06:22 15 Mayıs 2021
Canlı Yayın

    'İklim zirvesinin Kuzey Kutbu ile ilgisi var, Amerikalılar var olmadıkları denizlere yönelik hamle yapmaya çalışıyorlar'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Dr. Adıbelli’ye göre, ABD Rusya'ya mı Çin'e mi ağırlık vereceğini netleştiremedi. Tayvan'ı Çin'e karşı 'batmayan uçak gemisi' gibi kullanma ve Kuzey Kutbu'na dair girişimlere atıf yapan Adıbelli, ABD'nin asıl kaygısının Asya Pasifik'in kendisine kapanması olduğunu söyledi. Adıbelli, ABD'nin Pasifik’te Japonya’yı Rusya’ya karşı kullandığı görüşünde.

    ABD lideri Joe Biden, göreve geldikten sonra ilk yüz yüze görüşmesini Japonya Başbakanı Yoşihide Suga ile gerçekleştirdi. Ortak basın açıklamasında ABD ve Japonya'nın ‘özgür ve açık Hint-Pasifik için önemli iki demokrasi olduğu' kaydedildi. İki ülkenin Çin'e karşı Tayvan Boğazı'nda barış ve istikrarı savunduğu söylemi dikkat çekti. Çin'e yönelik Hong Kong ve Sincan özerk bölgelerindeki durumun yanı sıra Karşılıklı Güvenlik ve İşbirliği anlaşmasının 5'inci maddesine atfen Senkaku/Diyaolu adalarına dair hak iddiasının vurgulanması da bir diğer meydan okumayı oluşturdu.

    Asya jeopolitiğindeki hareketlilik, Biden'ın Japonya lideriyle teması eşliğinde Asya-Pasifik'te Çin ve Rusya'ya yönelik tutumu Dumlupınar Üniversitesi’nden Asya politikaları uzmanı Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

    ‘Japonya ile Amerika 1969’dan beri ilk defa ortak bir belgede Tayvan’dan bahsetti’

    Dr. Barış Adıbelli'ye göre, ABD, Rusya ve Çin arasında bir ‘kafa karışıklığı’ içerisinde. Birkaç hafta önce ABD-Çin arasında Alaska görüşmesini konuşurken, Washington'ın Rusya ile Ukrayna ve Karadeniz üzerinden gerilimi tırmandırdığını söyleyen Adıbelli, Biden'ın Japonya ilk yüz yüze buluşmasını gerçekleştirdiği Japonya lideriyle temasının ardından yeniden Asya-Pasifik'in gündem olduğunun altını çizdi. Adıbelli'ye göre bunun nedeni Washington'daki politika yapıcılarının Rusya'ya mı Çin'e mi ağırlık vereceklerini netleştirememeleri:

    “Amerikan stratejileri inişli çıkışlı devam ediyor. Birkaç hafta önce Alaska görüşmeleri, Asya turunu konuşuyoruz. Bugün gelinen noktada Ukrayna ve Karadeniz meselesi var. Japonya ile birlikte bir kez daha Uzakdoğu’ya gittik, Asya-Pasifik gündeme geldi. Amerika’nın böyle gelgitleri var. Biden’ın bir kafa karışıklığı yaşadığını düşünüyorum. Hatta Biden’ı aştı bu, Amerika’nın bir kafa karışıklığı var. Aynı kafa karışıklığını bizde de yarattılar. Acaba kasıtlı mı yapıyorlar? Yoksa bilmiyorlar mı?

    Bilmiyor olamazlar. Amerika’nın bölge uzmanları muazzam. Ama kasıttan çok bir türlü nerede bir tercih koyacaklarının hala kararını veremediler. Bu da bize Amerika’da kapalı kapılar ardında çok büyük tartışmalar olduğunu gösteriyor. Bir grup Çin ve Asya’ya ağırlık verelim diyor, bir grup Rusya’ya ağırlık verelim diyor. Bu iki grup arasındaki çatışma bize kafa karışıklığı gibi yansıyor. Biden, Japonya’ya önem veriyor. Suga ayrıca ilk aradığı liderdi. Beyaz Saray’da da ağırladığı ilk lider oldu."

    'Tayvan'ı Çin'e karşı batmayan uçak gemisi olarak kullanacaklar

    Adıbeli, Japonya, Tayvan ve ABD'nin Çin açısından 'hayırlı' bir üçlü olmadığını anımsatırken, deniz ikmal hatları, ticaret yolları ve enerjinin geçtiği Tayvan Boğazı'na dikkat çekti. Adıbelli, MacArthur'un 'batmayan uçak gemisi' nitelemesine atıfla, Çin açısından önem taşıyan Tayvan'ın ABD tarafından kullanım değerinin altını çizdi:

    "Japonya-Tayvan-Amerika, Çin için hayırlı bir üçlü değil. 1969’tan beri ilk defa Japonya ile Amerika ortak bir belgede Tayvan’dan bahsediyorlar. En son Tayvan, BM’den çıkarılmadan önce Çin’in yasal temsilcisiyken Tayvan’dan bahsedilmiş. Sonra hiç bahsedilmemiş. İlk defa bugün bahsediliyor. Bu önemli. Bana İkinci Dünya Savaşı’nda imparatorluk Japonya’sında kabineye sunulan bir Japon genelkurmayın raporu var. Tayvan önemlidir, Tayvan’ı kaybedersek, Japonya’nın boğazına sağlanmış bir hançer olur. Tayvan ve Tayvan Boğazı o derece önemlidir diyor. Japonya için gerçekten önemli. Çünkü bütün deniz ikmal hatları, deniz yolları, ticaret yolları, enerji her şey Tayvan Boğazı’ndan geçerek Japonya ve Güney Kore’ye ulaşıyor. 1945’e kadar Tayvan’ı yöneten ülke de Japonya’dır. Sömürgesidir. İlginç bir coğrafya, Tayvan’da bulunmuştum. Çok stratejik bir lokasyonu var, 36 bin km. Ama milli geliri Türkiye’den fazla. Burayı Çin’e karşı batmayan bir uçak gemisi olarak kullanacaklar. Bunu da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra General Douglas MacArthur söylemişti.”

    'İklim zirvesinin Kuzey Kutbu ile ilgisi var, Amerikalılar var olmadıkları denizlere yönelik hamle yapmaya çalışıyorlar'

    Adıbelli'ye göre ABD Çin'in İpek Yolu'nu engelleme adına yeni bir strateji ortaya koymaya çalışıyor. Bu bağlamda Kuzey Kutbu'nun da öne çıktığını anımsatan Adıbelli, Rusya'nın uzun kıyı şeridi eşliğinde Çin'in de bu bölgeye Avrupa'ya erişmekte rota olarak gördüklerini vurguladı. Bölgenin ABD'nin kontrol edebileceği bir yer olmadığını belirten Adıbelli, Amerikalıların son dönemde Karadeniz'de olduğu gibi var olmadıkları denizlere dair hamleler yapma girişimlerine dikkat çekti. Adıbelli, Biden'ın İklim zirvesinin de konuyla bağlantılı olduğu görüşünde:

    “Tamamen Çin’in deniz İpek Yolu’nu engelleme adına Amerika, yeni bir strateji ortaya koyuyor. Son dönemde kutuplar özellikle Kuzey Kutbu gündeme geldi. Havanın ısınmasıyla o dengesizlikten dolayı buzullar erimeye başladı. Çin bu bölgeden Avrupa’yı kendisine yeni bir ticari rota keşfetti. Burayı kullanmaya başladı Rusya ile birlikte. Amerika Birleşik Devletleri’ne alternatif bir yer. Çünkü uzun bir kıyı şeridi var. Rusya’nın egemenliği içerisinde. Yani ABD’nin kontrol edebileceği bir yer değil. Son dönemde Amerikalıların yeni bir şeye başladı. Var olmadıkları denizlere hamle gerçekleştiriliyorlar, örneğin Karadeniz. Muhtemelen kuzeye doğru da baskı yapacaklar. Bu kafa karışıklığıyla gidilecek bir yer yok. Bir taraftan iklim zirvesini yapacaksınız, diğer taraftan İran ile nükleer programı halledeceksiniz öbür taraftan Kuzey Kore’yi nükleer silahlardan arındıracaksınız. Japonya ile çok önemli adımlar atıyor."

    'Rusya’nın Pasifik’te Çin ile birleşmesini engelleme adına Japonya'nın bariyer oluşturma potansiyeli var

    Adıbelli, Asya jeopolitiğinde Japonya'nın yerine dikkat çekti. Japonya'da artık Şinzo Abe gibi milliyetçi bir lider olmadığını ancak yerini alan Suga'nın tutumunun henüz bilinmediğini belirten Adıbelli, Tokyo'nın son yıllarda İkinci Dünya Savaşı'ndaki pasifist tutumu değiştirmeye soyunduğunu, ancak Amerikalıların buna destek verseler bile savaşın 'rövanşı' potansiyelinden de çekindiklerini dile getirdi. Japonya ile vaktiyle işgal ettiği Güney Kore gibi Amerikan müttefiklerine atıf yaparak tarihsel ayrımlara dikkat çeken Adıbelli, diğer yandan Japonya'nın ABD açısından Rusya'nın Pasifik Filosu'na set çekme ve Çin'le birlikte hareket etme potansiyelini engelleme olasılığına atıfta bulundu:

    "Japonya'da artık başbakan Şinzo Abe değil. Şinzo Abe, ilk iktidara geldiğinde Japonya tarihinin en milliyetçi başbakanı olarak lanse edilmişti. Şinzo Abe, Amerika’ya şunu söylemişti. Anayasamızın 9. Maddesini değiştirmemiz lazım. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri anayasa 9. Madde ulusal ordu bulundurmasını yasakladı. Japon Başbakanı Suga acaba bu yönde bir adım atacak mı? Bir türlü onu yapamadı. Çünkü Japonya diyor ki ‘Ben Çin’e karşı seninle beraber olacaksam caydırıcı bir askeri gücümün olması lazım. Burada senin askerinle bu iş olmaz’. Kısaca taşıma suyuyla değirmen dönmez diyor. Sadece Çin değil burada Kuzey Kore de var. ABD bu konuda maalesef endişeli, korkuyor. Çünkü Japonya yeniden silahlanmaya başlarsa, İkinci Dünya Savaşı’nın bir rövanşını almak ister mi acaba diye düşünüyor. Çinli uzmanlar da diyor ki ‘Üçüncü Dünya Savaşı, Japonya’nın Amerika’dan alacağı rövanşla başlayacak’. Buna görüş olarak ben de yakınım. Çünkü Japonya’nın 24 saat içinde 2 bin savaş başlığı üretme kapasitesi olduğu söyleniyor. Yani şu anda karar verse akşama nükleer savaş başlıyor. Burada bir mesele var, o da Güney Kore. Quad dörtlü güvenlik diyaloğu. Burada Japonya, Avustralya, Hindistan ve ABD var. Niye Güney Kore yok? Güney Kore ile Japonya arasında tarihten gelen sorunlar var. Hala Güney Kore, bu işe girmek istemiyor. Bu bağlamda ortak paydayı da tarihte birtakım anlaşmazlıklar oluşturduğu için Güney Kore, Kuzey Kore, Çin ortak paydada buluşuyorlar, o da Japon düşmanlığı. Japonya son dönemde bir şey çıkarttı, Doğu Çin Denizi Adaları sorunu. Güney Çin Denizi zaten vardı, şimdi de Doğu Çin Denizi Adaları sorunu var. O da Şinzo Abe ile Çin yönetiminin kurmuş olduğu ikili ilişkiler nedeniyle bu sorun rafa kaldırılmıştı, çok gündeme gelmiyordu. Şimdi son Asya turunda Blinken ve savunma bakanı ısıtarak gündeme getirdiler, Japonya’nın yanındayız dediler. Hatta nükleer silahlarda taahhüt veriyoruz dediler. Burada görünmeyen bir şey daha var. Japonya aynı zamanda Rusya’nın olası Pasifik filosunu kuşatmak açısından önemli. Yani Rusya’nın Pasifik’te bir şekilde Çin ile birleşmesini engelleme adına Amerika’nın arada Japonya’dan bir bariyer oluşturma amacı da var. Bu çok uzak bir şey ama bunu da düşünüyorlar.”

    ‘ABD’nin asıl korkusu, Japonya’nın da Rusya ve Çin’e katılması durumunda, Asya Pasifik’in kendilerine kapacağı’

    Japonya ile Rusya arasında teknik anlamda hala barış anlaşması imzalanamadığını anımsatan Adıbelli’ye göre son yıllarda bu yöndeki girişimleri ABD engelledi. Adıbelli, ABD’nin asıl korkusunun, Japonya’nın da Rusya ve Çin’e katılması halinde, Asya Pasifik’in kendilerine kapanması tehlikesi olduğu görüşünü dile getirdi. Adıbelli, ABD'nin bu sebeple Hint Pasifik’i icat ettiğini söyledi:

    “İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan bu yana hala Rusya ile Japonya arasında bir barış anlaşması yok. Sovyetler Birliği 1951’deki barış anlaşmasını reddederek imzalamadı. Bugün teknik anlamda savaş halindeler. Kuril toprakları nedeniyle. Japonlar kuzey toprakları diyor; Kuril adaları meselesi... Putin 'bunu görüşüp imzalayabiliriz' dedi, Şinzo Abe’nin de niyeti vardı. Ama sonradan ne olduysa olmadı. Bunda Amerikan parmağı gizli. Çünkü Amerika istiyor ki Japonya birileriyle orada didişsin. Amerika’nın en büyük korkusu şu. Japonya da bir gün Rusya ve Çin'e katılırsa, o zaman Asya-Pasifik bize kapanır. Gündeme getirmedikleri, tartışmadıkları bu. Yani Japonya’nın bir gün uyanmasından korkuyorlar. Asya’nın bir sözü var, aslında Japonlara aittir. Bugünlerde Şi Cinping çok kullanıyor. En son bir forumda da kullanıldı. Şi Cinping ve diğer dışişleri bakanları ‘Eğer Asya’ya müdahale olmasa, biz Asyalılar kendi sorunlarımızı güvenliğimizi çözebiliriz. Onun için Asyalı olmayanlar lütfen Asya’nın dışına çıksın’ diyor. Yani ABD’ye diyor. Amerika’nın Hint Pasifik’i icat etmesinin nedeni de o. Afrika’nın doğu kıyılarına kadar uzandığını görüyoruz. Aslında Amerika kurnazca bir hamleyle o coğrafyayı, etki alanını genişletti. Afrika’yı boydan boya doğu kıyılarına kadar Pasifik Bölgesi’nin sınırını getirmiş durumda.”

    'ABD Tayvan'a ayrı devlet muamelesi yapıyor, Çin'in Tayvan meselesinde şakası yok, bağımsızlığını savaş sebebi sayar'

    ABD'nin 1972'de Şanghay bildirisiyle Tayvan'ı Çin'in parçası olarak kabul etmiş olmasına rağmen buraya 'ayrı bir devletmiş' gibi muamele etmeyi sürdürdüğü ve yoğun biçimde silahlandırdığını anımsatan Adıbelli, bugün de Biden'ın aradığı liderler arasında Tayvan liderinin bulunduğunu vurguladı. Adıbelli, Tayvan'ın ise Çin açısından 'namus meselesi' görüldüğünü belirtirken, Pekin'in olası bir bağımsızlık girişimini 'savaş sebebi' saydığını da anımsattı. Tayvan'da etkili iki siyasi partinin Çin'e bakışlarındaki farklılıklara işaret eden Adıbelli, ABD desteğiyle Tayvan'da yaşayan Çinliler için yapay bir tarih yaratıldığına atıfta bulundu:

    “Amerikalılar 1972’de Şanghay bildirisiyle Tayvan’ın Çin’in parçası olduğunu kabul ettiler ama kağıt üzerinde kaldı. 1979’da Çin ile diplomatik ilişkiler başladı. Fiili olarak Amerika her zaman Tayvan’a ayrı bir devletmiş gibi muamele etti. 2020’de Amerika’dan en fazla silah satın alan ne Ortadoğu’da ne Körfez’de; Tayvan. 1950-2020 arasında Amerika’dan en fazla silah alan üçüncü ülke Tayvan. Tayvan’daki F-16’nın filosu, Türkiye’deki F-16 filosundan daha modern, daha güçlü. Yani Çin aleyhine Biden teşekkür telefonu için Tayvan liderini aradı. Eski Amerikalı diplomatlar Tayvan’a geldi. Temmuz’da da eski dışişleri bakanı Pompeo da Tayvan’a geliyor. Çin ise ‘Tayvan benim için bir namus meselesidir, savaş nedeni sayabileceğim bir ülkedir’ diyor. Pekin 2005-2006 yıllarında ayrılıkçılıkla mücadele yasası çıkardı. Burada Tayvan’a bağımsızlığını ilan etmesi halinde bunun savaş nedeni sayacağını duyurdu, buna yeltenenleri de 'vatan haini' ilan etti. Çin’in Tayvan meselesinde şakası yok. İki defa Amerika ile savaşın eşiğinden döndü. En yakını Clinton döneminde, 1995-96 Tayvan Boğazı krizi. Tayvan’da iki parti var; Demokratik İlerleme partisi, Çin Milliyetçi Partisi. Demokratik İlerleme Partisi Tayvan’da Amerika ile bağımsızlık yanlılığı hep öne çıkar. Milliyetçi Parti ise ana karayla, yani Çin ile ilişkileri sürdürmeyi hatta zamanı gelince katılmayı istiyorlar. Onlar çok fazla bağımsızlık yanlısı değil. Fakat iktidarda tekrar Demokratik İlerleme Partisi var. Bu parti çok ilginçtir, 'biz ayrı bir ulusuz, Tayvan ulusuyuz' diyor. 'Çinliyiz ama Tayvanlıyız' diyor. Yapay bir tarih yazmışlar, Tayvan diye. Tayvan’daki herkese sorun, 'dedem Çin’den şu köyünden gelmiş' derler. Ben orada bizzat kendim öğrencilere sormuştum, 'savaş çıksa, Çin sizi işgal etse savaşır mısınız?’ diye... ‘Hayır, savaşmayız çünkü kendi ülkemiz’ demişlerdi. Tibet'le ilgili gündem olduğundaki tepkileri de öyle. Normalde Tayvan, Tibet’teki Dalai Lama’nın ayrılıkçı hareketlerini destekler diye düşünürsünüz. Ama Tayvan'daki milliyetçi parti, ‘Çin’in kadim toprağıdır, hiçbir şekilde bölünmesine müsaade edilemez’ tepkisi vermişti. 1949’a kadar Çin’i yöneten tek partidir Çin milliyetçi partisi, sonra Tayvan’a kaçtı. Bizim Kıbrıs meselesine çok benzer. Tayvan bölgenin barış ve istikrarı açısından çok önemli."

    ‘Amerika Pasifik’te göstermelik işler karşılığı Japonya’yı Rusya’ya karşı kullanıyor’

    Adıbelli, bölgede Japonya'nın kilit konumuna atıf yaparken, ABD'nin Tokyo'yu sadece Çin'e değil arka planda aslında bir Pasifik ülkesi de olan Rusya'ya karşı da kullandığını söyledi. Kuzey Kutbu üzerinden Rusya'nın bölgede etkinliğinin artacağı görüşündeki Adıbelli, ABD'nin ise Rusya ile Çin'in elbirliği etmesi ve hatta Japonya'yı da saflarına çekmesi olasılığını engellemek isteyeceğini vurguladı:

    "Ama son noktada Japonya ne kadar ileriye adım atabilir, bu çok önemli. Tokyo, Çin ile Kuzey Kore ile hatta belki Güney Kore ile karşı karşıya gelme pahasına Amerika ile bölgede ne kadar adım atabilir? Ki ben oraya bir de Rusya’yı ekliyorum, çünkü Rusya da bir Pasifik ülkesi. Rusya da bölgede. Sanki Amerika göstermelik işler karşılığında, arka planda da Japonya’yı Rusya’ya karşı kullanıyor. Çünkü Rusya’nın Pasifik’te bir filo kurduğunu, geliştireceğini biliyoruz. Rusya, Pasifik’te de yer almak istiyor. Kuzey Kutbu hikayesi arttıktan sonra o bölgelerde daha da etkili olacaktır. Amerika hem Çin’in oraya ulaşmasını engelleyecek hem de Rusya ile Çin’in bölgede bir araya gelmesi, belki çok ileri zamanda Japonya’nın da bu ekibe katılmasını engelleyecek. Çünkü Japonya’da muhalif bir kesim de var, Amerika ile ilişkilerin geliştirilmesine karşı. Bundan sonra yolumuza gidelim diyenler de var.”

    Etiketler:
    Japonya, Birleşmiş Milletler (BM), Joe Biden, Pasifik, İklim Zirvesi, Çin, Tayvan, Barış Adıbelli, Kuzey Kutbu, Rusya, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın