01:40 03 Ağustos 2021
Canlı Yayın

    'ABD, Libya'da Ankara'yı Rusya'ya karşı desteklemişti ama Biden yönetimi artık çekilmesi gerektiğini söylüyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 76
    Abone ol

    Taştekin’e göre, Libya için BM yol haritasının ilerlememesinde İhvancılar ve Ankara'nın rolü büyük. Dibeybe bütçesi üç kez reddedilirken Türkiye tartışması çıktığını aktaran Taştekin, Akar'ın 'TSK yabancı güç değil' söylemini Libya Dışişleri Bakanı'nın bile kabul etmediğini belirtti. Taştekin, Türkiye’nin parmakla gösterilir hale geldiği görüşünde.

    Uluslararası toplum, Libya'nın NATO'nun Muammer Kaddafi'nin linç edilerek öldürülmesine yol açan 2011 müdahalesiyle de-fakto bölünmesini tersine çevirmek için kolları sıvarken, tartışmaların odağında Türkiye'nin askeri müdahalesi var. 2020'in ocak ayında düzenlenen Berlin Konferansı'nın sonucu olarak Libya'ya taşınan yabancı savaşçılar ve TSK'nın çekilmesi çağrıları bir yılı aşkındır işe yaramazken, 23 Haziran'da ikinci Berlin Konferansı düzenlendi. Ancak Erdoğan yönetimi bu kez de yayınlanan bildiride yer alan Libya'daki yabancı askerlerin çekilmesi çağrısına şerh koydu.

    Türkiye'nin Libya'nın sadece batısındaki hükümetle 'BM tarafından tanındığı' gerekçesiyle yaptığı anlaşma birleşme sürecini sekteye uğratırken, Trablus hükümetinin onay makamı olan Libya'nın doğusundaki meclis ve görevlendirdiği Libya Ulusal Ordusu da Ankara'nın varlığını büyük sorun görüyor. Bu yüzden 23 Ekim 2020 ateşkesi sürecinde BM desteğinde kurulan birlik hükümeti şimdiden krize girerken, ülkeyi aralık ayında seçimlere taşıma süreci de tıkanıyor. Öyle ki Türkiye'yle dengeleri kurmaya çalışan Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe bile İkinci Berlin Konferansında "Libya paralı askerler ve siyasi yönelimli askeri güçlerin varlığı nedeniyle istikrarsız durumda" ifadelerini kullandı.

    İkinci Berlin Konferansı ve Ankara'nın Libya politikalarının etkilerini Gazete Duvar yazarı Fehim Taştekin ile konuştuk.

    ‘Libya’da 24 Aralık’ta yapılacak seçim için yapılması gereken hazırlıkların hiçbirinde ilerleme sağlanamadı’

    Fehim Taştekin, Libya için birinci Berlin Konferansı'ndan bu yana BM'nin yol haritasında öngörülen başlıkların ilerlemediğini anımsatırken, dış değişkenin ise ABD'nin denkleme girmesi olduğu görüşünde. Türkiye'nin parmakla gösterildiği bir durum oluştuğunu belirten Taştekin, BM otoritesinde bir seçimin aralık ayında düzenlenebilmesi halinde sırtlarını belli güçlere dayayarak köşe başlarını tutan milis güçleri ile ekonomik ve siyasi baronların aynı zemini bulamayacağını söyledi:

    “Birleşmiş Milletler’in yol haritasında öngördüğü başlıklar ilerlemiyor. Ama bunun ötesinde dış faktör olarak Biden yönetimi dosyaya girdi özel temsilci atayarak. Amerika işin içine girince Avrupa ayağında Almanya yeniden bu süreci hızlandırmak için hazırlıklara başladılar. Birinci konferanstan sonra çok fazla şey değişti. Bir tarafta İtalya, Amerika’yı işin içine çekmeye çalışıyordu ki aslında başarılı oldu sayılabilir. Diğer tarafta AB’de Fransa yeni gerçekliği de dikkate alarak daha farklı bir siyaset izliyor. Burada Türkiye’nin bir şekilde parmakla gösterildiği bir durum oluştu. Bu çıkmazı bir şekilde bu tıkanmayı aşmak gerekiyor. Berlin Konferansı’na giderken herkes bir anlamda çantasını doldurarak gidiyor. Bu çıkmaz nedir? Bir seçim süreci var. Bu geçici hükümet bu süreci yönetmekle mükellef. 24 Aralık’ta olacak. Ancak öncesinde bir anayasa paketinin referanduma götürülmesi ve seçim yasasının çıkarılması gerekiyordu. Bir de kurumların birleştirilmesi, egemen kurumların başında üç bölgeye göre atamalar yapılması. Her şeyden önemlisi de askeri güçlerin birleştirilmesi, tek milli ordunun oluşturulması. Bu başlıklardan hiçbirisinde şimdiye kadar ilerleme sağlanamadı. Bir seçim yasası bile çıkmadı. İş öyle bir noktaya geldi ki artık birileri seçim istiyor mu istemiyor mu? Akile Salih geçenlerde dedi ki, ‘Bazıları seçimin gerçekleşmemesi için koşulları yokuşa sürüyor’. Kimi suçladığını söylemedi ama başka tartışmalara baktığımızda şu anda belli çevrelerin Dibeybe hükümetinin devam etmesini istediği gözüküyor. Çünkü gerçek anlamda BM otoritesinde bir seçim olduğunda şu anki silah zoruyla ya da sırtlarını belli güçlere dayayarak köşe başlarını tutan güçler hem milis güçleri hem ekonomi ve siyasi baronlar aynı zemini bulamayacaklar. O yüzden de bu seçim vesilesi biraz daha kasıtlı olarak belirsizleştiriliyor."

    ‘ABD Libya'da Ankara'yı Rusya'ya karşı desteklemişti ama Biden yönetimi artık çekilmesi gerektiğini söylüyor'

    Libya için tüm tarafların Türkiye’nin Libya’daki askeri varlıklarını çekmesi görüşünde olduğunu anımsatan Taştekin, Türkiye'nin durumu ile özel askeri güçleri devlet olarak sahiplenmeyen Rusya'nın farkına işaret etti. Taştekin hal böyleyken Erdoğan yönetiminin aynı zamanda askeri güçleriyle yaptığı iki uluslararası anlaşmanın da belirsizleştiğine dikkat çekti. Taştekin'e göre ABD'de Biden yönetiminin iş başına gelmesi ve Türkiye'nin çekilmesini seslendirmesi de denklemi değiştirmiş durumda:

    "Burada Türkiye’yi suçlayanlar var. Sadece Alman Dışişleri Bakanı değil. Daha önce de birçok platformda Türkiye’nin sorunun kendisi haline geldiğine dair mesajlar olduğunu görüyoruz. Bir tarafta Kahire’de görüşmeler oldu. Dibeybe’nin Macron ile Elysee Sarayı'nda görüşmesi oldu. Ondan önce Menfi’nin yine Elysee Sarayı'nda görüşmesi oldu. Dibeybe Roma’da görüşmeler yaptı. Bütün bu platformda verilen mesajlar sadece Türkiye’nin hasmı olarak gördüğü aktörlerden bahsetmiyorum, taraf olmayan pek çok yerde Türkiye’nin yabancı güçlerin milislerin çekilmesinden kasıt bu çağrıların adresi doğrudan Türkiye. Ruslar da var. Ama Rusların şu anki durumu Türkiye gibi değil. Türkiye kendi askeri güçleriyle orada iki uluslararası anlaşma yaptı. Ama bu anlaşmalar muallakta. Bunlar için bütün varlığını hissettirmeye çalışıyor. Oradaki askeri milis varlığını kullanmaya çalışıyor. O yüzden de Berlin Konferansı’nda Türkiye bu baskıların muhatabı. Amerikan tarafı da burada önemli bir faktör. Amerikan tarafının yavaş yavaş Libya dosyasına girmesinden cesaret alan başka aktörler de açık açık konuşmaya başladılar. Amerikalılar nasıl bir oyun planı izlediler? Önce Hafter’i biraz destekler vaziyetteydiler. Daha sonra Rusya Wagner güçleriyle varlığını gösterince Amerikan kurumsal yapısı 'NATO’nun güney kanadını Rusya tehdit eder' diye bir uyarıda bulununca, Amerikalılar bu sefer Türkiye’nin askeri müdahalesini, Rusya’yı bloke eden bir müdahale olarak destekledi. Ancak yeniden hükümet kurulunca ve BM uhdesinde Libya için toparlanma sürece yol almaya başlayınca, Biden yönetimi de işbaşı yaptı, Amerikan siyaseti değişti. Onlar da Türkiye’nin çekilmesi gerektiğini söylüyorlar. Bir de saha gerçekliği var."

    ‘Libya meclisinde yumruklu kavga yaşandı; bu bir Türkiye tartışmasıydı'

    Taştekin'e göre Erdoğan yönetiminin Libya'daki askeri varlığı Libya iç siyasetini karıştırıyor. En son NATO zirvesi öncesi Türk heyetinin Trablus'ta boy göstermesinin Libya'daki yankılarına dikkat çeken Taştekin, Libyalı pek çok milletvekilinin Ankara'nın askeri varlığını ülkenin egemenliğinin ihlali hatta hakaret olarak gördüklerini açıkça dile getirmelerine atıfta bulundu. Taştekin, Dibeybe hükümetinin bütçesinin mecliste üç kez reddedilmesinde Türkiye'nin rolü olduğu görüşünde:

    "Türkiye, bu konferans öncesinde yürüttüğü temaslara baktığımız zaman bir NATO zirvesinden hemen önce bütün ekip Trablus’taydı. Bu içeride büyük tartışmalara yol açtı. Bu ziyaretin ve şimdi Berlin’de Çavuşoğlu’nun Dibeybe ile konferans öncesi yaptığı konuşmaların amacı, Türkiye lehine Dibeybe’yi sağlam bir pozisyonda tutmak ve Türkiye’nin pozisyonunu bir şekilde Dibeybe’nin üzerinde orada savunmak. Bunu amaçlıyorlar. Bunun net sonucunu şurada gördük. Mecliste bütçe görüşmeleri oluyordu. O görüşmelerde üçüncü kez Dibeybe’nin bütçesi mecliste reddetti. Türkiye tartışması yaşandı. Hulusi Akar’ı gösteriyorlar. Ama heyette İbrahim Kalın’dan Hakan Fidan’a kadar herkes vardı. Bazı milletvekilleri bu ziyaretin Libya’nın egemenliğine yönelik bir ihlal, hatta hakaret olduğunu söylediler. Mecliste yumruklu kavga yaşandı. Bu bir Türkiye tartışmasıydı. O tartışmalardan birinde milletvekili Duma şöyle bir ifade kullanıyor: 'Biz Libyalılar Türklerle bugün değil 1825'ten beri savaşıyoruz. Bu mecliste Türkler varsa bırakın gitsinler, burası Libyalıların meclisidir.' İş böylesi sert bir noktaya geldi. Denilebilir ki bunlar Hafter taraftarı vekiller. Değiller. Şöyle değil, bu hassasiyetinin giderek arttığını söylemek gerekiyor. Türkiye kendisini dayattıkça Libya’da da böyle bir refleks gelişiyor. Bu milletvekillerinin birbirine yumruk attığı bir kavgaya da dönüşebiliyor. Savunma komitesi başkanı açıkça dedi ki 'Dibeybe’nin bütçesinin reddedilmesinin nedeni Türkiye’nin müdahaleleri, Dibeybe’nin de Türkiye’ye karşı pozisyon almaması'. Bu tartışma böyle devam ediyor."

    'Akar'ın 'Türkiye yabancı güç değil' savını dışişleri bakanı bile kabul etmiyor'

    Fehim Taştekin, Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın Trablus ziyareti sonrası 'Türkiye'nin Libya'da yabancı güç olmadığını' söylediğini ancak bunu Libya Dışişleri Bakanı'nın bile kabul etmediğini anımsattı. Ankara'nın ise Rusya'nın askeri varlığı ve Hafter'e desteği iddiasından hareket ederek 'önce onlar gitsinler' dediğini belirten Taştekin, Müslüman Kardeşler'den destek alan Dibeybe'nin Ankara'nın varlığının sorun edilmemesini sağlamakta zorlandığını dile getirdi:

    "Burada Akar’ın sözünü ettiği biz burada yabancı güç değiliz savunması elbette Libya dışişleri bakanı tarafından bile kabul edilen bir sav değil, ki dışişleri bakanı pek çok yerde Türkiye’nin çekilme konusunda işbirliği yapması gerektiğini söylüyor. İşbirliğinden kasıt Türkiye’nin Suriyeli milisleri ardından kendi askerlerini çekmesi. Türkiye ne diyor? 'Bir tarafta Ruslar var. Onlar en fazla Hafter’in dayanağıdır. Hafter denklemde olmamalı. Hafter’in zayıflaması için de kesinlikle önce bir Wagner ve ötekiler gitsin' diyor. Türkiye de böyle bir mantık yürütüyor. Muhtemelen BM konferansında da şu argümanı söyleyecekler. ‘Suriyeli milisleri çekeriz. Ama biz hükümetin davetiyle buradayız. Uluslararası anlaşmamız var, bu çerçevede Libya’dayız. Bizim varlığımızı bu anlamda şimdilik sorun etmeyin’ diyecek. Dibeybe’ye de bunu söyletmeye çalışıyorlar. Ama Dibeybe içeride fazlasıyla Müslüman Kardeşlerden bu çerçevede destek alıyor ama kendi hükümet ortakları içinde bunu açıkça savunabilecek insanların sayısı sınırlı."

    'Ankara'nın yasallık olarak koyduğu argümanların karşılığı yok'

    Taştekin'e göre Erdoğan yönetimi bazı pazarlıklar karşılığında 'oyalayarak zaman kazanma' amaçlı olarak Libya'ya Suriye'den taşınan savaşçıları çekebilir. Ancak Taştekin, 'masaya liste koymak' stratejisinin Libya'da geri teptiği görüşünde. Ankara'nın 'yasallık' olarak koyduğu 'biz hükümet davetiyle geldik' söyleminin çok da geçerli bulunmadığını vurgulayan Taştekin, yapılan anlaşmanın onayının doğudaki mecliste olduğunu ve zaten o hükümetin artık bulunmadığını anımsattı. Bugün kurulan birlik hükümetinin misyonları arasında uluslararası anlaşma yapmanın yer almadığını söyleyen Taştekin, Türkiye'ye üs vermek dahil hiçbir şeyi garanti edecek bir pozisyonları olmadığının altını çizdi:

    "Olası senaryo diğerlerini oyalayarak zaman kazanmak için Suriyeli milisleri çekebilirler. Ama bunun karşısında bazı pazarlıklar yapacaklardır. Erdoğan’ın çok sık yaptığı masaya listeye koymak. Bu yaklaşım Libya’da çok ters tepti. Sokakta pazarlık yapar gibi. Libyalıların önemli bir kesiminde çıkarları olanlar bundan rahatsızlar. Erdoğan’ın yasallık anlamında ortaya koyduğu argümanlar, herkes farkında ki çok geçerli değil. 'Biz hükümetin davetiyle geldik' deniyor. O hükümet artık yok. 'Uluslararası anlaşma yaptık' deniliyor, o anlaşmalar mecliste onaylanmadı. O anlaşmalar şu anda geçerlilik sürecini tamamlamış anlaşmalar değil. Şu anki hükümetin misyon çerçevesinde uluslararası anlaşma yapmak yok. Şu anki hükümet de Türkiye’ye ekstradan herhangi bir şeyi garanti edemez. Türkiye’ye üs vermek, bununla ilgili anlaşma yapmak ya da buna benzer uluslararası nitelikli Libya’nın geleceğini bağlayacak anlaşmalar yapması mümkün değil. Devletin çizdiği bir çerçeve var, o çerçevede hükümetin görevi sınırlandırılmış. Uluslararası anlaşmalar yapmak değil. Tartışmalı anlaşmalarla ilgili bir şeye kalkışmak değil, bunu açıkça belirtiyor zaten. Bu çerçevede bunların hepsi var. O yüzden Türkiye’nin bu yasallık argümanı uluslararası muhatapların karşısında çok geçerli değil."

    '500 yıldır buradayız, ortak vatanız söylemlerinin ne Libya'da ne uluslararası planda karşılığı var'

    Ankara Libya'da özel güvenlik şirketi Wagner üzerinden Rusya'yı ortaya atsa da Rusya devletinin kendisini muhatap alınacak resmi bir pozisyona sokmadığını vurgulayan Taştekin, Ankara'nın ise '500 yıldır buradayız, aslında ortak vatanız' gibi hamasi söylemlere yöneldiğini söyledi. Taştekin'e göre, bunların ne Libya'da ne de uluslararası planda karşılığı var:

    "Rusya, Libya politikasını şimdiye kadar sorumluluk anlamında kaçabilecek bir pozisyonla yürüttü. Devlet politikasına dönüştürmeden herhangi bir şeyi resmileştirmeden. Akıllılar. Birleşmiş Milletler ya da Berlin'de buna benzer konferanslarda Rusya kendisini doğrudan muhatap yapacak herhangi bir pozisyonda değil. Çok özel bir şirket anlaştı. Rusya devletinin sonuç itibariyle politikasının bir uzantısı olarak görmek durumundayız. Ama siyasetin yapılma biçimi farklı. Türkiye ise çok açık pozisyona kendisini koyuyor. 'Biz 500 yıldır buradayız. Aslında ortak vatanız' diyor. Bu argümanlar çok fazlasıyla hamaset içeriyor. Ne uluslararası platformda ne de Libyalılar içinde bunun karşılığı var."

    'Müslüman Kardeşler seçimi kaybettikleri için tanımadı, bölünmüşlüğü yarattı; bölünmüşlükte Türkiye'nin payı da büyük'

    Taştekin'e göre, Libya'da normalde bir seçimde fazla bir şey elde edemeyecek Müslüman Kardeşler gibi gruplar ancak Türkiye'nin desteğiyle ayakta durabiliyorlar. Geçmişte kaybettikleri seçimleri tanımayan bu grupların Libya'da bölünmeyi tetiklediklerini anımsatan Taştekin, bugün oluşmuş bölünmüşlük tablosunda da Ankara'nın payının büyük olduğunu dile getirdi:

    "Bazı gruplar var, Türkiye’nin desteğiyle orada ancak ayakta durabilirler. Sözgelimi Müslüman Kardeşler. Bunlar Türkiye’nin desteğini çektiği ve özgürce bir seçim olduğu takdirde Libya’da çok fazla bir şey elde edemeyeceklerini çok iyi biliyorlar. O yüzden de hep oldu bittilerle işlerini yürüttüler. 2014’te yeni seçilen parlamentoyu katılım az gerekçesiyle tanımadılar. Savaş koşullarında düzenlenmiş bu seçime onlar da katılmıştı, seçimden önce ‘koşullar kötü’ demediler, seçime asılıp kaybettiler. Kaybettikten sonra tanımadılar. Bu bölünme Türkiye ve Katar'ın desteklediği grupların seçimi tanımamasıyla başladı. Eski, geçici süresi dolmuş Genel Kongre’yi meclis ilan ettiler. Ötekiler de Tobruk’a gitti, çünkü Trablus’ta çalışmalarına izin verilmedi. Ülke böyle kurumsal olarak da bölündü. Türkiye çok aleni bir şekilde kutuplaşmayı derinleştiren bir siyaset izledi. Bunun önemli sorumlularından biri Türkiye. Ruslar böyle yapmadılar. Wagner, Hafter saflarında iken bile Trablus ile petrol dahil iş devam etti. Böyle esnek, devlet kafasıyla hareket eden bir yapıdalar. Burada Libya’yı değil de Dibeybe’yi kafalamaya çalışan bir yaklaşım var. Nasıl ki Yunanistan Başbakanı’na aleni şekilde ‘Benim danışmanım senin danışmanın, ikili görüşsün, bu işleri kurumlara bırakmayalım’ diyor aynı yaklaşımla, 'iş adamları gitsin, Albayrak grubu Misrata Limanı’nı alsın' deniliyor, böylel çalışıyorlar. Bu siyaset ölçeği açısından çok kötü bir şey. Bunun sonuçlarını oldu bittilerle alabildikleri kadar alabilirler ama geleceği olan bir siyaset tarzı değil. Berlin’de bütün bunlar masada. Bir hükümet kurulmuş, üç bölgeden temsilciler var. Bir yol haritası var. BM zar zor bir yol haritası çizmiş. Taşları yerine oturtmaya çalışırken birdenbire görüyorlar ki bir bariyer var. Bariyerin bir tarafında Türkiye sağlam bir şekilde durmaya çalışıyor."

    Etiketler:
    Türkiye, Libya, Hulusi Akar, Yabancı militan, Rusya, ABD, Berlin Konferansı, Abdulhamid Dibeybe, Müslüman Kardeşler
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın