23:26 12 Nisan 2021
Canlı Yayın

    'PKK'nın Batı ülkelerinde faaliyetinden rahatsız oluyoruz da Mısır, Müslüman Kardeşler’den niye rahatsız olmasın?'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 1015
    Abone ol

    Yaşar Yakış’a göre Türkiye’nin Arap ülkeleriyle ilişkisi salt Katar üzerinden yürüyor. İhvan'ı Türkiye'nin PKK'yı gördüğü gibi gören Mısır'la iyi ilişkiler için bu örgüte desteğin kesilmesi gerektiğini belirten Yakış, Libya'daki yeni hükmetin bir fırsat yarattığı görüşünde. Yakış, "Arabın Araba yaptığı unutulur, Türkün Araba yaptığı unutulmaz" dedi

    Türkiye'nin Arap dünyasına dair politikalarında sadece Suriye-Irak değil, Mısır'dan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) uzanan ilişkilerindeki sıkıntılar uzunca bir süredir gündeme damgasını vuruyor. Türkiye'nin Müslüman Kardeşler'e (İhvan) olan desteği Mursi yönetiminin devrildiği 2013 yılından bu yana Kahire ile derin sorunlara yol açarken, Mısır yönetimi, Doğu Akdeniz'deki politikaları da etkiler hale geldi. Yine Türkiye'ye gayrı resmi bir boykot uyguladığı belirtilen Suudi Arabistan ve BAE'nin son dönemde Yunanistan'la ilişkileri güçlendi.

    Bu süreçte Arap dünyasının en önemli teması, Türkiye'yi yönetenlerin Arap ülkelerinin içişlerine karışması oldu. Bu durum Arap Birliği dışişleri bakanlarının son toplantısında verilen mesajlara yansırken, Ankara, Mısır ile ilişkileri normalleştirmek için yaptığı girişimlerde yine aynı koşulu karşısında buluyor. İhvan dışında Türkiye yönetiminin Libya ve Suriye'deki askeri varlığı da sürekli gündemde tutuluyor.

    Türkiye'nin Arap dünyasıyla ilişkilerini, Mısır ve Suudi Arabistan sıkıntıları gelişmelerini 1995-1998 yılları arasında Kahire Büyükelçisi olan eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ile konuştuk.

    ''Arap'ın Arap'a yaptığı unutulur, Türk'ün Arap'a yaptığı unutulmaz''

    Yaşar Yakış’a göre Türkiye’nin Arap ülkeleriyle ilişkisi azala azala sadece Katar üzerinde yoğunlaşmış bir şekilde devam ediyor. Ankara'nın, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu lideri olan Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Arap ülkelerinin içişlerine ve Arap ülkeleri arasındaki krizlere karışılmaması' yönündeki önemli uyarısına aykırı hareket ettiği görüşündeki Yakış'a göre, yaşanan sıkıntıların temelinde de bu yatıyor. 'Arap’ın Arap’a yaptığı unutulur, Türk’ün Arap’a yaptığı unutulmaz' diyen Yakış, böyle giderken Katar'ın da araya mesafe koymak durumunda kalabileceğini söyledi:

    “Arap ülkeleriyle ilişkilerimizde sürekli bir gerileme var. Azala azala sadece Katar ile ilişkiler üzerine yoğunlaşmış bir ilişkiler malzemesi haline dönüşmüş durumda. 1934’te Atatürk’ün Arap ülkeleri konusunda o zamanın Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Numan Menemencioğlu’na söylediklerinin tam tersi yapılıyor şimdi. O zaman Atatürk demişti ki Arap ülkeleriyle kültürel ve sosyal ilişkilerimiz vardı, bunları sürdürün. Ama onların arasındaki ihtilaflara karışmayın, taraf tutmayın. Onlar sizin akıl istemedikçe akıl vermeye kalkmayın demişti. Türkiye bütün bu söylediğim alanlarda tam tersini yaptı. Arap’ın Arap’a yaptığı unutulur, Türk’ün Arap’a yaptığı unutulmaz. Şimdi bunun sıkıntısını çekiyoruz. Türkiye’nin bütün Arap ülkeleri arasında sadece Katar gibi küçük bir ülkenin Türkiye’yi sırtında taşıması mümkün değildir. O küçük ülke ister istemez öbür Arap ülkeleri tarafından şu veya bu şekilde kendi aralarına davet edilmek suretiyle Türkiye ile arasına mesafe koyma ihtimali vardır. Nitekim Al Hurra kasabasında Suudi Arabistan’ın, yapılan Arap ülkeleri toplantısında o noktaya geldi. Şimdi bundan nasıl kurtulacağız, bunu düşünmemiz gerekiyor."

    'Türkiye Müslüman Kardeşler'e o kadar angaje oldu ki...'

    Yakış'a göre, Ankara'nın Mısır'la ilişkilerinde akşamdan sabaha iyileşme beklemesi zor. Mısır'ın El Vatan gazetesinin özetlediği Kahire'nin ilişkileri iyileştirmek için 10 şartına dikkat çeken Yakış'a göre bunlar arasında en önemlisi Türkiye'nin Müslüman Kardeşler'e verdiği destek. Türkiye'nin tasfiye etmeye kalkışması halinde sıkıntılar yaşayacak kadar bu örgüte angaje olduğunu belirten Yakış, Mısır'ın bu örgütün Türkiye'deki faaliyetlerini tıpkı Türkiye'nin PKK'nın yabancı ülkelerdeki varlığı gibi algıladığını anımsattı:

    "Akşamdan sabaha bir iyileşme beklemek zor. Türkiye’den beklenen 10 madde el Vatan gazetesinde yer aldı. Dışişleri Bakanımız koşulsuz olarak başlayacağız müzakerelere diyordu. Ön koşulsuz hali buysa, ön koşullu olsaydı ne olurdu tasavvur etmekte zorluk çekiyorum. Ama o ön koşullar arasında bir kısmının Mısır’ın da üzerinde fazla durmayacağı şeyler olduğunu düşünüyorum. En önemli konu tahminime göre Müslüman Kardeşler örgütüne Türkiye’nin sağladığı koruma. Onları Türkiye’de barındırma, Türkiye’de televizyon kanalları açıp Mısır’a yönelik kötü propaganda yapma imkanı tanınmış olması bence en zorlu konulardan biri olacaktır. Türkiye’nin de bundan geri adım atması zor olacaktır. Türkiye o kadar fazla angaje oldu ki Müslüman Kardeşler örgütü tasfiye edilmeye kalktığı zaman onları da Türkiye’ye karşı tepkileri olabilecektir. Müslüman Kardeşler örgütü, çok sayıda ülkede terör örgütü olarak kabul edilmiş bir örgüt. PKK örgütünün Batı ülkelerinde faaliyet göstermesinden rahatsız oluyoruz da Mısır, Müslüman Kardeşler’den niye rahatsız olmasın? Biz, PKK’yı en azından Mısır’daki gibi darbeyle devirip onun yerine geçmiş bir devlet değiliz. Zaten Türk devleti kendi içindeki bazı terörist grupları kontrol altında tutmaya çalışıyordu. PKK’yla olan ilişkilerimiz öyleydi. Mısır’ınki öyle değil. Mısır için Müslüman Kardeşler örgütü, darbeyle devirip onun yerine geçtiği bir grup. Dolayısıyla Mısır’ın Müslüman Kardeşler’e karşı olan hassasiyeti bizim PKK konusundaki hassasiyetimizden de önemli. Bütün bunların içinden en büyük sıkıntının Müslüman Kardeşler konusunda olacağını düşünüyorum.”

    ‘Libya’daki yeni hükümet girişimi Türkiye ve Mısır'ın yakınlaşmasına hizmet edebilir’

    Yakış ilişkileri iyileştirmek için sözü edilen 10 şartın birisinin de Libya olduğunu belirtirken, bu ülkenin de Mısır açısından önemine dikkat çekti. Mısır'ın Libya'ya sınır komşusu bir ülke olduğunu anımsatan Yakış, Türkiye'nin bu süreçte sadece Trablus'taki İhvan iktidarını desteklemesi ve diğer unsurları dışlamasının yarattığı sorunlara atıfta bulundu. Türkiye'nin aksine Kahire yönetiminin Libya'da herkesle temas etmeye çabaladığını belirten Yakış, Ankara'nın ise bütün yumurtalarını UMH sepetine koyduğunu vurguladı. Diğer yandan Yakış'a göre BM arabuluculuğunda son kurulan Libya geçici hükümeti, Türkiye açısından fırsata dönüştürülebilecek olumlu bir sinyal barındırıyor. Yakış hem Kahire hem Ankara tarafından memnuniyetle karşılanmasının iki ülkeyi yakınlaştırmaya yarayacağının altını çizdi:

    “10 maddede yer alan mesela Libya konusu. Son derece önemli orası. Mısır ile Libya arasındaki sınır, cetvelle çizilmiş bir çizgidir. Çünkü doğal bir sınır yok orada, çöl. Deve sürüleri, kabileleri düşündüğünüzde Libya’da Türkiye’nin desteklediği Trablusgarp’ta faaliyet gösteren Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin de Müslüman Kardeşler ağırlıklı bir hükümet olduğunu düşünürsek, başka bir neden olmasaydı sadece Müslüman Kardeşler’i ağırlıklı bir hükümeti destekleyen yabancı bir ülke olduğumuz için sorun olacaktı. Türkiye gibi Arap ülkelerinin işlerine karışılmaması gerektiğine inanlardanım. Araplar kendi aralarındaki sorunların çözümlenmesinde başka ülkelerin rol almasından memnun olmazlar. Aile içi sorun olarak görürler. Nitekim Sisi, hem UMH ile hem de Hafter ile irtibat halinde, hem de Libya’nın güneyindeki kabilelerden oluşan yarım hükümet sayılabilecek gruplarla temas halinde. Türkiye bütün yumurtalarını UMH sepetine koymuş durumda. Mısır, Trablusgarp ile yakın zamanda uçak seferlerini başlattı. Oraya büyükelçi gönderdi. Aynı şekilde Hafter ile de işbirliği yapıyor. Dolayısıyla Mısır’ın oradaki etkisinin çok daha kuvvetli olduğunu düşünmemiz lazım. Orada bir olumlu gelişme görüyorum. Geçen hafta kurulan bir geçici hükümet var. O hükümetin güvenoyu almasını Mısır da destekledi Türkiye de memnuniyetle karşıladı. Türkiye’nin Libya’da doğru yaptığı şeyler de var ama yaptıklarının hepsinin doğru olmadığını anlayıp şimdi kurulan hükümetin başarısını tebrik etti. Aynı şeyi Mısır da yaptı. Böylelikle Mısır ile Türkiye bir noktada biraz yaklaşmış duruma geldiler. Öteki sorunlar yanında bu biraz daha az sorunmuş gibi.”

    ‘Arap ülkeleri kendi içlerindeki sorunları ‘aile içi mesele’ olarak görür, Katar’la da bu şekilde oldu’

    Arap ülkelerinin aralarındaki sorunları ‘aile içi mesele’ olarak görüp halledebildiklerini söyleyen Yakış, keza Körfez İşbirliği Konseyi’nden dışlanan Katar ile ilgili sorunlarını bu şekilde hallettiklerini ifade etti. Yakış, Türkiye, Rusya ve Katar’ın katıldığı Doha toplantısında Rusya’nın Katar’ı Suriye’de yürüttüğü Müslüman Kardeşler’e destek sağlayan tutumundan vazgeçirmeyi hedeflemiş olabileceğini de söyledi:

    “Arap Yarımadasındaki ülkelerin kurduğu bir kuruluş var Körfez İşbirliği Konseyi diye. Para babası olan Arap Yarımadası ülkeleri orada yine Müslüman Kardeşler’e veya teröristlere sağladığı destek nedeniyle öteki Körfez İşbirliği Konseyi üyesi olan ülkeler Katar’ı dışlamışlardı. Aynı zamanda Katar’ı İran ile düşmanlığı olmayan bir ülke olmaması nedeniyle dışlamışlardı. Ama Arap ülkeleri kendi aralarındaki sorunları aile içi sorun olarak görüp bunu halledebiliyorlar. Nitekim şimdi onu yaptılar. Bir de buna geçen hafta yapılan Çavuşoğlu’nun da katıldığı Doha toplantısında Rusya, Katar’ı Suriye’de yürüttüğü Müslüman Kardeşler’e destek sağlayan tutumundan vazgeçirmek için onu kendi teknesine almak için bir girişim yaptı. Doha zirvesini bu şekilde yorumluyorum. O toplantı Türkiye, Rusya ve Katar’ın katıldığı bir toplantıydı. Bu toplantı tahminime göre Katar’ı Suriye’de yürümekte olduğu politikadan caydırmak için yaptı bunu Rusya. Tıpkı Türkiye, Rusya ve İran’ın Astana, Soçi dediğimiz süreçlerde İran’ı adeta ehlileştirmek için onu içine almıştı. Yapılan bütün toplantılarda kabul edilen nihai bildirilerde Suriye’nin toprak bütünlüğü ve genelliği korunacaktır lafını her defasında Türkiye’ye de olmak üzere tekrar ettirdiler. Şimdi aynı şeyi Katar’a yaptırmak istiyor Rusya. Katar böylelikle hem Rusya tarafından Suriye’de etkisizleştirilmeye çalışılacak hem de Arap ülkeleri tarafından Hurra toplantısında alınan karar nedeniyle Arap ailesine geri çevrilmek suretiyle nötralize edilecek. Bunun doğal sonuçlarından biri de Türkiye ile Katar arasında şimdiye kadarki ilişkileri aynen sürdürmek mümkün olacak mıdır? Suriye ve Libya’daki işbirliği aynı şekilde sürebilecek midir? Bunlar da tereddüt edilecek bir konu haline dönüştü.”

    ‘AK Parti’nin izlediği ‘Suudi kralını kollayıcı’ yaklaşım bir kapı aralayabilir’

    Yakış, Ankara'nın Suudi Arabistan ile ilişkilerde Cemal Kaşıkçı cinayetinden sorumlu tutulan Muhammed bin Selman’ı karşısına alıp Suudi kralının yanında durmasının iki ülke ilişkilerinde bir kapı açabileceği görüşünde. Ancak Yakış, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinde tarihten gelen karşıtlıklar ve anlayış farklılıklarına da dikkati çekti:

    “Suudi Arabistan ile ilişkilerimizde Cumhurbaşkanımız kralı kollayıp oğlu Muhammed Bin Selman’ı karşısına alan bir politika izlemişti. Ama kralı kollamaya özen göstermiştir. Bu özen ilişkilerin yeniden canlanması için bir kapı açacaktır, kolaylaştıracaktır bu süreci. Ama Türkiye ile Suudi Arabistan arasında ideolojik alanda eski AK Parti iktidarından önceki laik Türkiye arasında çok büyük mesafe vardı. Çünkü laikliği Suudi Arabistan din düşmanlığı olarak görüyor. Arapçada laiklik için 3 kelime var. Bir tanesi el maniyye, yani ilime dayanan yaklaşım anlamına geliyor. Öbürü la diniyye dinsizlik anlamında. Bir de Mısır’da kullanılan medeniyye diye bir tabir var, yani dini yerine medeni ilişkiler. Suudi Arabistan’da laiklik için her zaman la diniyye, Türkiye la dini bir ülkedir diye görülür. Cumhurbaşkanımızın tutumu ve AK Parti’nin yaklaşımı nedeniyle o boyut biraz daha yumuşamış olarak duruyor. Ama Suudi Arabistan ile aramızdaki sıkıntı tarihi nedenlerle, Suud ailesiyle Osmanlı devleti olarak her zaman karşı karşıya gelmişizdir. Suudi tarihinde 1817’deki ihtilal Osmanlı idaresine karşı olmuştur. Osmanlılar Suudi Arabistan’da Raşidi ailesi aracılığıyla yönetilirdi. Raşidi ailesi de Suud ailesinin düşmanıydı. Akşamdan sabaha bütün bunları üst üste koyduğumuzda Suudi Arabistan ile çok yakın candan ilişkiler olmasında birtakım zorluklar var. Şimdiki hükümet kalıcı olduğu sürece bir şekilde idare edilebilir. Ama uzun vadede o mesafe kalacaktır.”

    Etiketler:
    Suudi Arabistan, BAE, İhvan, PKK, Arap, Katar, Türkiye, Yaşar Yakış
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın