02:01 03 Ağustos 2021
Canlı Yayın

    'ABD Afganistan'da enkaz devretmeye çalışıyor, Kabil'de kalmak Türkiye için kabul edilebilirin ötesinde bir risk'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 20
    Abone ol

    Dr. Babüroğlu’na göre, Ankara'nın 'Karadeniz'den Doğu Akdeniz'e NATO etkinliğini artırma' vurgusu ABD ile ilişkilerde Libya ve Suriye'ye yansıyacak. Libya seçiminde Ankara'ya yakın iktidar bileşimi çıkarsa ABD'nin TSK varlığını destekleyeceği görüşündeki Babüroğlu, Türkiye'nin Afganistan'da ABD'nin devrettiği enkazı almaması gerektiğini belirtti.

    Libya'daki defakto bölünmüşlüğü ortadan kaldıracak süreci desteklemek üzere düzenlenen İkinci Berlin Konferansı'nda katılımcıların Türkiye ile karşı karşıya geldiği bir tablo oluştu. Konferansın sonuç bildirisinde Libya birlik hükümetinin ülkeyi aralık ayında seçimlere taşımasına destek vurgulanırken, 'tüm yabancı güçlerin ve paralı askerlerin gecikmeksizin çekilmesi' maddesine Türkiye şerh koydu.

    Libya'dan çekilmeyi dışlayan Türk hükümeti, NATO'nun 11 Eylül tarihinde tamamen çekilmeyi öngördüğü Afganistan'da da askeri varlığını korumayı müzakere ediyor. ABD istihbaratı daha şimdiden çekilme ile Taliban'ın ülkede kontrolü ele alacağı değerlendirmelerini ortaya atarken, Erdoğan yönetimi başkent Kabil'deki Hamid Karzai Havaalanı'nın güvenliğine talip. ABD Savunma Bakanlığı ile Ankara arasında bu konuda Biden yönetiminin vereceği olası destekler müzakere ediliyor.  

    Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Libya ve Afganistan'daki askeri varlığı ile ilgili tartışmaları İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu ile konuştuk.

    ‘Aralık 2021’e kadar TSK unsurlarının Libya’dan çekileceğini düşünmüyorum’

    Dr. Naim Babüroğlu, Türkiye'nin yalnızca paralı askerlerin geri çekilmesinin konu edilmesini istediğini ancak Mısır ve diğer ülkelerin ısrarlarıyla bildiriye tüm yabancı güçlerin çekilmesinin konulduğunu vurguladı. Baboroğlu'na göre bu durum Ankara'yı şerh koymak durumunda bıraktı. Babüroğlu, Ankara'nın Wagner özel askeri şirketinin varlığından hareketle politika ürettiğini dile getirirken aralık 2021'e kadar Libya'daki yabancı askeri varlıkların çekilmesini mümkün görmüyor:

     “Türkiye’yi ilgilendiren Libya’da bulunan askeri varlığın ve yabancı paralı askerlerin çekilmesi. Türkiye bu maddeye şerh koydu. Aslında Türkiye o maddede sadece paralı askerlerin çekilmesinin bulunmasını istiyordu. Fakat Mısır ve diğer ülkeler karşı çıkınca bu madde yazıldı ve Türkiye şerh koydu. Bu şu demek. Orada Türkiye’nin elini kuvvetlendiren şöyle bir durum var. Rusya’nın da orada özel askeri şirketi Wagner var. Dolayısıyla bunlar tüm ülkeler tarafından biliniyor. Bilindiği için Türkiye şöyle diyor. Hafter’i destekleyen Rus özel askeri şirket Wagner çekilsin, ben de çekilirim diyor. Ama sadece paralı askerler için söylüyor. Türk Silahlı Kuvvetleri altındaki askeri varlığa ya da Misrata’dakilerin çekilmesini kabul etmiyor. Türkiye diyor ki, ‘Türkiye ile Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında işbirliği anlaşması yapıldı. Türkiye bu askeri anlaşmaya dayanarak burada asker bulunduruyor. Burada bu olay kilitlendi. Buna rağmen bütün ülkeler askeri varlığın çekilmesi yönünde uzlaştılar. Türkiye şerh koydu. Yapılan daha sonraki görüşmelerde Türkiye ile Rusya’nın yakın gelecekte paralı askerlerini çekecekleri yönünde çalışmaya başlayacakları şeklinde bir adım atıldı. Türkiye oturacak önce 300 paralı askerin çekilmesi yönünde çalışma başlatılacak. Aralık 2021’e kadar TSK unsurlarının veya Rusya’nın gönderdiği bazı paralı askerlerin veya ‘savaşçıların’ o döneme kadar çekilebileceğini değerlendirmiyorum. Rusya diyor ki benim sahiplendiğim, sorumluluğunu üstlendiğim herhangi bir paralı asker yok diyor, dolayısıyla Wagner’i sahiplenmiyor. Ancak şöyle bir durum var.”

    ‘Türkiye yanlıları seçilirse ABD, Rusya'ya karşı TSK varlığının kalmasına sıcak bakar'

    Babüroğlu, Libya'da Aralık 2021 seçiminde oluşacak iktidar bileşiminin Türkiye'nin askeri varlığının akıbetini belirleyeceği görüşünde. Ankara'ya sıcak bakan bir iktidar bileşimi çıkarsa Türkiye'nin anlaşmasının yenileneceğini belirten Babüroğlu, ABD'nin de Rusya varlığına karşı TSK varlığının kalmasına sıcak bakacağını dile getirdi:

    “Birleşmiş Milletler, AB, başta Almanya ve ABD olmak üzere Aralık 2021’deki seçimlere kilitlenmiş durumda. Hükümet ve iktidar tablosu bu seçim sonucunda ortaya çıkacak. Şu anda geçici başkanlık konseyi var.  Türkiye’yi destekleyen başbakan ve geçici konsey başkanı gibi aktörler olacak mı sorusu önemli. Hele ki Aralıkta seçim yapılırsa ve seçilen aktörler şu anda hükümette yer alan Libya Dışişleri Bakan gibi bir tutum sergilerlerse Türkiye’nin askerlerini çekmesinden başka çare kalmaz. Ama Aralık seçimlerinde Türkiye’yi destekleyen tablo devam ederse, özel askerler, paralı askerler çekilir ama TSK varlığı orada devam eder diye değerlendiriyorum. Çünkü o anlaşmayı yenilerler. ABD de bu noktada karşı çıkacağını sanmıyorum. Rusya’ya karşı NATO üyesi olan Türkiye vasıtasıyla bir denge sağlamak için karşı çıkacağını sanmıyorum."

    'Türkiye'nin Ukrayna'dan Gürcistan'a, Karadeniz'den Doğu Akdeniz'e NATO'nun güçlendirilmesini istemesi ABD ile ilişkilere yansır'

    Babüroğlu, geçen haftaki NATO zirvesinde Türkiye'nin kendi güvenliğini NATO'nun merkezinde konumlandırmasına dikkat çekerken Ukrayna'dan Gürcistan'a, Karadeniz'den ve Doğu Akdeniz'e uzanan bir cephede NATO'nun varlığının güçlendirilmesini destekleyen bir Türkiye tablosunun ortaya çıktığını vurguladı. Babüroğlu, Ankara'nın tutumuna NATO zirve bildirisinde bir Türkiye maddesinin konularak karşılık verilmesine dikkat çekti. Türkiye kendini böyle konumlandırdığı için S-400, F-35, PYD/PKK ve Doğu Akdeniz'deki sorunların paranteze alındığı görüşünü dile getiren Babüroğlu'na göre, ABD ile işbirliği çok daha olumlu seyrederek Libya ve Suriye sahalarına yansıyacak:

    "NATO sonuç bildirisinde şunu gördük. Türkiye kendi güvenliğini NATO’nun merkezinde konumlandırmış durumda. Dolayısıyla bir çağrı yaptı. 'Türkiye, Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e Asya’dan Avrupa’ya bütün coğrafyada NATO daha etkin olsun' dedi. Bu bildiriye yansıdı. Sonra Ukrayna’dan Karadeniz’e Doğu Akdeniz’e kadar her yerde NATO’nun varlığı olacak ve bunu destekleyen bir Türkiye var. Karadeniz’de Rusya ile İngiliz savaş gemisi arasındaki gerginliğin ana nedenlerinden biri de bu. Sonuç itibariyle Türkiye kendini NATO merkezinde konumlandırdı. Böyle bir Türkiye, NATO Zirvesi sonuç bildirisinde de bir maddeyle karşılık buldu. Bu sonuç bildirisinde NATO, ‘Doğu Akdeniz, Karadeniz, Ukrayna, Gürcistan ve diğer her yerde daha fazla etkin olacak’ dedi. Karadeniz’de etkin olacak maddesi dünkü Rusya ile İngiliz savaş gemisi arasındaki gerginliğin işaret fişeğiydi zaten ve o gerginlik yaşandı. Türkiye kendini NATO’nun merkezinde konumlandırdığı için ABD ile Türkiye arasında S-400, F-35, PYD/PKK terör örgütü ve Doğu Akdeniz gibi ana konulardaki sorunları, ben Türkiye’nin dondurduğunu ve paranteze aldığını değerlendiriyorum. Türkiye ile ABD ve Türkiye ile NATO arasında ana problem sahalarına rağmen işbirliğinin çok olumlu şekilde seyredeceğini, bunun Libya ve Suriye’ye yansıyacağını değerlendiriyorum. ABD, Libya’daki Türk askeri varlığından rahatsız olmayacaktır. Misrata deniz üssünü NATO üyesi olan Türkiye’nin orada bulunması fırsatını ABD’de değerlendirecektir.”

    ‘Suriye’de ABD ile işbirliğine yönelik açıklamalar ulusal çıkarlar açısından sorunlu’

    Türkiye’nin son zamanlarda ‘Suriye’de ABD ile işbirliğine hazırız’ açıklamalarının Rusya yerine ABD ile işbirliğini tercih ettiği anlamını taşıdığını ifade eden Babüroğlu, bu durumun Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uymadığı görüşünde:

    “Türkiye’nin son birkaç aydır şöyle bir açıklaması var; ‘Türkiye, Suriye’de ABD ile işbirliğine hazır’. Bu şu demek. PYD/PKK terör örgütünü destekleyen, Suriye’nin parçalanmasını hedefleyen ABD’ye rağmen Türkiye, Rusya yerine ABD ile işbirliğini tercih ediyor. Bu, Rusya’dan daha fazla uzaklaşma, ABD’ye daha fazla yaklaşma anlamındadır. Bu Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından sorundur. Çünkü PYD/PKK terör örgütünü destekleyen bir ABD var, Suriye’nin parçalanmasını hedefleyen bir ABD var. Bu iki önemli olay Türkiye’nin ulusal çıkarlarına tümüyle aykırıdır."

    'ABD Afganistan'da bir enkaz devretmeye çalışıyor, Kabil Havaalanını tek başına devralmak kabul edilebilirin ötesinde bir risk'

    Afganistan’da ise NATO çekilmesiyle birlikte Taliban’ın üstünlüğü ele geçirdiğini anımsatan Babüroğlu, ABD’nin ‘enkazı’ Türkiye’nin devralmasını istediğini belirtti. ABD'nin 2001"den bugüne 5. maddeyi işleterek Afganistan'da var olması ve şimdi de çekilmeye karar verilmesinin Vietnam'dan sonra ikinci yenilgi anlamına geleceğinin altını çizen Babüroğlu, Türkiye’nin tek başına Kabil Havaalanı’nı devralmasının kabul edilebilir riskin çok ötesinde çok önemli bir risk teşkil edeceğini vurguladı.. Babüroğlu Afganistan'da BM gücünün düşünülmesi gerektiğini belirtti:

    "Afganistan eskisi gibi değil. Cumhuriyet döneminden bugüne Türkiye ile Afganistan arasında çok iyi ilişkiler vardır. Şu anda durum tamamen değişmiştir. Şu anda Afganistan’da Taliban üstünlüğü ele geçirmiştir. ABD'nin son iki haftada yayımlanan istihbarat raporları incelendiğinde Taliban'ın güçleneceği, Afganistan'ın bir iç savaşa sürükleneceği yer alıyor. 6 ay ila 1 yıl içinde iç savaşa doğru sürüklenen bir Afganistan var. 6 ay ila 1 yıl içinde tüm Afganistan’ın kontrolünü ele geçirme gücüne sahip olan bir Taliban’dan söz ediyor. Bu nedenle çekilmek istiyor. 2001’den bugüne ABD yenildi. Vietnam’dan sonra ikinci yenilgisi. NATO ilk defa 5. maddeyi gerekçe göstererek Afganistan’a müdahale etti. NATO tarihinde ilk defa 5. madde kapsamında Afganistan’da yirmi yıl sonra yenildi. Sovyetler Birliği 79 ve 89 arasında yenilmişti. Afganistan Taliban’ın varlığı gerçeği ortada dururken Türkiye’nin tek başına Kabil Havaalanı’nın kabul edilebilir riskin çok ötesinde çok önemli bir risktir. Bu Türkiye ile Afganistan halkı arasında şu ana kadar var olan iyi ilişkileri, sıcak atmosferi de yok edebilir. Türkiye orada kayıp verebilir. ABD bir enkaz devretmeye çalışıyor. O zaman ABD bu enkazı temizlesin. Bence Türk askerinin bu safhada orada görevlendirilmesini uygun olduğunu değerlendirmiyorum. Mutlaka görevlendirilecekse BM şemsiyesi altında barış gücü oluşturulur, Türkiye de bu barış gücünde rol alır ama çok sayıda ülkeyle beraber. ABD ve NATO’nun çekilmesinden sonra ABD’nin de isteğiyle Türkiye de kabul ederek Kabil’de böyle tehlikeli bir terör ortamında Türkiye’nin askeri varlığının bulunması hesaplanabilir riskin çok ötesindedir. Sadece orada Taliban yok. IŞİD, El Kaide, savaş ağaları ve kabileler var. Türkiye için ileride bunun geriye dönülemez riskler taşıdığını düşünüyorum.”

    ‘Türkiye’nin Afganistan’dan önce Doğu Akdeniz ve İdlib konularına öncelik vermesi gerekiyor’

    ABD'nin 20 yıl uğraşıp 2 triyon dolardan fazla para harcayıp başarısız olduu Afganistan'da Türkiye açısıdan ekonomik avantajlar yaratacak bir durum bulunmadığını belirten Babüroğlu, Ankara'nın da meseleyi jeopolitik güç mücadelesinde geri kalmamak olarak tanımladığını kaydetti. Babüroğlu'na göre, Türkiye Afganistan’dan önce Doğu Akdeniz'deki ekonomik kaynaklarını seferber etmeli, İdlib'e ve Suriye'nin parçalanmasının engellenmesine öncelik vermeli:

    “5000 yıllık yazılı savaş tarihinde içinde Afganistan bir laboratuvar. Savaş, terör, asimetrik savaş, kabile savaşları var. Bu savaşın ortasında 20 yıl sonra yenilen ABD, ikinci Vietnam yaşamamak için ABD kaynaklarına göre 2500 kayıp verdi, benim değerlendirmeme göre daha fazla. Güvenilir referans alınan Batılı uzmanlara göre ABD, Afganistan’da 2 trilyon dolardan fazla harcadı. Orada zengin doğal kaynaklar var ama bu kaynakların çıkarılması, çalıştırılması, katkıya dönüşecek bir ortama getirilmesi zor. ABD bile bu işin içinden çıkamaz ve 2 trilyon dolardan fazla parayı harcayarak çekiliyor. Türkiye’nin ekonomik açıdan kısa ve orta dönemde yani on-yirmi yıllık dönemde Afganistan’daki zengin maden yataklarının çalıştırılması açısından bir ekonomik avantaja sahip olabileceğini hiç değerlendirmiyorum. Uzmanlar da değerlendirmiyor. Türkiye bunu jeopolitik güç mücadelesinde geri kalmaması gerekçelendiriyor. Jeopolitik güç mücadelesinde Doğu Akdeniz’deki ekonomik kaynaklarımızı kullanalım önce. Coğrafi bütünlüğüne kasteden PYD/PKK terör örgütünü önce etkisiz duruma getirelim. Önce İdlib’deki radikal unsurları etkisiz hale getirelim. Önce Suriye’nin parçalanmasını önleyelim. Ondan sonra jeopolitik iklimde Afganistan’da görev alıp almamayı sorgulayalım. Alırken de BM şemsiyesi altında çok sayıda ülkenin olacağı bir yerde Türkiye liderliği üstlenebilir. Ama tek başına Taliban zaten Türkiye’yi NATO üyesi olarak görüp kabul etmiyor. Rusya olumsuz açıklama yaptı. Doğrudan Türkiye’nin böyle bir adım atması kabul edilebilir risk çıtasının çok üzerinde bir yerdedir. Bu ABD’yi memnun edebilir. Ama ileride Türkiye için büyük bir olumsuzluk iklimine yol açabilir.”

    Etiketler:
    Afganistan, ABD, Kabil, Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı, Libya, Suriye, Türkiye, Naim Babüroğlu
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın