01:47 21 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Ekmeleddin İhsanoğlu

    MHP'li İhsanoğlu: Hiçbir sebep yokken Rusya'yla düşman olduk

    © AA / Binnur Ege Gürün
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yurdagül Şimşek
    233

    Türkiye ile Rusya'nın arasındaki gerilimin iki ülke halkını da üzdüğünü vurgulayan MHP’li İhsanoğlu, "Hiçbir sebep yokken birdenbire Rusya'yı düşman noktasına taşıdık. Bundan sonra olan biten bir tarafa bırakılmalı, gerekli dersler çıkarılmalı ve her iki ülkenin menfaati doğrultusunda hareket edilmeli" dedi.

    MHP İstanbul Milletvekili ve İslam İşbirliği Teşkilatı eski Başkanı Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu, Türkiye-Rusya ilişkileri ile Ortadoğu'da son gelişmeleri Sputnik'e değerlendirdi.

    Türkiye ile Rusya'nın karşı karşıya gelmesinin iki ülke halkını da üzdüğünü vurgulayan İhsanoğlu,  bundan sonra olan bitenin bir tarafa bırakılıp gerekli dersler çıkarılarak iki ülkenin menfaati doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

    İhsanoğlu, Rusya ile yaşanan krizde TBMM'nin de devreye girmesini gerektiğini belirtti. Tahran-Riyad geriliminde Türkiye'nin arabulucu olmasını isteyen MHP'li İhsanoğlu, Rusya'nın arabuluculuk önerisini de 'memnuniyet verici' olarak niteledi.

    İhsanoğlu’nun, açıklamalarının tamamı şöyle:

    Türkiye-Rusya ilişkileri uçak krizinden sonra neredeyse kopma noktasına geldi diyebiliriz. Siz ilişkilerde gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Türkiye ile Rusya arasındaki münasebetlerin tarihine baktığımız zaman bilhassa Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Türk-Rus münasebetleri fevkalade iyi, dostlukla geçmiştir. Soğuk Savaş zamanın da bile Türkiye ile Rusya zıt kutupların şemsiyesi altında olmalarına rağmen, aralarında büyük sınır olduğu halde hiçbir zaman bir çakıl taşı bu taraftan o tarafa, o taraftan bu tarafa geçmemiştir.

    ‘RUSYA, TÜRKİYE'NİN ENDÜSTRİYEL KALKINMASININ TEMELİNİ ATTI’

    Ayrıca Soğuk Savaş döneminde Rusya, Türkiye'nin endüstriyel kalkınmasına, teknolojik temel alt yapısına,  çok önemli katkılar yapmıştır. Seydişehir Alüminyum tesisleri, Aliağa Rafinerisi, demir çelik, ağır sanayi Rus teknolojisiyle yapılmıştır.

    ‘SİYASİ VE EKONOMİK İLİŞKİLER İKİ TARAFIN DA FAYDASINA’

    Kutuplaşma sona erdikten sonra Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında 90'lı yıllardan itibaren, hem siyasi, hem ekonomik, hem de ticari işbirliği bakımından iki tarafın faydasına yönelik çok önemli gelişmeler oldu.

    Ayrıca Türk müteahhitleri de Rusya Federasyonu'ndaki kalkınma hamlelerine önemli katkılar yaptı.

    ‘OLUP BİTENİ BİR TARAFA BIRAKIP DERSLER ÇIKARALIM’

    Şimdi bu durup dururken bir uçak hadisesiyle karşı karşıya gelmek, bizi üzdü. Herkesi üzmüştür. Türk halkını üzdüğü gibi Rus halkını da üzdü. Bizim temennimiz bundan sonra olan biteni bir tarafa bırakmak ve gereken dersleri çıkartmak. Bundan sonra iki milletin, iki devletin birbirine saygılı olması, egemenlik haklarına itibar etmesi noktasından hareket etmemiz lazım.  Bana göre Meclis'in oynayacağı bir rol var.

    ‘PARLAMENTOLAR DEVREYE GİRSİN'

    İki ülke ilişkilerinde TBMM'nin nasıl bir rolü olabilir?

    Bu rol, parlamenterlik müessesi ile olur. Türk milletvekilleri Türk milletinin, Rus milletvekilleri de Rus milletinin temsilcileridir. Meclisler, dostluk grupları, diplomatik kanallar ve STK'lar vasıtasıyla diyalog kurulabilir. Bunu yapalım ki, iki halk birbirine dost olduğunu unutmasın.

    ‘AMBARGOLARDAN İKİ ÜLKE DE ETKİLENİR’

    Rusya'nın ekonomik yaptırımları Türkiye'yi nasıl etkiler?

    Bunlar telafi etmemiz gereken unsurlar. Çünkü bunların her iki ülkeye de menfi etkisi olur.  İki komşu, iki dost olmalı. İki milletin birbiriyle olan dostluğu çok kıymetlidir.

    Suriye sorununda da Rusya ile Türkiye farklı tezleri savunuyorlar. Son olarak da Suudi Arabistan ile İran arasında bir gerginlik var. Bütün bu gelişmeler bölgeyi nasıl etkiler? Viyana süreci de bu çerçevede yeniden tartışılıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Her şeyden önce Suriye ile ilgili Rusya ile aramızda bence Cenevre-1 anlaşmasının metni var.  Bu metin zaten bütün bu diplomatik faaliyetlerin temelidir. Rusya bu metnin müelliflerinden birisi. Mutabakata sadık ve önemli katkıları var.  Bu çerçeve içerisinde işbirliğimizi yürütürsek çok verimli olur.

    2011'DE SURİYE'DE MEZHEBİ BİR TALEP YOKTU

    Suudi Arabistan ile İran arasındaki son krizle ilgili ne düşünüyorsunuz? Mezhep savaşını tırmandıracağı endişeleri de dile getiriliyor…

    Her şeyden evvel şunu kabul etmek lazım; Suriye'de olan hiçbir zaman bir mezhep savaşı olarak ortaya çıkmış değildi. Suriye'deki olayların başlangıcı yani 2011 senesindeki hadiseler daha fazla demokrasi, daha fazla insan hakları,  onurlu bir yaşam için bir kalkıştı. Bu ayağa kalkan halkın talepleri içerisinde mezhebi bir talep yoktu. Doğrusu da oydu.

    'DIŞARIDAN YAPILAN TESİRLERLE MEZHEP NOKTASINA DÖNÜŞTÜ'

    Şunu de söylemek lazım. Suriye büyük bir mozaik. Bütün Ortadoğu'da yaşamış olan ve yaşamakta olan değişik etnik ve mezhebi bağlantılı olan, değişik sayıda kavimler yaşamakta. Onlar arasında genel olarak tarihten gelen bir arada yaşama kültürü var. Ben bunun ihlal edilmiş olmasından dolayı üzüntü duyuyorum.  Yani siyasi haklar, insan hakları talebiyle başlayan hadise maalesef dış tesirlerle mezhep noktasına, etnik faktörlere dönüştü.

    'VEKALET SAVAŞINA SON VERİLMELİ, DİPLOMATİK ÇÖZÜM HIZLANMALI'

    Bu mezhebi, etnik kavgalar ne Suriye'ye, ne de bölgedeki diğer ülkelere hayır getirir. Türkiye'ye de hiçbir zaman hayır kapısı olmaz. Onun için bizim bu vekalet savaşına son vermemiz lazım. Bir an evvel diplomatik çözümü hızlandırmamız lazım.

    'TAHRAN-RİYAD GERİLİMİ MEZHEBİ İHTİLAFA DÖNÜŞMEMELİ'

    Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimde Türkiye'nin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz, Türkiye size göre ne yapmalı? Ayrıca Rusya arabulucu olmaya hazır olduğunu açıkladı, buna nasıl bakıyorsunuz?

    Suudi Arabistan Krallığı ile İran İslam Cumhuriyeti iki komşu ülke. İkisi de İslam İşbirliği Teşkilatı'na üye. Her şeyden önce bunlar siyasi ihtilaflarını barışçıl bir yoldan çözmeleri lazım. Bu iki ülke arasındaki siyasi ihtilafın, mezhebi ihtilafa dönüşmemesi lazım geliyor. Yani burada herkes dikkatle hareket etmek durumunda. Çünkü bu mezhep kavgasına dönüşürse, iki ülke ve bütün bölge zarar görür. Bunun zararı Ortadoğu ile münhasır kalmaz, genişler ve başka yerleri de etkiler. O bakımdan çok dikkatli olmamız lazım.

    ‘TÜRKİYE ARABULUCULUK YAPMALI’

    Ben dün TBMM Genel Kurulu'nda yaptığım konuşmamda Türkiye'nin iki ülke arasında arabuluculuk yapması fikrini savundum. İki ülke ile ciddi tarihi münasebetleri olan Türkiye, bu ortamı yatıştırabilir.

    ‘RUSYA'NIN ARABULUCULUK TEKLİFİ MEMNUNİYET VERİCİ’

    Rusya'nın arabuluculuk teklifi memnuniyet verici. Rusya iki ülke nezdinde itibarı olan Ortadoğu siyasetini iyi bilen büyük bir devlet.

    'KURAL KOYUCU OLDUĞU İDDİASI BAŞKA GÜÇLERİ DAVET EDİYOR'

    İhsanoğlu TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada da, hükümetin dış politikasını eleştirdi. TBMM tutanaklarına göre İhsanoğlu, "Bugün Türk dış politikasına baktığımız zaman birkaç yıldan bu yana Türkiye'nin komşularıyla sıfır sorun gibi bir masum hedefe yöneldiğini —ki bu güzel bir hedefti- görüyoruz fakat bunun yanında Türkiye'nin, Ankara'nın kural koyucu olduğunu iddia ettik; bu, çok önemli bir iddiadır ve bu, başka iddiaları ve sizin buradaki durumunuza ‘challenge’ eden, meydan okuyan başka güçleri de davet ediyor. O bakımdan burada bir çatışma potansiyelini yaratmış oluyorsunuz" dedi.

    'BUGÜN RUSYA HEM KUZEY, HEM DE GÜNEY KOMŞUMUZ'

    Türkiye-Rusya ilişkilerini Meclis konuşmasında da değerlendiren Ekmeleddin İhsanoğlu,  "Rusya bizim kuzey komşumuzdu, bugün Rusya hem kuzey hem güney komşumuzdur; bunun altını çizmek lazım" dedi.

    'HİÇBİR SEBEP YOKKEN RUSYA'YI DÜŞMAN NOKTASINA TAŞIDIK'

    Rusya'nın Türkiye'ye her dönemde yardımcı olduğunu anlatın İhsanoğlu, "Bugün hiçbir sebep yokken birdenbire Rusya'yı düşman noktasına taşıdık. Yaşadığımız sıkıntıları hepimiz beraber görüyoruz. O bakımdan, bugün bizim dış politikamız kaygan zemin üzerinde yürütülmektedir ve hadiselerin sevkiyle yalpalanmaktadır" diye konuştu.

    'TÜRKİYE DOST VE MÜTTEFİK OLDUĞUNU GÖSTERMELİ'

    Türkiye'nin ne yapması gerektiğini de anlatan İhsanoğlu, "Türkiye'nin şunu yapması lazım: Bir, her şeyden önce güvenilir bir dost ve müttefik olduğunu göstermesi lazım. İkinci husus, öngörülebilir bir siyasetin olması lazım. Üç, uzun ve kısa vadeli hedeflerini ayırması lazım ve kendi kapasitesine göre siyaset yapması lazım yani Türkçe darbımeselde, atasözünde, yorganına göre ayağını uzatması lazım" diye konuştu.

    'AŞAĞILAYICI DIŞ POLİTİKAYLA, DOSTUNUZ OLMAZ'

    İhsanoğlu, çatışmacı ve aşağılayıcı üslupla dış politika yürütülemeyeceğini de vurgulayarak, "Son yıllarda iç politikada geçerli hâle gelen kişilik merkezli çatışmacı ve aşağılayıcı üslupla dış politika yürütmeye gittiğiniz zaman bu neticeyi alırsınız ve yalnız kalırsınız, dostunuz olmaz, eski dostlarınız düşman hâline gelir" dedi.

    'KIRMIZI ÇİZGİ KÜLLİYATI ÇOK BÜYÜDÜ'

    'Kırmızı çizgi' konusunda da uyarıda bulunan İhsanoğlu, “Kırmızı çizgi, her gün kırmızı çizgi çizerseniz o kırmızı çizginin hiç kıymeti olmaz…Lütfen, bu kırmızı çizgi meselesinde biraz daha iktisatla davranalım ve bunu biraz daha azaltalım yoksa kırmızı çizgi külliyatı çok büyümüştür” diye konuştu.

    İlgili konular:

    Bahçeli'den Erdoğan'a: Artık sarayda tezek yakılsın
    Türkiye, Rusya ile krizden kârlı çıkmayı planlıyor
    Rusya’dan Türkiye’ye yaptırım yanıtı: DTÖ anlaşmasına aykırı değil
    Rusya: Türkiye önemli bir ticari partner olarak kalacak
    Etiketler:
    TBMM, MHP, Ekmeleddin İhsanoğlu, Ortadoğu, Türkiye, İran, Rusya, Suudi Arabistan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın