17:35 17 Mayıs 2021
Canlı Yayın

    ‘Türkiye’de bakkal dükkanı açmak, kripto para alıp satan borsa açmaktan daha zor’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 61
    Abone ol

    Ozan Gündoğdu'ya göre, kripto piyasalarda ilk 10'da enflasyonla boğuşan ülkeler var; gençliğin kazanç hayalleri sosyal krize dönüştü. Kripto piyasaların merkezsiz sermayenin vergisiz dolaşım aracı olduğunu belirten Gündoğdu, kapitalizmin evrimine işaret etti. Gündoğdu "Türkiye'de bakkal dükkanı açmak kripto para alıp satan borsa açmaktan zor" dedi.

    2009 yılında insanların hayatına giren kripto varlıklar, pandemi koşullarında küresel çapta yükselişe geçmiş görünüyor. Üst üste değer rekorları kıran Bitcoin gibi kripto paralar kısa sürede para kazandırdığı için tercih edilse de 'dengesiz' oluşları tartışılıyor. Diğer yandan küresel çapta kripto varlıkların kullanım alanları giderek genişlerken, JPMorgan gibi büyük şirketler kripto para bağlantılı hisseleri kapsayan yatırım araçları oluşturuyor. Dijitalleşmede başı çeken dünyanın yükselen gücü Çin'de de devletin düzenleyiciliğinde kripto varlıklarla ilgili yeni gelişmeler eksik değil.

    Bu koşullarda Türkiye'de ise 10 yılı aşkındır düzenlenmeden bırakılan kripto varlıklarla ilgili dolandırıcılık vakaları patlamakta gecikmedi. Thodex’le başlayan furyada 400 bine yakın insan mağdur olurken, Vebitcoin ve Goldexcoin de tartışılıyor.

    Bitcoin ve kripto paraları çağının başlangıcını BirGün Gazetesi ekonomi yazarı Ozan Gündoğdu ile konuştuk.

    ‘Kripto para piyasasında ilk onda olan enflasyonla mücadele eden ülkelerde'

    Ozan Gündoğdu’ya göre, kripto piyasası teknolojik altyapı olarak ciddi bir yenilik ancak çok dalgalı bir piyasa ortaya koyuyor. Gündoğdu, bu piyasaya özellikle yoksullukla boğuşan gelişmekte olan ülkelerde ilgi gösterildiğini belirtirken, kısa sürede para kazanıp enflasyondan kaçış hayallerine atıf yaptı:

    “İşin iki boyutu var. Bir teknolojik altyapı boyutu var. Ortada ciddi bir yenilik var. Bundan önce bir de ikinci boyutu var. Bitcoin veya genel olarak kripto paralar piyasası çok dalgalı bir piyasa. Bu piyasa özellikle yoksullukla boğuşan ülkelerde mutsuz geniş kesimlerin bir biçimiyle para bulma, kazanma hayallerini süslüyor. Zaten yurttaşlar bazında kripto paralara en çok yatırım yapan ülkeler gelişmekte olan ülkelerin insanları. Mesela Avrupa’da nüfusa oranla en çok kripto para yatırımcısı ülke Türkiye, dünyada da dördüncü sıradayız bu anlamda. İlk onda olan ülkeler de enflasyonla mücadele eden ülkeler. Yani yerli paradan bir biçimiyle kaçarak enflasyondan kurtulmaya çalışan geniş halk kesimlerinin olduğu ülkeler. Afrika ülkeleri bunların başında geliyor. Keza Venezüella’da da yüksek oranlı enflasyon var ve kripto paralara ilgi çok yoğun. İnsanlar bunu enflasyondan kurtulma olarak görüyor.

    'Gençler ben de kazanabilirim diye hayal kuruyor'

    Gündoğdu, özellikle Türkiye’de kripto paranın rağbet görmesinin nedenini genç kesimlerin günlük harçlığını çıkarmak istemesi olduğunu belirtti. İnsanların daha kısa sürede kazanabilecekleri paranın hayalini kurduğunu söyleyen Gündoğdu, Thodex'te mağdur olanların yarısının 18-24 yaş arasında olduklarını vurguladı:

    "Türkiye’de gördüğümüz fenomen şu. Özellikle genç kesimler kısa süre içerisinde paradan para kazanma ve bu şekilde günlük harçlığını çıkarma gibi bir hayal kuruyorlar. Örneğin 2 bin lirası varsa, gün içerisinde bu dalgalı piyasada al-sat yapıp onu 2 bin 200 lira yapıp, 200 lirasıyla harçlık çıkartma gibi amaçları oluyor. Böyle az buz insan da yok. Örneğin dolandırıcılık faaliyetinden kapatılan, sahibinin arandığı Thodex’te 391 bin yatırımcı vardı. Bunların yüzde 51’i 18-24 yaş arasındaydı. Bu Thodex’in kendi paylaştığı veriler. Bu durum bir hayal. Çünkü insanlar şunu söylüyorlar. Şunun değeri bir ayda 3 katına çıktı. Elon Musk, Dogecoin’i paylaştı, değeri 100 katına çıktı. Bu dedikodu şeklinde yayılıyor etrafta ve gençler ben de kazanabilirim diye hayal kuruyor."

    'Bence bu bir sosyal krize dönüşmüş durumda'

    Davranışsal iktisatçıların 'marShmallow' deneyine atıf yapan Gündoğdu, uzun vadeli yatırım için bekleme sabrı göstereceklerin daha ziyade varlıklı olanlardan çıktığını anımsattı. Gündoğdu, Türkiye'de gelinen noktada işçi sınıfından gençlerin 7/24 açık bu piyasada gözlerini cep telefonlarından alamaz hale geldiklerini vurgulayıp, meselenin bir sosyal krize dönüştüğünün altını çizdi:

    "Şunu söylemekte fayda var. Davranışsal iktisatçıların çok önemsediği bir deney var, Marshmallow deneyi. 1972’de Stanford'da yapılıyor. Deney özetle şu. Deneklere bir ödül veriliyor. Bu ödülü tüketirsen, bedava. Tüketebilirsin. Ama belli bir süre bekleyip yanımıza gelmemize müsaade edersen ikinci ödülü alacaksın. İkinci ödülü bekleyebilenler genellikle varlıklı kimseler. Yoksullar ikinci ödülü bekleyemiyorlar. Hazzı erteleyebilme, bu anlamıyla yatırımlarında daha kararlı olma, daha soğukkanlı olma davranışı daha çok zenginlere ait bir özellik. Daha soğukkanlı oldukları için zenginler demiyorum. Hayat şartları onu o hale getiriyor. Örneğin borsaya yatırım yapan insanlar, bir yıl sonrası için yatırım yapıyorlarsa, bunlar büyük yatırımcılar. Ama işçi sınıfı çocukları gerçekten gözlerini telefondan almaz hale geldiler. Bitcoin’de de aynı şekilde. Gün içindeki dalgalanmaları gözlemleyecek, 2 bini 2 bin 200 yapacak, bir de 24 saat çalışan bir piyasa olduğu için akşam uyuyamıyor, gözler mosmor, dikkatler dağınık vaziyette. Bence bu bir sosyal krize dönüşmüş durumda. Bu işin bu boyutu. Bir de kapitalizm bir evrim geçiriyor bu haliyle.”

    ‘Merkezsiz sermayenin daha rahat ve vergisiz dolaşmasının aracı haline geldi'

    Göndoğdu kapitalizmin bu haliyle bir evrim geçirdiği görüşünde. İktisatçıların bölündüklerini, bir grup fütüristin artık kripto paraların  önünün kesilemeyeceği ve biriktirme aracı haline geleceğini, diğerlerinin bunun bir balon olduğunu düşündüklerini aktaran Gündoğdu, asıl bunun sonuçlarının sorgulanması gerektiğini vurguladı. Kripto varlıkların 'merkezsiz' olmasının sermayenin dünyada daha rahat dolaşmasını hizmet ettiğini belirten Gündoğdu, bu alanın zenginler için vergiden ve devlet kontrolünden kaçmanın yolu haline geldiğini söyledi:

    “Kapitalizm bir evrim geçiriyor bu haliyle. Bu konuda iktisat bilimciler ikiye ayrılmış durumda. Bir grup biraz daha fütüristler ‘Artık bu işin önü kesilemez, kripto paralar bir realitedir ve geleceğin para birimi veya varlığı, değer biriktirme aracı bunlar olacaktır’, bir grup da ‘Bu bir balondur, hiçbir faydası yoktur’ diyor. Ben insanlığın buna karar verdiğini düşünüyorum. Gerçekten kripto paranın faydalı olacağına inanırlar, güvenirlerse, onu bir varlık veya para haline getirebilirler. Ama bence üzerine odaklanmamız gereken şey şu. Bu iyi bir şey mi olacak? Çünkü söz konusu bu kripto varlıklar merkezsiz. Şu zamana kadar konuştuğumuz doları, altını, TL hepsinin bir merkezi var. Türk Lirası’nın merkezi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. Amerikan dolarının merkezi Fed. Dolayısıyla bu sistem içerisinde bankalar aracılığıyla transfer ediyorlar ve kontrollüler. Merkezsiz bir finans yarattığınız zaman, bu sermayenin bütün dünyada rahat rahat dolaşması için muazzam bir fırsat ve serbestileri tanıyor. Yoksa 1000 lirasıyla yatırım yapan insanları değil, Elon Musk’ın bütün dünyada sermayesini dolaştırmasını sağlıyor. Vergilendirme riskini de tamamen ortadan kaldırıyor. Elon Musk’ın parasının bankada olması mı onun için daha tehlikeli, yoksa bir soğuk kripto cüzdanında olması mı? Tabii ki bankada olması onun için daha tehlikeli. Çünkü bankada olması aynı zamanda bir kamu gücü tarafından da denetlenebildiği anlamına geliyor. Ama bir soğuk dijital cüzdanda parasının durması varlığın ne büyüklükte olduğu belli değil, servetin ne büyüklükte olduğu belli değil. Sermayedarlar için her türlü vergiden kaçmanın kolaylaştığı bir rejim yaratıyor. O anlamda buraya dönük bir ilgi var. Bu ilgi anlatıldığı gibi iyi niyetli bir ilgi değil. Aslında çok açık sermayedarların, sermayelerini çok arzuladığı bir şeye dönüşmeye başladı. Dün uluslararası yatırım fonu J.P. Morgan, kripto fonu açmaya başladı. Yani kripto para fonu yarattı. Dolayısıyla çok iyi niyetli dememek gerekir.”

    'Dolara karşı hakim olabileceği iyi niyetli tahmin'

    Çin gibi dijitalleşmede çığır açmaya başlayan ülkelerin kripto varlıklarla ilgili girişimlerinin dolarizasyonla mücadeleye yaradığı da öne sürülürken, Gündoğdu, bu durumu anti-Amerikancıların iyi niyetli tahminleri olarak görüyor. Doların gücünün ABD emperyalizminden geldiğini anımsatan Gündoğdu, "Ortada bir güç var ve bu gücün dayattığı bir para birimi var, o da dolar. O yüzden o böyle çabucak bitecek bir iş değil" diyor:

    “Çin gibi ülkelerin doları aşmaya da yönelen dijital girişimleri anti-Amerikancıların çok iyi niyetli tahminleri gibi geliyor. Çünkü kapitalizm tek sistemli bir sistem ve bu sistem sadece Amerika’da. Bu kadar basit değil. Kripto para çıktı. Doların gücü çok işlevsel olmasından değil ABD donanmasından, savunma harcamalarından, dünyadaki ABD üslerinden yani aslında emperyalizmle bağlantılı olan değişkenler yüzünden dolar bu kadar güçlü. İnsanlar 'dolar çok iyiydi, artık kripto para var, onu kullanalım' demeyeceklerdir. Ortada bir güç var ve bu gücün dayattığı bir para birimi var, o da dolar. O yüzden o böyle çabucak bitecek bir iş değil. Bir de kripto paraların arkasında bir merkez yok. Bir merkez olmadığı için kim tarafından desteklenecek de doların karşısına konulacak, bu soru bence muallakta."

    'Para olarak kullanılması çok mümkün değil'

    Kripto varlıkların para gibi kullanılamadığını anımsatan Gündoğdu, bunun için değerini koruyabilecek bir yapıda olması gerektiğini vurguladı. Gündoğdu, devletlerin finansal ve teknolojik rekabet ortamında para birimlerini dijitalleştirmelerinin ise daha kontrollü bir güç oluşturma anlamına geldiğinin altını çizdi:

    "Bunlara kripto varlık demek daha doğru. Çünkü para olarak kullanılmıyor, bunlarla bir mal almıyorsunuz. Bana kalırsa kripto varlıkların dolar gibi para birimlerinin yerine geçmesi olası değil. Belki para olarak kullanılsa başka bir şey konuşulabilir. Kripto paraların, Bitcoin, Ethereum, Ripple bunların para olarak kullanılmamasının bir sebebi var. Parada ilk aradığımız özellik, değerini koruyabilmesi. Halbuki söz konusu kripto paralar 10 dakika içinde yüzde 1, 2, 3 dolarında değer kaybedebiliyor. Dolayısıyla siz uzun vadeli işlem yapamıyorsunuz kripto paralarla. Yapsanız bile işlevsel olmuyor. Ben bugün sipariş verdiğim şeyin parasını ödeyeceğim desem, 1 günlük kısa bir vade buna bile yüzde 10’luk değer kayıplarıyla karşılaşabilirken, bu şeyi para olarak kullanmanız çok mümkün değil. Para son derece hızlı şekilde değer transferi yapabileceğiniz bir şey olmalı. Türk Lirası bile bir yıl boyunca yüzde 15 değer kaybetti. Kripto paralardaysa bu çok daha ters dalgalar, günde yüzde 10 kazanabiliyor, yüzde 10 kaybedebiliyor. Bu yüzden para olarak kullanılması çok mümkün değil. Burada dünya finansal sermayenin buraya bir ilgisi var. Bu finansal sermaye siyaseti de ilgilendiriyor. Çünkü her ülkenin kendisine ait bir finansal rekabeti var, ticaret savaşları da bundan bağımsız değil. Bir teknolojik rekabet de yaşanıyor bir yandan. Kendi kripto paralarını yaratıyorlar. Örneğin Yuan’ı dijitalleştiriyor. O zaman arkasında bir güç olmuş oluyor. O güç o dalgalanmanın önüne geçiyor, kontrol ediyor, yani merkezi bir güç haline geliyor. Ama anladığımız anlamda kripto paralar merkezsiz.”

    ‘Türkiye’de bakkal dükkanı açmak kripto para alıp satan borsa açmaktan daha zor’

    Türkiye’deki ilk kripto para borsasının 2011'de çıktığını Gündoğdu bugünkü dolandırıcılık vakaları ve sıkıntıların bu alanın uzun süre düzenlenmeden bırakılması yüzünden gerçekleştiğini kaydetti. "Türkiye’de bakkal dükkanı açmak kripto para alıp satan borsa açmaktan daha zor" diyen Gündoğdu, Thodex vakasıda korkulanın gerçekleştiğini vurguladı. Dünyada kripto para alınıp satılan ‘borsalar’, ticaret platformlarının bulunduğu ve belirle düzenlemelere tabi olduğunu anımsatan Gündoğdu'ya göre, Türkiye'de ise devletin kusuru büyük:

    "Şu anda sıkıntı şu. Türkiye’de bakkal dükkanı açmak kripto para alıp satan borsa açmaktan daha zor. Yani bir internet sitesi açıp, Ticaret Bakanlığı’ndan da ticaret yapılabilir bir internet sitesi haline getirirsiniz. Çok kolay bir işlem, buradan kripto para alıp satabiliyorsunuz. 2009’da çıktı bu teknoloji. Türkiye’de ilk kripto para borsası 2011’de açıldı. 10 yıldır bu sektörde işlem yapan insanlar, düzenleme gelmesi gerektiğini söylüyorlar zaten. Çünkü para yatıranlar da tedirgin şekilde yatırıyorlar. Çünkü sonuç itibariyle parayı emanet ediyorsunuz bu borsalara. Çiftlik Bank’tan biraz daha farklı bu hikaye. İnsanlar bir şekilde gözlerini kapatıp, 'neyse artık güveniyoruz' diyerek paralarını yatırdılar. Ama hep tedirgin olunan şey gerçekleşti. Bir tane uyanık vatandaş, ‘Ben bu emanet ettiğiniz paralarla işlem yapmanızı istemiyorum artık, bu paralara el koydum. Bu emaneti artık sahiplenip gidiyorum’ dedi. Devletin de bir kabahati var. 10 yıldır göz göre göre düzenlenmesi gereken bir alan, düzenlenmiş değil. Dünyada düzenlemeler var. Kripto para alınıp satılan ‘borsalar’, ticaret platformları, daha zor açılabilen, bir dolu izne tabi olan öte yandan BDDK gibi kurumlar aracılığıyla denetlenen, yapıları şeffaf şeyler. Thodex meselesinde normal şartlarda bu platformun örneğin BDDK tarafından denetlenmesi, denetlendikten sonra ayda bir faaliyet raporları aracılığıyla kamuoyuna duyurulması, -- gerekirdi. Ama göz göre göre böyle bir şey yaşandı. Bitcoin uzmanları, vatandaştan alıp kaçırdığı paranın 155 milyon dolar olduğunu tahmin ediyor, 2 milyar dolarlık bir paradan bahsediliyor ama o doğru değil. Ama 155 milyon dolar da büyük bir para. Sonuç itibariyle bu kişi gasp etmiş durumda.”

    Etiketler:
    Ripple, Bitcoin, Ekonomi, Borsa, Koronavirüs, Kripto
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın