21:36 17 Nisan 2021
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 10
    Abone ol

    Rusya'nın Türkiye'ye tepkisinin 'duygusal' olduğunu yönündeki değerlendirmelere CHP'den tepki geldi: "Köklü ve tarihsel geçmişi olan Rus diplomasisinin, iki ülke arasındaki ilişkiler ağını 4-5 günde sıfırlaması duygusallıkla açıklanamaz."

    CHP Genel Başkan Başdanışmanı Erdoğan Toprak, Türkiye ile Rusya arasında yaşanan krize ilişkin rapor hazırladı. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na sunulan raporda, hükümetin uluslararası hukuk açısından haklı konumda olmasına karşın, zamanlama ve taktik konusunda, stratejik bir yanlış yaptığı kaydedildi.

    Türkiye'nin Rusya'nın bu ambargosunu, yaptırımlarını da aşacağı kaydedilen raporda, "Rusya da önemli şeyler kaybedecektir. Ne var ki; insanlarımız, işini, parasını, gelirini ve daha başka şeylerini kaybederek, ciddi bir bedel ödeyecektir" dendi.

    '1975 ABD SİLAH AMBORGOSUNDAN BU YANA BİR İLK'

    Sputnik'in ulaştığı raporda, Türkiye'nin 1975'teki ABD silah ambargosundan bu yana ilk kez, bir devletin kapsamlı ekonomik, siyasi, insani yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldığı vurgulandı. 24 Kasım'da, Türkiye Hava Sahası'nın ihlal edildiği gerekçesiyle düşürülen Rus Savaş uçağının yarattığı siyasi ve diplomatik krizin hızla tırmanarak, bambaşka bir boyuta ulaştığı ifade edilen raporda, Rusya'nın Türkiye'ye yönelik açıkladığı yaptırımlara ilişkin ayrıntılı bilgilere yer aldı.

    'TÜRKİYE'NİN DE RUSYA'NIN DA KAYIPLARI OLACAKTIR'

    "Ağırlıkla ekonomik içerikteki bu kararların ve yaptırımların, Türkiye'ye ağır bir maliyet getireceğini kabul etmek durumundayız" denen raporda, ancak Rusya'nın da bundan ötürü kayıpları olacağı kaydedildi. Raporda, 1988 yılından bu yana, Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrasında, ekonomisi çöken, gıda, ilaç kıtlığı başgösteren Rusya'nın ilk yardımına koşan ülkenin Türkiye olduğu da belirtildi.

    'KRİZ SÜRECİ İYİ YÖNETİLEMEDİ'

    Raporda, bir uçak krizinin bu noktaya kadar varmasının, dış politikadaki yanlışların, bu yanlışlarla ortaya çıkan diplomatik kriz süreçlerinin iyi yönetilememesi, diyalog kanallarının açık tutulamamasından kaynaklandığı vurgulanarak şöyle dendi:

    "Krizin başlangıcından itibaren, Hükümet ve Cumhurbaşkanı, aslında ılımlı ve süreci tırmandırmama doğrultusunda bir söylem içinde oldular. Türkiye, hava sahasının ihlal edildiğini, Rusya edilmediğini söylüyor. Rus pilotların paraşütle atladıklarında Suriye topraklarına inmelerini, uçağın Suriye hava sahasında olduğunun kanıtı olarak öne sürüyor. Türkiye ise 17 saniyelik bir hava sahası ihlali olduğunu, Rus pilotların bu sürede 10 kez uyarıldıklarını ancak yanıt vermediklerini dile getiriyor. Daha önce de pek çok kez ihlal olduğu ancak bunların uyarı ve diyalogla çözüldüğü açıklandı. Bu defa neden bu yapılmadı da en son çare olması gereken uçağa ateş açılması ve düşürülmesi yoluna gidildi? Yani açıklanan angajman kurallarının uygulandığı tezi doğrudur. Ancak bugüne kadarki ihlallerde bu angajman kuralları esnetildiyse, bu defa da yapılamaz mıydı? Dolayısıyla, iki taraf açısından farklı bir takım taktik ve stratejilerin sınanması amacıyla, bu olayın gerçekleştirilmesi yoluna gidildiği anlaşılıyor."

    'PERDE GERİSİNDE FARKLI SENARYOLAR'

    Türkiye-Rusya arasındaki uçak krizinin temelinde ve perde gerisinde her iki ülke açısından farklı senaryoların ve tezlerin olduğunun kaydedildiği raporda, "Türkmenler, Kürtler, IŞİD, Suriye ordusu bölgedeki etkinlik ve diğer radikal İslamcı örgütler açısından Türkiye ve Rusya'nın farklı hesaplarla bu süreci ortaya koyduklarını düşünmek yanlış olmaz" dendi. Türkiye'nin daha önce 5 kez ihlal olduğunu ve her seferinde ‘kırmızı hat' ve diyalogla, uyarılarla ihlalin sonlandırıldığını açıklamasına karşın 24 Kasım'da neden uçağı düşürme yoluna gittiğine ilişkin bir analiz de yer aldı. Raporda şu ifadeler dikkat çekti:

    "24 Kasım'da bölgedeki plan ve hedeflerinin Rusya tarafından darbelendiğini, ABD'nin Kürtleri desteklediğini gören Türkiye, Rus uçağını düşürerek, oldukça sert ve ileri bir adım attı. Ama bu adımın ardından, beklediği desteği göremediği gibi, müttefikleri tarafından bastırıldı. Rusya ise muhtemelen, Türkiye'yi böyle bir adım atmaya zorlayarak, dünyada ve NATO'daki tepkileri gördükten sonra, önceden yaptığı hazırlıkları peş peşe devreye soktu."

    'ADIMLARIN ALTYAPISI CİDDİ ŞEKİLDE HAZIRLANDI'

    Raporda, 24 Kasım'dan bu yana, 4-5 gün içersinde atılan adımlara bakıldığında ve gelişen olaylar gözlendiğinde, bu adımların altyapısının, ciddi bir şekilde hazırlandığının anlaşıldığı kaydedilerek, Rusya'dan Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı ile ailesine karşı yapılan açıklamalar ve Rus basınında bu anlamda yer alan haberler hatırlatıldı. Raporda, Rusya Devlet Başkanı Putin'in onayladığı yaptırımlarla, Türkiye ekonomisine darbe indirmek, Türkiye'nin 'canını yakmak' hedefinin devreye sokulduğu kaydedilerek şöyle denildi:

    'SADECE DÜŞEN UÇAKLA İZAH EDİLİMEZ'

    "Köklü ve tarihsel geçmişi olan Rus diplomasisinin, iki ülke arasında 20-25 yılda örülmüş, ekonomik, siyasi, stratejik altyapıyı, ilişkiler ağını, 4-5 günde sıfırlayıp, dümdüz etmesi, yıllarca onarılamayacak derecede tahrip ederek, hasar vermesi, ne duygusallıkla, ne düşürülen bir uçakla açıklanamaz. Böylesine radikal adımların atılması için, çok gerilere uzanan bazı stratejilerin, planlamaların yapılıp, hazırlanmış olması gerekir. Kendisi ABD ve AB'nin, yaptırım ve ambargo uygulamaları altında olan Rusya'nın, 'empati' yapmaksızın, Türkiye'ye tavrını bu derece ödünsüz şekilde sertleştirmesi, sadece düşen uçakla izah edilemez."

    'RUSYA BAŞKA NELER YAPABİLİR?'

    Raporda, bu tabloya bakıldığında, Rusya'nın sadece bu önlemlerle yetinmeyeceğinin anlaşıldığı da vurgulanarak, Rusya'nın etkin olduğu uluslararası ekonomik kuruluşları Türkiye karşıtı pozisyon almaya yönlendirmesinin şaşırtıcı olmayacağı kaydedildi. Raporda, şu görüşler yer aldı:

    "BM'de ve daha pek çok uluslararası platformda da, Türkiye'yi dışlamaya, engellemeye çalışması, beklenmeli… Suriye operasyonu ile Ortadoğu'da etkinlik alanını genişleten, bölgede İran'ı ön plana çıkartan ve Irak ve Lübnan'ın da desteğini alan Rusya'nın yakın ve orta vadede bulunduğumuz bölgede de Türkiye karşıtı bir cephe oluşturması, Mısır, Libya, Suriye, İsrail ile bağları kopuk Türkiye'yi, daha da yalnızlaştırmak için adımlar atması beklenmeli."

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Güvenlik Konseyi'ni topladı.
    © Sputnik / Aleksey Nikolskiy
    'TÜRKİYE DİPLOMATİK HAMLELER GELİŞTİRMELİ'

    Rusya'nın Kürtlerle yakınlaşma adımlarını yoğunlaştırmasına da dikkat çekilen raporda, "Bütün bu sıraladığımız adımları ciddiyetle analiz edip irdelemek, Küresel bir güç konumundaki Rusya'nın 4-5 günde devreye soktuğu kararlarla, daha da ileriye gideceği ve sertleşeceği öngörülen girişimlerine karşı Türkiye'nin ivedi olarak diplomatik hamleler geliştirmesi, atacağı adımları planlaması, karşı tezlerini ortaya koyması dünya kamuoyuna haklılığını inandırıcı bir biçimde anlatması elzem görünüyor" ifadeleri kullanıldı.

    'HÜKÜMET STRATEJİK HATA YAPTI'

    Raporda, "Özetle hükümet uluslararası hukuk açısından, haklı konumda olmasına karşın, zamanlama ve taktik konusunda, stratejik bir yanlış yaparak, hem Türkmenleri hedef konumuna getirdi, hem de Türkiye'yi ağır bir siyasi, askeri, ekonomik kayıplar tablosuyla karşı karşıya bıraktı. 1975-1978 ABD ambargosunu aşan Türkiye, tabii ki Rusya'nın bu ambargosunu, yaptırımlarını da aşacaktır. Rusya da önemli şeyler kaybedecektir. Ne var ki; insanlarımız, işini, parasını, gelirini ve daha başka şeylerini kaybederek, ciddi bir bedel ödeyecektir" denildi.

    AKKUYU VE DOĞALGAZIN DURUMU

    Raporda, Rusya'nın yapımını ve finansmanını üstlendiği, inşaatına başlanan Akkuyu Santralı Projesi'ni, tek taraflı iptal etmesinin beklenmemesi gerektiği de savunularak, "Projeyi Türkiye'nin iptal etmesi için, Rus tarafı büyük olasılıkla zorlamalar yapacaktır. Böyle bir durumda, yani proje Türkiye tarafından iptal edilirse, Rusya açısından bugüne kadar harcanan 3-4 milyar doların, tazminat olarak Türkiye'den talep edilmesi, Uluslararası Tahkim'e gidilmesi söz konusu olacaktır. Kaldı ki iki ülke arasında güven erozyonunun hızla büyüdüğü bir ortamda, nükleer enerji gibi çok kritik, stratejik ve hayati önemdeki bir projede Türkiye Rusya'ya nasıl güvenecek? Santral bitiminde üretilecek elektriğin Türk hükümetince satın alınması garantisi sözleşmede yer alıyor. Doğalgaz yanında, elektrik enerjisi alanında da Rusya'ya bu kadar bağımlı bir Türkiye, ilişkilerin bugün geldiği noktada ne yapacaktır?" denildi.

    Rusya'nın doğalgazı kesmesinin de söz konusu olamayacağı kaydedilen raporda, "Çünkü iki ülke arasında, bu konuda uzun süreli bir anlaşma geçmişte imzalanmış durumda. Rusya doğal gazı keserse, başta Avrupa olmak üzere gaz satışı yaptığı diğer ülkeler nezdinde, 'güvenilmez tedarikçi ülke" olarak algılanacaktır. Bu Rusya'nın diğer gaz satışlarını olumsuz etkiler" ifadelerine yer verildi.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Çin: Rusya'nın hava operasyonlarını destekliyoruz
    Rusya, Türk şirketleri için önlem paketi hazırlıyor
    Rusya, ambargolu Türk ürünlerini imha etmeyecek
    Rusya'nın Fransa'ya 'dört ayaklı jesti' çantasını topluyor
    Rusya’nın Türkiye, Mısır ve Ukrayna'ya uçuş sınırlamasının faturası belli oldu
    Etiketler:
    CHP, Erdoğan Toprak, Suriye, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın