04:25 11 Aralık 2018
Canlı Yayın
    İbrahim Kalın

    Kalın: Eğer fırsatım olsaydı sırf Tolstoy’u Rusça okumak için Rusça öğrenirdim

    © AA / Gökhan Balcı
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yurdagül Şimşek
    0 75

    'Türkiye-Rusya İlişkileri: Geleceği Şekillendirmek' konulu forumda konuşan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Rusya'da Türkçe eğitimi yaygınlaştırmak, Türkiye'de Rusça eğitimini yaygınlaştırmak gerektiğinin altını çizerek, "Bu yaştan sonra ben vaktim olsaydı, fırsatım olsaydı sırf Tolstoy'u Rusça okumak için Rusça öğrenirdim" dedi.

    Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği'nde AK Parti Dışilişkiler Başkanlığı'nın iş birliği ile "Türkiye-Rusya İlişkileri: Geleceği Şekillendirmek" konulu forum düzenlendi.

    Türkiye-Rusya ilişkileri konusunda düzenlenen forumda konuşan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, iki ülke ilişkilerine bakıldığı zaman iki aktörün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in iktidara gelmeleriyle birlikte ilişkilerde yeni bir ivmenin yakalandığını vurguladı. Artık vize muafiyeti meselesini de tamamen sağlayıp gündemden düşürülmesi gerektiğini kaydeden Kalın, "Bu yaştan sonra vaktim olsaydı, fırsatım olsaydı sırf Tolstoy'u Rusça okumak için Rusça öğrenirdim" dedi.

    KALIN'DAN EKSEN KAYMASI TARTIŞMALARINA YANIT

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, yaptığı konuşmada, "Türkiye geleneksel Batı ekseninden uzaklaşıyor, Doğu'ya doğru kayıyor, Rusya ile daha yakınlaşıyor, Avrupa'dan ABD'den uzaklaşıyor" gibi bir takım eleştirel değerlendirmelerin yapıldığını hatırlattı.

    "Halbuki burada bir soruyu kendimize sormamız gerekiyor" diyen Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Dünyanın tek kutupluluktan çok kutupluluğa çok merkezliliğe, çok katmanlı dış politik süreçlere evrildiği bir dünyada acaba tek bir eksenden, bir kutuptan ya da ittifak sisteminden bahsetmek mümkün mü? Küreselleşmenin bütün ilişkileri dinamik şekilde dönüştürdüğü bir çağda farklı ittifak sistemleri içerisinde olmak farklı bölgesel inisiyatiflerin içerisinde yer almak aslında çağın ruhuna uygun olan yaklaşımdır. Genelde şöyle bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Örneğin bir Avrupa ülkesi Ortadoğu siyasetine karıştığında, karıştığında derken müdahil olduğunda, oralarda yer aldığında, inisiyatif kullandığında bu hem o ülkenin ulusal çıkarları açısından hem de bölgesel düzen açısından bir sorun olarak görülmez. Ama ne zamanki Türkiye Ortadoğu'daki bir konuya eğilse mesela Filistin, mesela Suriye meselesine yahut Afrika'da bir konuya müdahil olsa, yahut Asya ile Rusya ile Latin Amerika ile ilişkiler içerisinde bulunmak için bir gayret sarfetse bunu hemen eksen kayması, Türkiye'nin geleneksel değerlerinden uzaklaşması olarak taktim ettiklerini görüyoruz. Bunun arkasında son derece Avrupa merkezci hatta Batı merkezci perspektif bakış açısı olduğu ortada. Bugün bizim dış politikada 360 derece perspektifinden bakmak zorunluluğumuz var. Türkiye ilişkileri geliştirirken Ortadoğu'yla olan ilişkilerini, Avrupa ile olan ilişkilerinin bir alternatifi olarak görmemektedir. Rusya ile olan iyi ilişkilerini ABD ile olan iyi ilişkilerinin bir alternatifi olarak görmemektedir. Aynı şekilde Afrika ile geliştireceğimiz iyi ilişkiler bizim Asya ile Latin Amerika ile yahut Balkanlar'da kuracağımız iyi ilişkilerin alternatifi değildir. Dünyaya böyle bir 360 derece perspektiften baktığımız da buralardaki farklı unsurlarla, farklı dinamiklerle, farklı ülkelerle elbette ki işbirliğine gidebilirsiniz, stratejik ortaklıklar yapabiliriz, yeni inisiyatifler geliştirebiliriz. Türkiye'nin hem tarihi nem siyasi birikimi buna müsaittir. Hem de coğrafi konumu itibariyle Türkiye aslında buna mecburdur".

    'ERDOĞAN VE PUTİN İLE İLİŞKİLERDE YENİ İVME YAKALANDI'

    Kalın, Türkiye-Rusya ilişkilerine bakıldığı zaman iki aktörün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin'in iktidara gelmeleriyle birlikte ilişkilerde yeni bir ivmenin yakalandığını vurguladı.

    Kalın, "Aktörlerin ortaya koyduğu performans, perspektif, kararlılık, liderlik sayesinde Türk-Rus ilişkileri özellikle 2004 yılından bu yana çok büyük bir ivme kazandı. Niye 2004 diyorum çünkü Sayın Putin'in Türkiye'ye yaptığı ilk ziyarettir bu, 30 kusur yıllık bir aradan sonra Devlet Başkanı düzeyinde yapılmış ilk ziyarettir. O ziyaretle birlikte Türk-Rus ilişkilerinde yeni bir sayfa açıldı. Aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız da dış politikaya 360 derece perspektifinden baktığı için Rusya ile ilişkilerin önemini daha ilk günden beri stratejik öncelik olarak zaten belirlemiştir. Bugün de bunun semeresini meyvelerini toplamaya başladık" diye konuştu.

    'KANALLARIN AÇIK KALMASI KRİZLER ÇIKTIĞINDA ELİMİZİ GÜÇLENDİRİYOR'

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Rusya ile görüş ayrılıklarının olduğu konularında bulunduğunu ifade ederek, "Örneğin biz Kırım'ın ilhakını uluslararası hukuk açısından da tanımayacağımızı ifade ettik" dedi. Kalın, bununla birlikte özellikle Kırım Tatar Türklerinin hak ve hukuklarının korunması noktasında da Rus mevkidaşlarıyla yoğun ilişkiler içerisinde olduklarını söyledi.

    Kalın, "Zaman zaman çıkan spesifik sorunları biz kendimiz doğrudan kanallarımızla açık kanallarımızla konuşmak suretiyle aşmaya çalışıyoruz. Bu kanalların açık kalması krizler ortaya çıktığında bizim elimizi güçlendiren çok önemli enstrümanlardır" diye konuştu.

    'BİR GÜN BELKİ DETAYLI ANLATIRIM BU FAKİR BU SÜRECİN İÇERİSİNDEYDİ…'

    Uçak krizinde Rusya ile 6-7 aylık bir gerilim dönemini yaşandığını ifade eden Kalın, bu talihsiz olay sonrasında Türk-Rus ilişkilerinde ciddi bir gerileme yaşandığını, bunun da her alana olumsuz yansımaları olduğunu söyledi.

    Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "İki ülke netice itibariyle bu gerilimi sürdürmenin kimsenin menfaatine olmadığı kanaatine vardı. Bildiğiniz gibi o uçak krizi meselesinde yoğun bir diplomasi çalışmasıyla aşma imkanımız oldu. Bir gün belki detaylı anlatırım bu fakir bu sürecin içerisindeydi, o günlerde bir gece vakti Özbekistan'a nasıl uçup Sayın Putin'e Sayın Cumhurbaşkanımızın mektubunu ulaştırdığımızı, detaylarını ben biliyorum belki bir gün anlatırız inşallah. Ama şunu söyleyeyim. Biz o anları yaşarken hep bir iyimserlik içerisindeydik. Yani burada güçlü bir liderlik ortaya konulduktan sonra bu krizin aşılmaması için hiçbir sebep yoktur diye. Nitekim bunun sonuçlarını da gördük de o ilişkilerin yeniden tamir edilmesi noktasında çok büyük bir ivmeyi tekrar yakalamış olduk".

    'ZAMAN ZAMAN DOSTLUĞUMUZ İLİŞKİLERİMİZ TEST EDİLEBELİMKETE'

    Kalın, iki ülke ilişkilerinin başka şekillerde de test edildiğini, Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Karlov cinayetinin de bunlardan biri olduğunu anlattı.

    Kalın, "FETÖ bağlantısı da olduğu sonradan ortaya çıkan bazı düşman çevrelerin bir provokasyonu olarak Karlov cinayeti de Türk-Rus ilişkilerini bozmak, hatta tamamen sabote etmek amacıyla düzenlenmiş bir menfur saldırıydı, bir cinayetti" dedi.

    Bir ülke için büyükelçisinin suikaste kurban gitmesinin çok büyük bir olay olduğunu kaydeden Kalın, "Ama burada yine Sayın Putin'in gösterdiği siyasi liderlik ve dirayet sayesinde ve Rus toplumunun gösterdiği olgunluk sayesinde biz bu krizi aştık ve düşmanları sevindirecek gelişmelerin de önünü almış olduk. Dolayısıyla zaman zaman dostluğumuz, ilişkilerimiz tabi ki test edilebilmektedir. Bunu aşacak yol da bu iletişim kanallarının her zaman açık kalmasıdır. Dolayısıyla sistemler arasındaki ilişkileri mukayese ederken aktörlerin oynadığı rolü de hep akılda tutmak gerekiyor" diye konuştu.

    'VİZE MESELESİ ARTIK TAMAMEN ORTADAN KALKMALI'

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Rusya ile vize meselesinin de artık tamamen ortadan kalkması gerektiğini de belirterek, "Yani uçak krizi öncesi statüye her alanda dönmemiz de büyük önem arz ediyor. Biliyorum ki Sayın Aleksey Yerhov herhangi bir Türk vatandaşının vize başvurusunu hiçbir zaman reddetmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her fert elçilikten vize alma konusunda bir sorun yaşamayacaktır. Ama niye kendisi de uğraşsın, niye kırtasiye ile kağıtla, bürokrasi ile uğraşsınlar. Artık şu vize muafiyeti meselesinde de tamamen sağlayıp bunu gündemden düşürmemizde fayda var diye düşünüyorum. Domates meselesini hatırlarsanız birkaç aşamada çözmüştük ama bu bence daha önemli bir konu, karşılıklı ziyaretleri daha da güçlendirecek ilişkileri daha da kuvvetlendirecek, derinlik kazandıracak önemli bir adım olacaktır" dedi.

    Enerji meselesine de değinen Kalın, Türkiye ile Rusya'nın yürüttüğü ortak çalışmanın tarihi nitelikte olduğunu anlattı. Kalın, TürkAkım Projesi'nin sadece Rus gazının Avrupa'ya ulaştırılmasından ibaret bir proje olmadığının altını çizerek, dünya enerji haritasının yeni bir çerçeveye oturması anlamında önemli tazammunları olan bir proje olduğunu belirtti.

    'ESED, GEÇİŞ SÜRECİNİ SAĞLAYACAK ‘SİYASİ LİDER' VASFINI YİTİRMİŞTİR'

    Suriye sorunuyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Cenevre sürecinin sonuç üretemediği bir dönemde, Astana sürecinin başlatıldığını vurguladı. Kalın, "Cenevre sürecine de katkı veren bir platform haline geldi. Şu anda sahada sonuç alabilen, somut netice üretebilen ana platformun da Astana sürecinin olduğunu ifade etmeliyiz. Bunun güzel örneklerinden birisini İdlib ateşkesinde gördük. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın, Putin ile yaptığı yoğun diplomasi görüşmeleri neticesinde onbinlerce insanın hayatı da kurtarılmış oldu" diye konuştu.

    Suriye'de siyasi geçiş sürecinin sağlanmasının ve anayasa komisyonunun ivedilikle kurulmasının büyük önem arz ettiğini vurgulayan Kalın, bu konuda Rus mevkidaşlarıyla yoğun çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

    Kalın, şöyle devam etti:

    "Tabi ki Suriye'de nihai bir siyasi çözüm Suriye halkının vereceği bağımsız kararla ortaya çıkacaktır. Ama bize göre Esed, bu geçiş sürecini sağlayacak 'siyasi lider' olma vasfını çoktan yitirmiştir. Suriye'nin geleceğini Suriye halkı demokratik, çoğulcu, bağımsız, eşitlikçi bir şekilde inşa edecekse bunu yeni bir liderlikle, siyasi perspektifle yapma imkanına sahip olmalı, bu imkan onlara sunulmalıdır. Bize göre Esed bu sürecin önünde bir engeldir. Rus mevkidaşlarımızla da bu konuyu konuşuyoruz, görüşüyoruz, görüşmeye devam ediyoruz ama karşılıklı olarak pozisyonlarımızın ne olduğunu da biliyoruz. Buna rağmen bütün bu zorluklara rağmen biz Suriye'de bir siyasi geçiş sürecinin sağlanması için elimizden gelen gayreti de bundan sonra birlikte sürdürmeye devam edeceğiz".

    'VAKTİM OLSA TOLSTOY'U RUSÇA OKUMAK İÇİN RUSÇA ÖĞRENİRDİM'

    Rusya ve Rus kültürü denilince edebiyattan, sinemadan, şiirden bahsetmeden olamayacağını kaydeden İbrahim Kalın, "Burada aslında hepimize ortak bir rol düşüyor. Birbirimizin kültürünü, sanatını, edebiyatını, müziğini daha yakından tanımak, aynı dillerde okuyabilmek. Rusya'da Türkçe eğitimi yaygınlaştırmak, Türkiye'de Rusça eğitimini yaygınlaştırmak. Bu yaştan sonra ben vaktim olsaydı, fırsatım olsaydı sırf Tolstoy'u Rusça okumak için Rusça öğrenirdim. Tolstoy'un Hacı Murat'ını herhalde okumayanımız yok gibidir. Okumayanlar varsa da derhal okusunlar" diye konuştu.

    Kalın, Türk edebiyatının önde gelen yazarlarının da Rusya'da daha fazla bilinmesi gerekir diye düşündüğünü kaydederek, şunları söyledi:

    "Elbette Nazım Hikmet'in haklı bir şöhreti var Rusya'da. Oraya gitmesi orada yaşaması. Ama Nazım Hikmet'i siyasi gerekçelerinden ziyade edebi kimliğiyle tanımak daha isabetli olur diye düşünüyorum. Ama onun yanına mutlaka bir Necip Fazıl'ı bir Ahmet Hamdi Tanpınar'ı ve diğer onlarca bir çok yazarımızı eklemek isabetli olur diye düşünüyorum. Orada da bize görevler düşüyor tabi ki, bunların Rusya'ya tercümesi, bir kısmı yapıldı ama daha fazlasını yapmak suretiyle Türk ve Rus toplumları, kültür insanları, sanat insanları arasında bu ilişkileri daha da güçlendirerek yeni işbirliklerine yeni keşiflere yeni yolculuklara zemin hazırlaması hepimizin faydasına olur diye düşünüyorum".

    YERHOV: İLİŞKİLER EN ÜST SEVİYEYE ULAŞTI

    Forumda açılışında konuşan Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey  Yerhov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yıl içinde 6 kez görüştüğünü hatırlatarak iki ülke ilişkilerinin en üst seviyeye ulaştığını söyledi. Yerhov, Rusya ve Türkiye arasında ticaretin her sene yaklaşık yüzde 40 arttığını belirterek, "Turizm alanında rekor rakamlara ulaştık. Geçen yıl 4,7 milyon Rus turist Türkiye'yi ziyaret etti. Bu yıl, bu rakamın 5,5 milyona çıkmasını bekliyoruz" dedi. İki ülke arasında TürkAkım ve Türkiye'nin ilk nükleer güç santrali olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali gibi stratejik projelerinin hayata geçirildiğini hatırlatan Yerhov, "Suriye konusunda Rusya-Türkiye arasında oluşan etkileşim, iyiye doğru ciddi değişikliklerinin garantisi olmuştur" diye konuştu.

    İlgili konular:

    ‘Siyasi irade Rusya ve Türkiye arasındaki ticari cironun büyümesi için itici güç olacak’
    'Türk Akımı, Türkiye için değil, Rusya açısından büyük stratejik önemde'
    Ortaylı: 1989’dan sonraki dönem Rusya ve Türkiye için çok hayırlı oldu
    2018 yılının ocak-eylül aylarında Rusya ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi
    Etiketler:
    'Türkiye-Rusya İlişkileri: Geleceği Şekillendirmek' konulu forum, AK Parti Dışilişkiler Başkanlığı, Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Aleksey Yerhov, İbrahim Kalın, Nazım Hikmet, Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın