bir şekilde kendi yanınıza çekmek, kendi arzunuzu yaptırma konusunda daha işlevsel davranmış olursunuz. Bundan ötürü İsrail’de özellikle Türkiye’nin İsrail’i çok sert eleştirmesi, bunu orta alanda yapması, halkların işin içine katılması ve en önemlisi kuşkusuz Türkiye’nin Hamas’a verdiği destek. İsrail penceresinde Hamas bir terör örgütü. Sadece İsrail için değil Avrupa Birliği, Amerika yani batı dünyası, Türkiye’nin bir şekilde üyesi olduğu NATO blokuna göre Hamas bir terör örgütü. Dolayısıyla bu bloktan ayrı siyaset güden Türkiye, AB, Amerika ve İsrail’in Hamas konusundaki tutumu son derece ortada. Burada politika değişikliğine giden Türkiye’ydi.”

    ‘Türkiye ile Amerika ilişkileri iyi olursa, İsrail ile de otomatik olarak ilişkiler de aynı frekansta gidecek’

    Türkiye ile İsrail arasında 1949'dan bu yana ilişkilerin bulunduğunu ve Türkiye'nin İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke olduğunu anımsatan Yanarocak, Kudüs'teki karar alıcıların Ankara'nın eski pozisyonuna dönmesini beklediklerini kaydetti. Yanarocak, bugün artık İsrail'in Körfez ile normalleşmeyi konuşur hale gelmesine atıfta bulundu. Türkiye ile İsrail'in ortak çıkarlarının karşıtlıklarından fazla olduğunun altını çizen Yanarocak, aynı zamanda Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinin iyi olmasının İsrail'le de aynı frekansta gitmesini getireceğini vurguladı:

    “Yine Türkiye’nin normalizasyonuna katkıda bulunabilmesi için aynı pozisyona dönmesi bekleniyor Kudüs’teki karar alıcılar tarafından. Bunlar yapıldığı takdirde normalizasyonun olmaması için hiçbir sebep yok. Çünkü 1949’dan beri ikili ilişkiler mevcut. Türkiye, İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke. Şu anda Körfez ile normalizasyonu konuşuyoruz. Yıl olmuş 2021. Biz 1949’dan beri doğru düzgün ilişki kurmuş iki ulusuz. Daha evvelden önemli işbirlikleri de yapılmıştı. İki ülkenin ortak menfaatleri karşıt menfaatlerinden çok daha fazla. Dolayısıyla bunların üzerine gidilmeli. İsrail ulusal güvenliği içinde Türkiye’nin İsrail’le düzgün bir ilişki içerisinde olması, Türkiye’nin Amerika ile ciddi anlamda sağlıklı bir ilişki içinde olması zaruri. Çünkü Türkiye ile Amerika ilişkileri iyi olursa, bizim nazarımızda otomatik olarak bizim ilişkilerimiz de aynı frekansta gidecek. Kaldı ki bu bakış açısı anlaşılan Ankara’da da bu şekilde görüldüğü için Biden’ın gelişiyle beraber Türkiye anlaşılan İsrail’e Amerika’nın bölgedeki bir şubesi gibi yaklaştığı için önce Amerika ile olan ilişkileri bir iki şubesiyle çözüp ardından da merkezle bir şekilde ilişkiyi düzeltme gibi bir hissiyat alıyorum. Bu İsrail olarak kendimizi Amerika’nın şubesi olarak görmüyoruz ama kendimizin bu şekilde görüldüğünün farkındayız her ne kadar hemfikir olmasak da.”

    'Türkiye hala sevgilimiz ama vazgeçilmez olmaktan çıktı'

    Türkiye’nin İsrail için yerinin önemli olduğunu ancak günümüzde oluşan jeopolitik görünümde artık vazgeçilmez olmadığı görüşünü dile getiren Yanarocak, Trump döneminde yapılan İbrahim/Abraham anlaşmasıyla İsrail geçmişte talep edemediklerini artık Ankara'dan talep edebilecek konuma geldiğini söyledi. Yanarocak’a göre bu talepler ise Türkiye’nin Hamas’a desteğini kesmesi, sert açıklamaların yumuşatılması ve elçiliklerin açılması. Filistin’e Türkiye’nin İsrail’le ilişkilerinin iyileşmesi durumunda daha fazla yardım edebileceğine işaret eden Yanarocak, bunun hem İsrail hem Türkiye hem de Filistin için kazançlı olacağına vurgu yaptı:

    “Türkiye’nin yeri elbette önemli; jeostratejik, etnisite ve dini açıdan. Türkiye, Arap olmayan ama Müslüman bir ülke, jeostratejik açıdan çok önemli bir yerde. Haritaya baktığınızda bugün İsrail’den kalkan bir uçak İbrahim anlaşmalarının öncesinde Uzak Doğu’ya gitmek istiyor idiyse mutlaka Türk hava sahasını kullanmak suretiyle Uzak Doğu’ya uçabilecekti. Bilerek hava sahası ve uçak metaforu üzerinden bu analizi yapıyorum. Aynı uçak mesela Rusya değil, Avustralya’ya gitmek istesin, yani güneydoğuya. Bu uçak önce Ürdün üzerinden geçecek, ardından Suudi hava sahasından geçecek, sonra Emirlikler hava sahasının üzerinden geçip okyanusa açılıp direkt uçuş olarak çok daha kısa sürede güneydoğu Asya’ya ulaşmış olacak. Türkiye’nin artık İsrail penceresinden baktığımızda bir tekeli vardı eskiden. Bu tekelinin artık ortadan kalktığını görüyoruz. Bu uçak metaforunun bize anlattığı bir metafor daha var. Türkiye’nin artık İslam dünyasında İsrail ile düzgün ilişkilere sahip yegane ülke olmadığını da bize anlatıyor. Dolayısıyla İsrail karar alma mekanizmalarında artık İsrail’in diplomasisinin elinin Türkiye’ye karşı çok daha güçlü olduğunu görüyoruz. Türkiye artık vazgeçilmez sevgilimiz olmaktan çıktı. Türkiye hala sevgilimiz, hala beraber olmak istiyoruz. Ancak Türkiye artık vazgeçilmezliğini yitirdi. Türkiye hala İsrail ulusal güvenliği için çok önemli. Hala İsrail’in menfaatinedir Türkiye ile iyi ilişkiler içerisinde olmak. Ancak şu anda İsrail geçmişte yapamadığı taleplerle artık Türkiye’ye gelebilecek konuma geldi bu yapılan İbrahim anlaşmalarla. Nedir bu talepler? Hamas’ın desteklenmesine son verilmesi, İsrail’e yöneltilen en azından halk nezdinde yapılan sözel eleştirilerin son bulması ve her düzgün ilişkide olduğu gibi elçiliklerin elçilerine kavuşması. Bu üç parametrenin çok garip istekler olduğunu düşünmüyorum. Yani bir şekilde düzgün ilişki kurabilmek için karşılıklı saygı çerçevesinde ilişkilerin yürütülmesi gerekiyor. Türkiye Filistin hassasiyetleri konusunda diplomatik kanalları kullanmak suretiyle İsrailli muhataplarıyla bunu görüşür. Beğendiği, beğenmediği yönleri açık şekilde ortak masaya koyar. Gerekirse gerekli mekanizmalar kurulur ve Türkiye, Filistin’i şu anda yaptığı yardımlardan çok daha fazla yardım yapma şansına erişebilir eğer İsrail ile güzel, düzgün ve saygılı bir düzleme gelmeye tamam derse. Bu iki ülkenin de çıkarına. İsrail’in de omzundan yük kaldıracaktır bu. Hem Türkiye ile sürekli olarak sürtüşmekten kurtulmuş olacaktır aynı zamanda da Filistinlilerin yaşam kalitesi yükselecektir. Böyle olunca da kaybedecek bir şeyleri olan bir halk konumuna gelecekleri için şiddet opsiyonuna daha az yelteneceklerini düşünüyorum. Bu Filistinler, İsrail, Türkiye için bir kazan-kazan olacaktır.”

    'Türkiye kendi kendini yalnızlığa itti; Türkiye karşıtlığı varsa bunun mimarı yine Türkiye'

    Yanarocak, son dönemde herkesin Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki yalnızlığından söz ettiğini belirtirken, "Türkiye kendi kendini yalnızlığa itti" vurgusunu yaptı. Mısır ve İsrail’in yıllar boyunca Türkiye’yi karşısına almamak için Kıbrıs ve Yunanistan’ın yanında asla saf tutmadığını anımsatan Yanarocak, iki ülkeyle de ilişkileri bu noktaya taşımaktan ve karşısında bir ittifak oluşturmaktan Ankara'nın bizzat sorumlu olduğunu vurguladı:

    "Şu anda Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin yalnızlığından söz ediyor herkes. Türkiye kendi kendini yalnızlığa itti. Kimse Türkiye’yi yalnızlığa itmedi. Türkiye kendi dış politikasının sonuçlarıyla, Mısır ile olan ilişkilerini asgari düzeye indirdi. Türkiye kendi aldığı kararla İsrail ile olan ilişkilerini en düşük seviyeye indirdi. Kıbrıs meselesi çok eski bir mesele. Burada Kıbrıs Türklerinin çıkarları var. Ama yıllardır bu coğrafyada yaşamış, var olmuş ülkelerin davranış tipolojisine baktığınızda Mısır ve İsrail, Türkiye’yi karşılarına almamak için Kıbrıs ve Yunanistan’ın yanında asla saf tutmadı bugüne kadar. Şu anda Doğu Akdeniz’de bir ittifak varsa bu ittifakın ana nüvesinin merkezinde Türkiye’nin penceresinde sanki Türkiye karşıtlığı varsa, çok ironik ama bunun maalesef mimarı Türkiye. Devletleri bir kenara koyalım. Bir arkadaş grubuyuz, ben sizinle darıldım. Siz beni sürekli iğneliyorsunuz. Diğerleriyle yemeğe gidip beni çağırmıyorsunuz. Burada ilk başta sizinle olan ilişkimi düzeltmeye çalışırım. Baktım ki düzeltemiyorum, yeni arkadaşlar ararım. Ceyda hanım olmuyorsa, Fatma hanıma giderim. Fatma hanım benimle arkadaş olmak istiyor, üstelik hemen yanında da Neslihan hanım var. Çünkü Fatma hanımı alana Neslihan hanım bedava. Kıbrıs’ı alana Yunanistan bedava. Demek ki İsrail penceresinden baktığımız zaman bu bir denge siyaseti. İsrail’i Kıbrıs’ın kollarına iterseniz, yanına Yunanistan gelir. Yani bu budur, ilkokuldan beri içinde bulunduğumuz insan ilişkilerinin temeli de budur."

    'Realist düşüncenin gereği satranç oynamak. İlla karşı tarafın mat edilmesi gerekmiyor, önemli olan mat edilmemek'

    Yanarocak'a göre gelinen duruma rağmen İsrail'in karar alıcıları realist ve gerekli şartların sağlanması koşuluyla Ankara'yla ilişkilerin düzelmesi mümkün. Realizmin kısa vadeli değil, seneler sonrayı düşünerek adeta bir 'satranç oynamayı' gerektirdiğini söyleyen Yanarocak, illa karşı tarafın 'mat edilmesinin' gerekmediğini, önemli olanın 'mat edilmemek' olduğunu vurguladı. İsrailli karar alıcıların ülke menfaatlerini kendi ideolojik sempatilerinin önüne geçirdiklerini söyleyen Yanarocak, parametrelerin karşılanması halinde Türkiye ile normalleşmeye yanaşacaklarını kaydetti:

    "Dolayısıyla şu anda bizim vitesi geri sarmamız zor ancak imkansız değil. Çünkü İsrail’in karar alıcıları realist. Realizm, ülkelerin menfaatlerine göre karar vermek demek. Realizm, kısa vadeli düşünmeyip 20 sene sonrayı düşünüp ülkelerin günlük taktik hareketler üzerine değil, uzun vadeli olarak siyasetlerini dizayn etmelerinin gerektiğinin bilincinde olan bir yönetim var burada. Buradaki düşünce kuruluşları, ki ben de bunlardan birisinde araştırmacıyım, araştırmalarımız hep bunun üzerine: Yani İsrail bundan 10 sene nerede olacak? Bu bir satranç. İlla karşı tarafı mat etmemiz gerekmiyor bu oyunu oynamamız için. Önemli olan mat edilmemek. Önemli olan en fazla yararı hangi hamleler sonucu kazanacağız, bunun üzerine konuşmamız gerekiyor. Dolayısıyla İsrail’deki karar alıcılar bu konuda realist oldukları ve ülke menfaatlerini kendi ideolojik sempatilerinin önüne geçirdikleri için ben İsrail-Türkiye ilişkilerinde zikretmiş olduğum parametrelerin karşılanması durumunda İsrailli karar alıcıların buna oldukça sıcak yaklaşacaklarını düşünüyorum. İsrail ve Türkiye’nin iyi ilişkiler içerisinde olması İsrail’in ulusal güvenliği için elzemdir.”

    Etiketler:
    Yuval Steinitz, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Normalleşme, Hamas, İsrail, Türkiye, Doğu Akdeniz
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın