20:52 19 Ağustos 2019
Canlı Yayın
    Alper Uçar, Alisa Agafonova ve Aleksandr Julin

    Türk-Rus dostluğu buz pistine de yansıdı

    © Sputnik /
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Tatiana Şuvalova
    0 10

    Soçi’de düzenlenen 20. Kış Olimpiyat Oyunları’ndan bu yana tam bir yıl geçti. Türk artistik patinajcılar, Rus çalıştırıcı Aleksandr Julin’in gözetiminde antrenmanlarına devam ediyor.

    Alper Uçar, Alisa Agafonova ve Aleksandr Julin, gelecekle ilgili planlarını açıkladı, ABD’de bile diğer çalıştırıcı ve sporculara şans tanımayan Rus Okulu’ndan bahsetti ve Türk artistik patinajının bugünkü durumu ile Rus ve Türk sporcular arasındaki ilişkileri anlattı.

    "BİR ANDA KENDİMİ TÜRKİYE'DE BULDUM"

    Alisa Agafonova şöyle konuştu: “Başta, Ukrayna Ulusal Takımı adına kayıyordum, ancak sonra partnerim Dmitriy Dun ile yollarımızı ayırdık. Kariyerime devam etmek istedim ve yeni partner arayışına girdim. Beni telefonla aradılar ve iyi bir partnerle yarışmayı teklif ettiler. Gerçi ülkenin adı sır tutuluyordu. Ancak ben yine de riske girdim. Bir an kendimi Türkiye’de buldum, Alper ile tanıştım ve bir haftalık antrenman sonucu, onun büyük umutlar vadeden bir genç olduğunu anladım, çünkü teklerden çiftlere geçmek gerçekten de çok zor.”

    "ALİSA PROJEYE İNANDI"

    Alper Uçar, yarışmalara Alisa ile katılma kararını şöyle değerlendirdi: “Ben Amerika’da çalışırken partener değişikliği söz konusu oldu. Alisa’yı Junior’lardan zaten tanıyordum. Bir haftalık bir deneme süresi oldu. Antrenörlerimiz uyumlu olduğumuzu ve yüksek potansiyele sahip olduğumuzu söyledi. Ben de Alisa’ya, Avrupa ve Dünya Şampiyonaları’nda ülkemizi temsil edeceğimizi, zaman içerisinde de uluslararası alanda madalyalar alarak ülkemizde hiç olmayan bir sporun öncüleri olacağımızı söyledim. Buz dansı daha önce yapılmamıştı Türkiye’de. 6 ay çalışma süresinde, 2011 Erzurum Üniversiade oyunlarında gümüş madalyaya sahip olduk. Ondan sonra da Gençlik ve Spor Bakanlığı projesi kapsamında, 2014 Soçi Olimpiyatları'na hazırlandık. Alisa, bu projeye inandı ve farklı ülkelerden teklif aldığı halde Türkiye’yi tercih etti ve biz Türkiye adına kaymaya başladık. Çok kısa sürede çok büyük başarılar elde edince de planlarımızı daha çok yukarıya koymaya karar verdik ve bugünlere geldik.”

    "UKRAYNA'DAKİ DENEYİMLERİMDEN FARKLI"

    Alisa Agafonova, temsil ettiği yeni ülke ve Türk artistik patinaj hakkında izlenimini paylaştı: “Türk sporuna yönelik düşüncelerime gelince, elbette, buraya hayranım. Ukrayna’da iki kez ülke şampiyonu olsam da burada her şey, Ukrayna’daki deneyiminden çok farklı. Benim için mükemmel koşullar oluşturuldu, vatandaşlık verildi. Alper ile kaymaya başladığımda, Türkiye’nin sporcularına nasıl özenle yaklaştığını fark ettim. Patinaj alanları yapılıyor. Ülke, kış sporlar ülkesi olmasa da aktif şekilde onları geliştiriyor. Elbette, Türk artistik patinaj sistemi şimdilik Rusya’daki kadar çok iyi düzeyde değil, böyle bir geçmişe sahip değil. Alper’le biz, Türk tarihinin ilk artistik patinaj çiftiyiz ve stereotipleri yıkmakta zorlanıyoruz, çünkü insanlar, Türkiye’yi artistik patinaj ülkesi olarak algılamıyor. Biz, giderek daha yüksek basamaklara tırmanırken hakemler halen bize önyargılı yaklaşıyorlar. Rus Okulu çok güçlü olduğundan çalışmalarımıza Moskova’da devam ediyoruz. Türkiye’de, sistem anlamında artistik patinajın geliştirilmesi gerekiyor: antrenman ve çalıştırıcı sistemini. Bu yönde çalışmalar başlatıldı, Rusya’da beden eğitimi ve spor üniversitelerinden mezun olan çalıştırıcılar var. Ancak hiçbir şey bir anda oluvermiyor.

    "TÜRK MUTFAĞINA HAYRANIM"

    Kariyerimizi noktaladıktan sonra bu yönde katkıda bulunmak istiyoruz. Bizleri, Türkiye’yi üst düzeyde temsil edecek bir kuşağın takip etmesini istiyoruz. Şu anda kendimiz bu düzeyi delmeye çalışıyoruz, çocuklar için daha rahat olsun diye. Daha sonra genç sporcuları eğiteceğiz. Türkiye’de, bu amaç için mükemmel spor merkezleri var. Toplantılar yapılmalı, bunun için Türkiye’ye ünlü çalıştırıcı, Yevgeniy Plyuşinko’nun hocası Mişin geliyor. Sadece kendi sporcularına değil, Türk çocuklarına da ders veriyor. Biz, elbette, Rus Patenaj Okulu’nun öğrencileriyiz. Gerçi, diğer okullar hakkında konuşmak çok garip oluyor, çünkü örneğin Amerikan Okulu, zamanında Rusya’dan ABD’ye taşınan Rus çalıştırıcılarından oluşuyor. Türkiye’nin şu anda bir hakemi yok, hakemsiz bir yerlere girmek çok zor oluyor, çünkü büyük spor büyük siyaset demek. Ancak biz bundan korkmuyoruz. Türkiye’ye bayılıyorum, bu benim ülkem ve zamanımı, vatanım Ukrayna’dan çok Türkiye’de geçiriyorum. Türkler çok hoş, açık insanlar. Türk mutfağına hayranım, özellikle köfteyi seviyorum. Bu ülkeye çok minnettarım ve Türkiye’nin en üst sıralarda olması için her şey yapıyorum.”  

    "BUZ PATENİ KÜLTÜRÜNDE RUSYA ÖNEMLİ"

    Yaklaşık iki yıldır Moskova’da yaşayan ve Rus çalıştırıcı ile antrenmanlara çıkan Alper, bu konuda hiçbir rahatsızlık veya zorlukla duymadığını belirterek şunu söyledi:

    “Türkiye’de ben Rus antrenörlerle çalıştım zaten. Türkiye’deki buz pateni kültüründe her zaman Rus payı vardı, Rus hocalar çokça gelip gittiler. Haçaturov patende temeline ilk taş attı, daha sonra Aleksandr Zaytsev geldi, o yüzden şimdi Aleksandr Julin’e benim alışmam zor olmadı. Rusya’ya gelmemiz bizim için çok büyük önem farz ediyordu. O zaman son iki yıl kalmıştı Olimpiyatlara ve oraya girebilmemiz için büyük bir değişiklik gerekiyordu, onu da Aleksandr Julin ile çalışarak gerçekleştirdik. Olimpiyatlara kadar bütün başarılarımızın asıl mimarı Aleksandr Julin’dir. Bizi gruba kabul etti, destek oldu. Ben, bir Türk olarak Moskova’da hiç zorluk çekmedim, çok severek çalışıyorum, çalışma ortamı çok iyi ve burada olmaktan çok gurur duyuyorum. Bence Türkiye ve Rusya’nın yakın dostluğu her zaman iyi bir sonuç getiriyor. Bayağıdır Rusça öğreniyorum artık Alisa bana Rusça öğretecek, ben ise ona Türkçe öğreteceğim.”

    "KENDİMİ TÜRK HİSSEDİYORUM"

    Artık bir Türk sporcusu olan Alisa Agafonova, Türkiye’de kendini yabancı hissetmediğini belirterek şunu söyledi: “Türkiye’de herkes, nasıl kaydığımızı büyük bir beğeniyle izliyor. Ben, kendimi o kadar Türk hissediyorum ki, artık insanlar nereli olduğumu umursamıyor. Bize çok iyi yaklaşıyorlar ve sonuçlarımız ortada. Çok sayıda hayranımız var. Bizleri takip ediyor, yarışmalarımıza geliyorlar. Bizi tanıyorlar. Olimpiyatlardan sonra Beyaz Show’a konuk olduk ve birçok spor kanalına çıktık. Bana, ‘Sizi televizyonda gördükten sonra çocuğumu artistik patinaja verdim’ türden mesajlar geliyor. Biz de bunun için çalışıyoruz. Türkiye’de en çok Ankara’da oluyoruz, çünkü Alper’in evi orada. Bir de elbette İstanbul ve Erzurum’da. Ancak benim favorim elbette, eşsiz İstanbul’dur. Bu şehirde yaşamak isterdim. Kültüre büyük ilgim var. Eskiden bu ülke hakkında az şey biliyordum ve karşımda yeni bir dünya buldum.”

    "OLİMPİK BUZ SAHASINA İHTİYACIMIZ VAR"

    Türkiye’de artistik patinajın gelişimine dair vizyonunu ve bu bağlamda gelecekle ilgili planlarını paylaşan Alper, şunu söyledi: “Türkiye olarak biz tabii, 200 yıllık buz pateni birikiminden yararlanmak istiyoruz, Rusya tüm dünyaya hoca veriyor. Bizim şimdi Türkiye Buz Pateni Federasyonu olarak 30 yıllık geçmişimiz var ama kısa zamanda büyük adımlar atıyoruz. Tabii ki tecrübemizi genç kuşaklarla paylaşmak, okul kurmak istiyoruz. Tabii buz pateni sporu için en önemli altyapı unsuru, sahanın olması, yani pistin olması. Türkiye’de ne kadar çok pist olursa o kadar çocuklara ulaşabiliriz. Olimpik buz sahasına ihtiyacımız var. Türkiye’de, onunla ilgili Spor Bakanlığı’nın projesi var, buz alanlarını arttırdıkça daha çok sporcu gelecektir.”

    "HEDEFİMİZ ŞAMPİYONLUK"

    Uzun yıllar boyunca ABD’de çalışan dünyaca ünlü antrenör Aleksandr Julin, hiçbir zaman yabancı patenci sıkıntısı çekmedi. Ancak Türk takımının, hem çok ilginç bir proje hem de bir meydan okuma olduğunun altını çizen usta çalıştırıcı, şu yorumda bulundu:

    “Bu çifti hep beğeniyle izliyordum, onlara karşı sempatim vardı. Onlar, aktörler olarak çok iyiler, ancak hep tekniklerinde sorunlar görüyordum. Bana geldiklerinde büyük bir memnuniyetle onları çalıştırmaya başladım. Planlarımız arasında, Dünya Şampiyonası var. Temel hedefimiz ise önümüzdeki olimpiyatlara katılmak. Öncekinde oldukça başarılı performans sergilediler, ancak elemelerden geçerek Olimpiyatlara kalmaları bile Türk takımı için büyük bir başarıydı. Yıldan yıla ustalığımızı geliştireceğiz, şimdilik hedefimiz, Dünya Şampiyonası’nda ilk ona girmek. Antrenör olarak şunu söylemek isterdim: Türkiye, artistik patinajı geliştirmek istiyorsa, çalıştırıcı sorununa çözüm bulması lazım. Dünyaca ünlü Rus çalıştırıcıları davet edebilir. Şu anda Rusya’da iyi pist sayısı giderek artıyor. Örneğin, Yoşkar-Ola’da iyi bir paten alanı yapıldı ve iyi kadroları çekmek zamanla zor hale gelecek. Şimdi, Alisa ve Alper ile Türkiye’yi gezmek istiyorum, çünkü bu ülkeyi en son yirmi yıl önce, gösteri programıyla geldiğim zaman, gezmiştim. Çok beğendiğimi hatırlıyorum, özgün bir ülke, Kafkasya’ya çok benziyor, Gürcistan ve Azerbaycan ile ortak yönleri var: insanları sıcak ve gülümser ve her şey bol. Her yıl, Alibey’de tenis oynamak için geliyorum, ancak Türk meslektaşlarımızla oturup konuşmamız gerek, gösteriler ve müşterek yarışlar düzenlememiz gerek. Bu işbirliğinin gelişmeye devam edeceğini düşünüyorum, tıpkı şimdi doğalgaz akımıyla olduğu gibi. Ülkelerimizin çok samimi olduğunu düşünüyorum, bu ilişkilerin güçlenerek gelişimine çok sevinirim.”

    İlgili konular:

    Genç Rus patenciler podyumu kimselere bırakmadı
    Etiketler:
    artistik patinaj, Alisa Agafonova, Alper Uçar, Aleksandr Julin
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın