02:49 23 Eylül 2018
Canlı Yayın
    Macaristan - sığınmacı - göçmen - sınır

    AK Parti'den sığınmacı raporu: Mülteci krizi AB'yi birleştirmekten çok bölüyor

    © AFP 2018 / ELVIS BARUKCIC
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yurdagül Şimşek
    0 0 0

    AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Metin Külünk, sığınmacı akınının AB'ye etkilerini inceleyerek rapor haline getirdi. Rapora göre, mülteci akını üye ülkelerde göçmen ve AB karşıtı popülist partilerin yükselişine neden olurken, üye ülkeler arasında gerilimi de artırdı.

    AK Partili  Metin Külünk ‘Mülteci Akınının Avrupa Üzerindeki Siyasi Etkileri’ başlıklı rapor hazırladı.  AB'nin mülteci politikalarının 'sorunlu' olarak nitelendirildiği raporda, yakın zamana kadar bu politikaların bir şekilde ayakta kalabilmesi de mültecilerin yakın zamana kadar görece sınırlı sayıda kalmasına bağlandı. Rapordu, "Bu sistemi krize sokan, son dönemde ulaşan mülteci akının boyutlarıdır" denildi.

    Göçmen krizinin AB'yi birleştirmekten çok bölmekte olduğunun ifade edildiği raporda,  “AB  göçmenleri Türkiye'nin durduracağını umuyor. Kısacası, mülteci akını, sorumluluğu herkesin bir başkasına attığı bir sorun halini alıyor. Mülteci akının AB üzerindeki en büyük etkilerinden biri de Birliğin ve temel prensiplerinin sorgulanır hale gelmesi” denildi.

    'KOMŞU ÜLKELERE BİNEN YÜK GÖRMEZDEN GELİNDİ'

    "Mülteci akını karşısında AB'nin ilk tepkisinin sorunun kendi sınırlarına ulaşmayacağını ummak oldu" ifadesine yer verilen raporda, mültecilerin ilk etapta sorunlu ülkelerin sınır komşularına bırakıldığı belirtildi. Suriye'den kaçan insanlarla komşu Türkiye, Lübnan ve Ürdün gibi ülkelerin tek başlarına ilgileneceğinin düşünüldüğünün vurgulandığı raporda,  bu ülkelere binen yükün görmezden gelindiği belirtildi.

    Raporda, "AB'nin bu tavrı, Suriye sorunun ortaya çıkış tarihi olan Mart 2011'den mültecilerin akın halinde AB kapılarına dayandığı 2015 yazına kadar geçen 4 yılı aşkın süreyi, mülteci akınına hazırlanmak için iyi hazırlanarak değerlendirme şansını ortadan kaldırdı. Bu güne geldiğimizde ise 17-18 Aralık 2015 tarihinde üye ülkelerin üst düzey liderlerinin katılımıyla gerçekleşen Avrupa Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi toplantısının ana maddesinin göç ve göçün siyasi sonuçları olması, bu konunun AB siyaseti üzerinde artık ne denli önemli etkiler bıraktığının bir kanıtıdır" görüşüne yer verildi.

    MÜLTECİ AKINI EN BÜYÜK ETKİSİ POPÜLİST PARTİLERİN YÜKSELİŞİ

    Raporda sığınmacı akının üye ülkeler üzerindeki etkilerinin başında  'popülist partilerin yükselişi' geldiği vurgulanırken, "Mültecilerin gitmek ve yaşamak istediği, mültecileri en iyi şekilde ağırlayabilecek ekonomik ve altyapıya sahip ülkelerde, mülteci ve göçmen karşıtı görüşler her geçen gün daha yüksek sesle dile getiriliyor. Bu ülkelerdeki insanlar, göçün kendi hayatlarına yaratabileceklerini düşündükleri etkilerden korkarak, aşırı sağcı, popülist, mülteci karşıtı parti ve politikalara destek veriyorlar. Dolayısıyla mültecilere yardım etmeye en müsait ülkeler, bu sorun karşısında paylarına düşen oranda bir destek veremiyorlar" denildi.

    'ADALETSİZ DAĞILIM VE ARTAN GERİLİM'

    Mülteci akımının üye ülkeler arasındaki ilişkilere etkilerinin 'adaletsiz dağılım ve artan gerilim' olduğu ifade edilen raporda şöyle denildi:

    " Mülteci akını, toplumlar ve hükümetleri ararsında olduğu gibi, birliğe üye ülkeler arasında da güven erozyona yol açıyor. İtalya ve Fransa arasında ya da Birleşik Krallık (İngiltere) ve Fransa arasında yakın zamanda ortaya çıkan gerilimler, bu güven erozyonuna örnek gösterilebilir. Büyük Britanya, Calais'ten kendi topraklarına giren göçmenleri, Fransa'nın durdurmasını istiyor. Fransa ise kendi topraklarına güneyden giren göçmenleri İtalya'nın durdurması gerektiği görüşünde. İtalya ve Yunanistan'a sorarsanız, bu yüke AB ortak şekilde üstlenmeli…

    'TÜRKİYE'NİN DURDURACAĞINI UMUYORLAR'

    Son gelişmelerin gösterdiği gibi AB ise göçmenleri Türkiye'nin durduracağını umuyor. Kısacası, mülteci akını, sorumluluğu herkesin bir başkasına attığı bir sorun halini alıyor. Almanya dışında sorunun çözümüne yönelik kısa ya da uzum vadeli çözüm üretmeye, elini taşın altına koymaya hazır bir AB ülkesi şimdilik görünmüyor. Bu da, sorunun çözümünü imkansız kılıyor."

    'BİRLİK VE TEMEL PRENSİPLERİ SIRGULANIR HALE GELDİ'

    Raporda, mülteci akımının AB üzerindeki etkilerinin de 'birliğin ve temel prensiplerinin sorgulanır hale gelmesi' olduğu kaydedildi. Raporda, "Krizler, birliktelikler için önemli testlerdir. Bazı birliktelikler bu krizlerden kenetlenerek ve güçlenerek çıkarlar. Ancak, mülteci krizi karşısındaki AB, şimdilik bu yönde bir sinyal vermiyor. Daha çok, krizin AB'yi birleştirmekten çok bölmekte olduğunu söyleyebiliriz. Mülteci akını AB'nin problemi olmasına rağmen bir şekilde ilerleyen mülteci politikalarının artık işleyemez hale getirdi. Artık mevcut sistemin kaybedenleri üzerindeki adaletsiz dağılan yük savunulabilir olmaktan çıktı. Bu durum AB'nin temelinde yatan iç sınırların kaldırılması ve özgür dolaşım gibi prensiplerin sorgulanır hale gelmesine yol açtı" görüşene yer verildi.

    'AB MÜLTECİ KRİZİNİ KONTROL ALTINA ALMAK ZORUNDA'

    Raporda, 'Krizin Geleceği' başlığı altında yapılan değerlendirmede, mülteci akının 2015 yılında ulaştığı boyutlarda devam eder ise, belirtilen etkilerin artarak sürebileceğinin öngörülebileceği kaydedildi. Raporda, Suriye'deki mevcut durumun  göçmen akının artarak devam etmesine neden olabileceğine dikkat çekilerek şöyle denildi:

    "Bu yüzden AB, 2015 yazında kendisi için tam bir kaos halini alan mülteci krizini kontrol altına almak zorundadır. Bu da birliğin dış sınırlarının yeniden kontrol altına alınması, mülteci politikalarının harmonizasyonu ve mülteci akının yükünü ortak olarak paylaşmaktan geçiyor.

    MÜLTECİLERİN VARLIĞI EKONOMİK BİR GÜCE DÖNÜŞTÜRÜLMELİ

    "Bununla birlikte, mültecilerin uzun dönemde toplumlara nasıl adapte olacakları sorusu cevapsızdır. Mültecilerin yeni gettolara hapsolmasının önüne geçilerek, mültecilerin varlığının AB'nin ihtiyacı olan ekonomik bir güce dönüştürülmesi gerekiyor. Ancak henüz bu konular ne liderler düzeyinde ne de kamuoylarında konuşulmuş bile değil. Toplumlar daha çok uzun dönemde yaşanabilecek sorunlarla ilgilenirken ve bunlardan endişe duyarken, hükümetler ise yaşanan ilk sökün ve kaosun derdinde görünüyor."

    İlgili konular:

    'AB, göçmenleri Balkan ülkelerinde tutmaya çalışıyor'
    Sırbistan'dan AB ve BM'ye: Göçmen krizini çözün
    ‘AB’nin göçmenlere ihtiyacı var’
    'Göçmen akını'yla baş edemeyen AB'den 'olağanüstü' çağrı
    Etiketler:
    Göçmen krizi, AB, Metin Külünk, Türkmen Dağı, Avrupa
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın