00:46 18 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    ‘ABD İdlib'e girmeyi başaramadı, Astana ruhuna uygun başarılabilen en mükemmel anlaşmaya varıldı'

    © REUTERS /
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    Türkiye ile Rusya arasında İdlib mutabakatı (18)
    0 63

    İdlib'de silahsız bölgenin oluşturulması yönünde Soçi'de varılan anlaşmayı Prof Dr. Hasan Ünal ve Dr. Naim Babüroğlu, Sputnik'e değerlendirdi. Ünal ve Babüroğlu, Soçi zirvesinde varılan mutabakatın, ABD'nin İdlib'e olası müdahalesinin önünü kestiğini ve ABD'ye İdlib'e karışmaması için mesaj niteliğinde olduğunu söyledi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Soçi'de İdlib gündemiyle bir araya geldi. İran'ın başkenti Tahran'da gerçekleşen üçlü zirvenin ardından iki hafta bile geçmeden ikinci kez yüz yüze görüşen Erdoğan ve Putin, İdlib meselesinin "Astana ruhuna uygun bir şekilde" çözüme kavuşturulması konusunda mutabık kaldı. Varılan anlaşma kapsamında, muhalif gruplarla Suriye hükümetine bağlı güçler arasında silahlardan arındırılmış bir bölge oluşturulacak, muhalifler bulundukları alanda kalacak; ‘terör örgütleri'nin faaliyetlerini sonlandırmak için ise iki ülke birlikte çalışacak.

    Zirveden çıkan önemli bir diğer gelişme ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Tahran zirvesinde İranlı mevkidaşı Hasan Ruhani ile önemi konusunda mutabık kaldıkları Fırat'ın doğusu meselesine vurgu yapması oldu. Erdoğan "PYD ve YPG Suriye'nin geleceğine yönelik en büyük tehdittir. Bu terör bataklıklarının kurutulması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

    ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin İdlib'e odaklandığı bir dönemde gerçekleşen bu kilit önemdeki zirve, El Nusra da dâhil olmak üzere militan grupların bölgenin dışına çıkarılacağı konusundaki anlaşmaya varılması itibariyle büyük önem taşıyor. Zirvenin, bilhassa Türkiye açısından, önemi ise Erdoğan'ın Fırat'ın doğusu başta olmak üzere Türkiye'nin "terör örgütü" kabul ettiği PYD'nin bulunduğu bölgelere öncelik verilme ihtimalini gündeme getirmiş olması.

    ‘SOÇİ ZİRVESİ, ABD'NİN İDLİB'E OLASI MÜDAHALESİNİN ÖNÜNÜ KESTİ'

    Peki, Astana sürecinin önemli bir kilometre taşı sayılabilecek Soçi zirvesinin sonuçları ne olur? İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Naim Babüroğlu, bu sorunun yanıtını şöyle verdi:

    "ABD, bir gerekçeyle İdlib'e müdahil olmak istiyor gibi bir görüntü verdi, böyle bir algı oluşturdu. Türkiye ve Rusya liderleri ise sağladıkları mutabakat ile ABD'nin İdlib'e yönelik olası mutabakatını engellemiş oldu. Bu zirve, ABD'nin İdlib'deki yolunu kapatmış oldu. Bu zirve ABD manevra alanının yalnızca Fırat'ın doğusu ve Menbiç'le sınırlı olduğunu da ortaya koydu. Ancak Türkiye'nin odağının artık buralar olması önemli."

    Babüroğlu "Zirvede ABD'ye ‘İdlib'e karışma' mesajı verildi. Bu zirve, ABD'nin İdlib'e yapacağı muhtemel operasyonu engelledi. Türkiye ve Rusya arasında İdlib'de orta yol bulunması sonucunda, iki ülke arasındaki işbirliği hem ekonomik hem askeri işbirliği katlanmış oldu. Bu ne demek? Türkiye'nin ABD'den daha çok uzaklaşması, Rusya'ya daha çok yakınlaşması demek" ifadelerini kullandı.

    ‘TÜRKİYE'NİN ODAĞI 15 EKİM'DEN SONRA FIRAT'IN DOĞUSU OLACAK'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Fırat'ın doğusundaki duruma vurgu yapmasının önemli olduğunun altını çizen Babüroğlu "Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Orada da bekamızı etkileyen tehditler var ve artık buna müsaade edemeyiz' dedi. Yani artık, İdlib'i çözdükten sonra, belki de 15 Ekim'den sonra Türkiye'nin gözü, Fırat'ın doğusu ve Menbiç'te olacak. Menbiç'te Türkiye, ABD'nin verdiği sözleri tutması hususunda yoğunlaşacak" dedi.

    ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Eric Pahon'un "Türk askerinin Menbiç'in içine girmesinin söz konusu olmayacağı" yönündeki açıklamasına işaret eden Babüroğlu "Bu açıklamaların geliyor olması önemli. Zira Türkiye İdlib'in ardından Menbiç'e yoğunlaşacak. Bir diğer önemli nokta ise, Türkiye Fırat'ın doğusuna kilitlenecek ve Rusya'yla İdlib'i nasıl çözdüyse, o bölgeyi de ABD ile çözme yoluna gidecek. Kolay mı olacak? Kolay olmayacak. Ama şunu unutmamak lazım. Fırat'ın doğusu, Menbiç ve El Tanf bölgesi, Suriye topraklarının toplam yaklaşık 40'ına tekabül ediyor. ABD aslında bugün itibariyle Suriye'nin yüzde 40'ını kontrol ediyor. Ancak Türkiye'yi ilgilendiren kısım PYD/PKK'nın bulunduğu Menbiç ve Fırat'ın doğusu" dedi.

    ‘ABD İDLİB'E GİRMEYİ BAŞARAMADI, ASTANA RUHUNA UYGUN EN MÜKEMMEL ANLAŞMAYA VARILDI'

    Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal da Soçi zirvesinde varılan anlaşmayı "Astana ruhuna uygun olarak başarabilen en mükemmel anlaşma" olarak niteledi:

    "Uluslararası aktörler açısından bakıldığında, ABD ve müttefiklerinin İdlib'de yaşanması muhtemel krizi bahane ederek Suriye'ye yeniden girme çabasının başarılı olmadığını görüyoruz. İdlib'e ABD ve müttefikleri tarafından yapılacak kapsamlı bir operasyon sonunda veya esnasında Türkiye'ye yönelik gerçekleşecek büyük sığınmacı akınının yanı sıra Türkiye'nin bu operasyonu desteklemesi ve yaşanması muhtemel bir takım provokasyon ihtimallerini düşündüğümüzde, bu anlaşmanın Türkiye, Rusya ve bir anlamda İran'ın Astana ruhu çerçevesinde başarabildikleri en mükemmel anlaşma olduğunu söyleyebiliriz" ifadelerini kullandı.

    SİLAHSIZLANDIRILMIŞ BÖLGE OLUŞTURULMASININ ARDINDAN HANGİ İHTİMALLER ÖNE ÇIKIYOR?

    Prof Dr. Hasan Ünal, silahlardan arındırılmış bir bölge oluşturulması sonucunda ortaya çıkabilecek olası senaryolara da işaret etti:

    "Anlaşmanın içeriğine baktığımız zaman, Rus tarafının haftalardır söylediklerinin anlaşmanın içinde yer aldığını görüyoruz. Örneğin, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, yaptığı birçok açıklamada, Türkiye'nin Nusra ve onunla bağlantılı olan, IŞİD türevi gruplar meselesini çözmesi gerektiğini ifade ederek silahlı veya muhalif grupların birbirinden ayrılmasını, kısacası ‘herkesin tarafını belirlemesi gerektiğine' işaret ediyordu. Ancak burada bir belirsizlik var. 2016 yılının Eylül-Ekim aylarındaki Halep operasyonu sonucunda İdlib'e ciddi miktarda Nusracı ve diğer gruplara mensup militanlar tahliye edildi. Ardından Doğu Guta, Güney Kuneytra ve diğer bölgelerde de benzer şeyler yaşandı. Oralardaki silahlı gruplar da —örneğin Suudi Arabistan'ın desteklediği Ceyş'ül İslam gibi gruplar da- İdlib'e tahliye edildiler. Yani, savaşı kaybedenlerin hepsi İdlib'de toplandı. Bütün bu teröristler nereye tahliye edilecek? Bunlar ülke dışına mı çıkarılacak, Afrin ve Fırat Kalkanı operasyonlarında Türkiye'nin kontrolüne giren bölgelere mi tahliye edilecekler, yoksa Türkiye'ye mi getirilecekler. Bana kalırsa, en tehlikeli senaryo bu olur Bunların hepsi tehlikeli senaryolar. Çünkü imzalanan mutabakatta bölgedeki grupların nereye tahliye edileceklerine ilişkin bir bilgi yok, yalnızca tahliye edilecekleri bilgisi yer alıyor. Bu grupların içerisinde, kısaca Çeçenler diye anılan, Rusya'nın çeşitli bölgelerinden gelen gruplar var, Çin'in özellikle rahatsızlık belirttiği, Türkistan İslam Partisi (TİP) adıyla bölgeye gelip savaşan Uygurlar var, bütün bunlar nereye gidecekler?"

    İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif
    © REUTERS / David Mdzinarishvili
    ILIMLI MUHALİFLER BÖLGEYİ GEÇİCİ OLARAK MI YÖNETECEK?

    Türkiye'nin söz konusu mutabakata birlikte çok ağır bir görev üstlenmiş olduğuna işaret eden Ünal "Ayrıca, bu mutabakatla birlikte Türkiye çok ağır bir görev üstleneceğini beyan etmiş durumda. Çünkü Rusya, bir sonraki aşamada bu işin gözlemciliğini Türkiye'nin yapmasını isteyecek, tahliye operasyonunun bizzat Türkiye tarafından yapılmasını talep edecek. Bölgedeki gruplar tahliye edilince, İdlib'i Türkiye'nin ‘ılımlı' dediği gruplar mı yönetecek, yoksa Suriye hükümet kuvvetleri gelip İdlib'de otorite mi kuracaklar? Bu da belirsiz bir nokta, çünkü mutabakatta buna dair bir ifade de yok. Eğer İdlib Suriye yönetimine bırakılmayacaksa, o zaman bölgeyi en hâkim konumda olan ve Türkiye'nin ‘ılımlı' dediği gruplar yönetecek. Bu durum geçici bir süre için kabul edilebilir. Öte yandan bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Soçi'ye giderken yaptığı bir açıklamanı içerisinde de gizli bir husustu. Erdoğan, konuşmasında ABD'nin PYD'yi devletleştirme çabasını eleştirerek, Türkiye'nin nihai düşüncesinin anayasanın hazırlanması ve ülke içinde ve dışındaki bütün Suriyelilerin katılımıyla bir seçim düzenlenmesi ve ardından ‘bütün kuvvetlerin Suriye'yi terk etmesi' olduğunu belirtmişti" değerlendirmesinde bulundu.

    ‘MESELENİN ZAMANA YAYILMASI HEM RUSYA HEM TÜRKİYE AÇISINDAN OLUMLU'

    Meselenin bu şekilde ‘zamana yayılmasının' Suriye ve Rusya açısından da olumlu olduğuna değinen Ünal "Zira Türkiye, İdlib konusunda hiç beklenmedik tavırlar sergileyerek neredeyse ABD ve müttefiklerini yeniden bölgeye çağıracak kadar savruldu. Dolayısıyla, sorunu zamana bırakmak Rusya ve Suriye açısından da mantıklı bir strateji olabilir. Erdoğan muhtemelen, Türkiye'deki ve Suriye'de Türkiye'nin kontrol ettiği bölgelerdeki Suriyelilerin de katılımıyla gerçekleşecek bir seçimde Esad'ın kazanamama ihtimali olduğunu düşünüyor. Türkiye ayrıca, Suriye konusunda ABD ve müttefiklerine çağrıda bulunmanın da ülkenin çıkarına herhangi bir fayda getirmeyeceğini görmüş durumda. Ancak Türkiye, 180 derece dönmüş bir görüntü vermiş olmamak için de konuyu zamana yaymanın ve zaman içerisinde bir çözüm bulmanın daha mantıklı olduğunu düşünmüş olabilir" diye konuştu.

    ‘TÜRKİYE SURİYE'Yİ FEDERALLEŞMEYE GÖTÜREN BİR ANAYASAYA KARŞI GELECEKTİR'

    Ünal değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:

    "İmzalanan mutabakatla birlikte, İdlib'in nasıl bir yönetime devredileceği, Suriye'nin egemenliğine nasıl geçeceği ve Türkiye'nin kontrolü altındaki bölgelerin ne olacağı gibi sorular varlığını koruyor. Rusya da, İdlib'e kapsamlı bir operasyon düzenleyerek Türkiye'yi ürkütmek, kızdırmak ve Astana çerçevesinden çıkmasına sebep olacak bir adım atmak istemiyor. Çünkü Rusya açısından Türkiye ile yalnızca ticari değil, bölgesel konularda siyasi ve askeri ilişki içerisinde bulunmak da önemli. Dolayısıyla Rusya da Türkiye'nin beklenmedik adımlar atarak dış politika alanında savrulmasını istemiyor.

    İdlib konusunda bir ara çözüm bulundu ancak bu ara çözümün de kendi içerisinde sorunları var. Kanaatime göre, orada aşamalı bir şekilde Suriye egemenliğine geçiş planı uygulanacak. Bu arada anayasa sürecinin de hızlanması bekleniyor, ancak bu meselede de Suriye'nin itiraz edeceğini düşünüyorum. Suriye'yi federalleşmeye götürecek bir anayasaya Suriye itiraz edecektir."

    Konu:
    Türkiye ile Rusya arasında İdlib mutabakatı (18)

    İlgili konular:

    Soçi zirvesini değerlendiren AK Parti Grup Başkanvekili Özkan: Bölgesel barış ve kalıcı çözüm için önemli bir süreç
    İran, Soçi'de alınan İdlib kararından memnun
    Erdoğan ve Putin, Soçi'de İdlib'i görüştü
    Erdoğan: Soçi'de Sayın Putin'le ikili konularımızı, özellikle Suriye konusunu ele alacağız
    Peskov doğruladı: Putin ve Erdoğan'ın 17 Eylül'deki Soçi görüşmesinin hazırlığı yapılıyor
    'Soçi’ye temsilcisini göndermeyen ABD, PYD/YPG’ye alan ve zaman kazandırmaya çalışıyor'
    Tahran'da kadın servis şoförü uygulaması
    'Türkiye, Tahran Zirvesi'nden sonra İdlib'e daha fazla askeri yardım göndermeye başladı'
    ABD'den İran'a: Irak'ta çalışanlarımız yaralanırsa Tahran'ı sorumlu tutarız
    ABD: Türkiye, Tahran zirvesinde, Rusya ve İran'ın siyasi çözümle ilgilenmediğini öğrendi
    Etiketler:
    Suriye'de anayasal süreç, Uygur, Suriye hükümeti, federasyon, Tahran zirvesi, Soçi görüşmesi, Astana görüşmeleri, Ceyş-ul İslam, Heyet Tahrir el Şam, Türkistan İslam Partisi, YPG, El Nusra, PYD, IŞİD, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Naim Babüroğlu, Eric Pahon, Hasan Ünal, Hasan Ruhani, Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin, Fırat'ın doğusu, El Tanf, Menbiç, Batı, İdlib, Soçi, Halep, İran, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın