22:57 15 Kasım 2018
Canlı Yayın
    ABD Başkanı Donald Trump- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    ‘ABD ile Türkiye’nin stratejik ortak olmadığı şimdilerde daha net anlaşılıyor’

    © AFP 2018 / Brendan Smialowski
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer, Hüseyin Hayatsever
    0 153

    Türk-Amerikan ilişkilerindeki krizi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye yönelik son adımlarını Sputnik’e değerlendiren uzmanlar, son krizle birlikte iki ülke arasındaki ilişkileri tanımlarken kullanılan 'stratejik ortaklık' söyleminin altının dolu olmadığının anlaşıldığı yorumunu yaptılar.

    Türkiye-ABD ilişkileri tarihinin en gerilimli dönemlerinden birini yaşarken ABD Başkanı Donald Trump'ın dün onayladığı yasayla Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının satışı engellenmiş oldu. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından İzmir'de yürütülen bir soruşturma kapsamında ‘askeri ve siyasi casusluk' ve ‘terör örgütü adına suç işlemekle' suçlamasıyla tutuklanan rahip Brunson'ın geçtiğimiz ay ev hapsine çıkartılmasının ardından ABD Başkanı Trump Türkiye'ye yaptırım uygulayacağını açıklamış, bunun ardından önce Adalet Bakanı Abdühlamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun küresel Magnitsky yasası kapsamında ABD'ye girişi yasaklanmış, ardından Trump'ın talimatıyla ABD'nin Türkiye'den ithal ettiği çelik ve alüminyuma uygulanan gümrük vergisi iki katına çıkartılmıştı.

    Bu süreçte Türkiye ile ABD arasında diplomatik temaslar sürerken Türk ve Amerikan basınında yer alan haberlerde ABD'nin attığı adımların arkasında sadece Brunson meselesi değil, ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlara Türkiye'nin de katılmasını zorlamak, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alma kararından vazgeçirmek gibi unsurların da olduğu öne sürülmüştü.

    ‘ABD VE TÜRKİYE HİÇBİR ZAMAN STRATEJİK ORTAK OLMADI, BU ŞİMDİLERDE DAHA NET ANLAŞILIYOR'

    Türkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan krizin ve Trump'ın son adımlarının siyasi, askeri ve ekonomik boyutlarını İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Naim Babüroğlu, emekli hava korgeneral Erdoğan Karakuş ve ekonomist Arda Tunca Sputnik'e değerlendirdi.

    İlişkilerin tarihine bakıldığında Türkiye ile ABD'nin hiç bir zaman müttefik olmadığını söyleyen Babüroğlu, şöyle konuştu:

    "İki ülkenin ilişkileri gerçek anlamda incelendiğinde Türkiye'nin 1952'de NATO üyesi olmasının 10 yıl sonrasında iki ülke arasında Küba'daki Sovyet füzelerinin sökülmesi ve ABD'nin Türkiye'deki Jüpiter füzelerini Türkiye'ye haber vermeden sökmesi. Bu Türkiye, NATO'ya üye olduktan sonra ilk büyük krizdir. Bu krizi 5 Haziran 1964'deki Johnson Mektubu, Ecevit'in 1974'te haşhaş ekimini serbest bırakması, Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından Türkiye'ye uygulanan silah ambargosu ve 25 Temmuz 1975'te Başbakan Demirel'in 21 ABD tesis ve üssünü kapatması ve 5 bin ABD personelini yurt dışına göndermesi, 1 Mart 2003'teki Irak Tezkeresi krizi ve 4 Temmuz 2013'te Süleymaniye'de 11 Türk askerinin başına çuval geçirilmesi, 9 Ekim 2017'deki vize uygulamasının askıya alınması ve en nihai olarak Brunson krizi gibi krizler takip ediyor. Ancak iki ülkenin ilişkilerine bakıldığında Brunson meselesinin gerçek anlamda kriz olabilecek bir nitelik bile taşınmadığını görüyoruz. Ben ABD'ye soruyorum. Suriye'de PYD/PKK'ya silah yardımı yapan ve eğitim veren ve Suriye'de PYD/PKK varlığı oluşturmasından daha âlâ bir kriz sebebi olur mu? Bence en büyük sebebi bu. Türkiye'nin bunun konuşması lazımken Trump yönetimindeki Evangelistlerin önlerindeki seçimler öncesi güç kazanmak. Ve önümüzdeki seçimlerde, Demokratlar öne geçerse ve Temsilciler Meclisi'nde Trump çoğunluğu kaybederse o zaman devam eden yargı sürecinin aleyhine dönmesi durumu var. Bir de bu seçimleri kaybederse, bir sonraki seçimlere girmeme durumu olduğu için Trump, Brunson'ı bir anahtar olarak görüyor ve bu yüzden Brunson meselesinin tek önemi Trump açısından önemi. Neticede, benim hep söylediğim bir şey vardı. ABD, Türkiye'yle hiçbir zaman ne stratejik müttefik ne de stratejik ortak olmuştur. Biraz önce saydığım krizler, hiç bir zaman böyle bir müttefikliğin olmadığını gösteriyor. Aynı ABD'nin PYD/PKK'ya yardımının da gösterdiği gibi… Ama maalesef iki ülkenin liderleri belki de diplomatik bir dil kullanmak için ‘stratejik ortak' ‘stratejik müttefik' gibi kavramlar kullansa da bunun tarihsel gerçekliklerle hiçbir ilgisi yoktur."

    ‘TÜRKİYE İNİSİYATİFİNİ KAYBETMEYECEĞİ BİR DENGE POLİTİKASI İZLEMELİ'

    İran'a yaptırımlar konusunda ABD'nin Türkiye'ye herhangi bir ayrıcalık tanımamasının da iki ülkenin stratejik ortak olmadığını gösterdiğine değinen Babüroğlu "İsrail veya İngiltere ABD'nin stratejik ortağıdır. Ama Türkiye değildir, hiçbir zaman olmamıştır. NATO'da Belçika, İtalya nasıl müttefik ise Türkiye de NATO müttefikidir. Türkiye için en kötü senaryo ABD veya Rusya'ya haddinden fazla yaklaşmak olur. Türkiye, Rusya'dan S-400 aldığında ABD dâhil pek çok ülkeden daha büyük gürültü çıkacağını düşünüyorum ve ABD'nin Türkiye'ye ilave yaptırımlar uygulayacağını öngörüyorum" dedi.

    Türkiye'nin Rusya ve ABD'den birine fazla ağırlık verirse inisiyatifi kaybeden taraf olacağını söyleyen Babüroğlu, "İnisiyatifi kaybeden de savaşı kaybeden taraf olur. Türkiye'nin yanaşmaktan öte her iki taraftan birine mecbur olmaması temel ilke olmalı. Bunu yaparsa Rusya'ya veya ABD'ye bağımlı hale gelir. Türkiye'nin yapması gereken Rusya, İran, Irak hatta Suriye'yle işbirliği yapmalı, özellikle de Suriye'deki durum sebebiyle. Bunu yaparsa, hem akan kanın durmasına, hem mültecileri geri dönmesine katkı sağlar ve Suriye'nin daha fazla bölünmesinin önüne geçmiş olur. Fakat bu ülkelerle işbirliği yapan bir Türkiye ABD ile yine de dengeli politikalar izlemeli. Çünkü yarın Trump gidebilir ama NATO kalıcıdır" diye konuştu.

    ‘SADABAT PAKTI'NA BENZER BİR SAVUNMA İŞBİRLİĞİ KİLİT ÖNEMDE'

    ABD'nin İran'a yönelik petrol ve doğalgazı da kapsayan yaptırımlarının 4 Kasım'da başlayacağına dikkat çeken Babüroğlu, "Türkiye, İran yaptırımlarına karşı çıkmalı ve İran'ı desteklemeli. ABD'nin İran'daki hedefi Suriye'dekine benzer bir karışıklığı bu ülkede de çıkarmak. Böyle bir durumda Türkiye, Suriye'den gelenden çok daha fazla mülteciye kapılarını açmak zorunda kalır. Onun için akıllıca politika izlemeli ve Büyük Atatürk'ün imza attığı savunma işbirliği anlaşması olan Sadabat Paktı'na benzer bir anlaşma imzalamalıdır. Tabii bunu yaparken de NATO'dan da çok fazla uzaklaşmamalıdır. Türkiye, mütekabiliyet ilkesine de bağlı kalmalıdır. Mesela Kürecik Radarı'nı ve İncirlik'teki ABD tesislerini kapatma yoluna gitmelidir. Çünkü karşılıklılık ülkeler arası ilişkilerde esastır" ifadelerini kullandı.

    ‘TÜRKİYE'NİN 7-8 YILLIK BİR HAVA SAVUNMASI BOŞLUĞU CİDDİ GÜVENLİK TEHDİDİ YARATIR'

    ABD Başkanı Trump'ın, Türkiye'ye F-35'lerin satışının engellenmesini de içeren yasayı onaylamasını Sputnik'e değerlendiren Türkiye Emekli Subaylar Derneği Başkanı ve emekli hava korgenerali Erdoğan Karakuş, ABD'nin F-35'ler konusundaki kararında Brunson davasının daha etkili olduğu görüşünde.

    "Türkiye ile ABD'nin arası çeşitli şekillerde açıldı. Rahip Brunson ve diğer 15 kişinin tahliyesi söz konusu olunca, F-35 sevkiyatının önünü tıkayan bir konu oldu" diyen Karakuş, şöyle konuştu:

    "F-35 meselesinin bu noktaya gelmesinin ana sebebinin, S-400 alımından ziyade Brunson'la ilgili konular olduğunu düşünüyorum. Eğer ABD daha düzgün şartlarda uyarıda bulunsaydı, daha yararlı olurdu. Ancak kasıt olması da ihtimal dışı değil. Hem ABD Başkanı Donald Trump hem de ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in Türkiye'yi rencide eden açıklamaları süreci bu noktaya getirdi. Trump, yaklaşan seçimlerde olabildiğince tırmanmaya çalışsa da işleri iyi gitmiyor. Bu yüzden de Evangelistlerin desteğini kaybetmemek üzere onların istediklerini yapıyor. Bu kadar çekişmenin arasında beklenen oldu. Maalesef çözüm bulunamadı. F-35 konusu çok önemli bir konu."

    "ABD, F-35'LERİ VERMEMESİNİN TÜRKİYE'Yİ OLUMSUZ ETKİLEYECEĞİNİ BİLİYOR"

    Türkiye'nin hava savunmasını öz kaynaklarıyla sağlamasının şu aşamada kolay olmadığını ifade eden Karakuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Türk Hava Kuvvetleri bu konuda ne söylüyor, bilmiyorum. Silahlı insansız hava aracı yapan Türkiye her şeyi hemen yapar gibi bir algı var. Ama silahlı insansız hava aracı sadece teröre karşı kullanılabilir. Keşif ihtiyacı dışında, bunların bir savaşta kullanılması mümkün olmaz. Savaşa girilen tarafın ilk işi bunları düşürmek olur. Sayın Cumhurbaşkanı'na bilgi verenler, bu bilgiyi nasıl veriyor bilmiyorum ama benim değerlendirmem Türkiye'nin ancak 7-8 yıl içerisinde kendi göbeğini kesebilecek noktaya geleceği yönünde. Bu 7-8 yılda Türkiye'yle ilgili menfaatleri olan bazı ülkelerin ne gibi girişimlerde bulunacağını ben tahmin ediyorum. Yani hava kuvvetleri zayıflamış bir ülkenin bazı haklarının elinden nasıl alacağını görüyorum ben. F-35 gibi uçakların seviyesine ulaşmak için; başlangıç uçağı yapmak, temel uçağı yapmak, tekamül uçağı yapmak, yakın destek uçağını radarlı hale getirmek, radarlı hale getirdiğiniz uçağı hava savunma füzesi atar hale getirmek, onu geliştirip harekat yarıçapını artırmak, daha sonra onu daha iyi noktalara taşımak ve sonrasında F-35 seviyesine çıkarmak. O noktaya ulaşmak için bütün bu aşamalardan geçmek gerekir. Ancak ulaştığınız imkân da diğer ülkelerin uçaklarıyla mukayeseli olacaktır. 1973'te Arap-İsrail savaşı'nda bir İsrail uçağı, Mısır ve Suriye uçaklarının 13'ünü birden düşürdü. Bu örnek bilmem durumun önemini anlatabiliyor mu? Elinizdeki uçağın yeterliliği bir savaş halinde ortaya çıkar. ABD bu uçakları vermemesinin Türkiye'ye olumsuz etki yapacağını bilmeseydi, o zaman zaten bu uçakları vermemek için bu kadar çaba içerisine girmezdi."

    ‘ABD, İRAN'I VURURSA, ONDAN SONRAKİ ODAĞI TÜRKİYE OLACAKTIR'

    ABD'nin İran'a uyguladığı ekonomik yaptırımların Türkiye'yi de büyük ölçüde etkileyeceğini ifade eden Karakuş, "ABD'nin ilk önce İran'ı vurma düşüncesi devam ediyor. İran'ı vurduktan sonra da Türkiye'yle ilgili sorunların ne yöne evrileceği gündeme gelecek. Demek istediğim şu: Elinizdeki bazı imkânların elinizden alınması söz konusu olacaktır. Yani belirli bir zaman var. İran'a konulan ambargo zaten Türkiye'ye konulmuş oluyor. Çünkü iki ülke komşu ve önemli ölçüde ticaretleri var. Bunu neden söylüyorum. 1979'da İran Devrimi sırasında 150-200 milyar dolar kaybettik. İran'la ticaretimiz kesildi. Aynı şekilde Saddam'a konulan ambargo da Türkiye'ye konulmuş oldu. O da Türkiye'ye konulmuş oldu yani komşularımıza konuşan ambargo Rusya'ya yapılmış sayılır. Çünkü devletler öncelikle komşularıyla ticaret yapar. ABD olarak sen kalkıp komşuların Meksika ve Kanada ile ticari ilişkilerini sürdürürken, kalkıp da Çin'le ticaret savaşına giriyorsun. Meksika'yla ticareti kesmek istemiyorsun yalnızca göçmen konusunu gündeme getiriyorsun. Sen komşularınla ticaretini sürdürürken Türkiye'nin tüm komşularına ambargo koyuyorsun yani aslında Türkiye'ye ambargo koymuş oluyorsun" diye konuştu.

    "ABD ARTIK MÜTTEFİKLERİNİ KAYBEDER HALE GELDİ"

    Ekonomist Arda Tunca da Sputnik'e yaptığı açıklamada İran'a ekonomik yaptırımlar konusunda ABD'nin Avrupa'dan da destek bulamadığına dikkat çekerek "ABD, Avrupa ile de fikir ayrılığı içerisinde. ABD, yaptırımlar konusunda hiçbir ülkeye danışmadan, bir müzakere süreci yürütmeden tek taraflı karar alıp o kararları bir gecede uygulamaya sokuveriyor. Trump'ın iktidara gelişiyle böyle bir süreç çalışmaya başladı. Bu da bütün dünya ülkelerinin neredeyse tamamında tepkiye yol açıyor. ABD artık müttefiklerini de kaybeder hale geldi. Bütün dünyada reaksiyona sebep oluyor. Bunun olumsuz etkilerinin özellikle Çin tarafında ticaret savaşlarıyla görüyoruz. Sonuçta sadece ABD'yi değil bütün dünyayı zora sokacak gelişmeler bunlar" dedi.

    ABD'nin, Türkiye'nin İran yaptırımlarına katılmasını istediğini ancak Türkiye'nin böyle bir adım atmayacağını ifade eden Tunca, "Biz, ABD'nin İran'a yaptırımlarına niye katılalım? Avrupa da bunu reddetti. Dün Avrupa'dan da bununla ilgili bir destek mesajı geldi. Bunlar kritik gelişmeler. ABD, İran'a yapılacak baskılarla ilgili Türkiye'yi böyle bir noktaya getirme amacı güdüyor olabilir, bu gayet mümkün. Bu dönem kimse için kolay değil. ABD'nin böylesine tek taraflı yaklaşımları uzun zamandır görmediğimiz bir ABD ortaya çıkardı. ABD kendi çıkarlarını savunmak için bir politika yürütüyor olabilir ama yöntemde hata var, herkes böyle yapmıyor bu işi. Bu bir işbirliği gerektiriyor, müzakere süreci getiriyor. Ama şu anda ABD'nin tavrı dünyayı olumsuz bir noktaya götürecek bir tavır" diye konuştu.

    "ABD'NİN UYGULAMALARINDAN BÜTÜN DÜNYA OLUMSUZ ETKİLENECEK"

    ABD'nin İran'a yaptırımlarının, dünya petrol fiyatlarını yükseltebileceğini de söyleyen Tunca, "İran'ın izole edilmesine yönelik çaba petrol fiyatlarını yukarı doğru ivmelendirebilir. Kur artışıyla birlikte zaten petrolün bize maliyeti arttı, bunun üzerine petrol fiyatının yükselmesinin olması durumunda Türkiye'nin bundan olumlu etkilenmesi mümkün değil, herkes olumsuz etkilenecek, bütün dünya için geçerli. Türkiye'nin İran'la ticaretini hiç kuşkusuz olumsuz etkileyecektir ama Türkiye'nin bu yaptırımlara dâhil olacağını beklemiyorum, zaten dahil olmamalıdır. Türkiye'nin Avrupa ile birlikte hareket ediyor olması gerekir burada. ABD'nin tarihsel olarak en yakın müttefiki İngiltere'dir, sonra AB ülkeleri gelir. Onlarla bile kapışmış durumda İran üzerinden. Bundan sonra ABD'nin müttefiki kimdir, kimlerle ortak hareket edecek, ben bunu düşünemiyorum. DTÖ'den çıkmayı dillendiren bir ABD var karşımızda, hani küreselleşme, hani dünya ticaretini destekleyen ABD? Evet, Türkiye'ye olumsuz etkileri olacaktır ama sadece Türkiye'yle sınırlı kalmayacak, bütün dünyaya olumsuz etkileri olacaktır" ifadelerini kullandı.

    Trump'ın izlediği politikaların dünya ticareti, ekonomisi ve barışı için kabul edilebilir olmadığını ifade eden Tunca, dünyadaki dolar hegemonyasının kırılmasının ‘uzun vadeli bir süreç' olduğunu ifade ederek "Oturmuş bir düzen var, bu oturmuş düzende yapılmış fiyatlamalar var. Bu fiyatlamaların bir anda değişmesi durumu söz konusu. Bir de merkez bankalarının ellerinde tuttukları rezerv para dolar. Dolar rezervlerini öncelikle bırakacaksınız, ondan kurtulacaksınız, ondan sonra ticaret yaptığınız ülkelerin paralarını stokta tutmanız lazım" dedi.

    Etiketler:
    Yaptırım, Dolar, AB, NATO, ABD Başkanı Donald Trump, İran, Rusya, ABD, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın