09:34 16 Ağustos 2018
Canlı Yayın
    Fethullah Gülen

    ‘ABD, FETÖ veya diğer konularda adım atmazken Türkiye'nin adım atması beklenmemeli'

    © REUTERS / Charles Mostoller
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    Türkiye - ABD krizi: İttifaktan yaptırımlara (41)
    0 43

    Türkiye ve ABD'nin içerisinde bulunduğu siyasi krizi Sputnik'e değerlendiren Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz "ABD, FETÖ'yü iade etmezken ve iki ülke arasında Halkbank'a olası ceza dahil birçok sorun masada dururken çözüm beklenmemeli" dedi.

    Türkiye-ABD ilişkileri, son tezahürü ABD'li rahip davası olarak bilinen ve Andrew Brunson'ın "casusluk" ve "terör örgütü adına suç işlemek"ten yargılandığı dava olan bir siyasi krizin içerisinde. ABD, Türkiye'nin S-400 alımını da kapsayan süreçte Türkiye'yi hem siyasi hem ekonomik hem de savunma politikası anlamında kıskaca almaya yönelik adımlar atarken; Türkiye de FETÖ Lideri Fethullah Gülen'in iadesi ve ABD'nin PKK uzantılı örgütlere yardımın kesilmesi dahil ABD'nin yapmayı kabul etmediği pek çok beklenti içinde. Ancak gelinen noktada çözümü imkanlı görülmeyen bu sorunlar, ilişkileri kördüğüm etmiş gibi görünüyor. En azından krizin, özellikle ABD tarafından söylemin ötesinde eylem boyutunda yansımaları var. ABD Senatosu'nun Türkiye'nin uluslararası kuruluşlardan kredi ve ABD'den F-35 almasını engelleyen tasarının ardından şimdi de Türkiye Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ABD'nin hedefinde. Peki bu kriz nereye evrilir? Krizin iki taraf açısından da olası sonuçları neler olur? Sputnik'in bu sorularını, Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz yanıtladı.

    ‘ABD'NİN TÜRKİYE'Yİ AÇIKTAN AÇIĞA HAFİFE ALMASI KABUL EDİLEMEZ'

    Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasında bir süredir siyasi krizin devam ettiğinin altını çizen Yavuz " Bu kriz, çeşitli alanlara zaman zaman yansıyor. Rahip Brunson olayı bu sürecin dışavurumu. Çünkü ABD Rusya, İran ve Türkiye'yi aynı anda ama çeşitli oranlarda karşısına aldı. (ABD) bir yandan İran hariç bu ülkelerle iletişimini devam ettirmek istiyor; diğer taraftan da bu ülkeleri elinden geldiği kadar cezalandırmak istiyor. Rahip Brunson olayında ne olup bittiğini tam olarak bilmesek de Amerika'nın bu konudaki tutumunun kabul edilir bir tarafı yok. Türkiye'yi böyle müstemleke gibi değerlendirip, şu şu cezaları veriyoruz tavrı kabul edilir bir şey değil. Ama tabii bunun arka planında ne var, ne pazarlıklar yapıldı, süreç nerede tıkandı; bunları bilmediğimiz için yalnızca şunu söylüyoruz: Bir ülkeyi, devleti açıktan hafife alan bir tavır içerisinde olmak işleri daha da onarılmaz bir hale sokar. Çünkü bu işin devletlerarası hukuk ve uluslararası ilişkiler boyutu var. Bir de, halklardan geçen yanı var. Vatandaş olarak ben şahsen ABD'nin gösterdiği tepkiyi asla benimsemiyorum. Bu noktaya Türkiye'nin kendi hatalarından gelinmiş olsa dahi bu yapılanları tasvip etmiyorum" dedi.

    ‘ABD'NİN SURİYE'DE YARATMAK İSTEDİĞİ DEVLETÇİK TÜRK HALKININ OLAN BİTENİ ANLAMASINI SAĞLADI'

    ABD'nin Türkiye tarafından PKK ile bağlantılı olduğu ve bu sebeple "terör örgütü" saydığı DSG gibi örgütlere yardım yapılmasına yönelik itirazlar yapıldığına ve bu sürecin Türk halkının nezdinde Amerikan politikalarına ilişkin farkındalık yarattığına işaret eden Yavuz "Bir kriz anında 3 hareket tarzı öne çıkar. Bu krizi büyütecek misiniz, soğutacak mısınız yoksa ortadan kaldıracak mısınız? Bunu devletin ilgili organları tüm yönüyle bilir. Bizim bilmediğimiz şeyler varsa, değerlendirmelerimizde de eksikler olacaktır haliyle. Burda tabii genel gidişata bakılıca önemli bir kriz olduğu ve ABD'nin özellikle Suriye üzerinden yapmak istedikleri yapılmak istenenin vatandaş tarafından da fark edilmesine sebep oldu. Yaratılmak istenen devletçik, vatandaşının neler olup bittiğini daha iyi bir şekilde kavramasına sebep oldu. Ama biz devletin elinde nasıl bir master plan var, onu bilmiyoruz" ifadelerini kullandı.

    ‘KRİZİN DAHA FAZLA BÜYÜME OLASILIĞI YÜKSEK'

    Türkiye'nin krize yönelik atacağı tavrın da belirleyici olacağına işaret eden Yavuz "Kriz büyütülmek istenirse, yapılacaklar belli. İncirlik Üssü kapatılabilir, ABD, Suriye'de tamamen devre dışı bırakılabilir. Ardından Kürecik Radarı kullanıma kapatılabilir. Bütün bunlar karşı adımları da beraberinde getirir. F-35 sevkiyatı ortadan kalkar, iki ülke arasındaki siyasi kırgınlık yerini kopukluğa bırakabilir. Bu istikamet oraya gider. Öbür istikamette kriz soğumaya bırakılabilir, halk nezdinde aşağıda kalınmadığını gösteren bazı adımlarla yenilebilir. Ya da kriz çözülmeye çalışılabilir" dedi ve şöyle devam etti:

    Ancak Türkiye de bir yandan anti-emperyalist bir politika izleniyor gibi gösterilse de halka; öbür taraftan Amerika'yla atılan her küçük adım da büyütülerek sunuluyor. Örneğin Menbiç'te bir devriye gezme olayı çok önemli ve büyük bir şey gibi takdim edildi. Halbuki onların sonuçları ne, henüz bilmiyoruz. Ancak bu olasılıklardan hangisi öne çıkıyor diye sorarsanız, bana göre krizin büyüme ihtimali daha yüksek görünüyor. Tabii yine de tablonun tamamını görmeden, o al-ver'lerin geçmişini bilmeden dışarıdan bakarak bu kadarını söylemek mümkün."

    ‘ABD, SORUNLARIN ÇÖZÜLMESİ İÇİN ADIM ATMIYOR'

    Türkiye ve ABD'yi krize götüren süreçte ABD'nin "yapmadıklarının" gözardı edilmemesi gerektiğine değinen Yavuz şöyle devam etti:

    "Sorunların giderek büyüyeceğini değerlendiriyorum. Çünkü sorun çözmek için adımlar atılmıyor ve sorunlar çözülecek gibi görünmüyor. ABD'nin bölgeye yönelik adımların da hiç bir değişiklik yok. O adımlar değişmezken, Türkiye'nin adımlarının da değişiklik olmasını beklememek lazım. FETÖ'yü iade etmiyorlar, orada bir sürü bu işlere bulaştığı belli olan kişi var, onları iade etmiyorlar. Halkbank Genel Müdür Yardımcısı'nın cezasını Türkiye'de tamamlaması maksadıyla bir taleple gidildiyse, onu iade etmiyorlar. Ekonomik yaptırımlar çerçevesinde belki Halkbank'a ceza kesileceği meselesi var. Bütün bunlar masada dururken bu Brunson meselesinin giderek abartıldığı görüşündeyim. Biraz da iktidarın da şöyle işine geliyor. Kamuoyunda Amerikan karşıtlığı yükseliyor. Halkı içerideki sorunlarla ilgilenmekten de uzaklaştırıyor. Doğalgaza zammı kimse konuşmuyor. Dolayısıyla iktidarın masasında, kafasında ne var, bunu da bilmediğimiz için tam bir yorum yapmak da mümkün değil."

    Konu:
    Türkiye - ABD krizi: İttifaktan yaptırımlara (41)

    İlgili konular:

    Lavrov: Rusya'nın ABD demokrasisini yıkmak için komik görseller kullandığı iddiası, paranoya göstergesi
    Perinçek: ABD stratejik müttefik değil, stratejik düşmanımızdır
    ‘ABD ile tehdit dönemi sona erdi, yaptırım dönemi başladı’
    Zarif'ten ABD'nin Türkiye yaptırımlarına yorum: Müttefiklerinin dahi ABD'ye güvenemediği noktadayız
    'Brunson, ABD-Türkiye geriliminden dolayı tedirgin'
    ‘Avrupa, Türkiye ve Rusya'yla ABD'nin etkisi olmadan ilişki kurmak istiyor'
    Etiketler:
    Türkiye-ABD krizi, ABD Doları, Amerikan karşıtlığı, ekonomik, iktidar, rahip, iade, savunma, ambargo, dolar, yaptırım, Türkiye-ABD ilişkileri, kriz, S-400, F-35, DSG, FETÖ, Halkbank, ABD Senatosu, PKK, Andrew Brunson, Elif Sudagezer, Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Mehmet Hakan Atilla, Andrew Craig Brunson, Ahmet Yavuz, Abdülhamit Gül, Süleyman Soylu, Fethullah Gülen, Amerika Birleşik Devletleri, İran, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın