00:38 25 Mayıs 2017
Ankara+ 7°C
İstanbul+ 19°C
Canlı Yayın
    Erdoğan basın toplantısında

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2014 başarıları ve başarısızlıkları

    © Sputnik/
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yuriy Mavaşev
    0 64 0 0

    Geride bıraktığımız 2014 yılı, Türkiye Cumhuriyeti için bir dizi iç siyasi değişikliklerle akılda kalacak. Aralarından en parlağı, Recep Tayyip Erdoğan’ın 12. Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi ve göreve başlaması oldu.

    Peki, Recep Tayyip Erdoğan’ın Ağustos 2014’te cumhurbaşkanı seçilmesiyle Ankara’nın iç ve dış siyasetinin öne çıkan özellikleri ne?
    Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (Kafkassam) Türkiye iç ve dış politika uzmanı Ümit Nazmi Hızır, Sputnik radyosuna demecinde, konuyla ilgili görüşünü paylaştı:

    "AKP hükümetiyle beraber Türkiye’de yeni Türkiye kavramı son yıllarda çok aktif bulunmaya başladı ve bu yeni Türkiye kavramıyla beraber Türkiye’de bazı alanlarda köklü değişiklikler gerçekleşmeye başladı.
    Ve bu inşaat sürecinde bazı kurumlar, bazı sistemler değişikliğe maruz kalıyor. Fakat bunun ne derecede gerçekleşeceği, bundan sonra bu sistemin nasıl gideceği henüz belli değil.
    Onun dışında Gezi parkıyla başlayan olaylarla birlikte Türkiye’de son dönemlerde biraz daha kutuplaşma arttı. Bu da çok sağlıklı değil. Çünkü toplumun gerginleşmesi ilerde çok büyük daha olumsuz sonuçlara neden olabilir. Bu toplumda farklı görüşler olsa da birlikte yaşamak zorundayız.
    Şimdi Türkiye’de ekonomik istikrar olmakla beraber siyasal anlamda yani toplumsal anlamda daha doğrusu birtakım kırmalar yaşanıyor ve bundan dolayı toplumda bir kutuplaşma var. Yani toplumdaki farklı görüşler arasındaki mesafeler daha da arttı."

    Diğer muhatabımız Rusya Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi Profesörü tarihçi Aslambek Mozloyev ise konuyla ilgili şunu söyledi:

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış politikası hakkında Rusya-Türkiye ilişkileri açısından şunu söyleyebiliriz, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında uyumlu “diyapazon” oluştu. Bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi ulusal çıkarlarını anlaması ve bu çıkarlarının belirli bir ölçüde bizim ulusal çıkarlarımızla bağdaştırılmasından kaynaklanıyor. Bununla birlikte o tamamen bir Türk cumhurbaşkanı, bizimkiyse tamamen Rusyalı. Ve bunun göz önünde bulundurulması çok önemli. Vladimir Putin’in aralık başlarındaki Türkiye ziyaretiyle ilgili son sonuçlara bakılırsa bu iki kişi, her birisi kendi bölgesinde ulusal çıkarlarını savunurken bu çıkarları birbirine bağlayabiliyor.
    Moskova, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya politikasının pragmatik, hem Türkiye için yararlı hem de paralel olarak bizim ulusal çıkarlarımız mecrasına uygun göründüğünden hareket ediyor. Türkiye bugün Rusya için ek sorun yaratmayan, Rus siyasetçileri ve uzmanları germeyen az sayıda ülkeden biri.
    Şunu kaydetmek isterim ki Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğindeki Türkiye’nin dış politikası tamamen Rusya’nın dış politika konseptine uygun. Zira Rusya’nın dış politikası, ideolojik yaklaşımlardan yoksun ve pragmatik veya dış politikanın pratik yararları üzerinde duruyor. Bu, Türkiye’nin dış politika hattıyla bağdaştırılıyor. Pragmatizm, doğru anlaşılan yararlı ulusal çıkarların dikkate alınmasını ve aynı zamanda ülkenin dünya arenasındaki konumunun sağlamlaştırılmasını öngörüyor. Bu anlamda Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın politikası, elbette, bizim dış politika mecramıza uygun, tıpkı bizim dış politikamız Türkiye’nin mecrasına uygun olduğu gibi. Bu bir rastlantı değil, dış politika hatlarının paralelliğidir. Zira tam olarak birbirine uygun düşmesi imkansız.”

    Etiketler:
    Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın