23:55 14 Aralık 2017
Ankara0°C
İstanbul+ 15°C
Canlı Yayın
    Fetih el Şam Cephesi (El Nusra) üyeleri

    ‘Türkiye olası Nusra-ABD iş birliğine karşı tedbir almalı'

    © REUTERS/ Ammar Abdullah
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer, Hüseyin Hayatsever
    0 127

    PYD ve IŞİD'e verdiği 'destek' ve Suriye'den askerlerini çekmeme ısrarı sebebiyle ABD'yi sert şekilde eleştiren Erdoğan'ın sözleri İdlib ve Afrin'e yönelik olası senaryoları ve Ankara'nın atacağı olası hamleleri gündeme getirdi. Politikacı ve uzmanlar süreci Sputnik'e değerlendirdi.

    Başta Suriye olmak üzere Ortadoğu'da karşı karşıya gelen Türkiye ve ABD arasındaki gerilim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Washington'ı ‘PYD ve IŞİD'e verdiği destek' sebebiyle eleştirmesiyle birlikte bir kez daha tırmandı. ABD'nin Suriye krizi başladığından bu yana Türkiye'ye verdiği hiç bir sözü tutmadığına işaret eden Erdoğan "Afrin'de aynı oyuna gelmek istemiyoruz. Zira, çok kolay çözebileceğimiz nice sorun şimdiye kadar, Amerika tarafından ısrarla çıkmaza sürüklendi" dedi. Rakka, Menbiç ve Deyr ez-Zor'da Washington'ın Ankara'yla iş birliği yapmayı reddettiğini hatırlatan Erdoğan, ABD'yi IŞİD'e "bol bol dolar ödemekle" ve örgütler üzerinden "çeşitli senaryoları hayata geçirmeye çalışmakla" suçladı.

    Erdoğan'ın sözleri, Ankara'nın Washington'ın Suriye'deki varlığından duyduğu rahatsızlığı sistematik olarak ifade ettiği bir döneme gelmiş olması itibarıyla anlamlı. Zira Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüşmek üzere Rusya'nın Soçi kentine gitmeden açıklama yapan Erdoğan "ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde beş hava üssü var, altıncısı Rakka'ya kuruluyor. (ABD'nin) sekiz tane de ayrıca üssü var" şeklinde açıklamada bulunmuş, ABD'nin Suriye'de " hâlâ ne işi olduğunun" sorgulanması gerektiğine işaret etmişti. Buna karşılık Washington yönetimi ise Cenevre görüşmeleri tamamlanıncaya kadar askerlerini Suriye'de bırakmak istediklerini ifade etmişti.

    Peki, Türkiye'nin tepkisine sebep ve ABD'nin hayata geçirmeye çalıştığı senaryolar neler? ABD'nin Suriye'deki varlığı Türkiye için tehdit mi? Washington'ın oradaki varlığının İdlib ve Afrin başta olmak üzere Suriye'nin kuzeyinin akıbetine etkileri neler olur? Politikacı ve uzmanlar konuyu Sputnik'e değerlendirdi.

    ‘TÜRKİYE FETÖ VE PKK'YI ÜZERİNE SALAN AMERİKAN SİYASETİYLE KARŞI KARŞIYA'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuya ilişkin açıklamalarını Sputnik'e değerlendiren AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner "ABD'nin Türkiye'ye karşı tutumu kaç zamandan beridir asla müttefiklik ilişkisiyle bağdaşan bir tutum değildir, tam tersine hasmane bir tutumdur. Bir yandan FETÖ'yü besleyerek büyüterek üzerimize salan, öbür yandan Suriye'nin kuzeyinde terör örgütü PKK'yı üzerimize salan bir Amerikan siyasetiyle karşı karşıya bulunuyoruz. Bunun dostlukla, müttefiklikle izah edilebilecek hiçbir yanı yok. Biz bunu, hasmane, düşmanca bir tutum olarak değerlendiriyoruz" dedi.

    ABD'nin Türkiye'ye karşı NATO'yu bir araç olarak kullandığına vurgu yapan Metiner "Bu da ABD'nin genel siyasetinden bağımsız olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü derin NATO bünyesinde hâlâ ABD'nin iplerini elinde tuttuğu FETÖ'cü unsurların çok faal olduklarını biliyoruz. O yüzden ABD'nin ülkemize yönelik tutumunu değiştirmemesi halinde bizim de ABD'ye bakışımız tamamen değişecektir. ABD, NATO, Avrupa'nın başka başkentleri ülkemizin istiklalini tehdit edecek girişimlerde, tehditlerde ve şantajlarda bulunmaya devam ederlerse biz de yeni bir dünyanın kurulması için, yeni bir ilişkiler ağının kurulması için gerekeni yaparız, tavrımızı ona göre şekillendiririz. Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de onun içinde yerini alır" ifadelerini kullandı.

    ‘SURİYE'DE ABD BAYRAĞI ALTINDA PKK GÜDÜMLÜ TERÖR KORİDORU OLUŞTU'

    AK Parti İstanbul Milletvekili Metiner, ABD'nin Suriye politikalarının Suriye'nin kuzeyinde bir "terör koridoru" oluşturduğuna işaret ederek "Biz, ABD'nin bir eyaleti ya da sömürgesi değiliz. Avrupa'nın da sömürgesi değiliz. Dostluklardan yanayız. Ama ülkemize husumet besleyenlerin, ülkemize düşmanlık eden terör örgütlerine arka çıkanların dostluklarını sahte buluruz. Ne ABD'ye ne AB'ye mecbur ve mahkûm değiliz. Hatta NATO'ya bile mecbur ve mahkûm değiliz. Türkiye'nin güvenliği söz konusu olduğunda sessiz duran, hatta Türkiye'nin güvenliğini tehdit altına atan NATO'nun varlığı tartışmalıdır. Türkiye'nin hava savunmasında NATO üzerine düşeni yapmıyor. Gerekli silahların satışı konusunda başta ABD olmak üzere hep engelleyici tutum üstleniyor. Biz ilişkilerin düzelmesinden yanayız. Ama bu ilişkiler böyle devam ederse Türkiye olarak kendi pozisyonumuzu elbette gözden geçiririz. Hiç kimsenin Türkiye'ye boyun eğdirmesine, Türkiye'ye aba altından sopa göstermesine izin vermeyiz. Suriye'nin kuzeyinde ABD verdiği sözlerin hiçbirini tutmamıştır. Münbiç konusunda, Afrin konusunda diğer konularda sözünü tutmamıştır. Bugün ABD bayrağı altında PKK'nın güdümünde bir terör koridoru oluşturulmuştur. Bunun da müsebbibi ABD'dir. İnşallah ABD tutumunu gözden geçirir. ‘Benim kaba kuvvetim var, benim gücüm var, sen kim oluyorsun?' diyorsa Türk milletinin nasıl bir millet olduğunu gerektiğinde herkese göstermekten kaçınmayız. Asla bizi boyunduruk altına alamayacaklarını bilsinler. Topyekûn ölürüz ama şerefsizce bir teslimiyete asla razı olmayız" diye konuştu.

    ‘SÜREÇ, ABD'NİN İRAN KARŞITI YENİ POLİTİKASININ SONUÇLARI'

    Sputnik'e konuşan bir diğer isimse 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü uzmanı Dr. Yasin Atlıoğlu oldu. ABD ve Türkiye'nin Suriye konusundaki derin ayrılıklarının (eski ABD Başkanı Barack) Obama döneminde başladığına ve bu ayrılığın PYD'nin ABD'nin Suriye politikasının merkezine oturmasıyla arttığına işaret eden Atlıoğlu "Belli bir süre ABD ve Türkiye arasındaki pazarlıklar sürse de; Rusya ve Türkiye'nin ilişkilerinin uçak krizinin ardından düzelmeye başlaması, 15 Temmuz darbe girişiminin gerçekleşmesi ve darbenin ardında ABD'nin olduğu yönündeki iddialar, ABD ve Türkiye'nin ilişkilerini restleşmekten ibaret kıldı. Bu arada, Cerablus süreciyle birlikte Türkiye ve Rusya arasındaki yakınlaşma arttı. ABD'nin PYD'ye verdiği destek karşısında Türkiye, Rusya ve İran gibi bölgeler aktörlerle bir arada hareket etmeye başladı" dedi.

    Donald Trump'ın başkanlık koltuğuna oturuşuyla ABD'nin İran'ı köşeye sıkıştırma odaklı bir Ortadoğu politikası uygulamaya başladığına işaret eden Atlıoğlu "ABD, Suudi Arabistan ve İsrail gibi İran karşıtı ülkelerle bir cephe oluşturma çabasına girdi. Bu girişimin Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki politikalarıyla çeliştiğini gördük — ki ABD'nin bu politikasının bir uzantısı olarak değerlendirilebilecek olan Barzani'nin bağımsızlık referandumu girişimi de bölgesel bir iş birliğiyle engellendi. ABD'nin yeni İran politikasında Suriyeli Kürtlerin de ne kadar büyük önem arz ettiği ortada" ifadelerini kullandı.

    ‘PYD'Yİ GÜÇLENDİRME VE MEŞRULAŞTIRMA ARACI OLARAK IŞİD'

    Hem IŞİD hem de PYD'nin bölgesel ve küresel güçler tarafından önemli bağlantılar içerisinde olduğuna işaret eden Atlıoğlu "IŞİD'in nasıl kurulduğu ve güçlendiğini tam olarak bilemesek de muhtemelen bölgesel ve küresel güçlerin büyük bir çoğunluğu IŞİD'le bir şekilde bağlantı kurmuş olabilir. ABD'nin Suriye politikası kapsamında Kürtlerin kazanımları ve bu kazanımların meşruiyetinde IŞİD'in önemli bir rolü var. Türkiye'yi endişelendiren IŞİD'le çatışma içine girmiş olması üzerinden ABD ve Batı'da meşruluk kazanan bir Kürtlerin varlığı" ifadelerini kullandı.

    ABD'nin PYD'yi sistematik olarak PKK'dan bağımsız bir örgüt gibi ele alma çabası içerisinde olduğuna işaret eden Atlıoğlu "ABD'nin Irak işgalini takiben PKK'nın Suriye kolu olarak kurulan ve bu yüzden de PKK'yla doğrudan bağlantılı bir örgütten söz ediyoruz. ABD, bu örgütü PKK dışında ayrı bir örgütmüş gibi ele almaya çabalıyor. Suriye'deki bu örgüt, Irak'ta Barzani'nin tuttuğu yola benzer bir şekilde özerklik veya tam bağımsızlık arzusu içinde olabilir. Bu da Suriye'nin bölünmesini isteyen İsrail ve belki de Suudi Arabistan tarafından desteklenecektir" diye konuştu.

    ‘ABD'NİN SİLAHLI GRUPLARA YÖNELİK DESTEĞİNE KARŞI BÖLGESEL İTTİFAK HAYATİ'

    Türkiye'nin "silahlı örgütlere destek veren bir ABD ve müttefiklerine karşı Rusya'yı da içine alacak şekilde bölgesel ittifak kurmasının önemine işaret eden Atlıoğlu "Suriye'nin bölünmesini isteyen bu ülkelere karşı Türkiye'nin ortak düşmanlar karşısında bir araya geldiği İran, Irak ve bölgesel bir diğer aktör olarak kabul etmemiz gereken Rusya'yla iş birliği içerisinde olması çok önemli. Önümüzdeki dönemde ABD'nin PYD ve IŞİD'e verdiği destekle ilgili belgeler ortaya koyulabilir. Neticede ABD'nin verdiği bu destek bilinmiyor değil" dedi.

    Türkiye'nin Rusya'yla iş birliği sürecinde yeni bir aşamaya doğru ilerlediğine işaret eden Atlıoğlu "Cerablus ve Deyr ez-Zor'dan sonra şimdi de İdlib'de Türkiye yeni bir rol oynayabilir. İdlib'de, IŞİD kadar tehlikeli olan Tahrir el Şam (Nusra Cephesi) ve Afrin'deki PYD militanlarıyla mücadelenin gereği olası. Böyle bir durumda da bu militanların büyük kısmının Türkiye sınırına yığılması söz konusu. Bu sebeple Türkiye'nin Rusya ve İran'la doğrudan ve Suriye'yle dolaylı bir işbirliği içinde olması gayet akılıca" dedi.

    Türkiye'nin özellikle İdlib'deki grupların ABD tarafından silahla veya maddi olarak desteklendirilmek suretiyle kışkırtılma ihtimaline karşı tedbir alması gerektiğine işaret eden Atlıoğlu şu sözleri söyledi: 

    "Türkiye, bu silahlı grupları bölgeden çatışma yaşanmaksızın çıkartabilir veya en azından bu örgütleri belli ölçüde silahsızlandırabilirse bu önemli bir adım. Ancak Türkiye bunu yaparken; ABD'nin bu grupları maddi veya silah yapmak bu grupları destekleme ihtimalini aklından çıkarmamalı; hatta böyle olası bir senaryoya karşı tedbir almalı. Çünkü ancak gerekli tedbirleri alır ve bölgesel ittifakı sürdürürse bu olası senaryoyu engelleyebilir."

    İlgili konular:

    Lavrov: Putin, Erdoğan ve Ruhani, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'yle ilgili konuları karara bağlayacak
    150 kişi ÖSO'dan ayrılıp Demokratik Suriye Güçleri'ne katıldı
    Uşakov: Kürtlerin Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'ne katılımı üçlü zirvede görüşülecek
    Perinçek: Türkiye, Suriye, Irak, İran, Rusya, Azerbaycan birleşti
    ‘Suriye ordusu Ebu Kemal’e giren IŞİD militanlarını yok etti’
    Rusya: Suriye’deki şiddet seviyesi, siyasi çözüm sürecine geçmeyi sağlayacak kadar düştü
    Çavuşoğlu: Suriye’deki durum Türkiye, Rusya ve İran’ın eylemleri sayesinde iyileşti
    Peskov: Putin-Erdoğan-Ruhani zirvesinde Suriye'de çözüme ilişkin tüm konular istişare edilecek
    Rusya'dan BMGK'da bir Suriye tasarısına 10. veto
    Etiketler:
    İdlib operasyonu, Afrin operasyonu, Silah desteği, militan, sınır güvenliği, özerklik, sınır, Astana-6, Astana görüşmeleri, Astana Zirvesi, Fetih el Şam, IŞİD karşıtı koalisyon, DAEŞ, YPG, El Nusra, PYD, PKK, IŞİD, AK Parti, NATO, Yasin Atlıoğlu, Donald Trump, Mehmet Metiner, Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin, Barack Obama, Kuzey Suriye, Deyr ez Zor, Menbiç, Afrin, Cerablus, İdlib, Rakka, Soçi, İran, Ortadoğu, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın