17:20 14 Kasım 2018
Canlı Yayın
    Zeytin Dalı Harekatı, Afrin, TSK, ÖSO

    ‘ABD, Türk ordusunun Afrin'de yıpranacağını umarak zaman kazanma peşinde'

    © REUTERS / Khalil Ashawi
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    Türkiye’den Afrin’e harekat: Zeytin Dalı (428)
    11110

    ABD Savunma Bakanı Mattis'in "YPG'nin PKK'ya karşı savaştırılması" teklifini Sputnik'e değerlendiren uzmanlara göre böyle bir açıklama ancak "ABD'nin Türk ordusunun Afrin'de yıpranacağı umuduyla zaman kazanma peşinde olmasıyla" açıklanabilir.

    Afrin'deki YPG oluşumuna yönelik Zeytin Dalı Harekâtı'nı başlatan ve operasyonun Afrin'in ardından Menbiç'i de kapsayacağı yönünde sinyaller veren Türkiye ile Menbiç'te askerleri bulunan ABD arasında bir süredir azami seviyede olan gerginlik sürecine ilişkin yeni gelişmeler yaşandı. ABD Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Daniel Coats tarafından ABD Kongresi'ne sunulan "ABD İstihbarat Topluluğunun Dünya Genelinde Tehditler Değerlendirmesi" raporunda YPG'nin "PKK'nın Suriye'deki milis gücü olduğu" belirtildi. Raporun ilgili bölümünde "PKK'nın Suriye'deki milis gücü olan YPG, muhtemelen bir tür otonom yapı arayışında olacak ancak Türkiye, Rusya ve İran'ın direnciyle karşılaşacak" ifadelerine yer verildi. Türkiye'nin itirazlarına rağmen ana omurgasını YPG'nin oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri'ne (DSG) Suriye'de binlerce TIR silah yardımı yapan ABD'den böyle bir açıklama gelmesi başlı başına kayda değer. Ancak Türkiye Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli'nin açıklamasıyla, konu farklı bir boyuta taşınmış durumda. Canikli, ABD Savunma Bakanı James Mattis'in kendisine "YPG'nin PKK'ya karşı savaştırılabileceği" teklifini sunduğunu söylerken, "Biz de bunun mümkün olmadığını ve hiçbir zaman YPG ve PYD'nin PKK yapılanmasından ayrılmasının mümkün olmadığını, hele PKK'ya karşı savaştırılmalarının mümkün olmadığını söyledik" diye konuştu. Peki birbirini takip eden bu çelişkili açıklamalar ne anlama geliyor? ABD Savunma Bakanı'nın "YPG'yi PKK'ya karşı savaştırabiliriz" gibi bir öneriyi gündeme getirmesi neyi amaçlıyor? Uzmanlar, son gelişmeler ışığında ABD'nin Suriye'deki tutumunu Sputnik'e değerlendirdi.

    ‘ABD'NİN AMACI TÜRKİYE'Yİ OYALAMAK'

    Sputnik'e konuşan isimlerden ilki Strateji Uzmanı ve Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu oldu. Babüroğlu, ABD istihbarat yetkililerinin PKK-YPG bağlantısına işaret eden raporun ne anlama geldiğini "Aslında 2005'te yayınlanan KCK sözleşmesine göre PKK eşittir PYD veya PYD eşittir PKK'dır. Buna şüphe yok. Ancak istihbarat yetkilileri, sundukları raporla bu denkleme işaret etmiyor. Yetkililer, Kuzey Irak'tan yani Kandil'den YPG'lileri eğitmek için gelen PKK'lıların varlığına işaret ediyor. Genel algının aksine ABD, YPG'yi terör örgütü ilan etmiş veya onu terör örgütüyle eş görmüş değil" sözleriyle değerlendirdi.

    Mattis'in sözlerinin "ciddiye alınır bir tarafı olmadığına" işaret eden Babüroğlu "Mattis'in bu sözleri, Türkiye'nin oturup üzerine düşünmesi veya düşünerek zaman harcaması gereken sözler değil. Bu sözlerin ciddiye alınacak tarafı da yok. Zira, ABD PKK ile PYD arasındaki bağı çok iyi biliyor. KCK sözleşmesi ortadayken CIA'in bunu bilmemesine imkan yok. Peki hal böyleyken böyle bir açıklama neden yapılıyor? Bunun tek amacı ABD'nin zaman kazanması çabası içerisinde olması. ABD, zaman kazanmanın ve Türkiye'yi oyalamanın peşinde. Ayrıca Afrin'deki harekat sürecinde TSK'nın yıpranmasını umuyor" dedi.

    Türkiye'nin yapması gerekenin vakit kaybetmeden Fırat Nehri'nin doğusundaki PYD yapılanmasına yönelik operasyon gerçekleştirmek olduğunu savunan Babüroğlu "Türkiye, bu açıklamaları ciddiye almak yerine bir an önce Fırat'ın doğusundaki terör oluşumuna yönelik operasyon gerçekleştirmelidir. Çünkü ABD'li yetkilinin yaptığı açıklamanın bir anlamı yok. Neticede Fırat'ın doğusundaki PKK/YPG terör örgütünü destekleyen de, silahlandıran da onlara danışmanlık hizmeti veren de ABD. Bunlara bir son vermezken yaptıkları açıklamanın bir anlamı yok" diye konuştu.

    ‘ABD HİÇ BİR ZAMAN TÜRKİYE'NİN MÜTTEFİK VEYA STRATEJİK ORTAĞI OLMADI'

    ABD'nin Türkiye'nin hiç bir zaman müttefiki veya stratejik ortağı olmadığına işaret eden Babüroğlu "ABD ve Türkiye iki NATO ülkesi olmasına rağmen; ABD her zaman, her dönemde Türkiye'nin ulusal çıkarları ve güvenliğine tehdit oluşturacak bir politika izledi. Yani ABD, hiç bir dönemde Türkiye'nin ne stratejik ortağı ne de müttefiki oldu. Zaten ABD'nin şu ana kadar iki stratejik ortağı oldu; onlar da İngiltere ve İsrail. Düşünün ki Türkiye'nin satın almak istediği Javelin tanksavar silahlarının Türkiye'ye satışı ABD Kongresi tarafından onaylanmazken; bu silahların PYD'de bulunduğunu görüyoruz. Bu nasıl bir müttefiklik?" dedi ve şöyle devam etti:

    "ABD, Türkiye'yi tamamen gözden çıkarmak istemiyor zira başta sığınmacılar konusu olmak üzere çeşitli alanlarda Türkiye'ye ihtiyaç duyuyor. Ama ABD aynı şekilde PKK'dan da vazgeçmek istemiyor. Çünkü PKK'yı Irak, Suriye ve zamanı geldiğinde de Türkiye'de kullanmak istiyor."

    'ABD'NİN BU NOKTAYA GELMESİNDE AFRİN HAREKATI'NIN PAYI BÜYÜK'

    Sputnik'e konuşan bir diğer isim ise Dış Politika Uzmanı Özdemir Akbal oldu. ABD'nin Milli İstihbarat Direktörlüğü tarafından yayınlanan raporun dikkat çekici olduğunu söyleyen Akbal "Raporda ‘muhtemelen' ifadesi kullanılsa da bölücü terör örgütü PKK ile PYD'nin bağlantısı olma ihtimali değerlendirmesi dikkat çekici. Zira PYD ile bölücü terör örgütünün ayrı olarak değerlendirilmeye çalışılması aşamasından bir zorunlulukla da olsa her iki örgütün birbiri ile bağlantısı olması durumunun değerlendirildiği aşamaya gelinmesi önemli" dedi.

    ABD'nin bu noktaya gelmesinde Zeytin Dalı Harekâtı'nın öneminin büyük olduğuna işaret eden Akbal "Bu noktada Türkiye'nin PYD terör örgütüne karşı başlatmış olduğu Zeytin Dalı Operasyonu'nun önemi büyüktür. Bu operasyon sonrası, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ciddiyetini ve konuya bakışını açık ve net bir şekilde kavrayan Amerikan güvenlik bürokrasisi, geliştirmiş olduğu stratejiyi sorgulamaya başladığının da açık işaretlerini vermeye başlamıştır. Bu noktada, raporun ilgili kısımında geçen ‘muhtemelen' ifadesi ise halen ABD güvenlik bürokrasisinin Afrin operasyonuna kadar geliştirdiği PYD'yi destekleme stratejisinden vazgeçme konusundaki ayak diremesinin bir göstergesidir. ABD, Türkiye'nin geliştirdiği PYD karşıtı reaksiyona istinaden herhangi bir geçerli politik ve askeri karşı argüman üretemezken; PYD için yapılan yatırımın da heba olmama çabasının son çıkışlarıdır" ifadelerini kullandı.

    ‘MATTIS'İN SÖZLERİ TAM BİR ÇARESİZLİK ÜRÜNÜ'

    ABD İstihbarat Topluluğu koordinasyon birimi olan Milli İstihbarat Direktörlüğü'nün raporunun ardından Mattis'in PYD ve PKK bağlantısını koparma amacıyla sarf ettiği sözlerinin "çaresizlik ürünü" olduğuna işaret eden Akbal "Mattis'in Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ile yaptığı görüşmede geliştirmeye çalıştığı PYD ile PKK bağlantısının koparılarak; PYD'nin PKK karşısında bir güç olarak yönlendirilebileceği ifadesi, kelimenin tam anlamıyla çaresizliğin ortaya çıkardığı anlamsızlığın trajikomik bir ifadesidir. Böyle bir durumun gerçekleştirilemeyeceği; anılan iki örgütün birbiri karşıtı hale getirilmek bir yana PYD'nin PKK yapısı dahilinde hareket eden bölücü terör örgütüne müzahir bir yapı olduğu gayet açıktır. Böyle bir terörle mücadele yönteminin gündeme getirilmesi, ya mücadele yöntem ve stratejisinin bilinmediğini ya da (ABD'nin) atılan geri adımlardan geri dönmeme çabasının son derece amatör bir yansımasını ortaya koymaktadır" dedi.

    Akbal "Bunun temel sebebi olarak da Trump yönetiminin bu vakte kadar gelmiş geçmiş en dengesiz Amerikan idaresi olması gösterilebilir. Trump idaresi göreve geldiği dönemden bu ana kadar takımının yüzde 30'undan fazlasını bir yılı az bir zaman geçe değiştirerek atamalardaki isabetsizliği ve devlet ciddiyetinden uzaklığını göstermektedir. Bu duruma en yakın örnek Clinton döneminde yaşanmış olmakla birlikte buradaki takım üyesi değiştirme oranının sadece yüzde 11 olduğu dikkate alınacak olursa Trump yönetiminin içinde olduğu durum çok daha iyi anlaşılacaktır. Bundan dolayı gelişmeler dikkate alındığında ABD'nin Türkiye ile işbirliği yapma ve bölgedeki sorunları terör örgütleri ile değil meşru ve güçlü devlet yapıları ile çözme stratejisine dönmesi kaçınılmazdır" diye ekledi.

    Konu:
    Türkiye’den Afrin’e harekat: Zeytin Dalı (428)

    İlgili konular:

    Deniz Zeyrek: ABD kendi derdine düştü, onlarla akılcı bir ilişki kurmak zor
    'Türkiye, Tillerson'a ABD ve Türk askerlerinin Menbiç'te konuşlanmasını önerdi'
    Afrin'de yaşamını yitiren Türk askerlerinin yerini ABD mi bildirdi?
    ABD: Tillerson ile Erdoğan verimli ve açık bir görüşme gerçekleştirdi
    'ABD'den Menbiç tavizi iç siyasette işe yarar ama Türkiye'ye 36. paralel kazığı olur'
    Ahmet Kasım Han: Menbiç, Türkiye açısından simgesel anlamda önemli, iç siyasette getirisi çok fazla
    Canikli ile görüşeceğini açıklayan Mattis: Menbiç konusunda Türkiye'nin baskısı sürüyor
    YPG: Suriye ordusunun Afrin'e gireceği iddiaları doğru değil
    Belçika: Türkiye'nin Afrin'deki eylemlerinden rahatsızız
    Etiketler:
    Silah desteği, askeri danışmanlık, silah yardımı, istihbarat, tanksavar, FGM-148 Javelin, Zeytin Dalı Harekatı, DNI, Demokratik Suriye Güçleri (DSG), ABD Ulusal İstihbaratı, ABD Savunma Bakanlığı, Demokratik Suriye Güçleri, Milli Savunma Bakanlığı, Sputnik, Pentagon, YPG, KCK, CIA, PKK, NATO, Naim Babüroğlu, Elif Sudagezer, Daniel Coats, James Mattis, Özdemir Akbal, Nurettin Canikli, Fırat'ın doğusu, Suriye'nin kuzeyi, Fırat, Menbiç, Afrin, Kandil, İran, İsrail, Ortadoğu, Irak, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın