02:14 16 Eylül 2019
Canlı Yayın
    Türk askeri

    ‘Fırat’ın doğusuna yönelik bir operasyon, ABD’nin PYD’ye desteğini kısıtlar’

    © AA / Arşiv
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı Elif Sudagezer
    0 158
    Abone ol

    Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ile Türk yetkililerle görüşmesinin ardından Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın “Türkiye’nin güneyinde terör koridoruna izin vermeyiz” sözlerini Dr. Özdemir Akbal ve ORSAM Suriye Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan, Sputnik’e değerlendirdi.

    "Astana'nın fişini çekmek gerek" sözlerinin ardından Türkiye'ye ziyarette bulunan Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ile Türk yetkililer arasındaki temasların yankıları sürüyor. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın Jeffrey ile görüşmesinde, ABD'nin YPG ile ilişkisini sonlandırması ve gözlem noktalarından vazgeçilmesi gerektiğini ifade ettiği açıklandı. Görüşmenin ardından "Bakan Akar tarafından muhatabına uluslararası hukuk ve anlaşmalardan kaynaklanan hak ve menfaatlerimizin korunması konusundaki kararlılık, ABD'nin terör örgütü YPG/PKK ile ilişkisini sonlandırması konusundaki haklı beklentimiz, gözlem noktalarından vazgeçilmesi ve ülkemizin güneyinde bir terör koridoru oluşmasına asla müsaade edilmeyeceği hususları tekrar ifade edildi" açıklaması yapıldı.

    Peki Jeffrey'nin ziyareti sonrası ABD, Türkiye'nin Fırat'ın doğusunda gerçekleştirmesi olası olan operasyonu engellemeye dönük olduğunu söylediği gözlem noktalarını kurmaktan vazgeçer mi? ABD, Suriye'de PYD'ye yönelik desteğini çeker mi? ABD'den Suriye politikasında geri adım gelmezse, Türkiye yine de Fırat'ın doğusuna yönelik operasyon gerçekleştirir mi? Jeffrey'nin ziyareti ve Akar'ın açıklamalarının ardından cevap aranan bu soru işaretlerini ORSAM Suriye Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan ve ABD dış politikası uzmanı Dr. Özdemir Akbal, Sputnik'e değerlendirdi.

    ‘JEFFREY'NİN SÖZLERİ ABD'NİN NİYET BEYANI OLARAK OKUNABİLİR'

    ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'nin "Astana'nın fişini çekmek lazım" sözlerinin ‘Amerikan dış politikasının niyet beyanı' olarak algılanması gerektiğine işaret eden ABD dış politikası uzmanı Dr. Özdemir Akbal "Jeffrey'nin fiş çekme ifadesi komik. Zira fiş çekince sonlanacak kadar basit bir süreçten bahsetmiyoruz. Ancak Jeffrey'nin ağzından çıkan bu sözler, Suriye meselesinde Amerikan dış politikasının bir niyet beyanı olarak okunabilecek olduğu için önemli. Bu sözlerle, ‘keşke Astana süreci olmasa' denmek isteniyor. Bu, komik olmanın ötesinde anlamı olmayan bir açıklama. Zira ne Rusya Federasyonu ne İran İslam Cumhuriyeti'nin Suriye'deki meselesi, Amerika Birleşik Devletleri istedi diye nihayete ermez. ABD, Suriye konusundaki güçlü aktörlerden biri ama aktörlerden yalnızca biri" dedi.

    ‘WASHINGTON'IN GÖZLEM KULELERİ HAZIRLIĞI, BÖLGEYİ PYD'YE BIRAKMA SÜRECİNİN PARÇASI'

    ABD'nin Suriye'den çekilme ve bölgeyi PYD'ye "emanet etme" hazırlığı içinde olduğuna değinen Dr. Özdemir Akbal "ABD'nin Suriye'den çekilmeye başladığı görüşünü savunuyorum. Aslında bu gözlem noktaları da bu sürecin parçası. ABD'nin 5 Ocak 2012'de benimsemiş olduğu stratejik tavrı gözden kaçırmamalıyız. ABD'nin 2012'den sonra özellikle, Irak'taki yoğun ekonomik yıkıma yol açan, ekonomistlerce mortgage krizlerinin de ortaya çıkardığını ifade edilen, ekonomik sorunların arkasındaki Irak'taki davranışı yatıyor; bunu bir daha yaşamamak üzere Obama idaresinde belirlenen bir strateji var. Bu strateji de; sorun alanlarının olduğu bölgelerdeki aktörlerin, hangi bölge olursa olsun, ABD tarafından yetiştirilerek, eğitilerek ve koordine edilerek o bölgedeki problemleri ABD'nin uluslararası politik çıkarlarının aleyhinde olmayacak bir şekilde sürdürmesi ve kurgulaması üzerine kurulu. Amerika'nın askeri danışmanları ve özellikle özel kuvvet personelinin silahları buraya göndermesi de, PYD terör örgütünün desteklenmesi de, ABD'nin askerini güvenle çekerken bölgeyi bırakacağı bir yapı oluşturması amacı taşıyor" diye konuştu.

    ‘TÜRKİYE'NİN ASTANA SÜRECİYLE İZLEDİĞİ DENGE POLİTİKASI ÖNEMLİ'

    Türkiye'nin Astana sürecini de yürüterek dengeli bir politika izlemesinin önemine işaret eden Akbal "Türkiye şu an da çok sağlıklı bir denge politikası yürütüyor. Bu denge politikasında aslında bundan sonraki dönemde atılması gereken en önemli adım ise Fırat'ın doğusuna operasyonun düzenlenmesi. Zaten aslında James Jeffrey'in de ziyaretinin de temel sebeplerinden bir tanesi de bu. Benim zannımca, Jeffrey Türk yetkilileri bu operasyondan vazgeçirebilmek adına da bir çaba sarf etti. Çünkü Jeffrey'in geldiği yer, adeta ‘küçük ABD' diyebileceğimiz Ürdün. Dolayısıyla basına ‘Türk ve Amerikalı yetkililerin görüşmesi yüksek düzeyli Suriye görüşmesi' diye yansıyan görüşmeler ABD'nin istediği gibi sonuçlanırsa bu Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası açısından olumlu sonuçlar doğurmaz" ifadelerini kullandı.Türkiye'nin Fırat Kalkanı Harekâtı ve Zeytin Dalı Harekâtı'nın Fırat'ın doğusundaki olası gidişat için önemli emsaller olduğuna değinen Akbal "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kararlı adımları Fırat Kalkanı operasyonunda nasıl bir sonuç doğurduysa aynı şekilde Fırat'ın doğusu operasyonunda da böyle bir sonuç doğuracaktır. Burada kilit nokta, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bu husustaki yetkililerinin Astana sürecini çok sağlıklı ve ayakları yere basar şekilde yürütmesiyle sağlayacağı desteği, ABD'nin karşısına bir denge unsuru olarak masaya koyabilmesidir. Ben operasyonda bir sıkıntı olacağını değerlendirmiyorum. Bilakis böyle bir operasyon, ABD'yi artık PYD desteği konusunda tam olarak kısıtlayacaktır" diye ekledi.

    ‘TÜRKİYE'NİN NİYETİ, SORUNU DİPLOMATİK KANALLARLA ÇÖZMEK ANCAK BU YOL TIKANIRSA ASKERİ BASKI ARTAR'

    Sputnik'e konuşan bir diğer isim ORSAM Suriye Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan ise "Türkiye'nin güney sınırlarındaki YPG bölgelerini ortadan kaldırma konusunda bir kararlılığı var. Ama Fırat'ın doğusundaki Amerika'nın askeri varlığı Türkiye'nin buraya dönük bir askeri müdahalesini zorlaştırıyor veya gerçekleşşe bunun aşırı maliyetli olmasına sebep veriyor. Dolayısıyla Türkiye Fırat'ın doğusundaki YPG sorunuyla baş edebilmek açısından bir taraftan diplomasi kanallarını açık tutuyor, diğer taraftan diplomasi masasındaki konumunu güçlendirebilmek için askeri baskıyı da bir araç olarak kullanıyor" değerlendirmesinde bulundu.

    Özellikle Soçi mutabakatının imzalanması sonrasında Türkiye'nin Fırat'ın batısındaki çatışmaları büyük ölçüde dondurduğu ve önceliğinin YPG alanları haline geldiğine işaret eden Orhan "İstanbul'da düzenlenen dörtlü zirveden hemen sonra Türkiye'nin Ayn el Arap, Tel Abyad başta olmak üzere sınırdaki bazı YPG hedeflerine dönük top atışları gerçekleştirdiğini biliyoruz. Bunun dışında da Tel Abyad bölgesine dönük Türkiye'nin askeri konuşlanmaya içerisinde olduğu gözüküyor. Fırat Kalkanı bölgesinden askeri unsurlarının bu bölgeye kaydırıldığı haberleri basına yansıyor. Bütün bunlar Amerika üzerindeki askeri baskıyı arttırma, Türkiye'nin Fırat'ın doğusundaki YPG varlığını ortadan kaldırma konusundaki askeri kararlılığını gösterme amacı taşıyor" dedi.

    ‘ANKARA'YA GÖRE ABD'NİN GÖZLEM NOKTALARI TÜRKİYE'NİN OLASI OPERASYONU ENGELLEMEYE HİZMET EDİYOR'

    Ankara'dan Cumhurbaşkanı ve bakanlar düzeyinde gelen sert ve kararlı açıklamaların da rolüne işaret eden Orhan "Bunlar da Amerikan tarafının, geri adım atmasını sağlamak ve özellikle YPG'yle olan ittifakına son vermesi konusunda zorlamak için kullanılan araçlar. Türkiye'nin tercihi tabii bu konuyu diplomatik yollarla çözmek ve bu konuda da diplomatik kanalları hala açık. Ancak burada eğer bir ilerleme sağlanamaz ise buna paralel Türkiye askeri baskısını arttıracaktır. Bu konuda da Rusya ile Türkiye paralel bir görüşe sahip. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un da son dönemde Fırat'ın doğusunu bir sorun alanı olarak ifade etmesi; Suriye'nin toprak bütünlüğünü tehlikeye attığını ve Amerika'nın orada devletimsi bir yapı kurmaya çalıştığı gibi iddialar üzerinden Rusya'nın da Türkiye'nin pozisyonunu desteklediği anlaşılıyor" ifadelerini kullandı.

    Türkiye'nin ABD'nin gözlem noktalarının Türkiye'nin olası bir askeri müdahalesine engel olmak için yapıldığı görüşünde olduğunu hatırlatan Orhan "Amerika, Türkiye'nin artan askeri baskısı karşısında bir önlem olarak sınırda gözlem noktaları kuracağını açıkladı. Bunu yaparken de YPG'nin Türkiye tarafına tehdit oluşturmaması için bir önlem olarak inşa edileceğini söyledi. Ancak Türkiye'nin okuması, bu gözlem noktalarının tamamen Türkiye'nin olası bir askeri müdahalesine engel olmak için yapıldığı yönünde. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte de hem diplomasi kanalı hem de askeri çözümün masada olduğu bir diplomasi çözüm arayışı devam edecek gibi görünüyor. Amerika'nın alacağı tavra göre Türkiye, bu iki yöntemden birisini önceleyebilir" dedi ve şöyle devam etti:

    ‘TÜRKİYE'NİN ÇEŞİTLİ ASKERİ ADIMLAR ATMASI OLASI'

    "Bu senaryo gerçekleşirse Fırat Kalkanı yada Zeytin Dalı benzeri kapsamlı bir operasyon düzenlenmesi yine de çok düşük bir ihtimal. Amerika'nın YPG'yi koruma konusunda ısrar etmesi halinde benim kanaatimce Türkiye, sınır bölgesinde yani Fırat Nehri'nden başlayarak Irak sınırına kadar uzanan hat içerisinde yaklaşık 10-15 kilometre derinliğe sahip bir alanda fiili güvenli bir alan oluşturmak istemesi en mantıklı askeri seçenek gibi görünüyor. Ama tabii burada da kastedilen bu hattın kontrol edilmesi değil, ancak bazı stratejik öneme sahip noktaların ve yerleşimlerin Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından veya Türk Silahlı Kuvvetleri olmasa bile Türkiye'nin desteklediği yerel unsurlar tarafından ele geçirilmesi, kontrol edilmesi söz konusu olabilir. Bunun dışında Türkiye sınır hattı boyunca Türkiye tarafında askeri konuşlanmasını arttırabilir. Çok dikkatli olmak koşuluyla hedefe dönük ve son derece zaman sınırlı hava saldırıları, operasyonları gündeme gelebilir. Menbiç'in çevresindeki yine askeri konuşlanma artırılabilir. Türkiye'nin YPG bölgeleri içerisinde irtibatta olduğu, desteklediği unsurlar vasıtasıyla bu bölgede YPG'yi ve Amerika'yı daha güvensiz bir alanda kalmasına neden olacak bazı girişimleri, Türkiye destekleyebilir. Ama bunun ötesinde şu anda geniş kapsamlı bir operasyon Amerika'yla anlaşmadan, koordine edilmeden yapılması zor. Ama bu çerçevede giderek artan baskı sürecinde karşı karşıya kalabilir."

    Türkiye, YPG'yi, PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak görüyor ve bu yapıyla ilişkili DSG gibi örgütlerin de 'terör örgütü' olarak kabul edilmesini istiyor. Ancak, Başta ABD olmak üzere Batılı güçler, Ankara’nın bu görüşünü kabul etmiyor. Ankara, ayrıca YPG'ye silah verilmesine de sert bir şekilde karşı çıkıyor.

    İlgili konular:

    ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey: Fırat bölgesinde tehlikeli oyun oynamıyoruz
    ‘ABD Fırat’ın doğusunu kendisi için kırmızı çizgi yaptı, Türkiye’nin operasyonunu engellemek için her girişimde bulunur’
    ABD, Fırat'ın doğusunda Türkiye sınırına gözlem noktaları kuracak: Amaç, YPG'ye müdahaleye engel olmak
    ENKS ile görüşen ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey, Kobanililerin dönmesini istedi
    Rusya Savunma Bakanlığı: Lazkiye ve Halep'e yönelik saldırılarda bir Suriye askeri öldü, 1'i yaralı
    Kremlin: Yeni Suriye zirvesinin tarihi belirlenmedi
    Etiketler:
    askeri operasyon, Soçi görüşmesi, Zeytin Dalı Harekatı, Fırat Kalkanı Harekatı, Astana görüşmeleri, PYD/YPG, Özdemir Akbal, Oytun Orhan, BM Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Menbiç, Tel Abyad, Ayn El Arap, Ürdün, ABD, İran, Rusya, Fırat'ın doğusu, Suriye, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın