07:01 20 Eylül 2018
Canlı Yayın
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    Ali Özgündüz: 'Erdoğan İran'a, 'one minute' krizi çıkarmak için gidiyor olabilir'

    © AA / Erhan Elaldı
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Amur Gadjiev
    0 20

    Yemen krizi nedeniyle karşılıklı suçlamaların artması sonucunda Türkiye-İran ilişkilerinin gerginleştiği bir dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tahran ziyaretine hazırlanıyor.

    İranlı bazı politikacılar Erdoğan’ın ziyaretinin iptalini bile istedi. Ancak öyle görünüyor ki Erdoğan ziyaretini, her şeye rağmen gerçekleştirecek.
    Böyle bir ortamda yapılacak ziyaret kapsamında planlanan görüşmeler ne kadar yapıcı olacak? Ankara, Tahran ve Riyad arasında arabulucu olmak varken, neden bölgede artan Sünni-Şii çekişmesinde taraf oldu? Türkiye’nin böyle bir karar almasında ABD’nin rolü neydi?
    Konuyla ilgili Sputnik’e konuşan Türkiye-İran Parlamentolararası Dostluk Grubu Genel Sekreteri ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Ali Özgündüz şunları söyledi.


    7 Nisan'da Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın Tahran ziyareti planlanıyor. İran’ın bazı yetkilileri, Sayın Erdoğan’ın 'İran’ın bölgeyi domine etme çabası içinde' olduğu açıklamasından sonra ziyaretinin iptalini istedi. Karşılıklı eleştirilerin arttığı koşullarda yapılacak olan ziyaret çerçevesindeki görüşmeler size göre ne kadar yapıcı olur?

    Elbette, bu aşamada yapılacak ziyaret, bana göre yapıcı olmayacak. Benim başka bir endişem var. Bu ziyaret Türkiye-İran ilişkilerini daha çok gerginliğe sokabilir. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha önce Davos’ta yaptığı 'one minute' krizi gibi bir krize neden olabilir. Bu planlanmış olabilir. Bu niçin yapılabilir? Biliyorsunuz, şu anda hükümet ve Cumhurbaşkanımız tamamen Suudi koalisyonunda, Sünni blokta yer alıyor. İşte Yemen kriziyle birlikte bu ortaya çıktı. Hükümet, Suudi Arabistan’ın öncülüğünde oluşturulan Arap silahlı kuvvetlerine, Arap ordusuna, ittifakına destek veriyor. Ve Yemen konusunda İran’ı suçluyor.

    Halbuki Yemen’de olan olay, Yemen’in kendi iç işidir, Yemen’in kendi iç politikasına ilişkin bir meseledir. Buna rağmen İran’ın suçlanması, keza Suriye olaylarında hükümetin, başta Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları, İran’ı suçlar niteliktedir. Bütün bu olaylarda Ankara’nın İran'a karşı iyiniyetli olmadığını, dostane ilişkilerle yaklaşmadığını gösteriyor. Dolayısıyla, orada da Davos’taki 'one minute' gibi bir kriz çıkarırsa, bu defa hem seçim öncesi içerideki Sünni bloku yanına çekmiş olacak hem de Arap Sünni İslam dünyasının yeniden lideri gibi bir role soyunmuş olacak. Ve böylelikle İran’a, Şii-Alevi dünyaya karşı kendisinin de içinde yer aldığı blokun meşruiyetini sağlamaya çalışacak gibi bir endişem var. Dolayısıyla bu ziyaret, Türkiye-İran ilişkilerinin normalleştirilmesinden ziyade daha fazla gerginleşmesine sebebiyet verebilir.

    Türkiye, özellikle Yemen krizi konusunda Suudi Arabistan ile İran arasında aracılık yapmak varken neden Suudi Arabistan’ın inisiyatiflerine katıldı? Ankara’nın Yemen konusunda karar almasında ABD’nin rolü var mıydı?

    Elbette ki Türkiye, daha doğrusu şu andaki AK Parti hükümeti ve Cumhurbaşkanı ne yazık ki dış politikayı mezhep eksenli yürütüyor. Ve ülkemizin çıkarlarına göre değil mezhepsel bakış açısıyla olaylara bakıyor. Bu nedenle de Suudi Arabistan’ın ekseninde politika izliyor. Suudi Arabistan’ın yeni kralı Salman, sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Riyad’a davet ettiği gün aynı zamanda Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’yi de oraya çağırdı. Aslında bu, Sisi ile Erdoğan arasında bir nevi arabuluculuktu, ilişkilerini normalleştirmek için yapılan bir planlamaydı. Daha güne kadar Mursi’yi deviren Sisi’ye demedikleri lafı bırakmayan hükümet ve Cumhurbaşkanı şu anda Yemen konusunda Sisi ile birlikte Suudi Arabistan’la, Katar’la, Birleşik Arap Emirlikleri ile ittifak halinde Yemen halkının üzerine bomba yağdırıyor. Ve bunu açıkça, “Biz de bu işe lojistik destek veriyoruz, istihbarat desteği veriyoruz” diyerek açıkladılar. Yani onlar bu işin içindedir. Niye böyle? Elbette ki, Suudi Arabistan ve Arap Birliği, ABD’nın izni olmadan adım atamaz. Bunu bütün dünya biliyor. Arap Birliği demek – Suudi Arabistan demek, Suudi Arabistan da demek – ABD demektir. Dolayısıyla, Aden Körfezi’nin tamamen Husilerin, dolaylı yoldan da İran’ın etkisine girmesini önlemek için ABD, enerji yollarının kendisi açısından güvenliği amacıyla kendisine bağlı Suud Yönetimi’nin buraya hakim olması ya da onun desteklediği birilerin Aden’de hakim olması için bir izin vermiştir ki, Arap Birliği de bu silahlı müdahale kararını almıştır. Dolayısıyla, ABD’nin izni olmadan böyle bir şeyin olması mümkün değil diye düşünüyorum.

    İlgili konular:

    İran: Bildiğimiz kadarıyla Erdoğan'ın ziyaret programı değişmedi
    Erdoğan: İran'a gitme kararını biz veririz
    Türkiye: İran'la nükleer anlaşmayı olumlu buluyoruz
    İran: Erdoğan ziyaretini iptal etsin
    Etiketler:
    Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, İran
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın