19:46 15 Ağustos 2018
Canlı Yayın
    ABD Başkanı Trump ile İsrail Başbakanı Netanyahu, Kudüs, 23 Mayıs 2017

    ‘ABD ve İsrail, Suriye'de yürüttüğü vekalet savaşının başarısız olduğunun farkında'

    © REUTERS / Ronen Zvulun
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    Türkiye, Rusya ve İran arasında Suriye mutabakatı (31)
    0 61

    İsrail'in İran'ın Suriye'den çekilmemesi durumunda "Esad'ı öldürürüz" açıklamalarını ve Rusya'nın Suriye'ye S-300 sevkiyatını durdurma girişimini değerlendiren Gazeteci Bursa "Bu ABD, İran ve Rusya'ya mesaj niteliğinde" dedi. Prof Dr. Ünal "İsrail ve ABD Suriye'de yürüttüğü vekalet savaşında başarısız olduğunun farkında" diye yorum yaptı.

    İsrail'in Suriye'ye dönük son derece tartışmalı tutumu son haftada yaşanan iki gelişmeyle bir kez daha tırmandı. Uzun süredir İran'a karşı savaş rüzgarları estiren İsrail, bu kez Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı ülkesinde İran'ın faaliyetlerine izin vermeye devam etmesi halinde öldürüp yönetimini devirmekle tehdit etti. İsrail'in eski savunma bakanı Moşe Yalon, Rus hava savunma sistemi S-300'ün Suriye'ye sevk edilmesini istemediklerini, bunu engellemek için Rusya ile irtibat halinde olduklarını söyledi. Peki İsrail'in bu tutumunu nasıl değerlendirmeli? Bu tavır Ortadoğu'daki denkleme etki edecek şekilde eyleme dökülür mü? Uzmanlar, bu soruların yanıtlarını Sputnik'e verdi. Konuyu Sputnik'e değerlendiren ilk isim Atılım Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal oldu.

    İsrail'in sertleşen söylemlerinin Suriye ordusunun gösterdiği başarıyla "paralel" olduğuna işaret eden Ünal "Suriye kuvvetlerinin son aylarda, hatta 2016 yılından itibaren sahada gösterdiği başarı ve elde ettiği üstünlük karşısında Amerika ve İsrail ikilisi, vekalet savaşlarıyla Suriye'de elde etmek istediklerini elde edemeyeceklerini görmüş durumdalar. Özellikle son aylarda hepimiz görüyoruz ki Suriye, Doğu Guta'yı temizledi. Oradaki küçük direniş bölgelerinin tamamını ele geçirdi. Ardından Suriye hükümet kuvvetleri kuzeye doğru yöneldiler. Önemli stratejik mevkileri, ve bilhassa 2012'den beri direnişçilerin, teröristlerin elinde olan kara yollarını ele geçirmeye başladılar" dedi.

    ‘ABD VE İSRAİL VEKALET SAVAŞLARIYLA BAŞARILI OLAMADIKLARININ FARKINDA'

    Suriye ordusunun gösterdiği başarının ABD ve İsrail'in vekalet savaşları yürüterek Suriye'de başarılı olamayacaklarını anlamasıyla sonuçlandığın işaret eden Ünal "Bütün bunlar beraberinde şunu getirdi: Amerika ve İsrail, vekalet savaşlarıyla istediklerini elde edemeyeceklerini anlamış durumda. Bu yüzden de İsrail doğrudan İran'a yöneliyor. Ancak ‘İran, Suriye'den çekilsin' demek şu soruyu akla getiriyor: Suriye'deki PKK'lılar, yabancı, cihatçı, ruh hastası savaşçılar neden çekilmiyor? Suriye'de Suudi Arabistan ve diğer ülkelerin desteği ve parasıyla on binlerce, yüz binlerce insanın kanına giren teröristler çekilmiyor da neden İran çekiliyor? Yani, neticede Suriye egemen bir ülke ve egemen bir ülkenin davetiyle bir başka ülke orada faaliyet gösteriyorsa orada bir sorun yok" diye konuştu.

    Ünal "Ayrıca, bugün ‘İran, Suriye'den çekilsin' demenin bir sonraki adımı ‘Rusya, Suriye'den çekilsin' demek olacaktır. Yani ABD ve İsrail vekalet savaşıyla yapmak istediklerini yapamayınca, bu defa da meseleyi doğrudan savaşa çevirme tehditleri savuruyorlar. Bunun da altyapısı zayıf. Çünkü bu ikili ta 11 Eylül'den bu yana, hatta Afganistan'dan başlayarak yürüttükleri kanlı savaşlarda milyonlarca insanı ya doğrudan öldürdüler ya da ölümlerine sebebiyet verdiler. Ama giriştikleri bütün savaşları da kaybettiler. Afganistan, Irak ve Suriye'de başarılı olamadılar. En son Lübnan seçimleri gösterdi ki Lübnan'da da başarılı olamadılar. Hizbullah, Suudi Arabistan'ın oy alınabilmesi için birebir dağıttığı paraya rağmen muazzam başarı gösterdi. Dolayısıyla, önümüzde böyle bir uluslararası ve bölgesel ortam varken, vekalet savaşıyla elde edemediklerini doğrudan savaşla elde etmeye çalışmak son derece tehlikeli" dedi.

    ‘ABD'NİN TUTUMU İRAN'IN EGEMENLİĞİNİ TARTIŞMAK'

    ABD Başkanı Donald Trump'ın olası bir ‘İran'la nükleer anlaşmadan çekilme' kararını da değerlendiren Ünal "Diyelim ki (ABD Başkanı Donald) Trump, birkaç saat sonra kararını açıklayacak ve Amerika'nın İran'la olan nükleer anlaşmadan çekildiğini ilan edecek. Peki altı imzacısı olan bir anlaşmadan ABD'nin tek taraflı olarak çekilmesi anlaşmayı geçersiz kılmaya yeter mi? Kaldı ki, şu saat itibariyle yaptığım araştırmalarda Avrupalı ülkelerin bu anlaşmaya sadık kalacaklarını ilan etmesi söz konusu. Zaten Rusya veya Çin'den bu anlaşmanın aleyhine en ufak bir şey söylenmiş değil. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu da, İran'ın nükleer silah girişimi olduğuna dair hiç bir bilgi veya belgeye sahip olmadığını söylüyor. Bu aşamada iki sorun ortaya çıkıyor. İran'la yapılan nükleer anlaşmaya sadık kalacağını açıklayan ülkeler ve nükleer silah üretimine dair bilgi veya belgeye sahip olmadığını söyleyen UAEK varken, ABD anlaşmadan çekilmesini nasıl gerekçelendirecek? Anladığım kadarıyla İsrail'in zorlamasıyla ‘Yalnızca nükleer silah yapmaktan vazgeçmesi yetmez, karadan karaya atılan bu balistik füzeleri de üretmesin' gibi bir söylem geliştirdi. Ancak bunu söylediğiniz anda, bir ülkenin doğrudan doğruya egemenliğini tartışmış oluyorsunuz" dedi.

    Ünal "Çünkü bu balistik füze yapımı, Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması kapsamına girmiyor. Bir sonraki aşamada da İran'a çıkıp ‘Kardeşim, ben senin hava kuvvetlerin olsun istemiyorum' diyecektir o zaman. Ayrıca, iş sadece İran'la sınırlı da kalmayabilir. Aynı şeyi bize de söyleyebilirler. Çünkü biz de balistik füzelerde mesafe kat etmiş durumdayız, 1000 kilometre menzillere yaklaşmış durumdayız. Veya dostane söylüyor gibi yaparak nasıl ‘S-400 alamazsınız' diyebilirler? Böyle bir uluslararası sistem olamaz. Dolayısıyla, bunu zorladıklarında bütün dünyadaki inandırıcılıklarını sıfırla çarpmış olacaklar" diye konuştu.

    ‘İRAN'LA DOĞRUDAN SAVAŞI GÖZE ALMALARI KOLAY DEĞİL'

    ABD ve İsrail'in İran'a yönelik doğrudan bir savaşı da göze almalarının kolay olmayacağına işaret eden Ünal "Üstelik İran'la böyle bir doğrudan savaşı göze almaları da kolay bir şey değil. Bunlar İran'a saldırı gerçekleştirirse, İran'ın da eli armut toplamaz. Hem İran hem Hizbullah gibi İran'ın müttefikleri Lübnan'dan İsrail'e saldıracaktır. Bu kolay bir iş değil. Öte yandan, İsrail'in Rusya'yı S-300 füzelerini vermemeye ikna etme çabası da İsrail'in kötü niyetini gösteriyor. Yani İsrail ‘Ben Suriye'de istediğim hedefi istediğim gibi vurayım ama benim uçaklarım herhangi bir şekilde rahatsız edilmesin' demeye getiriyor. Bu akıl alır gibi değil" dedi.

    İsrail'in Rusya'nın Suriye'ye S-300 sevkiyatını engellemeye yönelik sözler sarf etmesinin de kabul edilemez olduğuna işaret eden Ünal "Bu, Rusya'ya da ‘Sen Suriye'de bir şeyler yap, meşgul ol ama ne yapıp yapmayacağına ben karar vereyim' demeye çalışması anlamına geliyor. ‘S-300 sevkiyatını durdur' demenin başka bir açıklaması olamaz. Bugün İran'a ‘çekil' demek yarın Rusya'ya ‘Sen de çekil' demek olur. Bu da vekalet savaşından doğrudan savaşa döner. Bu durum Suriye içinde de geçerli. Çünkü Suriye'de Amerika, Suudi Arabistan ve İsrail adına savaşan grupların neredeyse tamamı yenilmiş durumda. Şimdi Amerika yeni bir tezgah peşinde. Suudiler ve diğer Körfez ülkelerinin asker göndermesini istiyor. Bunun benzerini Fransa'da da gördük. Yani Amerika orada esas müteahhit rolünde ve Fırat'ın doğusuna ve Menbiç'e yerleşmiş durumdayken, şimdi bir de Körfez askerlerinin orada konuşlanmasını sağlamaya çalışıyor. Yani Suriye'yi bölmek fikrinden geri adım atmak istemiyorlar ve bunda da İsrail doğrudan devreye giriyor. Bunun için de ilk olarak İran'ı hedef alıyorlar. Aynı şeyi Rusya'ya yapmaları zor olsa da, bu yönde adımlar atıyorlar" diye ekledi.

    ‘IŞİD'İ TEHDİT OLARAK GÖRMEYEN İSRAİL, İRAN VE SURİYE ORDUSUNUN FAALİYETLERİNİ TEHDİT OLARAK GÖRÜYOR'

    İsrail'in tutumunu değerlendiren bir diğer isim ise Gazeteci Ramazan Bursa oldu. İsrail'in açıklamalarının kendi güvenliği odaklı olduğuna ve İsrail'in Güney Suriye'de 2011'den bu yana yoğun faaliyet içerisinde olduğunun altını çizen Bursa şöyle konuştu:

    "İsrail'in bu açıklamaları ve tutumunun hedefinin Güney Suriye meselesi olduğunu söyleyebiliriz. Şöyle ki, 2011 Arap Baharı sürecinde Suriye iç krizini başlamasıyla beraber İsrail bilhassa Suriye'nin güneyiyle çok yakından ilgilenmişti. Çünkü İsrail, Suriye'nin güneyindeki gelişmeleri kendi güvenliği açısından önemsemektedir. Bilhassa, Golan'a bitişik olan Kuneytra ve ta Ürdün sınırına kadar olan bölgeleri kendi güvenliği açısından değerlendiriyor. Ve buradaki gelişmeleri kendisine tehdit olarak görüyor. Öyle ki bu dönem içerisinde İsrail, hem Hizbullah hem İran ordusu hem de bizzat Suriye ordusunun kullandığı mekanları ve askeri bölgeleri bombaladı. İsrail son dönemde ise Suriye'deki gelişmelerden tedirgin. Tel Aviv bugüne kadar bizzat kendisini tehdit etmediği için IŞİD'in varlığını hiç bir zaman tehdit olarak görmemişti. Ama yakın dönemde hem muhalif gruplara hem de IŞİD'e karşı yapılan operasyonlar, Doğu Guta'nın Suriye ordusunun eline geçmesi ve yakın zamanda Yermük bölgesindeki gelişmeler ve Halep'in Suriye ordusunun eline geçmesi Suriye ordusunun elini güçlendirmiştir. Bunlar İran ve Rusya'nın yanı sıra Fatimiyyun Tugayı ve Zeynebiyyun Tugayı isimli milis gruplar güçlerinin de başarısı olarak kabul edilebilir"

    ‘İSRAİL LÜBNAN'DAKİ POLİTİKALARININ AYNISINI SURİYE'NİN GÜNEYİNDE UYGULUYOR'

    İsrail'in 1975 sonrası Lübnan'ın güneyinde uyguladığı politikanın aynısını Suriye'nin güneyinde uyguladığına değinen Bursa "İç savaş sırasında İsrail, Güney Lübnan'da yaşayanlara bazı insani yardımda bulunmuştu. Ve Lübnan ordusundaki bir komutana Güney Lübnan Ordusu isminde bir ordu kurmuştu. Ve bu unsurlar İsrail'in Lübnan'ı işgaline katkı sağlamıştı. Benzer şekilde İsrail, Suriye'nin güneyinde iki önemli muhalif liderle çalışıyor. Hatta bu muhalif liderlerden birisi olan İssam Zeytun, Herzliya Konferansı'na davet edilen tek Suriyeli hatta tek Arap olmuştu. Bu iki muhalif liderin de sık sık İsrailli bakanlarla bir araya geldiği İsrail medyasına da yansıdı" diye konuştu.

    ‘PUTİN-NETANYAHU GÖRÜŞMESİNE YANSIYABİLİR'

    İsrail'in amacının hem ABD hem de İran ve Rusya'ya mesaj vermek olduğunu savunan Bursa şöyle ekledi:

    "Bence İsrail Güney Suriye'dekli hassasiyetinin daha iyi anlaşılsın diye bu tehdidi yapıyor. Rusya'yı da s-300'ler verilmesin diye uyarıyor. Çünkü yakın zaman Suriye ordusu, İsrail uçağını S-200'lerle düşürdü. Bu hem İran hem Rusya hem de Amerika'ya mesaj niteliğinde. Ayın 9'unda İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bir araya gelecek. Bu toplantıdaki gündem maddelerinin başında Suriye'deki Fatimiyyun ve Zeynebiyyun tugayları ile İran varlığının yanı sıra Suriye'ye yönelik S-300 sevkiyatı olacağının kanaatindeyim."

    Konu:
    Türkiye, Rusya ve İran arasında Suriye mutabakatı (31)

    İlgili konular:

    'İsrail, Rusya'nın Suriye'ye S-300 göndermesini engellemeye çalışacak'
    İsrail: Suriye bize karşı kullanırsa S-300'leri imha ederiz
    'ABD, Suriye’ye saldırı görevini İsrail’e verdi’
    İsrail'in Suriye saldırısı ‘sicili bozuk Batı'nın provokasyonunun parçası'
    Etiketler:
    askeri müdahale, operasyon, savaş, S-200, S-300, S-300 füzeleri, Arap Baharı, Suriye ordusu, Hizbullah, IŞİD, Ramazan Bursa, Hasan Ünal, Benyamin Netanyahu, Beşar Esad, Körfez ülkeleri, Doğu Guta, Golan Tepeleri, İran, İsrail, Ortadoğu, Suriye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın