13:44 26 Mayıs 2019
Canlı Yayın
    Israeli Prime Minister Benjamin Netanyahu (L) talks with Ofir Akunis (R) during a meeting at the parliament, the Knesset, in Jerusalem, on May 13, 2015

    ‘ABD'den cesaret alan Netanyahu'nun meclisten geçirdiği yasa Filistinlilerin 60 yıldır yaşadıklarını tescilledi'

    © AFP 2019 / GALI TIBBON
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    0 21

    Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Ersoy'a göre "ABD'den cesaret alan Netanyahu'nun meclisten geçirdiği yasa, Filistinli Arapların 60 yıldır uğradığı ayrımcılığı tescillemiş oldu." Gazeteci İvo Molinas'a göreyse "Yasa güven kaybına sebep olsa da, İsrail'deki Arap vatandaşların çoğunluğu İsrail vatandaşı olmaktan memnun."

    İsrail parlamentosunun (Knesset), tartışmalara neden olan 'Yahudi ulus devlet' yasasını kabul etmesi, Arap milletvekilleri ve Filistinlilerin sert tepkilerine sebep oldu. Zira, "ırkçı" olduğu gerekçesiyle tepki toplayan bu yasayla İsrail devleti, tüm dünya Yahudilerinin temsilcisi etnik-dini bir devlet olarak tanımlanıyor, Kudüs İsrail'in başkenti olarak ilan ediliyor; ülkede kendi kaderini tayin etme hakkı sadece Yahudilere ait hale geliyor, Arapça resmi dil olmaktan çıkıyor, Yahudi yerleşimlerinin gelişimi 'ulusal değer' olarak tanımlanıyor ve İsrail devletinin Yahudi yerleşimlerinin 'kurulması ve yoğunlaştırılmasını teşvik edeceği' belirtiliyor. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın "asla kabul edilemez" olarak nitelendirdiği bu yasanın kabul edilmesinin sonuçları ne olur? Böyle bir yasa nasıl bir siyasi atmosferde kabul edildi? Konuyu Sputnik'e değerlendiren ilk isim İzmir Demokrasi Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Ersoy oldu.

    ‘FİLİSTİNLİ ARAPLARA YÖNELİK AYRIMCILIK HEP VARDI, YASA ŞAŞIRTICI DEĞİL'

    İzmir Demokrasi Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Ersoy'a göre, İsrail'in kabul ettiği bu yasa şaşırtıcı değil. Ersoy kabul edilen kanunu "İsrail, 1948 yılında kurulduğu dönemdeki bağımsızlık bildirgesinde, ülkede yaşayan bütün unsurlara, halklara eşit haklar verdiğini söylese de; bu hiç bir zaman gerçekleşmedi. İsrail'in 60 yıllık geçmişine baktığınızda, en büyük azınlık olan Filistinli Arapların mütemadiyen ayrımcılığa maruz kaldığını görüyoruz. Bu yüzden böyle bir yasanın kabul edilmesi beni şaşırtmadı. Yalnızca, İsrail'i cesaretlendirenin ne olduğu ve (İsrail Başbakanı Benyamin) Netanyahu'nun ne yapmak istediği üzerine düşünmek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü hâlihazırda yaşanan ayrımcılıklar şimdi bir de kanunlaştırılmış oldu" şeklinde yorumladı.

    ‘ARAPÇA KAĞIT ÜSTÜNDE RESMİ DİLDİ, ARAPLAR İBRANİCE ÖĞRENMEK ZORUNDA BIRAKILDI'

    Arapça'nın resmi dil olmaktan çıkması ve bu dile özel bir statü verilmesini değerlendiren Ersoy "Arapça'nın resmi dil olarak kabul edilmesi, zaten amiyane tabirle, uluslararası kamuoyunun ağzını kapatmaya yönelik olmaktan ibaretti. Hiçbir Filistinli zaten İsrail mahkemelerinde veya eğitim kurumlarında kendi dilini rahatça kullanamıyordu. Filistinliler İbranice öğrenmek zorunda bırakılırken; Yahudilerin hiçbir zaman Arapça öğrenme gibi bir gerekliliği hiçbir zaman olmadı" diye konuştu.

    İsrail'de kendi kaderini tayin etme hakkı sadece Yahudilere ait olduğunun yasayla tescillenmesinin son derece "vurucu" olduğunun altını çizen Ersoy "Bununla beraber, Filistinlilerin geri dönüş hakkını, mültecilerin geri dönüş hakkını otomatikman inkar etmiş oluyorsunuz. En çarpıcısı da hiç bir şekilde azınlıklardan ‘Filistinli' olarak bahsedilmemiş olması. Tabii, bu da şaşırtıcı değil çünkü İsrail hiç bir zaman ‘Filistinli azınlık' kavramını kullanmaz. Resmiyette onlar Araplar diye tanımlanır. Hatta Bedeviler ve Dürziler de Filistinli olmasına rağmen her ikisi de ayrı birer azınlık olarak kategorize edilir. Yasada ‘Arap' diye bir kategori de yok. Yalnızca ‘Arapça'dan bahsedilmiş" dedi.

    ‘AMERİKA'NIN TAM DESTEK VERDİĞİ NETANYAHU İSTEDİĞİ YASAYI MECLİSTEN GEÇİRİYOR'

    Peki söz konusu yasa nasıl bir siyasi atmosferin ürünü? Ersoy bu konuyla ilgili de şöyle konuştu:

    "Ben bunu Netanyahu'nun kendi kişiliğine bağlıyorum. İsrail kurulduğundan beri zaten Amerika'yla, Obama döneminde bile, ilişkiler gayet iyiydi. Zaten iyi olan ilişkiler Trump'la birlikte çok daha iyi hale geldi ve artık ödünsüz karşılıklı ilişkiler var. Tabir-i caizse artık Netanyahu ne derse ‘tamam' diyecek bir ABD Başkanı var. Aynı Kudüs'ün umarsız bir şekilde başkent ilan edilmesinin ardında Trump olduğu gibi bunda da Trump (etkisi) olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

    Yasanın kabulünün Netanyahu'nun İsrail'deki liberal demokrat Yahudilere "meydan okuması" olarak da yorumlanabileceğine işaret eden Ersoy "Çünkü bu kesim azınlık bile olsa, Netanyahu'ya karşı ciddi ve sıklıkla protestolar gerçekleştiriyor. Bu yasanın kabulü, onlara da bir meydan okuma niteliğinde. Netanyahu istediğini meclisten geçirebiliyor. Şöyle düşünün, Netanyahu ve karısının yolsuzluklarından bile İsrail'de çok az sayıda liberal gazete bahsediyor. Birkaç gazete dışında, bu yolsuzlukları takip eden gazete yok. Bunda da Netanyahu'ya Amerika'daki yönetim ve zengin iş adamlarının desteği rol oynuyor."

    ‘ARAPÇA'NIN RESMİ DİL OLMAMASI, ARAP VATANDAŞLARI ÖTEKİLEŞTİRİR'

    İsrail'in kabul ettiği "Yahudi ulus devlet yasası" olarak anılan yasayı Sputnik'e değerlendiren bir diğer isim ise Şalom Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı İvo Molinas oldu:

    "Netanyahu tek başına iktidara gelemediği için İsrail'de yıllardır sağcı milliyetçilerle, dinci partilerin bir koalisyonu söz konusu. İsrail'in muhafazakârlaşma, içine kapanma sürecindeki popülist politikalarıyla paralel gelişen bir yasa bu. Tabii ki İsrail'de Yahudilerin öneminden bahseden bir yasayı benim eleştirmem doğru değil. Ancak kuruluş bildirgesinde etnik ve dinsel kökenlere bakmaksızın tüm vatandaşların eşit şekilde yaşayacağı ve haklarına saygı duyulması bölümü var. Bu yüzden yasada benim en çok eleştirdiğim kısım, Arapça ile ilgili kısım. Bu yasayla Arapça'ya özel bir statü verildiği için her ne kadar fiilen çok büyük bir değişiklik olmasa da; yasanın algı açısından büyük zararı olacak."

    İsrail'deki 8 milyon nüfusun 1.5 milyonunu Arap Müslüman vatandaşların oluşturduğunun altını çizen Molinas "Yani eğitim, adalet ve sağlıktan İsrailli Yahudi kadar faydalanan 1.5 milyon Arap vatandaş var. Onların konuştuğu bu dil resmi dildi, şimdi bu kalkıyor. Bu yasa, bilinçli veya bilinçsiz, Arapları ötekileştirmeye götüren bir yasa. Arap vatandaşlar günlük hayatta veya devlet dairelerinde bu dili bulabilecek olsalar da, algıyı etkileyen bir durum bu. Yasa Araplara ‘Siz buranın asli vatandaşı değilsiniz' demese bile, böyle bir algıya, intibaya sebep olabilecek olması nedeniyle yanlış bir karar. İsrail, zaten savaşan bir ülke. Kendi vatandaşları olan Arap vatandaşları ötekileştiren bu yasa İsrail'in hem demokrasi anlayışı hem de geleceği açısından doğru değil. Milli iradenin ürünü olan bu yasaya saygı duyuyorum ancak gelecekle ilgili kaygılarım da var" yorumunda bulundu.

    ‘İSRAİL'İN ARAP VATANDAŞLARININ ÇOĞU VATANDAŞ OLMAKTAN MEMNUN ANCAK BU YASA GÜVEN KAYBINA SEBEP OLABİLİR'

    Molinas açıklamasında "İsrail vatandaşı olan Arap vatandaşlarının pek çoğunun İsrail vatandaşı olmaktan mutlu olduğunun yıllar önce yapılmış bir kamuoyu araştırmasıyla tescil edildiğine" de değiniyor:

    "1.5 milyon Arap vatandaşa yıllar önce yapılan bir kamuoyu yoklamasında ‘Herhangi bir durumda Filistin devleti kurulduğu takdirde, Filistin devleti vatandaşı mı olmak istersiniz yoksa İsrail vatandaşı olarak mı kalmak isterseniz?' sorusu sorulmuş ve yüzde 70'lik bir kesim İsrail vatandaşı olarak kalmak istediğini beyan etmiştir. Neden? Çünkü İsrail, eleştirilere ve önyargılara rağmen demokratik ve ileri bir ülke. Kişi başına aşağı yukarı 40 bin dolarlık bir milli gelirden bahsediyoruz. Ortadoğu coğrafyasında bir mucize yaratılmış. Eğitim, sağlık ve teknolojide çok ileri bir ülke ve bütün Arap vatandaşlar da bunlardan faydalanıyor. Bunlar göz ardı edilemez. Fakat son yıllarda gelişen, bu milliyetçilik, muhafazakarlık ve ötekileştirme, politikalarını tabii ki etkiliyor. Ve bu kabul edilen yasa da Arap vatandaşları nezdinde güven kaybına neden olacaktır. Bütün sıkıntı bu" diye ekledi.

    İlgili konular:

    İsrail, Suriye'de 3 askeri hedefi vurdu
    'Adnan Oktar, devlet sırlarını İsrail'e aktardı' iddiası
    Lübnanlı uzman: Suriye'nin güneyindeki militanlar ile İsrail arasında büyük yakınlaşma var
    İsrail'den Gazze'ye hava saldırısı
    İsrail'den Gazze'ye son 4 yılın en şiddetli hava saldırısı: 2 Filistinli çocuk öldürüldü
    İsrail roketleri, Halep'te Suriye askeri mevzilerini vurdu
    Etiketler:
    Yahudi ulus devlet yasası, Milliyetçi, İbranice, Muhafazakar, yasa, Filistinli, Dil, azınlık, Arap, protesto, yolsuzluk, Arapça, İzmir Demokrasi Üniversitesi, İsrail parlamentosu (Knesset), Kneset, Şalom, Tuğçe Ersoy, İvo Molinas, Elif Sudagezer, Donald Trump, Benyamin Netanyahu, Barack Obama, Kudüs, Filistin, İsrail, Ortadoğu, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın