04:33 14 Kasım 2018
Canlı Yayın
    Antarktika'ya giden Türk ekibi

    Antarktika'da olmak Türkiye'ye ne sağlar?

    © Fotoğraf : DHA
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer, Maksim Durnev
    0 195

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye'nin Antarktika üzerinde söz sahibi 30 ülkeden biri olacağı açıklamasıyla gündeme gelen Antarktika'ya Bilim Üssü çalışmalarının önemi ne? Uzmanlar hem siyasi hem de teknik boyutlarıyla konuyu Sputnik'e değerlendirdi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2019'da Antarktika'ya bilim üssü kuracakları ve söz konusu bilim üssü sayesinde Türkiye'nin Antarktika üzerinde söz sahibi 30 ülkeden biri olacağını bildirdiği tweeti, gözleri Türkiye'nin bir süredir orada yapmayı hedeflediği çalışmalara çevirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Antarktik Seferi Ekibi (TAE) Lideri Doç. Dr. Burcu Özsoy önderliğinde, 2017 yılında gerçekleştirilen 1. Ulusal Antarktik Bilim Seferi'yle gündeme gelen çalışmaların hızla devam ettiğini aktarmış oldu. Peki, Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Bakanlık sorumluluğunda ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Kutup Araştırmaları Uyg-Ar Merkezi (PolReC) koordinesinde yürütülen projenin önemi nedir? Antarktika'ya ‘danışman' ülke olma yolunda ilerleyen bölgeye üs kurma çalışmaları sürdüren Türkiye'nin atacağı adımların önemi ne? Temel olarak orada neler yapılabilir? Konuyu Akdeniz Üniversitesi (AÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Gümrükçü ve Rusya Bilimler Akademisi Coğrafya Enstitüsü Müdür Yardımcısı Nikolay Osokin, Sputnik'e değerlendirdi.

    ‘DÜNYA YÜZÖLÇÜMÜNÜN 10'DA 1'İ BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR ALANDAN BAHSEDİYORUZ'

    Sputnik'e konuşan Akdeniz Üniversitesi (AÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Gümrükçü "Arktika ve Antarktika'nın yüzölçümü, küresel yüzölçümünün yüzde 10'ununa eşittir. Küresel yüzölçümü, 510.100.000 km² ise, 50 milyon km²'den büyük bir kısmı ise Kuzey ve Güney kutuplarını kapsıyor. Çok büyük bir alandan bahsediyoruz. İnsanoğlu arayış halinde, göç ediyor. Ama ulaşamadığı alanlar var. Bu alanlar da Kuzey Kutbu ve Güney Kutbu. İnsanoğlu geçtiğimiz 100 yılın sonunda buralara ulaşabildi ancak onu da tam manasıyla yapamadı. Zira henüz keşfedilmemiş alanlar var. Güney Kutbu'nun önemi ‘İnsanlığın ortak mirası' ilan edilmiş bir bölge. Bu hassas denklemin olduğu bölgede bir bilim üssü kurulması kararı alındı.Tahminim seçimlerden sonra 2018-2019 gibi projenin net bir şekil alacağı. Üs kurmak önemli çünkü üs kurduğunuzda oradaki ülkelerle eşit koşulları paylaşabiliyorsunuz" ifadelerini kullandı.

    Bölgede bilimsel yapmanın maliyeti ve meşakkatli olduğunun altını Gümrükçü "Süreç zorlu ve daha da önemlisi ciddi uzmanlara ihtiyacınız var. Bu yalnızca, 3-5 bilim insanıyla olacak bir iş değil. Amacın, sadece bölgede keşif yapmak olduğu düşünülmemeli. Türkiye her ne kadar geç kalmış olsa da bu alanda doğru adım atmaya başlamış durumda" dedi.

    ‘TÜRKİYE, BULGARİSTAN, YUNANİSTAN, POLONYA GİBİ ÜLKELERİN DE BULUNDUĞU BU ALANDA VAR OLMALI'

    Güney Kutbu'nu keşif başarısının eski ismiyle Büyük Britanya'ya ait olduğunu söyleyen ve İngilizlerin "ulusal kahraman" olarak gördüğü ve Güney Kutbu'nu keşfeden Robert Scott'u hatırlatan Gümrükçü "İngiltere, ABD ve Rusya gibi ülkeler çok uzun süredir burada çalışmalar yapıyor. Oradaki çalışmaların ürünü olarak pek çok yüksek lisans, doktora tezi yazılmış durumda. Bu yüzden Türkiye'nin çoktan yapılmış bu çalışmaları tekrarlaması çok sağlıklı mı, bununla ilgili şüphelerim var. Onun yerine yağılan bu çalışmaları Türkçeleştirerek işe başlamak, daha mı doğru olur diye bir düşüncem de var. Buzul bilimi dalında, derin sularda, mağaralarda araştırma yapılması hususunda anlaşılabilir bir niyet olsa da kaynakların sınırlı olduğu düşünüldüğünde daha akılcı nelerin yapılabileceğini de düşünmek şart" diye konuştu.

    Kuzey Kutbu'nu keşfetmenin Türkiye açısından daha fazla önem arz ettiğinin altını çizen Gümrükçü "Türkiye açısından Kuzey Kutbu'nu keşfetmek çok önemli ve orayı keşfetmeli.Orada da Almanya, Fransa, İngiltere gibi büyük aktörler var ama onda sorun yok. Hatta, Bulgaristan, Yunanistan,Güney Kore gibi ülkeler de burada bulunuyorlar. Dolayısıyla Türkiye gibi orta ölçekli bir ülke bu alanı göz ardı edemez, etmemeli. Ama yapılması gereken bu çabaları optimize etmek" dedi.

    ‘KUTUPLARDA NE İŞİMİZ VAR' SORUSU YANLIŞ'

    "Kutuplarda ne işimiz var?" sorusunun "yanlış" bir düşünme biçimi olduğuna işaret eden Gümrükçü "Bu bakış açısı yanlış. ‘Marmara Denizi'nde olmak yerine neden orada bulunalım?' denilmemeli. Çünkü aslında orada araştırma yaptığınızda, Toros Dağları'ndaki buzulları, Ağrı Dağı'ndaki buzulları da öğrenmiş oluyorsunuz. Böyle bir bağlantı kurulmalı ve çalışmanın manalı olduğu anlaşılmalı. Buna örnek olarak Norveç ve İzlanda'da ağaçların üst sınırını artıran çalışmaları örnek gösterebiliriz. Yeni tarım alanları yaratmak gibi başka alanlarda kullanılabilecek bilgilere ulaşmak açısından bu çalışmaları yapmak önemli. Bizim imkanlarımız çok büyük değil. Mevcut kaynaklarımızı optimum kullanmalıyız. Her alanda yatırım yapamayız. Yatırım yaparken, bu şekilde düşünmeliyiz" dedi.

    ‘DAHA ADİL BİR DÜNYA DÜZENİ İÇİN TÜRKİYE ORADA OLMALI'

    Gümrükçü "Küreselleşme dediğimiz olgu, artık Kutup bölgelerine ve derin denizlere vardı. İnsanoğlu şimdiye kadar bu alanları kullanamamış. Ama yeni teknolojilerle, navigasyon sistemleriyle artık bu alanlar kullanılır halde. Bu da önümüzdeki 30-40 yıl gibi bir sürecin bizim için önemli olduğunu gösteriyor. İnsanlığın geçimini sağlaması, refahın artması, dünyadaki adaletsizliğin ortadan kalkması için bu alanları ‘insanlığın ortak mirası' adı altında doğru şekilde paylaşılması lazım. Böyle olursa, çok daha yaşanabilir bir dünya bizi bekler. Ancak büyük ülkeler, buraya yalnızca kar elde etmek olarak bakarsa, dünya cehenneme dönebilir. Bu alanlar dünyanın adaletsizliğine karşı kullanılmalı. Üniversitelerin en azından bir kısmının bu alanlarda çalışma yapmaya uygun insan yetiştirmesi gerektiğini düşünüyorum " ifadelerini kullandı.

    ‘AMERİKA 1492'DE KEŞFEDİLDİ, 1864'TE ETKİLİ OLMAYA BAŞLADI, KUTUPLARIN ÖNEMİ GELECEKTE'

    Gümrükçü "Bu paylaşım tartışma 60'lardan bu yana sürüyor. Gelişmiş ülkeler, bu alanları kendi aralarında paylaşmak istiyor. Gelişmekte olan ülkeler de, yeni bir emperyalizmin bu alanlara girmemesini istiyor. Teknik olarak biz Almanya, Fransa'yla yarışamayız ama sosyal boyutuyla bilimsel modeller oluşturarak, modellemelere giderek onlarla yarışabiliriz. Daha adil bir dünya düzeninin nasıl kurulabileceği noktasında Türkiye sürece katılmalı ve Atatürk'ün dediği gibi ‘Mazlum halkların yanında onların sözcüsü olarak görev yapmalı' diye düşünüyorum" dedi ve şöyle devam etti:

    "‘Küresel Bakışla Kutup Çağı' kitabımızda önemli bir perspektif var. Kutupların önemini, geleceğimizi şekillendirmedeki rolünü düşünerek anlayabiliriz. Şöyle düşünün. Amerika, 1492'de keşfedildi. 1864'ten sonra etkili olmaya başladı. Kutuplar ve derin denizlerin de gelecekte ne kadar etkin olacağını bu örnekle anlayabiliriz.Küresel Bakışla Kutup Çağı kitabımızda önemli bir perspektif var. Kutupların önemini, geleceğimizi şekillendirmedeki rolünü düşünerek anlayabiliriz. Şöyle düşünün. Amerika, 1492'de keşfedildi. 1864'ten sonra etkili olmaya başladı. Kutuplar ve derin denizlerin de gelecekte ne kadar etkin olacağını bu örnekle anlayabiliriz."

    ‘MEVSİMLİK ÜSLE BAŞLANABİLİR'

    Rusya Bilimler Akademisi Coğrafya Enstitüsü Müdür Yardımcısı, Arktika ve Antarktika'ya yapılan onlarca keşif seferinin katılımcısı, 30 yıllık deneyime sahip olan glasyolog (buzul bilimi uzmanı) Nikolay Osokin Sputnik'e yaptığı açıklamada söz konusu kararın ülkenin belirli bir seviyeye ulaşmış olmasının bir göstergesi olarak gördüğünü belirterek "Antarktika'ya bilim üslerinin kurulması ve araştırmaların yapılması aslında ülkenin sanayi açısından gelişmişliğinin göstergesidir. Antarktika haritasına baktığınızda genel olarak sadece sanayisi gelişmiş ülkelerin varlığını görürsünüz. Bu da ülkenin belirli bir seviyeye ulaşmış olup Antarktika'ya kendi bilim üssünü kurmaya hazır olduğunu gösteriyor" diye konuştu.

    Kurulması planlanan Türk bilim üssünün tüm yıl boyunca mı yoksa belli mevsimlerde mi çalışabileceği sorusunu yanıtlayan uzman "Genellikle önce mevsimlik üs kuruluyor, hemen tüm yıl boyunca çalışan üsle işe başlamak gayet riskli, önce üsteki tesislerin bir süre içinde nasıl işleyeceğine bakmak lazım. Türkiye'nin kuracağı ilk bilim üssü büyük bir ihtimalle kıta içi olmayacak. Eğer üs her yıl kar altından çıkan kayalık bölgeye kurulmazsa kar fırtına sorunuyla karşı karşıya gelme ihtimali var, bunu dikkate almak lazım. Üssün inşaat çalışmalarının buz tabakası yüzeyinde yapılması halinde bu buzulun olası hareketlerini de göz önünde bulundurmak lazım, çünkü Antarktika'nın farklı bölgelerinde buzulun hareket hızı da farklılaşıyor. Geçmişte öyle oluyordu ki bazı ülkelerin hata yapıp ilk görünüşte uygun yerde, düz buzul yüzeyinde üs kurmasının ardından bu buzul üsle birlikte hareket edip okyanusta kayboluyordu" ifadelerini kullandı.

    ‘TÜRKİYE İLE RUSYA'NIN BU ALANDA İŞ BİRLİĞİ OLDUKÇA OLASI'

    Yeni kurulan üslerin donanım açısından sorun yaşamadığını kaydeden Osokin "Günümüzde yeni üs kurmak çok daha kolay, çünkü uzmanlar uluslararası düzeyde yıllarca birikmiş bu koşullarda yaşama ve inceleme yapma deneyimine sahip. Bu yüzden de yeni üsler modern standartlara göre kuruluyor. Bu bakımdan bizim işimiz çok daha zordu, çünkü Antarktika'daki üslerimiz 1950'li yılların sonundan beri faaliyette bulunduğu için onları modernize etmek zorunda kalıyorduk. Bu da oradaki koşullarda elbette yeni üs kurmaktan çok daha zordu" diye devam etti.

    Rusya'nın Antarktika'daki bilim üslerinin uzun yıllardır faaliyette bulunduğuna dikkat çeken uzman, Türkiye ile Rusya arasında bu alanda işbirliği ihtimalinin yüksek olduğunu vurgulayarak şunu söyledi:

    "Bence ülkelerimiz bu konuda temas içinde bulunabilir. Bu konunun önce ülkemizde, sonra da orada gündeme geleceğini düşünüyorum. Türk tarafının böyle bir ihtiyacı olursa kendisine her hangi destek vermeye hazırız. Antarktika'da 60'tan fazla yıldır inceleme yapan ülke olarak Rusya'nın deneyimi elbette son derece faydalı olabilir."

    ‘RUSYA, SONDAJ ARAÇLARI KONUSUNDA TÜRKİYE'YE DESTEK VEREBİLİR'

    Osokin, Rusya'nın ürettiği sondaj kulelerinin Türkiye'nin ilgisini çekebileceğine vurgu yaparak "Buz tabakasının incelenmesi için kullanılan sondaj araçları üretimi bakımından Rusya önde gelen ülke konumunda bulunuyor. Bu alanda sadece danışmanlık hizmetleri vermekle kalmayıp sondaj araçlarını da temin ederek destek verebiliriz" ifadesini kullandı.

    Çeşitli ülkelerin Antarktika'daki üslerinin sürekli olarak iletişim içinde bulunduğunu vurgulayan uzman "Tüm yıl boyunca özellikle çok sayıda üssün yer aldığı Antarktika bölgesinde üsler sürekli olarak iletişim içinde. Mesela Rus Progress Üssü'nün bulunduğu bölgede ayrıca Çin ve Hindistan'a ait üsler de faaliyet gösteriyor. Hava koşulları oldukça sert olan bu kıtada her türlü beklenmedik sorunlar ortaya çıkabiliyor. Sonuçta yaşanması zor bir bölgeden bahsediyoruz" diye ekledi. 

     

    İlgili konular:

    Burak Pekşen: Rusya'da gördüğüm öğretim önümde bilim dünyasının kapılarını açtı
    Rus bilim insanları, besteciler için sanal yardımcı geliştiriyor
    Rus bilim insanlarından ‘kış uykusuna’ daldırma yöntemi
    Rus bilim insanları, elektronik aygıta kişinin cinsiyetini yazdığı metinden tanımayı ‘öğretti’
    Etiketler:
    Türk bilim adamları, bilimsel araştırma, bilim, Rus bilim insanları, buzul, Bilim İnsanları, PolReC, İTÜ, Akdeniz Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Nikolay Osokin, Burcu Özsoy, Harun Gümrükçü, Recep Tayyip Erdoğan, Progress Üssü, Güney Kutbu, Amerika, Arktik, Marmara Denizi, Kuzey Kutbu, İzlanda, Antarktika, Arktika, Norveç, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın