20:56 26 Ocak 2021
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    11015
    Abone ol

    Krizi sona erdirmek için Katar’a sunulan 13 maddelik talep listesinin reddedilmesinin ardından, 'yeni yaptırımlar' uygulanacağının açıklanmasıyla Katar krizinde yeni bir aşamaya gelindi. Krizin çözümü için Kuveyt’in arabuluculuğu sürerken Katar’ın bazı şartları kabul etmesiyle krizde bir ‘orta yol’ bulunabileceği de ifade ediliyor.

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünden Dr. Nuri Yeşilyurt, krizin çözümü için Katar'ın bazı tavizler verebileceğini, bu kapsamda Türk askerlerinin Katar'dan çekilmesini isteyebileceğini ifade ederek "Türkiye de bu anlamda Katar rejimine yardımcı olabileceğini, Katar'dan böyle bir talep gelirse çekilmenin gerçekleştirilebileceğini söyledi. Ben bunu bir geri adım değil de ‘Katar'ın orta yolu bulma girişimine destek olmaya hazırız' tarzında bir adım olarak okudum" dedi.

    Suudi Arabistan ve Mısır'ın başını çektiği ülkelerin Katar'la diplomatik ilişkilerini kesmesiyle başlayan krizin çözümü için Doha'ya 13 maddelik bir talep listesi sunulmuş, Katar yönetimi bu şartları kabul etmeyeceklerini açıklamıştı. Bunun üzerine Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn, Katar'ın 13 maddelik talep listelerini kabul etmemesi nedeniyle Doha'ya karşı yeni yaptırımlara gideceklerini açıkladı. Yaptırımların 'ekonomik, siyasi ve hukuki' olacağını belirten 'Arap ülkeleri, yeni yaptırımların içeriğine ve ne zaman hayata geçirileceklerine dair bilgi vermedi.

    Ortadoğu ve Körfez ülkeleri konusunda çalışmaları bulunan Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden Dr. Nuri Yeşilyurt, Katar krizinde gelinen noktayı Sputnik'e değerlendirdi.

    'SUUDİ ARABİSTAN'IN BAŞINI ÇEKTİĞİ ÜLKELER KATAR ÜZERİNDEKİ ABLUKAYI SÜRDÜRMEKTE KARARLI'

    Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn ve BAE'nin Katar üzerindeki ablukayı olabildiğince devam ettirmek istediğini ve bundan bir zarar görmediklerini ifade eden Yeşilyurt, "Bu abluka, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'e bir zarar vermiyor, tam tersine Katar'a zarar veriyor. O yüzden pozisyonlarından taviz vermek istemiyorlar ve Katar kendi pozisyonlarına yaklaşana kadar bu ablukayı sürdürmekte kararlılar" dedi.

    Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman el Sani
    © REUTERS / Naseem Zeitoon
    'KATAR, ŞARTLARIN HAFİFLETİLMESİ DURUMUNDA TAVİZ VEREBİLECEĞİNİN SİNYALİNİ VERİYOR'

    Katar'ın, diyaloğa ve pazarlığa açık bir pozisyon sergilediğini belirten Yeşilyurt, "13 maddenin 13'ünü de olduğu gibi kabul etmenin egemenlik haklarını ihlal anlamına geleceğini iddia ediyor ve bunda da haklı. Fakat diyalog ve pazarlığa açık bir tutum sergiliyor. Kuveyt'in arabuluculuyla görüşmeye açık bir siyaset izliyor. Bu maddelerin hafifletilmesi durumunda bazı tavizler verebileceğini, ablukacı devletlerle orta yolda buluşabileceğinin sinyallerini veriyor" dedi.

    'KATAR'IN KAYBEDECEĞİ ŞEYLER VAR'

    Katar'a abluka uygulayan devletlerin, ablukanın sürmesinden kaybedeceği bir şey olmadığını ancak Katar'ın kaybedeceği çok şey bulunduğunu kaydeden Yeşilyurt, "Şu ana kadar Katar'ın doğalgaz satışında ciddi bir aksama yaşanmadı, doğalgaz gelirleri devletin kasasına akmaya devam ediyor. Ama temel gıda maddelerinde, sağlık ürünlerinde, bunların ülkeye temini konusunda, karayoluyla ulaşımda yaşanan sıkıntılar, bunların maliyetini ülke için gün be gün arttıracak. Çünkü Türkiye ve İran'dan bunun sağlanması uzun vadede ekonomik açıdan uygulanabilir değil. Ablukacı devletlerin bundan umduğu şey, bu abluka sürdükçe Katar toplumu içinden, çeşitli aşiretlerden ve hatta Katar emirliği ailesi içinden mevcut rejimin ve emirin politikalarına karşı bir başkaldırı olabilir mi, içeriden bir değişim talebi gelebilir mi; bunu umuyorlar" diye konuştu.

    'KATAR'IN KÖRFEZ İŞBİRLİĞİ KONSEYİ ÜYELİĞİ ASKIYA ALINABİLİR'

    Suudi Arabistan'ın başını çektiği ülkelerin Katar'a uygulayabileceği yaptırımlar hakkında da konuşan Yeşilyurt, "Katar'ın Körfez İşbirliği Konseyi üyeliğini askıya alabilirler. Katar üzerindeki ablukayı biraz daha genişletebilirler. Sadece Katar Havayolları değil, ülkeye yönelik bütün uçuşlar için önlemlere gidebilirler. Daha uzun vadede ülkenin enerji rantını belli ölçüde sekteye uğratacak önlemler deneyebilirler" dedi.

    'KRİZİN TEMELİNDE KATAR'IN POPÜLİST SİYASAL İSLAM PERSPEKTİFİ YATIYOR'

    Yeşilyurt, Katar krizinin ortaya çıkış nedeninin ise Katar'ın 1990'lı yıllardan beri benimsediği iddialı bölgesel politik vizyonuyla bağlantılı olduğunu belirtti:

    "Ortadoğu'daki mevcut siyasal İslam'ın Sünni versiyonu içinde —aşırılıkçı ve cihatçı fraksiyonları bir kenara koyacak olursak- iki temel İslamcılık projesi birbiriyle rekabet halinde. Bunlardan biri, Suudi Arabistan'ın başını çektiği Fas, Ürdün gibi diğer monarşilerin ve Mısır gibi otoriter, askeri-bürokratik yönetimlerin içinde yer aldığı elitist, seçkinci bir İslamcılık modeli. Kraliyet ailesinin ya da askeri-bürokratik elitin resmi İslamcılık vizyonunun topluma bir şekilde dayatılması üzerinden işleyen bir sistem.

    'KATAR'A ‘BOYUNDAN BÜYÜK İŞLERE KALKIŞMA' MESAJI VERİLİYOR'

    Bir diğeri ise daha popülist İslamcılık vizyonu. Halk tabanından gelen liderlerin öncülük ettiği, halkın taleplerine ve dini inanışlarına bir şekilde dikkat edip onu aynı zamanda halkı mobilize etmek için kullanan, çoğunlukçu, seçimlerle iktidara gelmeyi hedefleyen popülist İslamcı hareketler. Bunun başını Müslüman Kardeşler çekiyor ve Türkiye'deki Adalet ve Kalkınma Partisi de bu vizyon içinde yer alıyor. Katar, 1990'lı yıllardan beri popülist siyasal İslamcılığa yatırım yapan bir ülke. Bunu yapmasını sağlayan bazı faktörler var; hem muazzam zenginliği, hem de Körfez ülkeleri arasında tuzu en kuru ülke. Hem etnik açıdan çok homojen, hem coğrafi olarak istikrarsızlığın hüküm sürdüğü bölgelerle sınırdaş değil. Bu da hem Katar'ın siyasal İslamcılığın popülist versiyonuna yatırım yapmasına, hem de İran'la çok daha rahat ilişki kurmasına olanak sağlayan bir yapı arz ediyor. İddialı bir liderin öncülüğünde bunu bu zamana kadar gerçekleştirebildi. Ama özellikle Mısır'ın, Bahreyn'in, Birleşik Arap Emirlikleri'nin ve Suudi Arabistan'ın rejim güvenliğini tehdit ettiğinde Katar'a ‘boyundan büyük işlere kalkıştığı' ve buna müsaade edilmeyeceği mesajını verdiler. ABD'nin de icazetiyle bu planı devreye soktular."

    'KATAR VE TÜRKİYE POPÜLİST İSLAMCI HAREKETLERİN DESTEKLENMESİ POLİTİKASINDA BİRLİKTE HAREKET ETTİ'

    Türkiye'nin Arap Baharı'nın başlangıcına kadar Ortadoğu'da bütün aktörlerle diyalog içinde olduğunu ve bölgede Katar'la birlikte aktif diplomatik misyon üstlendiğini kaydeden Yeşilyurt, Arap Baharı'nın ortaya çıkmasının ardından Türkiye ve Katar'ın, bölgede Müslüman Kardeşler'le özdeşleşen popülist İslamcı hareketlerin desteklenmesi politikasında birlikte hareket ettiklerini ifade etti. Arap Baharı'nın ardından Müslüman Kardeşler'e finansal desteğin Katar'dan, siyasi desteğin ise Türkiye'den geldiğini söyleyen Yeşilyurt, "İşin silahlı çatışmaya dönüştüğü yerlerde, özellikle Suriye'de silahlı hareketlerin desteklenmesi konusunda iki ülke beraber adımlar attılar. Bölgesel anlamda Türkiye ve Katar'ın ortak politika vizyonları var. Katar'ın 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye'nin yanında yer alması ve Şeyh Tani'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ilk arayan lider olması çok önemli ve sembolik destekti. Sembolik olmanın yanında maddi açıdan Türkiye ekonomisine yatırımların sağlanması konusunda ciddi desteği var Katar'ın. Dolayısıyla Katar ve Türkiye hem bölgesel politika hem de ikili ilişkilere dair mutabakat halindeydi" diye konuştu.

    Türkiye ve Suudi Arabistan'ın özellikle Mısır'da Mursi'nin devrilmesinin ardından bölgesel politikalar açısından karşı kamplarda yer aldıklarını anımsatan Yeşilyurt, "Türkiye burada hem bölgesel politika vizyonu, hem ekonomik işbirliği, her açıdan bir ittifak içinde olduğu Katar'ın yanında yer almayı tercih etti. Bu, Türkiye'nin bölgesel politika vizyonunu, yani popülist İslamcı hareketleri destekleme, bunların serbest seçimlerle geleceği çoğunlukçu rejimlerle bir harita oluşturma anlamında bir vizyon içinde olmaya devam ettiğini gösteriyor bize" diye konuştu.

    'TÜRKİYE, KRİZDE ‘ORTA YOL' BULUNMASI İÇİN ASKERLERİNİ GERİ ÇEKEBİLİR'

    Krizin başından itibaren Katar'ın yanında yer alan Türkiye, Katar'a sembolik desteğini göstermek için buraya bir Türk askeri birliğini göndermişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, France 24 kanalına verdiği mülakatta Katar'ın istemesi durumunda buradaki Türk askerlerinin geri çekilebileceği açıklamasını yapmıştı.

    Katar'ın, Suudi Arabistan'ın başını çektiği ülkelerin krizin çözümü için öne sürdüğü bazı şartlar konusunda taviz verebileceğini de kaydeden Yeşilyurt, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Katar sanki son görüşmelerde 13 maddeyi kabul etme anlamında değil ama orta noktanın bulunması durumunda bazı tavizler vermeye hazır olduğunu söyledi. Bunlar arasında El Cezire'nin yayınında eleştirel dozun düşürüleceği, bazı Müslüman Kardeşler liderlerinin ülkeden gönderilebileceği, çeşitli silahlı gruplara dair istihbaratın paylaşılabileceği ve Türk askerlerinin geri çekilebileceği maddesi de vardı. Türkiye de bu anlamda Katar rejimine yardımcı olabileceğini, Katar'dan böyle bir talep gelirse çekilmenin gerçekleştirilebileceğini söyledi. Ben bunu bir geri adım değil de ‘Katar'ın orta yolu bulma girişimine destek olmaya hazırız' tarzında bir adım olarak okudum. Zaten sembolik bir birlik. Orada bulunan 100 civarında asker, öyle bir şey beklenmiyor ama, bir işgal durumunda onu önleyecek kapasiteye sahip değil."

    'ABD BAŞKANI İLE DIŞİŞLERİ ARASINDA UYUŞMAZLIK VAR'

    Yeşilyurt, krizde ABD'nin tavrını değerlendirirken Beyaz Saray ile Dışişleri Bakanlığı arasında bir uyuşmazlık olduğunu söyledi. Yeşilyurt, şöyle konuştu:

    "Trump, krizin başından beri ablukacı ülkelerin tezlerine biraz daha yakın bir duruş sergiliyor. Ama Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, bu 13 maddenin biraz ağır kaçtığını düşünüyor ve orta noktada buluşulup krizin çözülmesi gerektiğini söylüyorlar. Bunu Tillerson'un ve sözcülerin yaptığı açıklamalara baktığımızda görüyoruz. Ama hem Beyaz Saray hem Dışişleri bu işin askeri bir gerilime evrilmesinden yana değil. Beyaz Saray'ın arabuluculuk çabalarını destekleme girişimleri var. Ama bu ablukacı devletler biraz Trump'tan cesaret alıyorlar gibi geliyor bana. Bunun sebebini de ben krizin fitilini ateşleyen Katar emirine atfedilen açıklamalara bağlıyorum. Katar bunları sonradan inkar etti ama o açıklamada şöyle bir şey vardı; ‘Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri İran'a karşı politika oluştururken ABD'ye çok güvenmesinler. Çünkü Trump'ın ne kadar süre iktidarda kalacağı belli değil' diye bir ibare vardı. Bir Körfez ülkesini, bir ABD başkanının meşruiyetini sorgulaması bence Trump yönetiminin bu konuda ablukacı devletleri destekleyecek ve ülkede barışçıl yollarla bir taht değişimi gerçekleşmesini mümkün kılabilecek politikaya destek olmasının temel nedenidir gibime geliyor."

    'BEYAZ SARAY VE ABD DIŞİŞLERİ'NİN POLİTİKALARI ARASINDA PARALELLİK SAĞLANIRSA KRİZDE ORTA YOL BULUNABİLİR'

    Yeşilyurt, krizin çözümü konusunda ise "Eğer ABD ağırlığını koyarsa bir orta noktada buluşulabileceğini düşünüyorum. Bu da, ABD Dışişleri'nin Kuveyt'in çabalarına destek olması şeklinde gerçekleşebilir. Çünkü Pazartesi günü Tillerson Kuveyt'e gidiyor. Orada çabalarını arttırması sonucunda ve Beyaz Saray'ın buna engel olmaması durumunda bir orta yolda buluşulabilir. Burada ABD, Körfez ülkelerini ikna edecek en önemli güç. Ama ABD Dışişleri'nin bu girişimleri başarısız kalırsa abluka devam edecek ve biraz daha ağırlaşacaktır. Bu durumda Katar'ın, Körfez İşbirliği Konseyi üyeliğinin askıya alınması gündeme gelecektir. Ablukacı ülkelerin bundan bir zararı yok. Onları orta yolda buluşmaya ikna edecek en önemli aktör ABD'dir gibime geliyor. Türkiye de orta noktada buluşulması konusunda işbirliği yapacağının sinyallerini veriyor. Dolayısıyla top biraz ABD'de gibi. O da Beyaz Saray ve Dışişleri'nin politikalarında nasıl bir paralellik sağlanacak, burada çözümlenecek gibime geliyor" ifadelerini kullandı.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Etiketler:
    Nuri Yeşilyurt, ABD, Suudi Arabistan, Katar
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın