11:14 05 Mart 2021
Canlı Yayın

    ‘Ankara'ya tarafını seç baskısı artıyor, ABD-Rusya güç ilişkilerinde gri bölgeleri kullanma kapasitesi zayıflayacak’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 83
    Abone ol

    Metin Gürcan’a göre Biden'ın başa geçmesiyle Irak ve Suriye sahaları ısınırken, Gara operasyonu dikkat çekici. Ankara, 'PKK ile birlikte İranlı milislerin nüfuzunu kırmakta yardım ve Sincar için nabız yoklamak istemiş olabilir'. Gürcan, Türkiye'ye 'tarafını seç' baskısı artarken, Ankara'nın dış politikadan kafa karışıklığı içinde olduğu görüşünde.

    ABD Başkanı Joe Biden yönetimi Türkiye ile ilişkilerde diplomasi mesaisine Rusya'dan alınan S-400 sistemlerinin devre dışı bırakılması için baskı kurmak ile demokrasi ve ifade özgürlüğü mesajlarıyla başladı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'ın kuzeyindeki Gara bölgesine düzenlediği operasyon ve ABD yönetiminin bu konudaki açıklaması ise dikkatlerin Irak-Suriye sahalarına çevirdi. Ankara, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında kullanılan '13 Türk vatandaşının PKK tarafından öldürüldüğü doğruysa...' ifadelerine sert tepki gösterdi.

    ABD Büyükelçisi Dışişleri ve Savunma Bakanlığı'na çağrılırken, iki ülke dışişleri bakanlarının telefon görüşmesi bunu takip etti. Ankara, Gara operasyonu ile birlikte ABD ile Suriye ve Irak dosyalarının altını daha fazla çizme imkanı bulurken, mesele NATO savunma bakanlarının toplantısı vesilesiyle mesajlara da taşındı. Ankara'nın ittifaka yönelik çağrıları da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun tarafından dile getirildi. Türk hükümeti özellikle Batı'nın 'müttefiklik ruhuna uymayan' tutumundan şikayetçi.

    Biden yönetimiyle birlikte ABD-Türkiye ilişkileri, Türkiye'nin Ortadoğu'daki konumu ve Batı ile ilişkilerini etkileyen pozisyonunu DEVA Partisi kurucularından uluslararası ilişkiler ve güvenlik analisti Metin Gürcan ile konuştuk.

    'Biden yönetimi Irak ve Suriye'de olaylara beklendiğinden hızlı angaje olmaya başladı'

    Metin Gürcan'a göre, ABD'deki yönetim değişikliğiyle birlikte kaçınılmaz olarak Ortadoğu sahnesi de etkilenecek. Özellikle Irak ve Suriye sahalarındaki hareketliliğe dikkat çeken Gürcan, IŞİD'in yenilgisi ve Trump döneminde soğuyan krizlerin ABD'de Biden yönetiminin başa gelmesiyle yeniden beklendiğinden hızlı biçimde ısınmakta olduğunu belirtti:

    “(İlişkilerin odağına Irak ve Suriye bağlamının yerleşmesi) aslında bence tesadüf değil. Amerika’daki kasım seçimleri ve Biden yönetiminin iş başına gelmesi. Rusya, Amerika, Avrupa Birliği gibi bunlar sistem düzeyi aktörler. Bu sistem düzeyi aktörlerdeki yönetim değişiklikleri ve bunların bölge politikalarındaki radikal değişiklikler ister istemez bölgesel etkilere de neden oluyor. Şu anda aslında biz şu anda tam olarak bunu görüyoruz. Irak, Suriye çok hareketli. Irak, Suriye’de değişen dengeler… Aslında bu büyük resimden başlamak lazım. Büyük resmi tam anladıktan sonra Gara operasyonunu, Türkiye’nin Irak ve Suriye’de yapmaya çalıştıklarını ve bunların iç siyasete etkilerini incelemek lazım. Makrodan mikroya bakmak lazım. Siz bunu çok iyi yapıyorsunuz ama Türkiye’de biz bunu biraz kaçırıyoruz. Analizlerimizde Türkiye merkezli ve aşırı şekilde Türkiye üzerinden olayları okumaya çalışıyoruz. Bu da bizi olayları okurken biraz, stratejik miyopiye itiyor. Yani yanlış değerlendirmelere yol açabiliyor. Büyük resimde büyük güç mücadelesi var, Suriye ve Irak’ta. Amerika ve Rusya. Bu mücadele IŞİD’den sonra Trump döneminde biraz soğudu ama Biden yönetimi beklediğimden daha hızlı şekilde Suriye ve Irak’ta olaylara angaje olmaya başladı."

    'Gara operasyonu, ABD'nin hava sahası konusunda yeşil ışık yakmasıyla mümkün, Sincar için nabız yoklaması da olabilir'

    Gürcan, bölgede özellikle İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle adı konulmamış bir ABD-İran savaşı yaşandığı ve durumun Suriye'ye yansıdığını anımsattı. Irak'ın kuzeyinde PKK ile İran arasında 'yakınlaşma olduğunu' dile getiren Gürcan, ABD lojistik konvoylarının geçişi açısından önem taşıyan Sincar'daki duruma dikkat çekti. Gürcan, Ankara'nın Gara operasyonuyla yapmaya çalıştığının da Biden yönetimine 'PKK ile birlikte İranlı milislerin nüfuzunu kırmaya yardımcı olabilirim' mesajı vermek olabileceğini söyledi. Gürcan'a göre Gara, ABD'nin hava sahası konusunda yeşil ışık yakmasıyla mümkün ve Ankara'nın aynı şekilde Sincar için de nabız yoklaması söz konusu olabilir:

    "Büyük üretimde üç aktör var şu anda Suriye ve Irak’ta. Birincisi Rusya, ikincisi İran ve İran yanlısı milisler. İran’ın Suriye ve Irak’ta artan siyasi ve askeri nüfuzu. Müteakiben de Amerika, Biden yönetimi. Özellikle Kasım Süleymani’nin Irak’ta öldürülmesinden sonra aslında Irak’ta adı konmamış bir Amerika-İran savaşı yaşanıyor. İran yanlısı milisler Amerikan üslerini roketliyor. Amerikalılar hava saldırıları yapıyor. Burada adı konmamış bir Amerika-İran savaşı var. Suriye’de de bunun yansımalarını görüyoruz. Aynı zamanda Irak kuzeyinde PKK ile İran arasında bir yakınlaşma olduğunu da görüyoruz, özellikle bu Sincar’da çok belirgin. Sincar’daki YBŞ dedikleri yani yerel güçlerden oluşan PKK’nın silahlandırıp eğittiği gruplar. Enteresan bir yer Sincar. Bir yandan Amerika’nın Irak ile Suriye arasındaki lojistik konvoylarının emniyetini sağlıyor. Çünkü Sincar köprü bir bölge, Irak ile Suriye’yi birbirine bağlıyor. Suriye’deki YPG güçleri ve Amerika’nın himayesindeki Suriye Demokratik Güçleri'nin bütün mühimmat ve lojistiği, hepsi Irak'ın kuzeyinden geliyor. Sincar’ın bu anlamda önemi var. Ama aynı zamanda Sincar güneyinde İran yanlısı milisler de YBŞ güçleriyle çok yakın ilişki içerisindeler. Hatta maaşlarını buradan alıyorlar. Biden yönetiminin hızlı şekilde olaya girmesi ve Amerika ile İran arasında Irak’ta artan güç mücadelesi Suriye’yi de etkiliyor. Suriye’de de aslında İran ile Rusya arasında sorun görüyorum. Suriye’de de artan İran yanlısı siyasi ve askeri milis nüfuzu belki Rusya’yı hatta Şam’ı, Esad’ı da rahatsız ediyor. Bu nedenle Suriye ve Irak’ta İran’ı dengeleme ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bence Ankara’nın şu anda yapmaya çalıştığı o; Ankara Biden’a diyor ki, ‘Ben yerelde sana bu konuda yardımcı olabilirim.' Yani 'zaten PKK’nın bir İran ile Irak kuzeyinde birlikte iş tutuşu var, bir taşla iki kuş' diyelim. 'Hem kuzeyden Karabağ üzerinden Azerbaycan ve İsrail ile artan iş birliğinde İran’ı kuzeyden sınırlayabilirim. Güneyde de eğer bana izin verirsen…' şeklinde. Gara operasyonuna Amerika tam da bu nedenle yeşil ışık yaktı. Amerika’nın hava sahası açısından Gara operasyonuna yeşil ışık yakması olmasaydı bu operasyon yapılamazdı zaten. Çünkü hava sahası hakimiyeti açısından 40 uçak, 15 helikopter girmiş. Yani en azından Amerika’nın bilgisi olmadan bu kadar yoğun bir hava hareketliliğini 11 Şubat’ta biz yaşayamazdık. Demek ki Amerika bir yeşil ışık yaktı. Sincar’da da belki olası bir operasyonda Ankara bunun nabzını yokluyor. Amerika’ya yeşil ışık şöyle yaktırabilir; PKK ile birlikte ben İran yanlısı milislerin de nüfuzunu bölgede kıracağım gibi bir tezle gelebilir. Biden yönetimine bu teklif sıcak gelebilir. Ama Savunma Bakanı, Kuvvet Komutanları Genelkurmay Başkanı, Bağdat’ı ve Erbil’i ziyaret ettiler, ilk kez oldu bu. Akar’ın teklifi şuydu: 'Sincar’da hava desteğini sağlayayım, uçak, helikopterlerle, siz de yerelden destek verin; peşmerge doğudan Irak ordusu da güneyden girsinler, Sincar’ı temizlesinler.' Şu anda Biden yönetiminin bölge politikası belli olmadığı için Bağdat ile Erbil beklemedeler. Çok da sıcak bakmıyorlar bu işe.”

    'ABD, Irak'ın kuzeyinde Ankara'ya yardımcı oluyor ama Suriye'nin kuzeyi ve YPG için sıcak bakmaz'

    Ancak Biden yönetiminin bölgedeki stratejisi ve hedefini şu anda hiç kimsenin bilmediğini belirten Gürcan, Suriye'de de Rusya ile ABD'yi karşı karşıya getirebilecek bir 'yığınak yapma' durumu bulunduğunu söyledi. ABD'nin PKK ile YPG'yi ayıran tutumuna dikkat çeken Gürcan, Ankara'nın Biden yönetiminin Irak'ın kuzeyinde kendisine yardımcı olan ama Suriye'ye 'dokundurtmayan' tutumunu değiştirmeye çalıştığı görüşünü dile getirdi:

    “Hiç kimse bilmiyor. Bölgedeki kafa karışıklığının nedeni o. Suriye’nin kuzeyine geldiğimizde enteresan, yığınaklanma haberleri var. Amerika da Rusya da çok ciddi kuvvet artırıyor şu anda. Suriye’de özellikle bir Amerika-Rusya gerilimini de bekliyorum. Burada da Ankara’nın bana göre biraz riskli politikaları var. Arada sıkışma riski var. Bu riskli politikaları iyi yönetmek gerekiyor, risk artıyor. Biden yönetimiyle ilgili şunu biliyoruz. Onların temel tezi zaten Amerika’da PKK ile YPG iki farklı aktördür. Biden yönetiminin ‘YPG’ye dokunmaman karşılığında Irak kuzeyinde PKK ile mücadelene destek verebilirim, sen de bunu böyle kabullen’ gibi bir dayatması var gibi hissediyorum. Ankara bu nedenle Irak kuzeyinde Amerika yardımcı oluyor. Ama söz konusu Suriye kuzeyi ve YPG olursa, Biden yönetiminin çok da sıcak bakmayacağı kanaatindeyim. Aslında Ankara’nın çözmesi gereken birinci kriz faslı bu."

    'Türk dış politikası diye bir şey yok, tek kişinin siyasi bekası için yapılan dış ilişkiler var'

    Türkiye'nin 'sıkışmışlığına' atıf yapan Metin Gürcan, Ankara'da dış politika konusunda kafaların karışık olduğu görüşünde. Bir tarafta Cumhurbaşkanı'na 'ABD ve Avrupa'yla hareket etmeyi' savunan bir grubun bulunduğunu, diğer tarafta da 'biraz daha bağımsız, bağlantısız, Avrasyacı' bir grubun olduğunu söyleyen Gürcan, Erdoğan'ın ise hangisini uygulayacağına henüz karar veremediği değerlendirmesinde bulundu. Son 1.5 senelik süreçte Ankara'nın ilişkilerini dengelemeyi başardığı görüşündeki Gürcan, ancak artık ABD ile Rusya arasında güç ilişkilerinde 'gri bölgeleri kullanma kapasitesi zayıflayacak':

    "Bir de Türk dış politikası diye bir şey yok. Onun yerine bir tek kişinin siyasi bekası için yapılan dış ilişkiler diye tanımlıyorum bunu. Tek kişi için yapılan dış ilişkiler kapsamında Ankara’da kafalar karışık. Nasıl karışık? Ankara’da bir grup diyor ki, Cumhurbaşkanı’na; ‘Biz Amerika ile Avrupa’ya yanlamamız lazım.' Bu siyasi beka buradan geçiyor. Çünkü martta gümbür gümbür Avrupa Birliği zirvesi geliyor. Amerika’da Biden’la bir şekilde temasa geçip onlarla en azından çıkar odaklı bir ilişki kurmak lazım. Ama bir grup da bence şunu diyor Ankara’da; ‘Biraz daha bağımsız, bağlantısız daha Avrasyacı, Rusya, Çin yanlısı bir duruşla daha da bağımsızlaşmamız lazım.' Ben bunu Erdoğan’ın kararsızlığı diyorum. Cumhurbaşkanı bence bu iki yaklaşımdan hangisini uygulaması gerektiği konusuna hala karar veremedi. Tam da bu kararsızlık nedeniyle Ankara’nın dışarıya çok birbiriyle çakışan sinyaller verdiğini düşünüyorum. Bu da muhataplarda güvenilirlik, tutarlılık ve inandırıcılık sorunu yaratıyor. Meşhur eksen kayması diyorduk, şu anda 2021’de eksene karar vermeye çalışıyoruz. Bu Ankara’nın atacağı adımlar, S-400 meselesi, Suriye, Irak, PKK ile mücadele buna bağlı. Ve daha pek çok dış politika meselesi buna bağlı. Bence önümüzdeki 5-10 yılı etkileyecek adımlar olacak. Aynı şekilde PKK’da da farklı şeyleri hissediyorum. PKK içerisinde de bir Rusya ve İran yanlısı grup var; ‘Geleceğimizi onlarla ve bir şekilde onların desteğiyle yakın durarak Irak ve Suriye’de kalabiliriz’i savunanlar. Bir de Amerika yanlısı bir grup var; ‘Bir şekilde Suriye’deki kazanımlarımızı Amerika’nın desteğini alarak Amerika ile birlikte koruyabiliriz’ tarzında. Bu da aynı zamanda PKK’nın geleceği ve neye evrileceği konusunda önemli bir yıl olacağını gösteriyor. Dış politika ve bölgesel dinamikler açısından çok hareketli bir resim var. Ama gün sonunda Ankara’nın sistem düzeyinde bundan sonra Suriye ve Irak’ta daha çok Amerika ile mı, Rusya ve İran ikilisiyle mi iş tutacağı, hangi tarafa yakın duracağı çok daha belirleyici olacak. Bugüne kadar yaklaşık 1.5 sene Ankara aradaki dengeyi çok iyi gözetti, hatta kullandı. Fırat batısında, İdlib’de Rusya ile işbirliği yaptık, Amerika’ya karşı nu dengelemek için. Fırat doğusunda Amerika’yı dengelemek için Rusya’ya yakın durduk. Bu tarz şeyleri kullandık. Ama bundan sonra benim görebildiğim kadarıyla 2021’de bu iki ülke arasındaki güç ilişkilerinde gri bölgeleri kullanma kapasitemiz de zayıflayacak.”

    ‘Türkiye’de muhataplık sorunu bir stratejik kafa karışıklığına neden oluyor’

    Türk dış politikasında giderek bir ‘muhataplık sorunu’ oluştuğunu söyleyen Gürcan, dış aktörlerin Ankara'da kimi zaman birbiriyle uyumsuz hangi yetkiliyi temel alacağını bilemez halde olduğu bir görüntü çizdiği görüşünde. Gürcan'a göre ortaya çıkan 'kafa karışıklığında' sistem aktörleri Türkiye'ye artık 'tarafını seç' diyorlar. Gürcan, bu bağlamda Ankara'daki S-400'lerle ilgili 'Girit modeli' yahut 'ABD teknik denetimindeki' kullanımları da anan söylemlere dikkat çekti, bu konudaki kaos ortamında meselenin ABD boyutu kadar Rusya boyutunun da dikkatten kaçtığını vurguladı:

    “Şunu da anlamış değilim: Şu anda dış politika veya tek kişinin siyasi bekası için yapılan dış ilişkilerde muhataplık sorunu, Ankara’nın farklı mesajları… Şu anda Türk dış politikasından kim sorumlu; Dışişleri Bakanlığı mı, Milli Savunma Bakanlığı mı, İçişleri Bakanlığı mı? Süleyman Soylu, '15 Temmuz’un arkasında Amerika vardır' dedi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Blinken ile görüşüyor, Fahrettin Altun böyle açıklamalar yapıyor. Ankara’da herhangi bir ülkenin büyükelçisisiniz, sizin şimdi kime bakmanız gerekiyor, Ankara’nın bir konu hakkındaki tutumunu, net pozisyonunu anlayabilmek için? İnsan kestiremiyor. Bunu şu şekilde sorgulamak lazım, Ankara’da kim konuşuyor? Bu da ister istemez farklı mesajlar farklı sinyaller veriyor. Türkiye adına kim konuşuyor? Devletin resmi politikası nedir? Bunu anlayabilmek için İçişleri Bakanına mı, Savunma Bakanına mı, Dışişleri Bakanına mı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanına mı, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsüne mi, Cumhurbaşkanının bizatihi kendisine mi bakmak lazım? Bu muhatap sorunu ve çoklu mesaj ortamı ister istemez bir stratejik kafa karışıklığına neden oluyor muhataplarımız nezdinde. Artık sistem düzeyi aktörler Avrupa, Amerika, Rusya, Çin ‘tarafını seç’ diyor. 'Türkiye eksen mi değiştiriyor?' tartışmaları bugüne kadar Ankara’nın kullandığı gri bölgeyi besledi. Ama bundan sonra o gri bölge biraz aleyhimize gelişecek gibi. Çünkü her iki taraftan da tarafını seç baskısı artıyor. S-400’de görüyoruz bunu. Amerika, bir perde yükseltti tavrını, sınırların dışına çıkar diyor. Rusya ile ikinci parti için mutabakat metni imzalandığı söyleniyor. S-400’ün Moskova boyutunu hiç konuşmuyoruz. Çözümler üretmeye çalışıyoruz, S-400 için Girit modeli, ‘NATO’ya verelim' diyoruz. Moskova buna yanaşır mı? Rusya S-400’leri dünya pazarında satmaya çalışıyor. Girit modeli, eski model S-300’ler gibi muamele. Rusya ile imzalanan sözleşmenin detaylarını bilmiyoruz. Pakistan modeli deniyor. S-400’leri Türkiye operasyonel anlamda kullanırken, Amerika’dan teknik heyet oluşturulsun S-400’lerin kullanımını denetlesin. Buna Moskova yanaşır mı? İkinci parti gelecek mi gelmeyecek mi, şartları neler, bunları da bilmiyoruz. S-400 konusunda işin Amerika boyutu olduğu gibi Moskova boyutu da var. Burada olduğu gibi net bir alan S-400, kristalize oldu mevzu. Tarafını seç baskıları daha da artacak.”

    Etiketler:
    Kasım Süleymani, Sincar, NATO, YPG, Suriye, ABD Dışişleri Bakanlığı, Savaş, İran, PKK, Irak, S-400, Rusya, Gara, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın