22:57 05 Haziran 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 45
    Abone ol

    Almanya'nın 16 Nisan anayasal referandumun dan bu yana yoğunlaştırdığı Türkiye karşıtı ve ülkenin iç işlerine karışan tavrı Ankara'dan da karşılık bulmaya başladı. Berlin Türk Cemaati Başkanı Bekir Yılmaz'a göre, popülizm kaynaklı bu gerilimin tek kaybedeni Almanya'daki Türk topluluğu.

    Eylül ayında gerçekleşecek parlamento seçimlerine gün sayan ve yaklaşık 3 milyon aşkın Türk'ün yaşadığı Almanya, Türkiye'de 16 Nisan'da gerçekleşen anayasa referandumundan bu yana giderek artan Türkiye karşıtı söylemlere sahne oluyor. Söz konusu söylemler, iki ülkenin içinde bulunduğu krizin en önemli tetikleyicilerinden olması itibarıyla önem taşıyor. Zira, Alman parlamenterlerin 1915 olaylarını 'soykırım' olarak nitelendiren tasarıyı onaylamasıyla gerginlik sürecine giren Türkiye ve Almanya'nın ilişkileri, Nisan ayındaki referandum sürecinde kopma noktasına geldi.

    Ancak ipleri asıl incelten, Alman siyasetçilerin Türkiye siyasetine ve seçmene doğrudan müdahalesi oldu. Alman Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin Avrupa Milletvekili Elmar Brok Almanya'daki Türkiye vatandaşlarını referandumda 'hayır' oyu kullanmaya çağırdı. Almanya için Alternatif (AfD) partisiyse, Almanya'daki Türkler arasında referanduma ‘evet' diyenlerin Alman vatandaşlıklarının iptal edilmesini söyleyecek kadar ileri gitti. O dönem, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı demokrasi ve insan hakları mücadelesi sürmeli" diyen Sosyal Demokrat Parti SPD'nin başkanı ve başbakan adayı Martin Schulz birkaç gün önce Erdoğan'dan 'bundan böyle Alman iç politikasına müdahale etmemesini' istedi. Schulz'un bu çağrısı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Almanya'daki genel seçimler için Türkiye kökenli seçmenlere "Türkiye düşmanı Hristiyan Demokratlar, SPD ve Yeşiller'e oy vermeyin" çağrısını takip etti.

    Peki iki ülke arasında süregelen Schulz'un sözleriyle gündeme gelen ‘seçim savaşları' nasıl değerlendirilmeli? Erdoğan, Schulz'un dediği gibi ‘ölçüyü mü kaçırdı' yoksa ‘Türkiye'nin i iç işlerine karışan' Berlin'e karşı ülkedeki Türk topluluğunu mu koruyor? Sputnik'e konuşan Berlin Türk Cemaati Başkanı Bekir Yılmaz'a göre krizdeki tarafların kullandığı dil sorunu derinleştiriyor.

    ‘ALMANYA'DAKİ TÜRKLER SAĞ POPÜLİZM YÜZÜNDEN HEDEF TAHTASINDA'

    Almanya'da faaliyet gösteren siyasi partiler Türkiye'nin seçim veya refendumunda alenen taraf olabildikleri göz önünde bulundurulduğunda Türkiye'nin de benzer bir tutum içerisinde olmasının kabul edilebilir olduğuna işaret eden Yılmaz " Türkiye'den bu tür karşı hamlelerin gelmesi normal. Ancak tarafların kullandığı dil, üslup Almanya ve Avrupa'da yaşayan vatandaşlarımıza zarar verecek boyutlara taşındı. 8-10 milyon nüfuslu Belçika'ya kıyasla, Avrupa'daki 5-6 milyon Türkiye kökenli önemli bir topluluk. Kullanılan dil önemli. Çünkü Avrupa'da var olan ön yargılar vatandaşlarımıza saldırıya varacak dereceye kadar taşınıyor; aynı NSU'nun işlediği cinayetlerde olduğu gibi" dedi.

    Tarafların birbirini hedef alan sert açıklamalarının ‘sağ popülist' partilerin çıkarına hizmet ettiğini söyleyen yılmaz "Aslında böyle sert bir dil kullanılarak buradaki aşırılar sağ popülistlerin eline koz verilmiş oluyor. Alman siyaseti bunu göze alabiliyor şu anda. Ama Türkiye'deki siyasi sorumlular bunu göze almamalı diye düşünüyorum. Sonuç itibariyle buradaki vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği söz konusu. Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ve Adalet Bakanı Heiko Maas Spiegel Gazetesine bir misafir köşe yazısı yazmışlar. Orada Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan yakın olan kişilerin yakın takibe alınması gerektiğini söylüyorlar. Türkiye'nin Almanya'da sadece Berlin'de 58 tane öğretmeni var, burada Türk çocuklarına Türkçe dersler veriyorlar. Perşembe günü Cem Özdemir, 'artık Türkiye'den öğretmenler kabul edilmemeli' diyor. Şimdi Türkiye'den öğretmenler kabul edilmezse, bu buradaki Türk toplumuna zarar verir" dedi.

    ‘TÜRK POPÜLİSTLER DE ALMANYA'DAKİ TÜRK TOPLUMU GERÇEĞİNDEN HABERSİZ'

    Yılmaz "Biz (Türkler) farklı bir medeniyetin torunları evlatları olarak, adalet ve insaniyet penceresinden konuya bakabiliriz. Ama bu kavramlar Batı dünyası için zaman zaman çok da değerli olmuyor. Tek mesele güç dengeleri meselesinden ibaret. Kim kime daha çok zarar verebilir, onun peşindeler. Alman Başbakanı'ndan, başbakan adaylarına ve bakanlara kadar pek çok ismin Türkiye karşıtı böyle bir tutum içinde olabilmesi, Almanya'nın ekonomik gücüne dayanıyor. Onların tavırları dünyaya akıl veren ve şımarık bir tavra dönüşebilir. Biz (Türkler) onlara göre daha akıllı davranmalıyız" ifadelerini kullandı.

    Türkiye'deki bazı popülist siyasiler Almanya'ya Avrupa'ya gelip Alman bankalarından paralarını çekip, Alman ekonomisine zarar vermeleri yönünde çağrıda bulundu. Bu çağrıyı yağarken Almanya'da yaşayan Türk vatandaşlarının yüzde 40-50'lik kısmının Alman hükümetinden gelen sosyal yardım olmaksızın geçinemediğinden, Türk gençlerin yüzde 22'sinin diplomasız olduğundan, Türk toplumunun yüzde 25'inin işsiz olduğu gerçeğini görmüyorlar. Olayları doğru analiz etmeden söylemler üzerinden siyaset geliştirmek buradaki Türklere zarar verir. Aklı selim davranmalıyız" diye ekledi.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Başbakan Yıldırım'dan Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel'e: Halt etmiş
    Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel: Sorunumuz Türklerle değil Erdoğan'la
    'Türkiye artık Almanya'nın iç meselesi oldu'
    ‘Almanya'nın Türkiye'yle iş birliğinden başka çaresi yok'
    'Almanya, Türkiye'ye yönelik ekonomik baskıyı artıracak'
    Etiketler:
    popülizm, sağ, Hristiyan Demokrat Birlik, Spiegel Online, Demokratik Birlik Koalisyonu (CDU), Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU), Sputnik, Bekir Yılmaz, Elif Sudagezer, Cem Özdemir, Martin Schulz, Sigmar Gabriel, Heiko Maas, Recep Tayyip Erdoğan, Belçika, Almanya, Avrupa, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın