06:30 15 Mayıs 2021
Canlı Yayın

    ‘ABD’nin ciddi hegemonya sorunları var, sıkıştığı için savaşı aracı kullanabileceği siyasi çözümler peşinde’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 10
    Abone ol

    Erhan Nalçacı’ya göre, ABD sıkıştığı için Rusya ve Çin'e karşı savaşı aracı olarak kullanabilir. Ukrayna devletinin Rusya'ya karşı 'provokasyon örgütüne' çevrildiğini belirten Nalçacı, Çin'e Tayvan üzerinden tehlikeli hamlelere dikkat çekti. Nalçacı Rusya'yı batıda oyalayıp Pasifik'ten uzak tutacak bir taktik kullanılıyor olabileceği görüşünde.

    ABD'de Joe Biden yönetimi, geleneksel Amerikan dış politikasındaki işleyişin aksine hem Rusya Federasyonu hem de Çin Halk Cumhuriyeti'ne karşıt saldırgan politikalara yönelirken, iki ülkenin de çeper coğrafyalarında gerilimler artıyor.

    Biden yönetimi, Rusya'ya karşı Ukrayna üzerinden hamleye girişirken Karadeniz'de gerilimi artırmaya soyundu. NATO tatbikatları ve askeri hareketlilik eşliğinde askeri cephe hareketlenirken, özellikle Doğu Avrupa ülkeleri Rusya'ya karşı 'diplomatik savaş' açılmış görünüyor. Çin'e karşı da Hong Kong'un yanı sıra Sincan Özerk Bölgesi'ne yönelik 'insani müdahalecilik' temalı gerilim siyaseti devreye sokulurken, Doğu ve Güney Çin denizlerinde askeri gerilim alametleri beliriyor. ABD Başkanı Biden, yabancı bir liderle ilk yüz yüze görüşmesi için Japonya Başbakanı Suga'yı tercih ederken, Tayvan konusundaki Amerikan retoriği de dönüşmeye başladı.

    Biden yönetiminin Avrupa'yı ve Asya'daki müttefiklerini Rusya ve Çin'e karşı 'yeniden organize etme' girişimleri ve küresel barış açısından olası sonuçlarını Sol Portal yazarı Prof. Dr. Erhan Nalçacı ile konuştuk.

    ‘ABD sıkıştığı için savaşı bir aracı kullanabileceği çözümler peşinde’

    Erhan Nalçacı'ya göre, Joe Biden'ın başa geçmesiyle gelişmelerin bu yönde olacağının belliydi. ABD'nin artık emperyalist sistemin tepesinde olamama ve azalan hegemonya sorunu yaşadığını belirten Nalçacı, Biden'ın 'sıkıştığı için' savaşı aracı olarak kullanacak çözümler peşine olduğunu dile getirdi:

    “Biden’ın bu şekilde davranacağını önceden tahmin ediyorduk, hiç şaşırmadık. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nde parti farkının hiç önemi yoktur aslında. Kim seçilirse seçilsin Amerikan tekellerinin onayıyla, isteğiyle, bir plan doğrultusunda onların temsilcileri olarak seçilir. ABD’nin gerçekten çok ciddi bir sorunu var. Geçen yüzyıllardaki sorunlarından çok farklı. Bir hegemonya sorunu var. Emperyalist sistemin tepesinde olamama, aşağı doğru gitme, doların lider rezerv parası olmaktan çıkmaya başlaması, pazarlarını yitirmesi gibi çok ciddi sorunları var. Sıkıştığı için de savaşı bir aracı olarak kullanabileceği siyasi çözümler peşindeydi. O yüzden Biden’ın bu politikalarına hiç şaşırmıyoruz.”

    ‘Rusya kapitalist dönüşüm geçirmiş olsa da, oligarklar bulunsa da bağımsız devlet yapısı ve geleneğini korudu'

    Nalçacı, Ukrayna'nın aynı zamanda Alman emperyalizminin 'arka bahçesi' gördüğü stratejik konumuna atıf yaparken, 2014't NATO'nun 'renkli devrim' operasyonunda açıkça neo-faşist çetelerin kullanılmasını anımsattı. Rusya'nın ise kapitalist dönüşüm geçirse ve oligarklar bulunsa da bağımsız devlet yapısını ve devlet geleneğini koruduğunu belirten Nalçacı'ya göre, Moskova'daki bu yapıyı kırmak için 'tamamen Batı tarafından yönlendirilen bir provokasyon örgütüne dönüşmüş Ukrayna devleti çok müsait':

    “Ukrayna stratejik bir ülke. Alman emperyalizmi Ukrayna’yı her zaman arka bahçesi olarak gördü. İkinci Dünya Savaşı’nda da işgal edildi. Ukrayna 2014’te karşı devrim sonrasında Rus yanlılarıyla Batı yanlıları arasında gitti geldi. Nüfusun da böyle bir özelliği var. Batı tarafındakiler batı, doğusundakiler daha Rus yanlısıydı. Ama 2014’teki olayı anlamak bugüne ışık tutuyor. 2014’te bir NATO operasyonu oldu. ABD ve Almanya’nın genel olarak Batı emperyalizminin birlikte yürüttüğü operasyondu. Diğer renkli devrimlerden farklıydı, benzeyen yanları var ama bunda açıkça neo-faşist çeteler kullanıldı. İnsanlar her iki taraftan da provokasyon olsun diye keskin nişancılar tarafından öldürüldü. Katliamlar oldu. Sovyetler döneminden kalan savaş kahramanlarının heykelleri yıkıldı. Gerçekten faşizan bir yönelim oldu. Ukrayna’da niye faşizme ihtiyaçları var? Esas mesele şudur. Rusya bir kapitalist dönüşüm geçirdi. Orada da oligarklar oluştu belki ama şunun farkında olmalıyız. Rusya Batı emperyalizmine teslim olmadı, daha bağımsız bir devlet yapısı ortaya çıktı. Rusya'nın belli bir devlet geleneği var. Buna sahip çıkarak n bağımsız siyaset geliştirme yeteneğini korudular. Çin ile olan ittifak ilişkileri var. Çin’de de benzer bir dönüşüm oldu. Daha farklı süreçler. Ama Çin dünyanın fabrikası haline geldi. Ana üretim istasyonu haline geldi. Burada da bağımsız bir irade oldu. Çin’deki bazı değişiklikler Batı sermayesi akışına bağlı olabilir. Ama irade Batı sermayesine teslim olmadı. Sonuçta bu ittifak ilişkisi Rusya’yı Batı emperyalizminin ajandasına soktu. Dolayısıyla Ukrayna’nın haritadaki yeri Rusya’nın tam karnında. Karadeniz’de çok stratejik bir yeri var. Bu yüzden her türlü provokasyona hazır bir hali var. Gerçekten Ukrayna devleti bence bir provokasyon örgütüne düşmüş durumda. Normal bir devlet değil şu anda. Kendi sermayesinin mutluluğu, refahı için bir eylem içinde değil. Tamamen Batı tarafından yönlendirilen bir provokasyon örgütü şu anda. Eğer savaşa ihtiyaçları varsa, Rusya’yı kuşatmaya dönük bir niyetleri varsa, Ukrayna çok müsait buna. Oradan patlatabilirler.”

    'Asıl Akdeniz'deki yığınağa bakılmalı, Türkiye'yi Boğazlardan geçit vermeye sevk edecek bir fiili durum tehlikesi yaratabilirler'

    Nalçacı, Karadeniz'deki tatbikatların yanı sıra asıl Ege ve Akdeniz'de çok büyük bir askeri gücün birikmesine bakmak gerektiği görüşünde. Nalçacı, Türkiye'yi Karadeniz'e Boğazlardan geçit vermek zorunda bırakacak bir provokasyon yaratılması tehlikesine dikkat çekti. Diğer yandan Nalçacı'ya göre Batı, Navalnıy gibi vakalar üzerinden Rusya'da sermaye sınıfı içinde yönetim değişikliği için basınç ortamı yaratmaya çalışıyor ancak istediği dalgayı şimdiye kadar oluşturamadı:

    “Karadeniz’deki yoğun tatbikat, Ege Denizi’nde çok büyük bir askeri güç birikti. İngiltere, Ukrayna’ya destek için Karadeniz’e gemisini yollayacağını söylüyor. Ama esas büyük gücü 2021’de devreye soktukları bir uçak gemisi var, Queen Elizabeth. O Akdeniz’de bekleyecek deniliyor. Öyle bir provokasyon yaratabilirler ki bir anda bütün gemiler Türkiye’nin de bir şekilde izin vermesiyle ya da fiili bir durum yaratmasıyla Karadeniz’e doluşabilir. Karadeniz’deki gemi sayısından ziyade Ege ve Akdeniz’deki büyük NATO yığınağına bakmak gerekiyor. Ne yapmak istiyorlar? Bunlardan birisi Rusya’da sonuçta sermaye sınıfı içinde farklı klikler yaratarak yönetim değişikliği için bir basınç ortamı, uygun bir siyasi ortam sağlamaya çalışıyor olabilirler. Şimdiye kadar bundan bir sonuç çıkmadı. Kuvvetli bir Navalnıy provokasyonuna rağmen Rusya içinde böyle bir dalga oluşmadı."

    ‘Rusya’yı böyle bir yığınakla batıda oyalarsanız Pasifik’e güçlerini gönderemeyecektir’

    Rusya ile Çin'in dünya ölçeğinde güçlerken, ABD'nin asıl tehdit gördüğünün Pekin yönetimi olduğunu belirten Erhan Nalçacı, Biden yönetiminin aynı anda hem Rusya hem Çin'in üzerine gitmesinin arkasında Rusya'yı 'batıda oyalama' taktiği bulunabileceğini dile getirdi. Rusya'nın aynı zamanda Pasifik'e bakan özel konumuna dikkat çeken Nalçacı, ABD'nin İkinci Dünya Savaşı'nda Japon imparatorluğu ile savaşmış Sovyetler'in savaş sonunda Pasifiğe yönelmesini nükleer bomba atarak engellemesi tezine atıfta 'yumuşak karnı' Ukrayna'dan sıkıştırılıyor olabileceğini belirtti:

    “Rusya ve Çin’i dünya ölçeğinde güçler olarak değerlendirebiliriz. Asıl ABD’yi tehdit eden kuvvet Çin’dir. Dolayısıyla Pasifik’te bir kapışma olması gerekiyor, Çin’deki sermayenin değersizleştirilmesi veya bir şekilde teslim alınması için... Rusya çok ilginç bir ülke. Haritaya bakarsak Rusya, bir yanıyla Karadeniz’de, bir yanıyla Orta Avrupa’da, bir yanıyla da Pasifik’te. Rusya aynı zamanda Pasifik ülkesidir. Bu çok insanın aklına gelmiyor. Ama İkinci Dünya Savaşı’nda Rusya, Pasifik’e yönelememişti başlangıçta. Çünkü Almanya tarafından çok ağır bir saldırı altında kaldı. Ancak onları yendikten sonra bütün güçleriyle Kızıl Ordu trenlere bindi ve Pasifik’e kadar yolculuk etti. Japonya ile savaştığını da çoğu kimse hatırlamaz. ABD’nin nükleer silahları Japonya üzerinde Kızıl Ordu’nun Pasifik’e yönelmesini engellemek için attığı da söylenir, bu kuvvetli bir tezdir. Siz eğer Rusya’yı böyle bir yığınakla batıda oyalarsanız Pasifik’e güçlerini gönderemeyecektir. Yumuşak karınlarına o kadar dokunuyorlar ki Pasifik’te Çin’i yalnız, güçsüz bırakmak zorunda kalabilir. Taktik buna da dayanıyor olabilir diye tezler öne sürülüyor. Bu da oldukça mantıklı bir tez.”

    ‘Batı Uygurları Çin’i sıkıştırmak, dünya kamuoyunda gözden düşürmek için kullanıyor’

    Rusya’ya karşı Navalnıy ya da Donbass provokasyonu gibi Çin’e karşı da Tayvan’ın kullanıldığını söyleyen Nalçacı, bu bölgenin Çin için tarihsel ve duygusal önemini anımsattı. Nalçacı, ABD'nin 'Tek Çin' politikasından vazgeçiyor olmasının olağanüstü bir politik değişikliğe ve provokasyona işaret ettiği görüşünü dile getirdi. Nalçacı, devşirilerek dünyanın değişik yerlerine ihraç edilmiş Uygur asıllı cihatçı militanların Batı emperyalizmi açısından kullanım değerini de vurguladı. Nalçacı'ya göre Batı bunları, Çin'i kışkırtmak, dünya kamuoyunda gözden düşürmek ve kendi kamuoyunu savaşa hazırlamak için bir propaganda faaliyeti olarak kullanıyor:

    “Şu anda Rusya’ya karşı nasıl bir Navalnıy ya da Donbass provokasyonu varsa Çin’e karşı da Batı emperyalizminin provokasyon noktaları var. Bunlardan en bence önemlilerinden biri Tayvan. Çin basınını izlediğim kadarıyla bu konu Çin için çok duygusal. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Çin’in parçasıydı. Sonra başa geçen emekçi sınıfların düşmanı olarak yıllarca savaşmış milliyetçiler orada bir ülke kurdular. Çin o yüzden çok duygusal. Buradaki bir kışkırtma pekala Çin’in gerçekten bir şekilde saldırmasına yol açabilir, erken bir kazaya neden olabilir. Çünkü ABD uzun süredir Tayvan’ı silahlandırıyor. 'Tek Çin' politikası vardı, ondan vazgeçiyor olması olağanüstü bir politik değişikliğe ve provokasyona işaret ediyor. Hong Kong’da ABD ve İngiliz bayraklarıyla yapılan gösterilerde Batı emperyalizminin 'demokrasi' söylemi Çin tarafından boşa çıkartıldı. Ama Uygur meselesi daha farklı. Batı emperyalizminin kirliliği ve propaganda gücüne dayanarak gerçekten bunu tekrar tekrar kullanıyor olması çok üzücü. Çünkü Sincan, Uygur asıllı cihatçı militanların Batı emperyalizmi tarafından kullanıldığı, devşirildiği ve dünyanın değişik yerlerine ihraç edildiği bir yer. Sonuçta Suriye’de de gördük Uygur cihatçıları. Çin burada onlara karşı bazı önlemler alabilir. Sincan'da her şeyin güllük gülistanlık olduğunu söylemek zorunda değiliz. Ama burada soykırım yapılıyor şeklindeki bir propaganda ve buna bağlı olarak yaptırımlar uygulanması Batı emperyalizminin demagojisidir. Çin’i sıkıştırmak, dünya kamuoyunda gözden düşürmek ve kendi kamuoyunu savaşa hazırlamak için yaptığı bir propaganda faaliyetidir.”

    Etiketler:
    Vladimir Zelenskiy, Vladimir Putin, Çin, Tayvan, Hegemonya, Ukrayna, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın