00:58 14 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Türk Askeri

    Suriye'ye çekilmeye zorlanan Katar ile Türkiye'nin ilişkileri kopar mı?

    © AA / Arşiv
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    Türkiye, Rusya ve İran arasında Suriye mutabakatı (45)
    0 41
    Abone ol

    Suudi Arabistan tarafından ABD'nin Suriye'nin kuzeyindeki planlarına katılmaya zorlanan Katar, Suriye'deki bu planlara dahil olur mu? Türkiye- Katar ilişkileri süreçten nasıl etkilenir? Uzmanlar konuyu Sputnik'e değerlendirdi.

    ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusunda kendi askerleri yerine Mısır ve Körfez Arap krallıklarının askerlerini konuşlandırmak için temas yürüttüğü yönündeki haberlerin ardından bir diğer çarpıcı hamle de Suudi Arabistan'dan geldi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr "Katar ABD'nin askeri güvencesini kaybetmek istemiyorsa, Suriye'ye asker göndermek zorunda" şeklinde açıklama yaptı. Riyad'dan gelen bu açıklama, ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusundaki planlarına Doha'nın da dahil edilmesine ilişkin giderek güçlenen bir ihtimale işaret eder nitelikteydi. Ancak Riyad'ın açıklamasında işaret edildiği üzere ABD, Katar'da askeri varlığa sahip olsa da; yalnızca Amerikan değil Türk askerleri de Katar'da bulunuyor. Zira, 2017 yılında TBMM, Katar'daki El Rayyan Üssü'ne asker gönderilmesinin önünü açan tezkereyi onaylamış, Türkiye, o dönemde patlak veren Katar-Körfez krizinde Katar'ı destekler bir tavır takınmıştı. Bu değişken de hesaba katıldığında ortaya önemli bir soru çıkıyor. Eğer Katar, ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusundaki planlarına dahil olursa, Türkiye'nin Katar'la ilişkileri bu süreçten nasıl etkilenir? Uzmanlar, bu sorunun olası yanıtını ve ortaya çıkabilecek olası senaryoları Sputnik'e aktardı.

    ‘KATAR'IN HEDEF OLMASININ SEBEBİ İRAN VE TÜRKİYE'YLE BENZER POLİTİKALAR İZLEMESİ'

    Gazeteci-yazar Ceyhun Bozkurt'a göre ABD, İsrail ve bu iki devletin Ortadoğu'daki müttefiki olan Suudi Arabistan, Katar'ın Türkiye ve İran'la benzer Ortadoğu politikaları izlemesinden uzun süredir rahatsız. Katar'ın bölgede Türkiye ve İran'a yakın olmasının ülkeyi hedef tahtasına oturttuğuna işaret eden Bozkurt "Malum, Türkiye özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından bölge iletişimini daha fazla güçlendirmeye başlamıştı. Rusya, İran, Irak'ın yanı sıra Katar'la da ilişkiler daha da çok pekiştirilmiş; o dönemde üsler kurulmuş, askeri, siyasi ve ekonomik ilişkiler konusunda önemli adımlar atılmıştı. Hatırlarsanız, arka planda İsrail, ABD ve Batı dünyasının bulunduğu Suudi Arabistan- Katar krizi çıktığında, Katar'ın yalnızlaştırılması için büyük çaba sarf edildi. Bunun sebebi de Katar'ın Suriye politikasının Türkiye'ninkine çok yakın olması ve İran'la çatışmamasıydı. Hatta Katar, o dönemde ABD öncülüğünde olan ve İran'ı çevrelemeyi hedefleyen çabalara İran'la ilişkisini koruyarak yanıt veriyordu. Yani aynen Türkiye ve İran gibi Katar da bölgesel çatışmanın önüne geçmek için denge gözeten bir politika izliyordu" ifadelerini kullandı.

    ‘BATI TÜRKİYE VE KATAR'IN ARASINI AÇMAYI BAŞARAMAYACAKLAR, KATAR OYUNA GELMEZ'

    Batı'nın bölge ülkeleri arasındaki ilişkileri ayrıştırmaya ve bozmaya yönelik sistematik bir çaba sarf ettiğine işaret eden Bozkurt "Suudi bakanın, açıklaması bana ABD, İngiltere ve Fransa'nın Suriye'ye yönelik füze saldırısının ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ‘Bu saldırıyla Rusya ve Türkiye'nin arasını açtık' sözlerini hatırlattı. Bu açıklama, (Batı'nın) hedefinin ne olduğunu ve bölgedeki dinamikleri nasıl değiştirmek istediklerini açığa çıkarması açısından önemli. Katar'a yönelik tutumu da bu süreçten bağımsız tutamayız. Katar'ı da Türkiye ve İran başta olmak üzere bölge ülkelerinden koparmaya yönelik tutum da bölgedeki yakın ilişkileri bozma çabasının bir parçası. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, önümüzdeki dönemde Katar ve Türkiye'nin tesis ettiği ekonomik, askeri ve siyasi ilişkiler çok sağlıklı bir şekilde devam edecektir. Ben Katar'ın oyuna gelmeyeceğini düşünüyorum" dedi.

    Bozkurt "Basına yakın zamanda yansıyan bir haber vardı. Katar Havayolları bile Türk personel alımı yapmak istediğini açıkladı. Bu bağların sağlamlığını gösteriyor. Türkiye'yle iletişimi sürdüğü sürece Katar'ın bölgesel çatışma çıkarmayı isteyenlerin oyununa geleceğini düşünmüyorum. Macron'un açıklamasından bahsetmemin sebebi oynanmaya çalışılan bu oyunu hatırlatmaktı. Bölge iletişimi Irak ve Suriye'de düzeni yeniden sağlamak açısından çok önemli. Keza Astana süreci Suriye'ye barış getirmeyi amaçlıyor olmasına rağmen (Batı) bunu da baltalamaya çalıştı. Bu yüzden Katar'ın hedef alınmasının, bölgedeki diğer ülkeler İran ve Türkiye'ye yönelik çabalardan ayrı tutulmamalı" ifadelerini kullandı. Bozkurt şöyle devam etti:

    ‘SUUDİ ARABİSTAN PKK/PYD İLE TEMASA GEÇECEK KADAR İLERİ GİTTİ, BU TÜRKİYE'YLE İLİŞKİLERİNİ GERDİ'

    "Katar'a yönelik baskı muhakkak sürecektir hatta belki artacaktır. Çünkü son dönemde Suudi Arabistan'ın faaliyetlerine dikkat edin; PKK/PYD terör örgütüyle irtibata geçmeye kadar götürdü işi. Bu aynı zamanda Türkiye'yi de hedefleyen bir politika. Her ne kadar iki ülke arasındaki ilişki sürse de Türkiye-Suudi Arabistan arasında da önemli bir gerilim yaşanıyor. Ortadoğu'da Türkiye-Rusya ve İran'ı bir cephe olarak düşünürsek; ABD ve Suudi Arabistan da Katar'ı diğer bir cephe olan kendi cephelerine çekmek için elinden geleni yapıyor. Bu hamleler devam edecek; Türkiye ve Katar'a baskı sürecek. Ama ben yine de Türkiye ve Katar'ın süreci akıllıca yürüteceklerine inanıyorum. Özellikle Türkiye bu konuda çok tecrübeli; bölgesel iletişimin getireceği faydalar da düşünüldüğünde devlet aklıyla en doğru hamlelerin atılacağına şüphem yok."

    ‘AMAÇ SURİYE'NİN YÜKÜNÜ KATAR'A YIKMAK'

    ABD ve Suudi Arabistan'ın Katar'a yönelik hamlelerini değerlendiren bir diğer isim ise Dış politika uzmanı Özdemir Akbal oldu. Akbal "ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'den asker çekeceklerine dair açıklamasının ardından ortaya çıkan gelişmeler, ABD'nin bölgedeki müttefikleri arasında da bir tartışmaya yol açtı. Bir müddet önce Katar karşısında bir blok oluşturan Suudi Arabistan önderliğindeki Körfez İşbirliği Konseyi üye ülkelerinin krizi ortaya çıkmış, kriz ABD'nin ara buluculuğu ile tabir yerindeyse hasıraltı edilmişti. Ancak, yeni atanan Milli Güvenli Danışmanı John Bolton'ın Mısır Muhaberatı Başkanı Abbas Kemal'e getirdiği Suriye'de bulunmak üzere bir askeri koalisyonun oluşturulması teklifi tartışmaları da beraberinde getirdi" dedi.

    Amacın Katar'a Suriye'nin maddi yükünü Katar'a yıkmak olduğuna işaret eden Akbal "Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyir Katar'ın ABD'nin koruması altında olduğunu, Amerikan üssünün kapatılması durumunda Katar'da yönetimin kısa sürede değişeceği görüşünü açıklayarak ABD'nin Suriye'deki masraflarının da bu destek dolayısıyla Katar tarafından sağlanması gerektiğini belirtti. Bu açıklama iki noktadan okunabilir; ilki Suudi Arabistan'nın ABD'nin askeri giderlerini karşılamak istemediğinin dolaylı bir beyanı, ikincisi de Körfez İşbirliği Konseyi üye ülkelerinin arasındaki krizin henüz nihayete ermediği" ifadelerini kullandı.

    ‘KÖRFEZDE ÇATIŞMA GÖRÜNTÜSÜ ALTINDA İŞBİRLİĞİ DE SÜRÜYOR'

    Gerilimin devamına rağmen hem Suudi Arabistan'ın hem de Katar'ın ABD ile olan çok yakın ilişkiler içerisinde olduğu ifade eden uzman, "Washington, bir denge noktasını sağlama ve buna ek olarak her iki ülkeyi de ortak bir sorun karşısında koordine edebilme imkânını veriyor. Suriye İç Savaşının başından itibaren hem Suudi Arabistan hem de Katar'ın Esad'ın devrilmesi yönündeki net ve açık beyanı da Suriye meselesinde Riyad ve Doha idarelerini ortak paydada buluşturuyor. Hatta her iki ülkenin yöneticileri de olayların başından itibaren ABD'nin Esad'ın doğrudan müdahalesi ile devrilmesi yönünde sık sık beyanda bulundu" diye konuştu.

    Akbal "Suudi Arabistan Dışişleri Bakanını yaptığı açıklama bir yandan da ABD'nin Suriye'de bulunması için gerekli ekonomik desteğin sağlanması yönünde bir tartışmanın ciddiye alındığı ve kimin tarafından gerçekleşeceğinin de sorulduğunu göstermektedir. Bu açıklamaya istinaden ABD'nin Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar ile oluşturmaya çalıştığı Suriye'nin Kuzeydoğusunda faaliyet gösterecek koalisyon gücünün planlama tartışmalarının yapıldığı da açığa çıkmaktadır" dedi.

    ‘ABD'NİN SURİYE'NİN KUZEYDOĞUSUNDA KOALİSYON OLUŞTURMA ÇABALARI SÜRECEK GİBİ GÖRÜNÜYOR'

    Böyle bir koalisyon oluşmasının muhtemel bölgesel sonuçları da olacağını savunan Akbal "Buna göre Katar'da askeri üssü bulunan Türkiye, hem ABD hem ile olan ittifak ilişkisi hem de NATO üyesi olması sıfatıyla söz konusu koalisyonun faaliyetleri çerçevesinde olumsuz bir tavır takınmayacaktır. Bunun yanı sıra Katar ve Suudi Arabistan milli güvenlikleri ve çıkarları doğrultusunda aralarındaki soruna rağmen işbirliği gerçekleştirebilir. Mısır bu muhtemel yapı içindeki en güçlü askeri unsurlara sahip olan ülke olması ve hem Avrupa hem de ABD ile yakın ekonomik ve askeri ilişkiler içinde bulunmasından dolayı belirleyici etken olacaktır. Zira Mısır'ın aynı zamanda Rusya ile de ilişkileri mevcuttur" dedi ve şöyle ekledi:

    "ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğunda oluşturmaya çalıştığı koalisyonun gerçekleşmesi pek çok birbirinden bağımsız faktöre bağlıdır. Ancak, bu noktada kilit ülkeler olan Mısır, Suudi Arabistan ve Katar'ın koordine edilebilme ortak çıkarlarda buluşturulabilme kapasitesi ile ilgili olarak ABD stratejisi işlerlik kazanacaktır. Böyle bir koalisyonun oluşması ABD'nin hem ekonomik hem de askeri olarak oldukça rahatlatacağı için Washington, bu hususa yönelik olarak oldukça yoğun bir çalışma yürütecektir."

    ‘ASIL SORU SURİYE'DE UZUN VADELİ BİR ASKERİ VARLIĞIN AMAÇLANMASININ NEDENİ OLMALI'

    Türkiye'nin eski NATO Daimi Temsilcilerinden emekli büyükelçi Onur Öymen ise "Bence tartışma konusu, Suriye'ye hangi ülkenin askerlerinin gönderileceği veya hangi ülkenin buradaki askeri varlığın masrafını karşılayacağı olmamalı. Düşünülmesi gereken bu askerlerin orada ne yapacağı olmalı. Zira önceleri, orada bulunma amacının IŞİD'le mücadele olduğu savunulmuştu. Fakat IŞİD'le mücadele fiilen sona ermiş gibi görünüyor. Hatta Rusya'da sıcak çatışmaların sona erdiğine ilişkin açıklama yapmıştı. Bazı odaklar vardı Doğu Guta gibi ama oralarda da çok büyük bir sorun var gibi gözükmüyor. Bu noktada akıllara şu soru geliyor. Acaba Suriye'de uzun vadeli bir askeri varlık mı hedefleniyor? Çünkü bir taraftan ‘Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygılıyız' derken; öte yandan orada uzun vadeli askeri varlık plan yapmak tutarlı değil" diye konuştu.

    Amerika'nın askerlerinin masrafını kendi ödemesi lazım. Kaldı ki, yakın zamana kadar Irak'ta Peşmerge masraflarını bile ödüyordu. Bu konular, makul ölçülerin dışına taştı. Artık kamuoyunda işin özü yerine bu gibi detaylar tartışılıyor. Esas tartışılması gereken Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı gösterdiklerini açıklayan ülkelerin ne zaman Suriye'nin yönetimi tamamen Suriye yönetimine bırakacak olması" ifadelerini kullandı.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Konu:
    Türkiye, Rusya ve İran arasında Suriye mutabakatı (45)

    İlgili konular:

    'Katar ABD'nin askeri korumasını kaybetmek istemiyorsa, Suriye'ye asker göndermek zorunda'
    'Rusya, Katar askerlerinin Suriye'ye gönderilmesine kati surette karşı çıkıyor'
    Suudi Dışişleri: Katar ABD'nin sağladığı askeri korumayı kaybetmek istemiyorsa, Suriye'ye asker göndermek zorunda
    ABD Dışişleri, Katar’a 300 milyon dolar değerinde hassas silah satılabilmesine yönelik anlaşmayı onayladı
    Katar, gönüllü kadınları da askere alıyor
    Etiketler:
    bölge, çözüm, işbirliği, askeri tatbikat, Körfez-Katar krizi, Astana görüşmeleri, PKK/PYD, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), PKK, IŞİD, NATO, Ceyhun Bozkurt, Onur Öymen, Emmanuel Macron, Adil el-Cubeyr, Özdemir Akbal, Suriye'nin kuzeyi, Körfez, El Rayyan Üssü, Doğu Guta, Katar, Suudi Arabistan, İran, İsrail, Ortadoğu, Fransa, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın