13:20 22 Ekim 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    135
    Abone ol

    Türk bakanların Almanya’da referandum mitingi yapmasına izin verilmemesini değerlendiren Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Almanya’da Türkiye’ye yönelik olumsuz havanın, Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel’in tutuklanmasıyla yeni bir boyuta ulaştığına dikkat çekti.

    Türkiye'de olağanüstü hal devam ettiği sürece Almanya ile gerginliğin artabileceğini vurgulayan Bağcı, "Burada kimin doğru, kimin yanlış yaptığı sorusundan çok iki farklı algılamanın olduğunu görmek lazım. Türkiye kendi açısından baktığında tabii ki Almanya'dan daha fazla destek görmek istiyor. Ama Almanya açısından bakıldığında da Türkiye'nin vakit geçirmeden normal demokratik hukuk koşullarına, yani olağanüstü halin kaldırılma durumuna dönmesi gerekiyor. Olağanüstü hal devam ettiği müddetçe Alman mantığı açısından Türkiye ile demokratik anlamda ilişkilerin yürümesi zor gibi görünüyor" diye konuştu.

    Die Welt muhabiri Deniz Yücel'in Redhack tarafından Enerji Bakanı Berat Albayrak'a ait olduğu iddiasıyla paylaşılan mailleri haberleştirmesi gerekçesiyle tutuklanmasının ardından Türkiye-Almanya ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerginlik artarken son olarak Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin referandum kampanyası için miting yapmalarına Alman yerel yönetimleri izin vermedi. Türkiye Alman makamlarının bu tutumuna tepki gösterirken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Bu Alman derin devletinin sistematik uygulaması haline geldi. Çünkü 'Hayır' çıkmasını istiyorlar" dedi.

    'ALMAN KURUMLARI, TÜRKİYE'DEKİ REFERANDUM TARTIŞMALARINI ALMANYA'YA TAŞIMAK İSTEMİYORLAR'

    Türkiye ile Almanya arasında yaşanan gerginliği Sputnik'e değerlendiren Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, son dönemde Almanya kamuoyunda Türkiye'ye yönelik ortaya çıkan olumsuz algının özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye'de olağanüstü hal ilan edilmesinden sonra daha da arttığını ifade etti. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin ziyaretlerinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın olası bir Almanya ziyareti öncesi bir nevi nabız yoklama niteliğinde olduğunu ve bakanların miting yapmalarına izin verilmemesinin Türkiye ile Almanya arasında diplomatik, sosyal ve siyasal bir krize yol açtığını kaydeden Bağcı, "Şunu da görmek lazım; özellikle Almanya tarafından bakıldığında, Alman politikacıları, Alman kurumları, Türkiye'de yaşanacak referandum tartışmalarını Almanya topraklarına yansıtmak istemiyorlar" dedi.

    'TÜRKİYE'YE YÖNELİK OLUMSUZ HAVA, DENİZ YÜCEL'İN TUTUKLANMASINDAN SONRA DAHA DA ARTTI'

    Almanya'da 1.4 milyon civarında Türkiye'deki referandumda oy kullanma hakkına sahip seçmen olduğunu, daha öncede Cumhurbaşkanı Erdoğan dâhil olmak üzere Türk siyasetçilerin Almanya'ya gidip miting yaptıklarını kaydeden Bağcı, şöyle konuştu:

    "Son olarak da Başbakan Binali Yıldırım, Münih Güvenlik Konferansı çerçevesinde geldiği Almanya'da birkaç yerde konuştu. Şimdi olayın geldiği nokta ise Almanya'nın özellikle referandum sürecinde daha da keskinleşen, kutuplaşan Türkiye'deki siyasal tartışmaları Almanya içinde yaşamak istememesinden kaynaklanıyor. Ama şunu da söylemek lazım; özellikle Almanya basınında son dönemde ortaya çıkan Türkiye'ye yönelik olumsuz hava, Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel'in tutuklanmasıyla yeni bir boyuta ulaştı. Türkiye ile Almanya arasında bizim siyasi tarihimizde böyle bir olay yok. 1990'lı yıllarda PKK ile yapılan mücadelede dahil Türkiye'ye yönelik böyle bir önyargı söz konusu değildi. Ama Türkiye'de de Almanya'ya yönelik bir önyargı yoktu. Almanya ile Türkiye arasında ikili anlamda bence önümüzdeki dönemde daha da gerginleşmeye müsait bir siyasi ortam var."

    'ÇAVUŞOĞLU VE BOZDAĞ'IN AÇIKLAMALARI GERGİNLİĞİ TIRMANDIRICI AÇIKLAMALAR'

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Türk bakanlara yönelik engellemeyle ilgili "Alman derin devletinin sistematik uygulaması" açıklamasının siyasi bir açıklama olduğunu, diğer taraftan da diplomatik alanda ilişkileri yumuşatmak için her iki tarafın bir mücadele verdiğini ifade eden Bağcı, "Alman derin devleti kavramını hangi amaçla söyledi onu bilemem ama Almanya'da ortaya çıkan genel Türkiye havası çok olumlu değil ve bu olumsuz görüş öyle görünüyor ki hem Türkiye'de yapılacak referandum ve hem de Almanya'da Eylül ayında yapılacak genel seçimler sona erene kadar devam edecek gibi görünüyor. AB'nin en önemli gücü Almanya ile Türkiye arasında her iki taraf için de sonuçları olumsuz olacak bir siyasi süreç başlamış durumda. Almanya'nın nasıl bir tepki vereceğini göreceğiz, ama Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun yaptığı açıklamalar iki ülke arasındaki siyasi gerginliği tırmandırıcı açıklamalardır" diye konuştu.

    'TÜRKİYE'DE OHAL DEVAM ETTİKÇE GERGİNLİK KADEMELİ OLARAK ARTACAK'

    Almanya ile Türkiye arasında çok özel ilişkiler var, tarihsel anlamda ilişkiler olduğunu, son dönemde Almanya Başbakanı Angela Merkel'in altı defa Türkiye'ye geldiğini kaydeden Bağcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Burada temel sorun şu; 15 Temmuz sonrasında Almanya'nın Türkiye'ye yönelik olarak çok çabuk bir tepki vermemesi, aramaması, sormaması, Türkiye'de hükümetin gönül koymasına da neden oldu. Buna bir de PKK başta olmak üzere Fethullah Gülen grubundan ilticaların, Can Dündar gibi gazetecilerin, akademisyenlerin oraya gitmeleri ve Almanya'nın koruması altına girmeleri Türk hükümetini rahatsız etti ve mutsuz etti. Türkiye'de olağanüstü hal devam ettikçe de öyle görünüyor ki Almanya bu politikasından vazgeçmeyecek. O nedenle Türkiye, olağanüstü hal devam ettiği müddetçe Almanya ile Türkiye arasındaki gerginlik kademeli olarak artacak gibi görünüyor. Burada kimin doğru, kimin yanlış yaptığı sorusundan çok iki farklı algılamanın olduğunu görmek lazım. Türkiye kendi açısından baktığında tabii ki Almanya'dan daha fazla destek görmek istiyor. Ama Almanya açısından bakıldığında da Türkiye'nin vakit geçirmeden normal demokratik hukuk koşullarına, yani olağanüstü halin kaldırılma durumuna dönmesi gerekiyor. Olağanüstü hal devam ettiği müddetçe Alman mantığı açısından Türkiye ile demokratik anlamda ilişkilerin yürümesi zor gibi görünüyor. O nedenle sadece Almanya değil bütün AB, Türkiye'de olağanüstü halin bir an evvel kaldırılmasını bekliyor. Türkiye ile Almanya arasında bu gerginlik devam ederken tarafların pozisyonlarında bir değişiklik olmayacak gördüğüm kadarıyla."

    'ALMANYA SEÇİMLERİNİ SOSYAL DEMOKRATLAR KAZANIRSA GERGİNLİK DAHA DA ARTAR'

    Almanya'da Eylül ayında yapılacak olan genel seçimlerde Martin Schulz liderliğindeki Sosyal Demokrat Parti'nin seçimleri kazanması durumunda Türkiye ile Almanya arasındaki gerginliğin artacağını ifade eden Bağcı, "Çünkü Martin Schulz, AP başkanı olarak Türkiye'ye geldiğinde vermiş olduğu mesajlarda zaten önemli bir görüş ayrılığını ortaya koymuştu. Almanya Başbakanı olduğu takdirde ise bana göre Türkiye ile ilişkilerin daha da gerginleşmesi kaçınılmaz olacaktır. Çünkü sosyal demokratların duyarlılığı Hıristiyan demokratların duyarlılığından biraz daha farklıdır" dedi.

    'TÜRKİYE'YE YÖNELİK OLUMSUZ ALGI SÜRECEKTİR'

    Almanya'da Türkiye'ye yönelik son dönemdeki olumsuz algının yakın dönemde değişmesini beklemeyen Bağcı, "Türkiye'de olağanüstü hal devam ettiği müddetçe Türkiye böyle talep etti diye Almanlar Türkiye'ye yönelik algılarını değiştirmeyecekler. Almanya'yı biraz araştıran biri olarak söylüyorum, bu böyledir. Alman mantığı böyle bir şeye müsaade etmeyecektir. Diğer taraftan Türkiye de tabii tarihsel anlamda Almanya ile sıkı ilişkileri olduğu için başta PKK olmak üzere, FETÖ olmak üzere Türkiye'ye yönelik suçlamaların Türkiye kamuoyunda yarattığı hassasiyeti bildirmek durumunda. Burada iki eşit olmayan düşünce ve algı biçiminden söz ediyoruz ve bu böyle devam edecektir. Tabii Türkiye ve hükümet açısından bakıldığında pek olumlu bir gelişme değil" diye konuştu.

    'ALMANYA, ERDOĞAN'I ENGELLEYEMEZ'

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın olası Almanya ziyaretini de değerlendiren Bağcı, "Türkiye Cumhurbaşkanı'nın Almanya'ya gitmesini Almanya engelleyemez. Çünkü Türkiye Cumhurbaşkanı orada bulunan vatandaşlarıyla görüşme hakkına sahiptir. Bakanlarla ilgili olarak ise tabii ki muhataplarıyla görüşeceklerdir ama Türkiye'nin bu özel ilişkisi nedeniyle ve 3 milyona varan insanı nedeniyle tabii ki bu referandum süreci esnasında böyle bir talebin Türk hükümeti tarafından gelmesi ve orada bir kampanya yapmak istemesi anlaşılabilir bir durumdur. Ama Almanya tarafından anlaşılmayan durum, Almanya kendi toprakları içinde Türk iç siyasetinin bir aktörü olma niyetinde değil. Alman kamu düzeninde yerel yönetimlerin daha etkili olduğu bir yapı var. O nedenle Türkiye gibi ‘Biz Türkiye'de bunu yapıyoruz, orada da böyle olmalıdır' şeklinde bir düşünce biçimi Alman mantığı açısından doğru değil" dedi.

     

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Etiketler:
    Die Welt, Recep Tayyip Erdoğan, Nihat Zeybekci, Deniz Yücel, Bekir Bozdağ, Angela Merkel, Almanya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın