07:04 23 Eylül 2019
Canlı Yayın
    AİHM

    ‘AİHM, OHAL Komisyonu’nu ‘ulaşılabilir iç hukuk yolu’ saydı, etkililiği konusunu daha sonra değerlendirecek’

    © AA /
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 13
    Abone ol

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Olağanüstü Hal kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen bir öğretmenin başvurusunu, OHAL İnceleme Komisyonu’nu adres göstererek reddetmesi tartışma yarattı.

    Hukukçular, kararla birlikte KHK'larla ilgili hak ihlali iddiasıyla AİHM'e başvuru yolunun kesildiği konusunda birleşirken AİHM'in OHAL Komisyonu'nu adres göstermesiyle ilgili farklı değerlendirmeler yaptı.

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, kararı ‘AİHM'in tarihinde aldığı en kötü kararlardan biri' olarak nitelendirirken AİHM'in, OHAL Komisyonu'nu otomatik olarak 'etkili bir hukuk yolu' olarak saydığı eleştirisinde bulundu.

    Eski AİHM Raportörü avukat Tuğçe Duygu Köksal ise "OHAL komisyonu, AİHM tarafından tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu olarak kabul edildi ama ‘etkili bir iç hukuk yolu' denilmedi, ulaşılabilir, erişilebilir bir iç hukuk yolu olarak kabul edildi. Bundan sonra durum tamamen OHAL Komisyonu'nun nasıl işleyeceğine bağlı" dedi.

    OHAL Komisyonu'nun çalışmaya başlamasının ardından AİHM'in bu komisyonun ‘etkili iç hukuk yolu' olup olmadığı konusunda karar verme yetkisinin bulunduğunu vurgulayan Köksal, "Başvurucular bu komisyon çalışmaya başladıktan sonra komisyonun etkisiz olduğunu düşünürlerse AİHM'e gidebilecekler. AİHM de hükümete ‘Başvurucu bu yol etkili değil, sizin yanıtınız nedir?' diye soracak. Hükümet de diğer davalarda yaptığı gibi bir şekilde bunun etkili olduğunu mahkeme kararlarıyla ispatlamak zorunda. Aksi takdirde bu yol, AİHM tarafından ‘etkisiz bir yol' olarak tescil edilebilir" diye konuştu.

    AİHM, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası OHAL kapsamında çıkarılan bir KHK ile işine son verilen devlet memurlarını ilgilendiren önemli bir karar aldı. Mahkeme, işten çıkarılmalarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu gerekçesiyle kendisine başvuran bir öğretmenin başvurusunu bu yıl ocak ayında kurulan ancak henüz başvuruları kabul etmeye başlamayan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'na başvurması gerektiğini belirterek reddetti. Karar, OHAL kapsamında çıkartılan KHK'larla ihraç edilen binlerce devlet memuru için emsal teşkil ediyor.

    'AİHM, KOMİSYONU ETKİLİ BİR HUKUK YOLU OLARAK SAYIYOR'

    AİHM kararını Sputnik'e değerlendiren Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Hukukçu Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, AİHM'in ‘kendi tahminini de aşan kötü bir karar verdiğini' ifade ederek şöyle konuştu:

    "Karar, OHAL Komisyonu'nu hiç tartışmıyor. Komisyonu otomatik olarak etkili bir hukuk yolu olarak sayıyor. Komisyona ilişkin akademisyenlerin ve bizzat Avrupa Konseyi'nin organlarının eleştirilerini görmemiş olmaları mümkün değil. Bunlar yokmuş gibi hareket ediyor, hiç değinmiyor bu mevzuya. AİHM, devletleri ve ulusal mahkemeleri hep gerekçesiz karar vermekle eleştirir, bu sefer kendisi gerekçesiz karar konusunda bir destan yazdı diyebilirim bu konuda. Çünkü bu komisyonun yeterliliği tartışmasına girseydi, bunun etkili bir hukuk yolu kabul etmesi mümkün değildi. Ona girmemek için hiç tartışmamayı tercih etmiş."

    'KHK'LAR NEDENİYLE AİHM'E BAŞVURULARIN ÖNÜ KESİLDİ'

    Bu kararla birlikte olağanüstü hal KHK'ları ile kamu görevinden çıkartılanların AİHM'e başvurularının büyük ölçüde önünün kesileceğini ifade eden Altıparmak, "Olağanüstü hal KHK'ları ile işten çıkartılanlar, kapatılan okullar, dernekler, bunların tamamı açısından prensip olarak AİHM'e gitmelerinin önü kapandı diyebiliriz. Prensip olarak dememin nedeni, istisnalar söz konusu olabilir. Sadece ihraç olmayıp başka bir hakkın ihlalin olduğunu ve bunun giderilmesinin mümkün olmadığını söyleyen olursa bunu kanıtlayabildiği ölçüde istisna olabilir. Ama OHAL KHK'larından kaynaklanan diğer başvurular, ki bunlar da bu başvuruların yüzde 95'idir, başvuru yolunun kapandığını söyleyebilirim. En azından önemli bir süre boyunca" dedi.

    'AİHM, KALDIRAMAYACAĞI BİR İŞ YÜKÜNDEN KURTULMUŞ OLDU'

    AİHM'in böyle bir karar almasının birkaç nedeni olduğunu ifade eden Altıparmak, "Bu sebeplerden ilki; iş yükü dağ gibi geliyordu AİHM'in önüne ve mahkeme bunlara bakamayacaktı. Burada iki olasılık vardı, ya bir tanesini alıp niye bu hukuk yolunun bu şekilde olmayacağını söyleyip hükümete ‘şunu yap' demesi, ikincisi de hepsini reddetmesi. Bu ikinci yol daha kolay yol AİHM açısından. Çünkü bütün hepsinden kurtulmuş oldu. Öbür türlü beklemesi gerekecekti, hükümet gereğini yapmazsa bu kez eli, kolu bağlanmış olacaktı. Kendi önünü açmak istedi" diye konuştu.

    'AİHM, TÜRKİYE İLE AVRUPA KONSEYİ'NİN İLİŞKİLERİNİN GERİLMESİNİ DE ÖNLEDİ'

    AİHM kararının siyasi bir yönü de olduğunu ifade eden Altıparmak, "İkinci unsur da bence Türkiye'nin Avrupa Konseyi ile ilişkilerinde en kritik nokta AİHM, çünkü bağlayıcı yargı kararı veriyor. Komiser eleştiriyor, Venedik Komisyonu eleştiriyor ama onların bağlayıcı bir niteliği olmadığı için kulağının üstüne yatıyor. Şimdi bu konuda eğer AİHM, iç hukuk yollarının yetersiz olduğunu saptayıp karar verme yoluna gitseydi Türkiye'nin Avrupa Konseyi ile ilişkileri çok gerilecekti. Yani sonu öngörülemez bir şeye yol açabilirdi. Bu sayede AİHM, o yolu da açmayıp kurtarmış oldu. Bu durumda KHK mağdurlarının durumu çok vahim ama yapacak bir şey yok" dedi.

    'KARARIN SİYASİ BİR YANI OLMADIĞINI İDDİA ETMEK GÜÇ'

    Altıparmak, kararın siyasi yönüyle ilgili "Tabii bunu ben kanıtlayamam, benim uzmanlık alanım kararların siyasi niteliğini belirlemek değil. Ama bu kadar kötü bir karar olunca da bunun siyasi bir yanı olmadığını iddia etmek de güçleşiyor. Yani niye tartışmıyor mahkeme OHAL Komisyonu'nun etkililiğini? İş yükünden kurtulmak güzel kendi açılarından ama bu kadar kötü bir kararın siyasi bir karşılığının da olması lazım" diye konuştu.

    'AİHM, KENDİ İÇTİHATLARIYLA ÇELİŞİYOR'

    Kararı ‘AİHM tarihinin en kötü kararlarından biri' olarak nitelendiren Altıparmak, "O kadar kötü bir karar. Çünkü kendi içtihadıyla çelişiyor. Bugüne kadarki söyledikleriyle, içtihat etme yöntemiyle çelişiyor. Burası çok açık bence. Onun için mahkemenin en kötü kararları listesine ilk beşten girer. Çünkü çok fazla insanı etkiliyor, o açıdan da değerlendiriyorum. Yani hem usul olarak yanlış, hem de etkileri itibarıyla çok ağır" dedi.

    'AİHM, ‘OHAL KOMİSYONU ETKİLİ BİR İÇ HUKUK YOLUDUR' DEMEDİ'

    2012-2016 yılları arasında AİHM'de raportör hukukçu olarak görev yapmış olan avukat Tuğçe Duygu Köksal da AİHM kararını Sputnik'e değerlendirdi. AİHM'in kararının beklediği bir karar olduğunu belirten Köksal, "Çünkü AİHM içtihadı da bu yöndedir. Zaten daha önce Aralık 2016'da AİHM ihraçlarla ilgili bir karar vermişti, onda da Danıştay'ın vermiş olduğu karar neticesinde İdare Mahkemesi'ne gidilmesi gerektiğini söylemişti" dedi.

    AİHM'in, kurulan OHAL Komisyonu'nun erişilebilirliğiyle ilgili bir karar verdiğini kaydeden Köksal, "AİHM kararında ‘OHAL komisyonu etkili bir iç hukuk yoludur' demedi. Kararın 29. paragrafında açık bir şekilde belirtiliyor. Burada ‘Kural her ne kadar başvuru yapıldığında iç hukuk yollarının tüketilmesi ise de bazı durumlarda iç hukuk yollarının tüketilmesi konusunda bir belirsizlik varsa devlet bunu bir şekilde gidermeye çalışıyorsa ben ona bir şans veriyorum ve bu anlamda kuralın istisnasını uyguluyorum' diyor. Biz bunu daha önce de gördük. Uzun yargılama, haksız tutukluluk davalarında daha önce de biz bunu gördük" diye konuştu.

    'OHAL KOMİSYONU 23 TEMMUZ'A KADAR BAŞVURULARI ALMAYA BAŞLAMALI'

    AİHM'in bu kararla hükümete bir süre verdiğini kaydeden Köksal, şöyle konuştu:

    "Kararda Hükümet'e bir süre verilmiş. ‘Ocak 2017'de kurulan OHAL Komisyonu'nun altı ay içinde bu başvuruları kabul ediyor olması gerekir. Son tarih 23 Temmuz 2017' demiş. Kararda şunu öngörmüş, 23 Temmuz 2017'ye kadar komisyon başvuruları kabul etmeye başlamalı. Başvuruların kabul edilmeye başlanmasından itibaren 60 gün içinde zarara uğrayan kişiler bu komisyona başvuracak. Buradan neyi anlıyoruz; AİHM, OHAL komisyonu için erişilebilir, ulaşılabilir bir hukuk yolu dedi ve devamında şunu söyledi: ‘Etkililiği hususunda yorum yapma yolu açıktır' dedi. Şu an için bu yol erişilebilir bir yol. Ama komisyon çalışmaya başladıktan sonraki duruma göre komisyonun etkili olup olmadığı konusunda AİHM tekrar karar verme yetkisine sahip."

    'HÜKÜMET İSPAT EDEMEZSE AİHM, OHAL KOMİSYONU'NU ‘ETKİSİZ BİR HUKUK YOLU' OLARAK TESCİL EDEBİLİR'

    OHAL Komisyonu'nun ‘etkili bir iç hukuk yolu' olduğunu ispat etme yükümlülüğünün hükümette olduğunu vurgulayan Köksal, "Başvurucular bu komisyon çalışmaya başladıktan sonra komisyonun etkisiz olduğunu düşünürlerse AİHM'e gidebilecekler. AİHM de hükümete ‘Başvurucu bu yol etkili değil, sizin yanıtınız nedir?' diye soracak. Hükümet de diğer davalarda yaptığı gibi bir şekilde bunun etkili olduğunu mahkeme kararlarıyla ispatlamak zorunda. Aksi takdirde bu yol, AİHM tarafından ‘etkisiz bir yol' olarak tescil edilebilir. Bu karar komisyonun içeriğine dair bir karar değil. Evet, AİHM yolunu bir süre için kesmiş oldu, daha doğrusu ertelemiş oldu. Fakat bu, şu anlama gelmiyor; ileride vereceği bir kararla bu yolun etkisiz bir yol olduğunu söyleyemeyeceği anlamına gelmediği gerekçenin 29. paragrafında belirtilmiş" diye konuştu.

    Kararda eleştirilebilecek noktalar bulunduğunu, AİHM'in kararda OHAL Komisyonu'nun içeriğine ilişkin bir yorum yapmadığını da dile getiren Köksal, "AİHM, sadece şunu söylemiş; bu yol, iç hukuk yollarının belirsizliğiyle ilgili durumu açıklığa kavuşturan bir yol. Hatta Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu açık ama OHAL komisyonu işlemeye başladıktan sonra etkililiğiyle ilgili vereceği kararı da saklı tutmuş. OHAL komisyonu, AİHM tarafından tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu olarak kabul edildi ama ‘etkili bir iç hukuk yolu' denilmedi, ulaşılabilir, erişilebilir bir iç hukuk yolu olarak kabul edildi. Bundan sonra durum tamamen OHAL Komisyonu'nun nasıl işleyeceğine bağlı. OHAL Komisyonu her ne kadar bir yargı mercii olmasa da yargıya tabi ve kişilerin hakları üzerinde bir karar verme yetkisine sahip olduğu için vereceği kararlarda adil yargılama garantilerini de içermek mecburiyetinde. Bu anlamda etkili olup olmadığı ile ilgili AİHM'in bir karar verme olasılığı var ileride" dedi.

    'ANAYASA MAHKEMESİ DE OHAL KOMİSYONU'NU GÖSTEREREK BAŞVURULARI REDDEDECEK'

    Kararı tamamen olumsuz ya da olumlu olarak yorumlamadığını ifade eden Köksal, "Olumsuz demek doğru olmaz benim açımdan. Sadece usul gereği tüketilmesi gereken bir yol olarak değerlendirmesini ben içtihatla bağlantılı olarak baktığım zaman beklediğim bir karar olarak yorumluyorum. Olumlu bir karar olarak değerlendirmem elbette mümkün değil. Çünkü durum herkesin gözü önünde. Anayasa Mahkemesi bir karar vermiyor, şimdi büyük ihtimalle Anayasa Mahkemesi AİHM'in bu kararı üzerine ‘OHAL Komisyonu'na gidin' diyerek önündeki davaları geri gönderecek. Bu şu anlamda elbette olumsuz; usulü, süreyi uzatması, hak ihlallerine hızlı elden bir cevap alınamıyor olması dolayısıyla elbette olumsuz. Ama kararı ‘AİHM, OHAL Komisyonu'na etkili bir iç hukuk yolu dedi' şeklinde yorumlamak doğru olmaz. Etkili demedi, sadece erişilebilir bir yol dedi ve yolu uzattı" dedi.

    'KOMİSYONUN HALA İŞLEMEYE BAŞLAMAMIŞ OLMASI MAĞDURİYETLERE SEBEP OLUYOR'

    Hükümetin, OHAL Komisyonu'nun etkili olduğunu ispatla yükümlü olacağını vurgulayan Köksal, "Eğer böyle bir durum söz konusu olmazsa elbette ki bu yolun etkili olmadığına dair karar verilme olasılığı yüksek. Ama şu an için bu konuda bir spekülasyon yapmamız doğru olmaz, önce işlemeye başlaması lazım. Komisyonun hala işlemeye başlamamış olması eleştirilebilir, bu durum çok büyük hak mağduriyetlerine sebebiyet veriyor. Ama ben iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiğine dair içtihada baktığım zaman bunun istisnalarını biz Türkiye davalarında uzun yargılama, haksız tutukluluk davalarında daha önce çok gördüğümüz için, ne yazık ki içtihat anlamında beklediğim bir karardı. Süreci uzatması açısından olumlu bulmam mümkün değil, hak mağduru olan kişiler açısından hiç olumlu değil ama ne yazık ki durum böyle" diye konuştu.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Ahmet Şık'ın AİHM başvurusunda referansı kendisi oldu
    Etiketler:
    OHAL, AİHM, Anayasa Mahkemesi, Tuğçe Duygu Köksal, Kerem Altıparmak
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın